
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Geçtiğimiz yılın sonunda 2024 seçimleri için adaylığını ilan eden eski ABD Başkanı Donald Trump, jürinin kararıyla açılan soruşturma doğrultusunda salı günü hakim karşısına çıkmak üzere pazartesi davanın gerçekleştiği New York’a gitti.
Daha önce batan birçok şirket ve şüpheli çıkar ilişkileri güttüğü siyasi isimlerle ilgili gelen suçlamalar sonuçsuz kaldıktan sonra Trump, Amerikan siyasi tarihine hakkında ceza davası açılan ilk eski Başkan olarak geçecek.
Peki bugünkü davanın konusu ne, süreç nasıl gelişti ve daha önemlisi, bu dava Trump’ın 2024 adaylığı konusunda ne anlama geliyor? Devam eden dava Trump’ın adaylığı için engel mi, avantaj mı, dezavantaj mı olacak?
Uzun davalar listesi
Trump'ın kariyeri boyunca hakkında yapılan hukuki işlemlerin sayısı 4 bini buldu. Özellikle başkanlık süresinin bitimi sonrasında 6 Ocak ‘Save America’ mitinginin Kongre baskınına yol açması ve Florida’daki evinde Oval Ofis’i teslim ederken geri vermesi zorunlu 15 kutu resmi evrak bulunması, hakkında oldukça kritik hukuki işlemlerin başlatılmasına sebep oldu. Bu iki kritik davada soruşturmalar özel yetkili uzman olarak atanan eski başsavcı Jack Smith’in başkanlığında devam ederken, bugünlerde gündeme oturan Trump davası bambaşka bir konuyu irdeliyor. Trump’ın gelişmelere tepkisi ise, uzun bir zamandır olduğu gibi, "Demokratların cadı avının bir parçası" demek oluyor.
"Sus parası davası"
ABD’de bir kişinin bir konu hakkında konuşmaması için rüşvet vermek suç sayılmıyor, ama Trump’ın davası "sus parası davası" olarak nam salmış durumda. Trump’ın, eski yetişkin film oyuncusu Stephanie Clifford veya sahne adıyla Stormy Daniels’a yaptığı 130 bin dolarlık sus payı ödemesinin şirket gideri olarak gösterilmesi iddiasıyla başlayan soruşturma süreci, Trump hakkında dava açılması kararına vardı.
Sus parası, Trump’ın bir önceki seçim kampanyası sırasında, Clifford’la 2007 yılında yaşadıkları ilişkiyi saklamak için ödenmişti. Suç duyurusunda bulunma kararı alan New York Şehri Bölge Savcısı Alvin Bragg, soruşturma aşamasında kanıtların toplanması ve incelenmesi için bir jüri kurdu. Ödemenin şirket üzerinden, yasal ücret olarak kayda geçilmesi kayıtlarda sahtecilik suçuna işaret ediyor. Kurulun görevi de kanıtları toplayarak bu konuyu netleştirip suçlama olup olmamasına karar vermek. Sonlandırılan iddianame ise dünkü duruşmaya kadar mühürlü kaldı.
Clifford'dan yıllar sonra açıklama
Trump ile arasında geçen ilişkiden sonra sus payı ödenerek tehdit edilen Clifford, dava süreciyle birlikte daha detaylı açıklamalar vermeye başladı. Trump’a karşı dava açılmasını "muazzam ve destansı" olarak nitelendiren Clifford’ın, 2011'de Tabloid Magazine’e 15 bin dolar karşılığında verdiği röportajı yayımlanmamış, 2018 yılında, yani Trump Beyaz Saray'dayken basın mensuplarına yaptığı açıklamayla bugün dava konusu olan hikâyenin ilk detaylarını vermişti. CNN'in aktardığına göre, Clifford için en büyük değişikliklerden biri, dava süreci başladığından beri doğrudan Trump tarafından tehdit ediliyor olması.
Trump dün hakim karşısındaydı
Manhattan Ceza Mahkemesi binasından girdiği andan itibaren gözaltına alınan Trump, hazırlanan ve mühürlü tutulan iddianame doğrultusunda yöneltilen 34 ayrı suçlama hakkında kendini savundu. Duruşmadan sonra New York’tan Florida’daki evine dönen Trump akşam saatlerinde açıklama yaptı. Adeta bir miting konuşmasına çevirdiği açıklamasında, bir önceki seçimlere Rusya’nın etkisiyle Cumhuriyetçilerden oy çalındığından, Georgia seçimlerinde yapılan hileden, ABD’nin enerji bağımsızlığını 6 ay içinde kaybedeceğine kadar gerçekdışı ve aksi kolayca kanıtlanabilir birçok konuda beyanda bulundu.
Davanın 2024 seçimlerine etkisi
Öncelikle, ABD anayasasına göre başkanlık yarışına girme ve seçilme koşulları arasında temiz sicil mecburiyeti olmadığını belirtmek gerekiyor. Dolayısıyla teknik olarak bu dava süreci Trump’ın 2024 seçimlerine aday olmasına engel değil.
Bu sebeple asıl önemli soru, bu dava sürecinin Trump’ın adaylığını nasıl etkileyeceği üzerine. Üç ana ihtimal var. Siyasetçiler arasında örneğini çok kez gördüğümüz, mahkeme, hapis cezası gibi hukuki işlemlerin siyasetçiyi seçmen gözünde mağdur göstererek desteğin artması veya bu davanın ve devam eden diğer davaların içeriğinden ötürü ortaya çıkacak yeni kanıt ve suçlamalardan dolayı desteğin azalması. Öte yandan, kendini Cumhuriyetçilerin adayı ilan eden Trump, henüz parti içinde kesinleştirilmemiş bir konuda iddiada bulunuyor. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte Trump resmi başkanlık adaylığını bağımsız aday olarak yapabilir. Bu durumda iki partili Amerikan siyaseti ve seçimleri hesaba katıldığında kendisinin çok bir şansı olmayacaktır.
Minnesota Üniversitesi Siyaset Bilimi departmanında Amerikan siyasi davranışları alanında uzmanlaşan bir doktora öğrencisinden aldığım bilgilere göre, son yıllarda yapılan araştırmalar Trump destekçisi olan ve/veya aşırı sağcı olan Cumhuriyetçilerin Trump’la ilgili her türlü suçlamayı görmezden geldiğini ve dava sürecini "liberal elitlerin" Cumhuriyetçileri cezalandırma çabası olarak gördüğünü bulmuş.
Öte yandan, Trump destekçisi olmayan Cumhuriyetçiler "kural takip eden" karaktere sahip olarak bulunmuş. Dolayısıyla bu dava sürecinden etkilenme ihtimali olan grup bu ikinci grup. "Cadı avının kurbanı" olduğunu belirten Trump’ın bu tarzı ve seçimlere yönelik ilk mitingini aşırı sağcı ve Trump destekçilerinin çoğunlukta olduğu Texas eyaletinin Waco Şehrinde yapması, şimdilik bu stratejiye ve kendi destekçileriyle aşırı sağcı seçmenlere güvendiğini gösteriyor.
Öte yandan, Amerikan siyasetinde var olan iki partili sistem ve uzun süredir devam eden polarizasyonu hesaba katarsak, Trump destekçisi olmayan Cumhuriyetçilerin bu dava sürecinden dolayı Demokratlara oy vermesi de büyük bir trend olmayacak gibi duruyor. Bu tahminlerde tabii ki henüz açıklanmayan ama Joe Biden olacağı tahmin edilen Demokrat aday ve kendisinin takip ettiği kampanya da önemli birer faktör olacaktır. Yine en önemli yarış, ABD’nin çekişmeli seçim bölgelerinde yaşanacak, ama eğer Trump bağımsız aday olursa yarışmanın çoğu Demokrat ve Cumhuriyetçi aday arasında gerçekleşecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Muhalefet neden etkili kampanya yapamıyor? Kılıçdaroğlu kazanırsa Göçmen Mutabakatı'na ne olacak?
05 Nis 2023

YAZARLAR

Deniz Kaptan
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanan NATO liderler zirvesi, ittifakın kendisi hakkında çok daha derin soru ve sorunları gündeme getiriyordu. Avrupa merkezli NATO ile Donald Trump başkanlığındaki Amerikan yönetiminin zıt tutumları nedeniyle Atlantik ötesi ilişkiler giderek karmaşıklaşıyor, anlaşmazlıklar derinleşiyor ve kapsamı genişliyor. Peki Türkiye bu denklemde nerede duruyor?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?




