Nafaka tartışmaları: 'Yoksulluk nafakası kamuoyuna yansıtıldığı gibi koşulsuz ve süresiz değil'

Aposto’ya konuşan Mor Çatı ve Kadının İnsan Hakları Derneği temsilcileri, yoksulluk nafakasının “süresiz, koşulsuz ve otomatik bir ödeme” olmadığına dikkat çekerek bunun boşanma sonrası yoksulluğa karşı bir sosyal güvence olduğunu ifade ediyor.
Nafaka tartışmaları: 'Yoksulluk nafakası kamuoyuna yansıtıldığı gibi koşulsuz ve süresiz değil'

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) yoksulluk nafakasının “süresiz” uygulanmasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesi, boşanma sonrası ekonomik haklar ve sosyal güvence tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

  • Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “yoksulluk nafakası” başlıklı 175. maddesine göre, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka talep edebiliyor.

Bu düzenleme, nafakanın kanunda belirlenmiş sabit bir süreye bağlı olmadığını gösteriyor. Ancak yeniden evlenme, fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ya da ölüm gibi durumlarda nafaka sona eriyor. Kadın hakları savunucuları nafaka sisteminin hedef hâline getirildiğini ve kamuoyunda yıllardır “ömür boyu nafaka” olarak tartışılan uygulamanın yanlış bilgilere dayandığını söylüyor.

Kadının İnsan Hakları Derneği (KİH), yaptığı açıklamada yoksulluk nafakasının “süresiz, koşulsuz ve otomatik bir ödeme” olmadığına dikkat çekerek bu düzenlemenin boşanma sonrası yoksulluğa karşı bir sosyal güvence niteliği taşıdığını ifade ediyor.

Kadın örgütleri ayrıca Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranının erkeklere kıyasla düşük olmasının, boşanma sonrası ekonomik kırılganlığı artırdığına dikkat çekiyor.

‘Yoksulluk nafakası kamuoyuna anlatıldığı gibi koşulsuz ve süresiz bir ödeme güvencesi değil’

Aposto’ya konuşan Kadının İnsan Hakları Derneği’nden İrem Gerkuş'a göre kamuoyunda yıllardır kullanılan "ömür boyu nafaka" söylemi mevcut uygulamayı yansıtmıyor. Gerkuş, Medeni Kanun'daki "süresiz" ifadesinin nafakanın koşulsuz şekilde ömür boyu devam edeceği anlamına gelmediğini ifade ediyor:

“Bu söylem gerçeği çarpıtmak amacıyla üretilmiş bir denklem. Bunun ne uygulamada ne de hukuken bir gerçekliği var. Mevcut düzenlemede yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafı korumak için düzenlenmiş bir haktır. Koşulsuz, süresiz, ömür boyu, otomatik bir ödeme değil.”

TMK'nın 176. maddesine işaret eden Gerkuş, nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi, yoksulluktan kurtulması veya tarafların ekonomik koşullarının değişmesi hâlinde nafakanın kaldırılabildiğini ya da yeniden düzenlenebildiğini söylüyor:

“Yoksulluk nafakası kamuoyuna anlatıldığı gibi koşulsuz ve süresiz bir ödeme güvencesi değildi. ‘Süresiz’ ibaresi yoksulluk devam ettiği sürece korumanın süreceği anlamına geliyordu; koşullar değiştiğinde nafaka zaten kaldırılabiliyordu.”

‘Kadınları doğrudan yoksulluğa ve güvencesizliğe itecek’

Gerkuş, iş yaşamından uzak kalan kadınlar için yoksulluk nafakasının önemli bir güvence olduğunu söylüyor:

“Bu karar kadınları doğrudan yoksulluğa ve güvencesizliğe itecek. Evlilik boyunca çocuk bakımı ve ev işleri nedeniyle iş piyasasından uzaklaşmak zorunda kalan, kariyerini ve ekonomik bağımsızlığını yitiren kadınlar için nafaka bu eşitsizliğe karşı önemli güvencelerden biriydi.

Bazı kadınlar boşanmaktan vazgeçecek. Bazıları şiddet gördüğü evliliklerinde kalmaya zorlanacak. Bazıları ise boşandıktan sonra çocuklarıyla birlikte çok daha ağır bir yoksulluğa sürüklenecek. Nafaka, kadınların şiddet gördükleri, baskı altında tutuldukları ya da mutsuz oldukları evliliklerden çıkabilmelerini sağlayan en önemli köprü."

Ayrıca Gerkuş'a göre nafaka karşıtı tartışmalarda farklı nafaka türleri de birbirine karıştırılıyor:

“Burada bilinçli bir kavram karmaşası yaratılıyor. Nafaka karşıtı gruplar çoğu zaman nafakadan tek bir toplam gibi söz ediyor. Oysa yoksulluk nafakası ile çocuklar için bağlanan iştirak nafakası aynı şey değil. 

Uzun süre devam eden ödemelerin önemli bir kısmı çocukların bakım, eğitim ve temel ihtiyaçları için bağlanan iştirak nafakasıdır. Erkekler 'ömür boyu nafaka' derken çoğu zaman çocuklarına karşı sorumluluklarını da mağduriyet gibi anlatıyor.”

Gerkuş, kararın en çok uzun yıllar ev içi emek vermiş, çocuk veya hasta bakımı nedeniyle çalışma hayatından uzak kalmış kadınları etkileyeceğini belirtiyor:

“Yıllarca iş piyasasından uzak kalan kadınlar için yeniden iş bulmak zor, düşük ücretli ve güvencesiz işlerin yaygınlığı da bu durumu daha da zorlaştırıyor.”

Nafaka miktarları ne kadar?

2024’te yapılan Kadın Dayanışma Vakfı’nın araştırmasına göre aylık yoksulluk nafakalarının ortalaması 1.780 TL civarındaydı. Enflasyon artışına göre bu miktarın şu an 2.083 TL'ye denk geldiği belirtiliyor.

  • Medeni Kanun’da yoksulluk nafakasının hangi koşullarda bağlanacağı açık biçimde sıralanıyor: "Yoksulluk nafakası boşanmada kusuru karşı tarafa göre daha yüksek olmayan ve boşanmayla yoksulluğa düşecek tarafa bağlanır."

Gerkuş'a göre yoksulluk nafakasının kadınlara daha sık bağlanmasının nedeni hukuki bir ayrıcalık değil, toplumsal eşitsizlikler:

“Burada herhangi bir cinsiyet belirtilmez, eğer bu şartlar erkek için oluşuyorsa erkekler için de nafaka bağlanabilir. Evlendikten sonra çocuk, yaşlı, hasta bakımı, ev işleri sebebiyle işine ya da eğitimine devam edemeyen ya da ayrılmak zorunda kalan taraf kadınlar oluyor. 

Yani kadınlar hem daha az kusurlu olan hem de saydığımız sebeplerden ötürü yoksulluğa düşen taraf oluyor. Yoksulluk nafakasının miktarı tarafların ekonomik gücüne göre belirleniyor. Nafaka yükümlüsünün ekonomik açıdan zora düşmesi halinde nafaka miktarları yeniden hesaplanıyor.”

Gerkuş, “Kadınlar hükmedilen bu miktarlarla bahsedildiği gibi lüks yaşamak bir yana, en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumdalar. Mahkemeler tarafından hükmedilen nafakaların %44’ü ödenmiyor. Yani kadınlar çoğu zaman düşük miktarda bağlanan nafakaya bile erişemiyorlar” diyor.

TÜİK verilerine göre kadınların istihdam oranı %32,5, erkeklerde %66.9

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, kadınların istihdam oranı %32,5 iken, erkeklerde bu oran %66.9. Kadınlar erkeklere göre iki kat daha az istihdam edilirken, işgücüne dahil olamayan 22 milyon kadın bulunuyor. Yani 3 kadından 2’si iş dahi aramıyor.

  • Ailevi nedenlerle çalışma hayatından koptuğunu söyleyen kadınların sayısı 2026’nın başında 4 milyonu geçti.

Gerkuş, yoksulluk nafakasının kadınlara tanınmış özel bir hak olmadığını, kanunun cinsiyet ayrımı yapmadığını vurguluyor:

“Yoksulluk nafakasından mahrum kalmak, kadınların boşanma sonrası hiçbir maddi destekleri ve güvenceleri olmaksızın yoksulluğa ve sefalete mahkum olması anlamına geliyor. Dolayısıyla bu karara dayanarak Medeni Kanun'da yapılacak her bir düzenleme, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirme ve kadınların mücadele ile kazandığı medeni haklarında geriye gidişe sebep olacak.”

Mor Çatı: 'Nafaka yaşam maliyetlerinin çok altında'

Aposto'ya konuşan Mor Çatı temsilcileri de kadınların büyük bölümünün aslında yoksulluk nafakası alamadığını, çoğu durumda sürecin iştirak nafakası üzerinden ilerlediğini belirtiyor.

  • Derneğe göre kadınlar kimi zaman "Bu kişiden kurtulayım" düşüncesiyle, kimi zaman da boşanmayı kolaylaştırmak için nafaka talebinden tamamen vazgeçebiliyor.

Mor Çatı, hem yoksulluk hem de iştirak nafakalarının çoğu zaman çok düşük seviyelerde kaldığını, bu rakamların yaşam maliyetlerinin oldukça altında olduğunu vurguluyor:

“Kadınların aldığı nafakanın çoğu ortak çocukların bakımı için ödenen iştirak nafakası. Gerek yoksulluk gerek iştirak nafakası için ise açlık sınırının çok altında, hatta bazen 2000-2500 TL gibi İstanbul’da aylık ulaşım bedelini dahi karşılamayacak rakamlarda nafaka tahsis ediliyor.”

Dernek, kamuoyunda sıkça gündeme gelen yüksek nafaka örneklerinin ise çoğunlukla istisnai ve anlaşmalı boşanmalardan kaynaklandığını ifade ediyor:

“Kamuoyunda sıklıkla örnek verilen yüksek nafakalar anlaşmalı boşanmalarda ortak karar olarak belirlenen rakamlar.”

Mor Çatı ayrıca, yüksek gelirli örneklerde bile mahkeme kararlarının kadınların yaşamını güvence altına almaktan uzak kaldığını belirtiyor:

“Örneğin yakın zamanda karşılaştığımız bir örnekte erkeğin aylık maaşı 500 bin TL'nin üzerindeyken kadına yoksulluk nafakası bağlanmamış; müşterek çocuk için ise 25 bin TL iştirak nafakası tahsis edilmişti. Mahkemenin belirlediği miktarlar kadınların ve beraberlerindeki çocuklarının yaşamlarını sürdürmeleri için yeterli miktarlar olmadığı gibi, kamuoyunda ısrarla sürdürülen karalama kampanyasının aksine, nafaka boşanıp 'rahat yaşamanın' yolu hiç değil.”

‘Erkekler ekonomik şiddeti sürdürüyor’

Mor Çatı’ya göre derneğe gelen başvurularda yalnızca nafaka miktarı değil, sürecin kendisi de ciddi bir sorun alanı. Erkeklerin ekonomik şiddetinin boşanma sürecinde de devam ettiğini belirten dernek, mal kaçırma ve gelir gizleme gibi yöntemlerin sık görüldüğünü aktarıyor:

“Erkekler, evlilik boyunca kadınları çalıştırmama, eğitim haklarından alıkoyma, maaşına el koyma, borçlandırma gibi ekonomik şiddet biçimlerini uygulayabildikleri gibi boşanmada da nafaka vermemek, mal bölüşmemek için sigortalı çalışmıyor; mal-mülklerini ve işlerini akrabalarının üzerine geçiriyorlar.”

Dernek, nafaka bağlansa bile bu kez tahsilat sorununun ortaya çıktığını ifade ediyor:

“Nafakanın tahsis edildiği durumlarda da ödemeyi geciktirmek, tebligat almamak için adres değiştirmek gibi yollara başvuruyorlar.”

Mor Çatı ayrıca, enflasyon nedeniyle nafakanın zaman içinde hızla eridiğini ve artırma davalarının da uzun sürdüğünü belirtiyor:

“Koşullar değiştiğinde nafaka kaldırılabilir ya da miktar değiştirilebilir. Ancak Türkiye’deki yüksek enflasyon nedeniyle bunu dava süreçleriyle takip etmek mümkün değil. Örneğin, Mor Çatı'ya başvuran bir kadın 2024'ten bu yana çocuk başına tahsis edilen 750 TL nafakanın artırılması davasının sonuçlanmasını beklediğini aktardı."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Melisa Gülbaş

Aposto editörü

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Karar almak ya da alamamak: Mutlak butlanla afetler birbirine nasıl bağlanıyor?

Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.

23 Tem 2026

Karar almak ya da alamamak: Mutlak butlanla afetler birbirine nasıl bağlanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni parti gündemi: CHP'den istifa eden üyeler partiden neden ayrıldıklarını anlatıyor

CHP Genel Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Özgür Özel'in 83 milletvekilinin katıldığı son grup toplantısında yeni parti hazırlıklarını duyurmasının ardından partide art arda istifalar yaşandı. CHP'den istifa eden üyeler, neden istifa ettiklerini ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini Aposto'ya anlattı.

Melisa Gülbaş

·

22 Tem 2026

Yeni parti gündemi: CHP'den istifa eden üyeler partiden neden ayrıldıklarını anlatıyor
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Batur Ozan Togay

·

21 Tem 2026

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Birol Oğuz

·

20 Tem 2026

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

Melisa Gülbaş

·

20 Tem 2026

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?