Müteahhitler kendi kendini denetliyor

Ranta dayalı inşaat sisteminde özelleştirilen yapı denetimleri sözde kalıyor.
Müteahhitler kendi kendini denetliyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 10 ilde yıkılan ve acil yıkılacak bina sayısının 105 bin 794 olduğunu açıkladı. 42 binden fazla insanın hayatını kaybetmesinin asıl sebebi, depremlerin büyüklüğünden ziyade bu kadar çok sayıda binanın yıkılması oldu. Hükümet, kısa süre içerisinde yıkılan binaları yapan müteahhitleri ve diğer sorumluları göz altına alarak kamuoyu vicdanını rahatlatmaya çalışsa da şantiye şefinden Cumhurbaşkanına kadar uzun bir zincir halindeki ranta dayalı inşaat sektörü, on binlerce insanın hayatını kaybetmesinin temel nedenlerinden biri. Bu zincirin halkalarından birini de yapı denetim sistemi oluşturuyor.

1999 depreminin ardından 2001'de yürürlüğe giren 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun, 2011'de yapılan yasal düzenlemeyle 81 ili kapsayacak şekilde genişletildi. Yapı denetiminin kapsamının genişletilmesi olumlu bir adım olarak görülse de denetim görevinin meslek odalarından alınarak özel şirketlere devredilmesi yönetmeliğe uygun olmayan ve depremde binlerce kişiye mezar olan binaların yapılmasına ve onaylanmasına zemin hazırladı. Yeni Şafak gazetesi, o dönemde bu düzenlemeyi “Mimar ve Mühendis Vesayeti Bitti” başlığıyla haber yapmıştı. Ancak biten şey vesayet değil, kamu yararını gözeten bağımsız ve liyakat sahibi kurumların denetim göreviydi.

yeni şafak

TMMOB’nin eski Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Mehmet Soğancı’nın yapı denetim sisteminde yapılan düzenlemeye dair yorumları şu şekilde:

"Yapı denetimi, idarenin yaptırım gücüne dayanarak yürüttüğü asli kolluk faaliyetleri içinde yer almakta olup, Anayasa`nın 128'inci maddesinde belirtildiği üzere, devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülmesi gerekmektedir. Oysa 4708 sayılı Yasa ile devlet, bu asli ve sürekli hizmetini -Anayasa`nın 128. maddesinin yürürlükte olmasına karşın-, özelleştirme konusu yapmıştır. Yapı denetimi, zemin ve temel raporlarından ruhsat aşamasına (aslında ruhsat aşaması dahil, çünkü ruhsat denetim raporlarına göre verilmektedir) kadar yapı denetim kuruluşlarına teslim edilmiştir.

Kamusal açıdan idare, kolluk faaliyetleri arasında yer alması nedeniyle yapı denetimi ve bunun sonucu olan ruhsat verme yetkisini özel kişilere devredemez, devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu bu kamu hizmetini, ancak memurlar ve diğer kamu hizmetlileri eliyle gördürmesi gerekir."

AK Parti hükümeti tarafından kurulan bu sistemde, inşaat şirketine sahip ailenin bir ferdi müteahhitlik yaparken, diğeri de yapı denetim firması kurabiliyor ve kendi inşaatına onay verebiliyor.

Cumhuriyet’ten Bora Erdin’in haberine göre Hatay’da yıkılan bazı binaların müteahhitleri aynı zamanda yapı denetim şirketinin de sahibi. Erdin, ulaştığı bilgileri şu şekilde özetliyor:

Hatay Elit Yapı denetim şirketinin sahibi Hamit Yarıkkaya aynı zamanda ilde inşaat da yapan HY Ege Mühendislik şirketinin sahibi. Hatay’da en çok bilinen Dizayn Yapı Denetim isimli şirketin sahibi Şahap Harputlu’nun ağabeyi İbrahim Harputlu yine kendi adını taşıyan inşaat şirketi ile müteahhitlik yapıyor. Ticaret kayıtlarında öne çıkan ve bölgenin en eski yapı denetim şirketi ise Hatay Yapı Denetim Limited. Şirketin iki ortağı var, bunlardan biri Samim Onur Özdemir diğeri ise Erdal Karakaya. Bu kişiler Özdemir Mimarlık Mühendislik Ticaret Limited Şirketi ile de inşaat faaliyeti yürütüyor.

Cemiloğlu Yapı Denetim firmasının ortaklarından Volkan Ömer Göçeri’nin kendi soyadını taşıyan bir inşaat ve mühendislik şirketi var. Hatay’da büyük yapı denetim şirketlerinden biri de Çağdaş Fen Yapı Denetim. Bu şirketin sahipleri ise Edip Talipoğlu, Edip Recepoğlu ve Kadir Ateş. Şirket ortaklarından Edip Recepoğlu yapı denetim şirketi kurmadan önce 2007’ye kadar Hatay’da inşaatlar yapmış.

Özetle, 42 binden fazla insanın hayatına mâl olan bu felaketin sorumluluğunu müteahhitler ve yapı denetim şirketlerinin sahiplerine yüklediğimiz kadar, insan canını inşaat rantına tercih eden ve bütün sistemi inşaat şirketlerinin insafına terk eden hükümete de yüklemeliyiz. Hükümetten ve diğer tüm sorumlulardan bunun hesabını sormalıyız.

Depremde hayatını kaybeden 35 binden fazla insanın katillerinden sadece bazıları olan müteahhitler ve inşaat firmalarının sahipleri hızlı bir şekilde göz altına alınmaya ve tutuklanmaya başlandı. Ancak bu binaları onaylayan belediye yetkilileri veya yapı denetim sistemini özel şirketlere devreden AK Parti hükümetinden herhangi bir kişi henüz gözaltına alınmış değil. En aşağıdan yukarıya bir silsile hâlinde inşaat sektörünü insanlara mezar hâline getiren bu sistemin en altındaki insanların tutuklanması kamu vicdanını rahatlatmayacak. Bu sistemi inşa eden siyasetçilerin de sorgulanması ve suçluların tutuklanması gerekiyor. 

TMMOB’den alınarak özel şirketlere devredilen yapı denetim görevi, inşaat şirketi olan kişilerin aynı zamanda yapı denetim firmaları da kurarak kendi kendini denetle(me)diği bir sistem yarattı. İktidara yakın gazeteler ise bu kararı sevinçle kutlamıştı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Kriz neden yönetilemiyor? Hatalar Silsilesi #1

İmar afları, yapı denetimleri, deprem vergileri, deprem önergeleri, başarısız sınav veren kurumlar

22 Şub 2023

Getty Images

YAZARLAR

Abdullah Esin

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR