Netanyahu’nun zihnine yolculuk: Fikir babaları, ideolojik referansları

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
16 yıldır İsrail'in başbakanlığını yapan Binyamin Netanyahu, şüphesiz Ortadoğu'nun ve son dönemde dünyanın en etkili politik aktörlerinden biri. Buna karşın imza attığı imha ve soykırım tarzı savaşı besleyen ve "fanatik ırkçılık" olarak tanımlanan ideolojisinin kaynakları hakkında nadiren konuşuluyor. Bu savaşçı zihniyetin arka planını irdelemek için konuya dikkat çeken isimlerden bazı örnekler sunmalıyım:
Londra merkezli Şark’ul Avsat isimli Suudi Arabistan gazetesi yazarı Mustafa Feki, savaş vesilesiyle ciddi bir çıkarımda bulunuyor:
“Gazze Şeridi'nin, Beyrut'un güney banliyösünün, diğer Lübnan ile Filistin bölgelerinin uğradığı yıkım ve tahribatın boyutlarını düşünürsek, İsrail'in hiçbir zaman barış arayışında olmadığını, birarada yaşamayı kabul etmediğini hemen anlarız.
Öncelikle İsrail Başbakanı Netanyahu'nun BM'de yaptığı konuşma sırasında sanki evrenin en büyük mimarı; Ortadoğu'yu yeniden düzenliyor ve hiçbir zaman kaybolmayan İsrail ajandasına göre ayarlıyormuş gibi yeni bir Ortadoğu haritası sunduğunu görünce pek şaşırmadım. Zira sahte ‘Fırat'tan Nil'e İsrail Devleti’ sloganını yükselten İsrail’in kendisidir.”
Fransa merkezli Le Monde Diplomatique'te Charles Enderline imzasıyla yayımlanan Fransızca-İngilizce makalenin giriş cümlesi şöyleydi:
"Menahem Begin, İzak Şamir ve Binyamin Netanyahu başbakanlıkları döneminde Filistin toprakları üzerinde Yahudi yerleşim birimleri (militarist ruhlu fanatik silahlı milislerin de yaşadığı köy-kentler) büyük bir gayretle inşa edip yaygınlaştırma politikaları sayesinde (koyu sağcı) Likud Partisi iktidara gelebildi."
Filistinli ve İsrailli bazı muhalif gazetecilerin ortak yayını +972 Magazine de mevcut iktidarın yayılmacı-işgalci zihniyetinin teşhir edildiği yerlerden... Oren Yiftachel imzasıyla yayımlanan 15 Ekim 2024 tarihli haber-yorumun özetine bakalım:
"Günümüzde İsrail, kendi üstünlüğünü ve dayatmacılığını gizlemek için hiç çaba harcamıyor. 2018 yılında Yahudi milletinin devleti olduğunu resmen ilan etti. 2022 yılında ise Yahudi halkının inkar edilemez meşru hakkını kullanıp Eretz Yizrael, yani antik dönemden beri ilahi buyruk doğrultusunda kurulmuş olduğu rivayet edilen ve şimdiki Filistin’de (Batı Şeria ile Gazze) sonsuza kadar yerleşme duyurusu yapıldı. Temmuz 2024’te ise Knesset (parlamento) bu yönde bağlayıcı bir karar aldı."
Dış İlişkiler Konseyi (CFR), Brookings Enstitüsü, Carnegie Enstitüsü, Uluslararası Kriz Grubu (ICG), Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi (CNAS), Washington Enstitüsü, Heritage Vakfı, Amerikan Genel Siyasi Araştırmalar Projesi Enstitüsü (AEI) Rand Corporation, Uluslararası ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSIS) gibi ABD merkezli düşünce kuruluşlarını mercek altına alan Arap araştırmacı-yazar Rend Wehbe, Lübnan merkezli El Ahbar gazetesi için şu değerlendirmeyi yaptı:
“Fikir ve önerileriyle Jabotinsky zihniyetine dönüşü ifade eden yukarıda adı geçen kuruluşlar, büyük ölçüde Amerika’daki asker-güvenlik çevreleriyle irtibatlı çalışmaktalar. Özellikle de sağcı Cumhuriyetçiler ile fanatik Yeni Muhafazakarlar ile irtibatlı olanlar, ‘İsrail’in kendini savunma hakkı’ bahanesiyle Netanyahu’nun pervasız ve acımasız saldırılarına kılıf uydurup meşrulaştırmak suretiyle Jabotinsky’e rahmet okuyorlar.”
Kimdir bu rahmet okunan Jabotinsky?
Ze'ev Jabotinsky veya Vladimir Yevgenyevich Zhabotinsky, 17 Ekim 1880'de Rusya'ya bağlı Odessa şehrinde doğmuş; 3 Ağustos 1940'ta ABD'nin New York kentinde kalp krizinden ölmüştür. Dünya kamuoyunda Yahudi asıllı Rus-Amerikalı Siyonist önder olarak bilinen bu isim, aynı zamanda yazar, şair, hatip, gazeteci ve asker sıfatlarıyla da tanınır.
Jabotinsky, İsrail Devleti'nin kurulmasında önemli bir rol oynayan militan Siyonist-Revizyonist hareketin de kurucusudur. 1898'den sonra Roma'daki Sapienza Üniversitesi'nde hukuk eğitimi aldı ve yabancı ülkelerde muhabirliğe başladı. Gazetecilikte büyük ün kazanmasının ardından 1901'de başyazar olarak Odessa'ya çağrıldı.

Vladimir Yevgenyevich Zhabotinsky
1903'te hem yazılarıyla hem de etkileyici konuşmalarıyla Filistin'de bir Yahudi millî devletinin kurulması yolunda Siyonist görüşlerini savunmaya başladı. Aynı yıl Kişniev'de yaşanan pogrom (Yahudi katliamı) olayından hemen önce Siyonist harekete katılan Jabotinsky, 1905’te Rusya'da Yahudi Halkın Eşit Hakları Birliği adıyla bir örgüt kurdu ve Bütün Rusya Siyonistleri Konferansı'nın baş konuşmacısı oluverdi.
1909'da İkinci Abdülhamit'in tahttan indirilmesinin ardından Berlin'deki Siyonist Organizasyon'un Yürütme Bürosu, Jabotinsky'i İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) önderleriyle irtibat kurmak üzere başkent İstanbul'a gönderdi. Orada, İTC tarafını tutan Jön Türk isimli gazetenin yayın yönetmeni oldu. Zaten başkanı David Wolffsohn'un İstanbul'daki temsilcisi Victor Jacobson olan bu gazete de Siyonist Organizasyon'un mali desteğiyle yürütülüyordu. Gazete, Alman yanlısı İttihatçı yönetim tarafından 1915'te kapatıldı.
O sıralarda Siyonist Organizasyon görevlisi olarak İstanbul'da ikamet etmekte olan Richard Lichtheim, Filistin'deki Yahudi Yerleşim yerlerinin (Yişuv) inşa faaliyetlerine ağırlık vermişti. Siyonist aydınlardan Jabotinsky de gönüllü Yahudilerden kurulacak askerî bir birlik ile kadim yurtlarına, yani Filistin'e dönmenin daha kolay olacağı fikrini ortaya attı.
- Jabotinsky, İngiltere'nin safında 1. Dünya Savaşı'na Yahudi bir birliğin katılmasının Avrupa'da ve ABD'de Yahudilere karşı büyük bir sempati yaratacağını ve Siyonist hareketin güçlenmesine olanak sağlayacağını düşünüyordu. Bu fikrini uygulamaya da koydu ve Siyonist aktivist Joseph Volfoviç Trumpeldor ile birlikte harekete geçti.
Cemal Paşa tarafından Mısır'a sürülen çoğu Rusya Yahudi topluluğundan oluşan Siyon Katır Birliği böylece kuruldu. Siyon Katır Birliği, Yahudilerin modern anlamdaki ilk askerî birliğiydi. Büyük Britanya Krallığı'nın emri altında, Çanakkale Cephesi'nde geri hizmet görevinde kullanıldılar.
Bu birlik dağıtılınca Jabotinsky Londra'ya giderek orada bir Yahudi devleti kurulmasına yönelik propaganda faaliyetine ağırlık verdi. Siyon Katır Birliği'nin fikir babası, ırkçı fikirlerden etkilenmiş ve Filistin'de kurulacak olan bir Yahudi devletinin savaşarak ve kan dökerek kurulacağı fikrini benimsemişti. Bu yüzden de Osmanlılara ve Filistinlilere karşı savaşmak üzere İngiliz ordusuna katılmıştı. 1917'de onunla birlikte Siyon Katır Birliği'nin kurucusu olan Trumpeldor ve aynı birliğin mensubu 120 kişi daha İngiliz ordusuna bağlı 16. Müfreze'nin hizmetine girdi.
- Jabotinsky, Yahudi Lejyonu'na teğmen olarak komuta ediyordu. Üç taburdan oluşan Yahudi Lejyonu, 1918 yılında şimdiki Filistin'e varan ilk İngiliz birliği unvanını kazandı.
- Bilgi notu: Diğer adı Levi Birlikleri olan Yahudi Lejyonu'nun askere alma çağrısının simgesi olan ünlü Davut Yıldızı'nın ortasında görünen efsanevi "Siyon'un kızı" İbranice şöyle demektedir: “Eski-Yeni Toprağın senin olmalı! Yahudi Alayı'na katıl!”
1920'lerde birçok uluslararası Siyonist örgütte önemli görevler alan Jabotinsky, Filistinli Araplara karşı savaşmak üzere Haganah (Savunma) adlı yasa dışı Siyonist askerî örgütü kurdu ve yönetti. Bunun üzerine Filistin'deki İngiliz manda yönetimince 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Mahkumiyet kararının yol açtığı protestolar sonucunda cezası ertelendi.
Jabotinsky, 1923'te ise Haim Weizmann (1948'de kurulan İsrail Devleti'nin ilk cumhurbaşkanı) ile anlaşamayarak Revizyonist Siyonist Parti'yi kurdu. Bu arada Siyonist yarı askerî gençlik örgütü Betar da kurulmuştu. Jabotinsky, 1925'te Dünya Siyonist Revizyonistler Birliği'nde, 1935'te ise Yeni Siyonist Örgüt'te çalıştı.
1930'lu yıllarda "Büyük Boşaltma" planı üzerinde kafa yorarken Polonya, Baltık ülkeleri, Nazi yönetimindeki Almanya, Macaristan ve Romanya'da yaşamakta olan Yahudilerden 1 milyon 500 bin kadarının ülkelerini terk ederek Filistin toprağına gelmelerini veya getirilmelerini öngörüyordu. Bu hususta bir konferans da toplandı. Plana göre, bahsedilen ülkelerden Yahudilerin peyderpey taşınması yaklaşık 10 yıl sürecekti. Polonya'dan 750 bin kişi getirilecek ancak bunun en az 75 bini 20-39 yaş aralığında olacaktı. Getirilenlerin tamamı ise bir şekilde gasp ve işgal edilen yahut hileli yollarla satın alınan veya sahiplenilen Filistin topraklarına yerleştirilecekti.
- Konferansa katılanların bir kısmı bu planı heyecanla alkışladı, belli bir kesimi ise çok tehlikeli bulup karşı çıktı.
İngiliz yönetimi himayesinde düzenlenen Yahudi göç dalgalarına karşı Filistinlilerin ayaklanması neticesinde İngiltere 1939'da göç oranını beş yıl içinde toplam 75 bine indirince Jabotinsky, İrgun isimli yasadışı bir vurucu örgüt kurdu. Filistin'de silahlı isyan ve gerektiğinde İngiliz yönetimine karşı silah kullanma planı böyle devreye girdi. Ancak 2. Dünya Savaşı patlak verince bu dehşet planı hayata geçirilemedi.
Vladimir Jabotinsky, bölgede göç yoluyla Yahudi çoğunluk oluşturulmasını öneriyordu. Bunun için de Yahudilerin sürekli ordunun parçası olacak biçimde meşru savunma amacıyla askere alınmasını istiyordu. Siyonist Revizyonist Parti'nin gençlik örgütü Betar'ı ziyaret için gittiği ABD'de kalp krizi geçirerek 1940'ın Ağustos ayında yaşamını yitirdi.
1940'larda Filistin'de etkinlik gösteren Irgun Zvai Leumi adlı Yahudi örgütünü oluşturan yandaşları sonradan Herut (Özgürlük) Partisi'ni kurdular.
Jabotinsky’nin ırkçı projesi: Transfer
Odessa'da doğup New York'ta ölen Jabotinsky'nin ırkçı Siyonist fikirleriyle ilgili İsrailli tarihçi Benny Morris, elindeki belgelere dayanarak aşağıdaki tespitleri yapabilmişti:
"Jabotinsky, başlangıçta taktiksel açıdan Araplarla birlikte ekonomik ve kültürel açıdan ortak kalkınma fikrini taşıyor ve şöyle diyordu: Şeria ırmağının batı (bugünkü Batı Şeria toprakları) ve doğu (bugünkü Ürdün toprakları) yakasında oturan Arapların varlığına karşı değiliz. Yahudilerin çoğunlukta olacağı bir toplumda Arap azınlığın eşit hakları sadece güvence altına alınmayacak aynı zamanda tümüyle hayata geçirilecektir."
Aynı Jabotinsky, daha sonra Eretz İzrael (Vadedilmiş Topraklar veya tarihi Yahudi Yurdu) sayılan topraklar üzerinde kurulacak bir Yahudi Devleti'nin yabancılardan arınmış saf Yahudi toplumunu barındırması fikrini savunmaya başladı. Böylece onun "Transfer" isimli projesi devreye girmiş oldu.
- Buna göre, oluşturulacak Yahudi devletinin sınırları içinde bulunacak/kalacak olan Arapların, icabında yurt dışına topluca sürülmesi ve tehcir edilmesi sağlanacaktı.
"Etnik arındırma/temizlik" manasına gelen Transfer Projesi, 1927'de basın tarafından Arapların Filistin'den sürülmesi olarak değerlendirildi. Buna fazlasıyla öfkelenen Jabotinsky, Haolam (Dünya) gazetesine açıklama kabilinden bir mektup yollayıp kendisine yönelik ithamları reddetti.
Her durumda, Filistin topraklarının alınması sırasında Arapların bir şekilde direnecekleri kanaatindeydi. Bu yüzden 1934'te "Yahudi Devleti Anayasası'nda Araplar ile Yahudilerin hayatın her alanında tümüyle eşit haklara sahip olacaklarını ve İbranice ile Arapçanın resmî dil muamelesi görmesi gerektiğini" dile getirdi.
Jabotinsky'nin etkileri
İlk baştaki yumuşak ve toleranslı görüşlerine rağmen Jabotinsky'nin gerek sonraki Siyonist düşünceleri gerekse onun izinden giden eski Başbakan Menahim Begin ile günümüzdeki tilmizi Binyamin Netanyahu'nun izledikleri politikalar yakından incelendiğinde, şu hakikat kesinlikte ortaya çıkacaktır:
- Siyonist plan gereğince 1917'den itibaren organize edilerek çeşitli diyarlardan İsrail'e getirilen Yahudiler, aslında Filistinlilerin topraklarına iskan edilmektedirler.
Jabotinsky'nin kurduğu veya desteklediği İrgun, Stern gibi terör saçan örgütler 1948'de Deyr Yasin gibi köyleri basıp katliam yapmak suretiyle Filistin tehcirini Jabotinsky'nin deyimiyle "Arap transferini" gerçekleştirmişlerdi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve babası Benzion, Kudüs, 2007 | Michal Fattal/Flash90
Filistinlilerin zorla göç ettirilip yerlerine Yahudilerin yerleştirilmesi projesi sayılan ırkçı “Transfer” fikrinin baş destekçisi Polonya doğumlu İsrailli tarihçi ve Siyonist aktivist Benzion Netanyahu (Benzion Mileikowsky) idi. Netanyahu, Yahudi devleti için mücadelede uzlaşmaz Revizyonist Siyonist hareketin önde gelen ismi Ze'ev Jabotinsky'i uzun süre müdafaa etmiş; bir anlamda onun düşünsel danışmanlığını yapmıştı.
Benzion Netanyahu, geleceğin başbakanı olacak oğlu Binyamin Netanyahu’yu da bu Siyonist-ırkçı mirasla yetiştirmişti.
Siyonist yayılma senaryosu: 'Arz-ı Mevut' nedir?
Suudi Arabistan’daki Kral Faysal Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Umeyme Ahmed El Calahme’nin Suudi El Vatan gazetesinde yayımlanan “Yahudi Senaryosu Tekrarlanıyor” başlıklı makalesine göre:
“Yahudi hahamları, Irak’ın Büyük İsrail’in bir parçası oldukları yönünde dinî bir hüküm verdiler. Ayrıca Amerikan ve İngiliz orduları saflarında cephede bulunan Yahudilerin Fırat nehrinin batı yakasında bir çadır kurup özel dua ayini yapmalarını buyurdular. Zira bahsedilen topraklar, tarihî Büyük İsrail’in bir parçası sayılmaktadır.”
Bahsi geçen iddianın, bir zamanlar İslam-Arap dünyasında hayli yaygın olan ve inandırıcılığı sorgulanmak istenmeyen ünlü “Siyon Protokolleri” kapsamında görülmesi de mümkündür. Esasen Siyon Protokolleri, artık eskisi kadar rağbet görmediği gibi alay konusu bile olabiliyor.
Buna karşılık Londra merkezli (Arapça) Ray El Yom gazetesinin yayın yönetmeni Filistinli Abdulbari Atwan, 4 Temmuz 2024 tarihli makalesinde yeni bir gelişmeye işaret ediyor:
“Şimdilerde yolda, sokakta, basın ve sosyal medya ortamında dolaşıma çıkarılan resmî bir kampanya göze çarpıyor. Kampanyanın başını çeken iktidardaki Likud (Başbakan Binyamin Netanyahu önderliğindeki sağcı parti) mensubu şahsiyetler, siyasetçiler, milletvekilleri ve bakanlar; ellerinde harita, bilgi, belge kabilinden ne varsa sahneye çıkarıp ‘Büyük İsrail Devleti’ni kurmanın vakti geldi!’ diyerek kamuoyunu yönlendirme gayretindeler."
Eskiden veya yeniden çizilen bu haritalara bakıldığında Büyük İsrail sınırları kapsamında Filistin (Gazze ve Batı Şeria), Suriye, Lübnan, Sina Çölü ile Nil nehri deltasının tamamı, Arabistan Yarımadası'nın önemli bir kısmı, Suudi topraklarının kuzey kesimleri, Kuveyt’in bir mıntıkası, Suriye ve Irak’ın yarısı ile Türkiye’nin güneyi belli bölgeleri açıkça görülüp gösteriliyor.
- Son zamanlarda tarihî ve kültürel miras işlerinden sorumlu bakan Amihay Eliyahu ise talebi daha somut hâle getirdi. Gazze’den başlamak üzere Sina Çölü’nün tamamını derhal işgal etmek, 2 milyon 200 bin Gazzeliyi yurdundan kovup kendileri için kurulacak olan çadır kent yahut konteyner evlere ebediyen kalacak şekilde yerleştirmek.
2022 yılından bu yana koalisyon hükümetinde yer alan Bakan Amihay, elindeki harita ve projeyi inandırıcı kılmak için resmî devlet arşivlerinde gizli kalması gereken bilgi, belge ve raporların içeriğini kamuoyuna açıkladı.

David Ben Gorion
Devletin ilk başbakanı David Ben Gorion ile "İsrail’in kurucu babaları" toprak işgal etmek suretiyle yayılmacı bir politika izlediklerini inkar edip durmuşlardı. Oysa Ben Gorion, mealen şöyle diyordu:
“Biz hiçbir zaman sınırımız budur deyip orada durmadık. Başka topraklar ele geçtiğimizde oraya yerleşiriz ve burası bizimdir deriz…”
Günümüzde bile bazı aşırı-ırkçı siyasetçilerin dışında İsrailli yetkililer açıkça “bölgede hangi toprakları alıp kendilerine mâl edeceklerini” söylemez; genelde ketum davranırlar. Ancak İsrail’in fiilî uygulamalarının sonucunu 1948 ve 1967 Arap-İsrail savaşlarında hepimiz gördük.
14 Mayıs 1948, Tel-Aviv’de toplanan Yahudi Millî Konseyi’nin, İsrail Devleti’ni kurma kararını duyurduğu tarihtir. Yeni kurulan devletin sınırlarıyla ilgili “Eretz İsrael” dışında bir bildiri yoktur.
- Eretz İsrael (Rab-Tanrı buyurulmuş ve vadedilmiş İsrail Diyarı), antik çağlarda Kenan bölgesinde bulunan ve sınırları kesin olarak belli olmayan coğrafi bölgeye Yahudiler tarafından verilen isimdir.
- Yahudiliğin başlıca mukaddes metinlerini oluşturan kitapların kanonik bir koleksiyonu sayılan Tanah’ın diğer adı Eski Ahit veya Kitab-ı Mukaddes’tir. Buradaki dinî ve tarihî tanımlarda Kenan Diyarı, Vadedilmiş Topraklar, Kutsal Topraklar ve Filistin isimleri geçer.

"Eretz Yisrael" tahayyülünü gösteren harita
Günümüze ve konumuza gelirsek bu kez “Büyük İsrail” planının, ülkenin en sağcı-dinci-ırkçı partilerinin yetkililerince açıklandığına tanık oluyoruz.
- Otzma Yahudit (Jewish National Front-Yahudi Gücü Cephesi) isimli ırkçı-Siyonist partinin mensubu Amihay Eliyahu, genel başkanı İtamar Ben Gvir’in idealini/rüyasını dile getirip 4 Temmuz 2024 tarihli sosyal medya paylaşımında, “Mısır’ın egemenliğinde bulunan Sina yarımadasının tekrar işgal edilmesini” istedi.
- “Halk İşgal İstiyor, Hemen Şimdi!” şiarını içeren parti yayınını esas alıp bir websitesi üzerinden satılan bazı tişört, kalem, anahtarlık, rozet, hediyelik eşya vs. üzerindeki “Şimdi İşgal” ibarelerini okumak da mümkün.
Times of Israel isimli yayın organına göre, halen Kamu Millî Güvenliği Bakanlığı makamında oturan İtamar Ben Gvir, bu tür satışların niçin yapıldığına ilişkin soruya resmî bir cevap vermedi. Keza koalisyon hükümeti başkanı Binyamin Netanyahu da benzeri bir soruyu geçiştirdi.
Fraksiyon çatışmasından silahlı vuruşmaya
Bugün bu işi kotaran diktatör Netanyahu ile iki aşırı dinci Siyonist ortağı Ben-Gvir ve Bezalel Smotriç, İsrail'deki bazı muhalif çevreler tarafından Hitler'e benzetiliyor ve 1930'larda kurulan ırkçı "terör örgütlerinin" (İrgun, Stern, Lehi) fanatik milisleri için de "Nazilerin SS birlikleri" deniliyor.
Öte yandan İsrail devletinin kurucu önderi David Ben Gorion (1886-1973) Polonya doğumluydu. 1906'da dinî ve Siyonist güdülerle Filistin'e (bugünkü İsrail'e) göç ederek burada Yahudi sosyalist hareketini kurmuştu.
- David Ben Gorion daha gerçekçi, ortama uygun ve İngilizlerin desteğinden azami ölçüde yararlanmayı düşünen bir siyasetçiyken, rakibi Vladimir Jabotinsky, radikal olduğu kadar fanatik militan bir eylemci ve Filistinlileri imha etmeyi planlayan ırkçı bir Siyonist idi.
İkili, devletin kurulabilmesi için güç birliği yapabilmek adına, Eylül-Ekim 1937 yılında 16 kez biraraya gelip tartıştı. Görüşmeler, 26 Ekim'de "Londra Mutabakatı" olarak bilinen anlaşmaya sonuçlandı.
Ancak Ben Gorion'un da bağlantılı olduğu HİSTADRUT, mutabakat metnini kabul etmeyince, Ben Gorion ile Jabotinsky'nin başını çektiği iki ana akım yıllar boyunca birbirleriyle didişip durdular. Karşılıklı suçlamaların ardı arkası kesilmedi.
1940'ta New York'ta ölen Jabontinsky'nin yerini, 1970'lerde başbakanlık makamına oturan Menahim Begin (1913-1992) aldığında ise iki rakip taraf arasındaki fraksiyon çatışmaları silahlı vuruşmalara dönüştü. O zamanki son çatışmalardan biri de Al Taliya gemisi olayı münasebetiyle Haziran 1948'de meydana geldi.

Menahim Begin, 1978 yılında Nobel Barış Ödülü'nü aldı
Ben Gorion, o dönemde yanında yer alan ve Hagana isimli örgütün özel birim komutanı olan İzak Rabin (sonradan bakanlık ve başbakanlık yaptı) ve Yegail Alon'a (izleyen yıllarda çok kez bakanlık makamında görev almıştı) Begin'in adamlarıyla çatışma emri verdi. Yasa dışı ve dehşet saçan İrgun örgütünün kurucularından olan Begin'in adamları kaçak yollarla denizde seyrederken bunu haber alan Ben Gorion, Rabin ve Alon ikilisine, "Mortar (havan) ve roketlerle gemiye saldırın" talimatını gönderdi. Çünkü Begin, karşı taraftaki örgüte haber vermeden Al Taliya gemisi aracılığıyla Fransa'dan gizlice silah getirtiyordu.
- İrgun militanları yapılan uyarılara ve "teslim olun" çağrısına aldırmadılar; gemide mevzilenerek çatışmaya başladılar. Sonuçta her iki fraksiyondan 20 kadar insan katledildi.
- Bu bilgiyi militan ve ırkçı Siyonist lider Jabontinsky'nin biyografisini kaleme alan Şmuel Katz'ın kitabında da görüyoruz.
Katz, 1970'lerde başbakanlık yapan Begin'in müsteşarlığını yapmıştı. Ona göre, Ben Gorion'un Hagana örgütü militanları sadece gemiyi ele geçirmekle yetinmeyecek, bizzat Begin'i de öldürüp bertaraf edeceklerdi.
İhtilaf ve çekişme o kadar büyüktü ki Ben Gorion, açık ortamlarda ve çeşitli münasebetlerle baş rakibi Jabotinsky'nin Rusça ön adı olan Vladimir'den hareketle onu "Vladimir Hitler" sıfatıyla anıyordu. Jabotinsky'nin tilmizi ve mirasçısı sayılan Begin için ise "Hitler kılıklı adam" ibaresini kullanıyordu. Her iki hasım fraksiyon, birbirlerinin militanlarını veya taraftarlarını tutukluyor, kaçırıyor, üzerlerine ateş açabiliyordu. Radikal ırkçı Siyonist bir örgüt olan İrgun tetikçileri, bu tür eylemleri "av mevsimi" diye tanımlayarak adeta av partisi düzenler gibi silahlarıyla karşı tarafın yaşam alanlarına müdahale edip icabında operasyon veya baskın yaparak rakiplerini dövüp kaçırıyor, yaralayıp öldürebiliyorlardı.
Vurma-kırma noktasında gemi azıya alan köktenci Siyonistler, Kasım 1944'te İngiliz temsilci Lord (Walter Edward Guinness) Moyne'e suikast düzenlediler.
Temmuz-Ağustos 1940'ta Londra merkezli Yahudi Ajansı isimli siyasi-toplumsal kuruluş, köktenci Siyonist önder Jabotinsky'nin ölümü vesilesiyle bir "taziye merasimi" düzenledi. Jabotinsky’nin New York’taki taziyesi münasebetiyle bir açıklama yapan Ben Gorion, "Jabotinsky ve Siyonist hareketin trajedisi"nden bahisle şöyle demişti:
“Jabotinsky, gayesini gerçekleştirmek için uygun araç ve yöntemlere başvurmamıştı. Korkarım ki böyle giderse mevcut olan da elden gidecek ve yüce Siyonizm'in gidişatını dumura uğratacaktı.”
İşte, pervasız ve amansız bir soykırım ve imha savaşı güden Netanyahu, yukarıda aktardığımız “ırkçı-yayılmacı” muhteris fikirlerin şimdiki mirasçısıdır. Ve ol hikaye bundan ibarettir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Faik Bulut
Araştırmacı gazeteci, yazar

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?
08 Tem 2026




