Kendilerinden Dinlesek?

Müzik dünyasında olup bitenlerle birlikte (ya da belki olamayanlarla demeli), Karşılaşmalar’ın da karakteri değişeceğe benziyor.
Kendilerinden Dinlesek?

Bu başlık, bizim yeni karşılaşmalara ortam açmaya çalıştığımız yazma alanımızdı bugüne kadar. Şimdi ise müzik insanlarının, emekçilerinin kendi ağızlarından dökülenlere, meselenin dertli kısmına kapı aralayacak bir yere doğru evriliyor… Bu da aslında hiç yeni olmayan, ama kurulan cümlelerle başka yeni karşılaşmaları size sunacak gibi.

Bu hafta, müzik sektöründen iki isimle iki ayrı röportaj yaptık. Burada sizlere bu sohbetler için adres göstermek istiyorum. 

Fotoğraf: Zeynep OzkancaFotoğraf: Zeynep Ozkanca

İlki Taner Yücel. Kendisi, biz dinleyiciler için, müzik sektörünün çok ortalarda görünmeyen ama elinizi attığınız bir şarkı ya da projede karşınıza ansızın çıkabilecek, disiplinler arası bir müzisyen… Bazı reklamlarda, bazı güzel dizi ve filmlerde (Limonata, Sonsuz, Ben de Özledim örneğin…), bağımsız film projelerinde, kısa film çalışmalarında müzikte sizi bir şey “kim yapmış bunu” diye meraka sürüklüyorsa karşınıza Taner’in çıkma ihtimali var demektir. Farklı müzik scenelerinde farklı kanallarda üretimlerine devam eden Taner’i, belki birçoklarımız Jakuzi grubuyla daha çok duydu. Geçtiğimiz yıla kadar Domuz Records adında bağımsız bir plak şirketi de vardı ve hem kendi üretimlerini hem de diğer üretimlere dahil olma işini burada yürütüyordu.

Hâl böyle olunca içinden geçtiğimiz süreci onun cephesinden dinlemenin, anlamanın önemli olacağını düşündük. Sohbetimiz Türkiye’de bağımsız bir müzik insanı olmanın zorluklarından, haklara; kayıplardan edindiklerimize, kentte ve doğada bıraktığımız izlerden meslek birliklerine kadar pek çok konuya daldı çıktı.

Biraz fragman girse araya… Müzik dünyasının aktörlerinin çözüme dönük düşüncelerini merak ettiğimden bu soru muhakkak sohbette yerini alıyor.

“…Çok umutlu değilim bu konuda… Sanatçıların da değişmesi gerek. Kısa günün karı olan şeyler de yaşayabiliyorsun sektör içinde… Müzisyenlik biraz oruç tutmak gibi oldu zaten Türkiye’de. Yani, bir şeyden kazanıp üç ay evden çıkmayayım aman, gibi bir şey oldu…” 

“…Müzisyenler başka çözümler bulmalı kendi arasında da… Mecburen bir tayfalaşmadan bahsediyorum. Bir müzik ağında, komünitesinde olman gerek. Ama, bireyselcilik çok fazla…” 

“… Ben birkaç işimde… takas teklif ettim örneğin; kısa film için müzik yaptıktan sonra, bir gün benim de klip işim olursa sen de bana klip yaparsın, dedim. Anlaştık…” 

Doğayı, Marmara Denizi’ni, ekonomik ve politik çıkmazları, müzisyenlerin böyle bir ortamda birbirine dönmesi gerektiğini, müzik dünyasındaki gariplikleri, geleceğe dair düşündüklerimizi dönüp dönüp konuştuk. Taner’in üretkenliğine dair planları olduğunun ip uçlarını alarak ayrıldım bu görüşmemizden. Daha evvelki sohbetlerimizden hatırladığım hayallerini de eşeledim azıcık. Bu da bana kalacakların yanına eklensin. Zaten beni etkileyen çok cümle geçti ve sohbetin tamamında sizlerle bunları paylaşıyorum.

“Gökyüzünden parseller alınan bir şehirde hâlâ durup bir saksıya çiçek ekip bütün gün ona bakmak ne kadar komik geliyor bana artık, anlatamam…”

 Bu güzel sohbetin tamamını buradan okuyabilirsiniz. 

İkinci konuğumuz ise; pek sevdiğimiz, dinleyicisi olduğumuz Peyk grubunun İrfan Alış’ı. Konumuz da elbette Olta Dayanışma Geçtiğimiz Eylül ilk albümü dijital platformlarda yayınlayan, birbirinden farklı janrlardan bir sürü müzisyeni bir araya getiren projenin son albümü, Türküler Yetişti İmdada geçtiğimiz günlerde dinleyiciyle buluştu. Alış’ın aktardığına göre kayıtlar birikmeye devam ediyor ve gelecek albümün heybesi de hazırda…

Logo: Yaman Can

Logo: Yaman Can

Dayanışma fikrini önemseyen, müzik dünyasına bu fikri bulaştırmaya çalışan, bunu yaparken müzikal üretimleri öne çıkarmayı amaçlayan Olta projesini / dayanışma ağını var edenleri, kendisi her fırsatta, farklı kanallarda anlatsa da bu ağı bir de bizden duyun istedik. Sohbetimiz, projenin başlangıç fikrinden evrildiği yere, müzik dünyasının yeni olmayan çok derinden değişmesi gereken sorunlarına, sürdürülebilir gelir akışının dayanışma yoluyla sağlanmasından izlenebilecek yollara ve elbette müziğin bireyselleşmesi gibi birçok yere girdi çıktı.

Biraz da buraya fragman girse…  Alış projeden bahsederken, işin kendisi ve Peyk’in dışında bir ekip işi olduğunu, kendisinin bir vitrin, anlatıcı olduğunu sık sık vurguladı. Ülkedeki sistemin eleştirisine dair şarkı yapmaya olan inancının dahi zedelendiğinden dem vursa da Olta Dayanışmanın kendisi ve onun gibi düşünen müzisyenlerdeki anlamı üzerine çok güzel şeyler söyledi...

“…Bir süredir devam eden sıkıntılı hâlin ardından çıktı bu fikir. Dedik, albümler yayınlamaya başlayalım imeceyle. Herkesin şarkılarını, yapmak istediği şarkıları ya da yapmayı düşündüğü ama yapamadığı şarkıların prodüksiyonunu yardımlaşarak yapalım ve bunu da yine müzisyenlere vakfedelim. …”

“…Biz albümleri dijital yayınladığımız için, dijital mecralarda nerede yayınlanıyorsa, dinleniyorsa, oradan bize gelirler akıyor. Çok büyük paralar değil şu anda. Çok düşük, ama bunun önemi yok. Bu, devamlı bir gelir. … … Düşünün 50 albüm yayınlandığında 45 albümün geliri yatmaya devam ediyor olacak. Ve bunlar yarın öbür gün film müziği olarak kullanılmaya başlayacak, bir sürü telif gelecek… Bu paralar hep Olta bünyesinde birikip aynı anda her ay dağıtılacak ya da 3 ayda bir, dağıtım yapmaya yetecek kadar bir miktar oluştu mu dağıtılacak. Pandeminin bununla ilgisi var mı? Yani hep söylüyorum röportajlarda, bu ülkede müzisyenin pandemisi hiç bitmez. Bitmedi, ben 25 yıldan beri pandemideyim zaten. …”

İrfan Alış’ın etrafındaki müzik insanlarına ve yaptıkları işlere dair umutlu cümlelerle kapanış yapması, üstelik tüm umutsuz vaziyete rağmen, bana da hem dinleyici hem de projenin takipçisi olarak iyi geldi. Umarım sizlere de iyi gelir.

Bu güzel röportajın tamamını da buradan okuyabilirsiniz. 

Bu iki kıymetli karşılaşma, müzik dünyasındaki sorunların farklı cephelerde ve üretim çemberlerinde ne kadar aynı yerlerden yara aldığının altını bir kez daha çiziyor. Röportaj serimiz, kendi bloğumuzda ve burada karşılaşabileceğiniz bir durak olmaya devam etsin istiyoruz… Bu da bizden bir fragman olsun.

İyi okumalar, iyi düşünmeler ve elbette ki iyi dinlemeler…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Müzikli MevzularMüzikli Mevzular

BÜLTEN SAYISI

Kayıplar ve Kazanımlar

Müzik Dünyasında Olup Bitene İçerden Bir Bakış

10 Haz 2021

Kayıplar ve Kazanımlar

YAZARLAR

Tuğçe Hakarar

Müzikli Mevzular

Müzikli Mevzular

Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR