Olimpiyatlar ve cinsiyet eşitliği

(Görsel: The Quint)
Olimpiyatların kökeni Antik Yunan'da yapılan şenliklere dayanır. Tarihte yapılan ilk olimpiyatlar, Tanrı Zeus adına yapılan şenliklerdi. Önceleri sadece bir gün süren koşullardan oluşan oyunlara sonraları değişik mesafelerde yarışlar ve branşlar eklenerek şenliklerin süresi de beş güne çıkarıldı. İlk başlarda ölülerin ruhlarının sekiz yılda bir dirileceği inancıyla aynı sürede düzenlenen oyunlar, daha sonra dört yılda bir yapılmaya başlandı. Modern dönem olimpiyatları ise, Baron Pierre de Coubertin’in girişimi ile 1896 yılında Atina'da düzenlendi ve ardından her dört yılda bir yapılmaya başlandı.
Bu oyunlarda 14 ülkeden toplamda 241 sporcu yarıştı. Ancak bu sporcuların hepsi erkekti. Kadınlara tam 14 yıl boyunca yarışma hakkı tanınmadı. Tâ ki 1900’de kadınlara olimpiyatlarda yer alma şansı verilene dek…. Katılan 997 sporcudan sadece 22’si kadındı. Kadınlar antik olimpiyatlarda, sporun istenmeyenleri olmuşlardı. Bu durum modern olimpiyatların başlangıcında da devam etti. Kaldı ki Baron Coubertin’in, yaymaya çalıştığı olimpizm bakış açısı içerisinde kadınlara pek yer yoktu. Ancak 1970’li yıllardan sonra feminist mücadelenin de etkisiyle kadınlar olimpiyatlarda söz sahibi olmaya başlamıştır. Modern olimpiyatların başlangıcında Charlotte Cooper adlı bir kadın tenisçi 11 Temmuz 1900’de Paris’te tarih yazdı ve ilk kadın olimpiyat tenis şampiyonu oldu. Bu başarı birçok kadın için yol gösterici ve heves uyandırıcı olmuştur. Ertesi süreçte kadın sporcuların sayısı ve mücadele ettikleri branş sayıları da gün geçtikçe arttı.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ise, sporda cinsiyet eşitliğine kendini adamıştır. tüzüğünde, IOC'nin rolü “kadınların ve erkeklerin eşitliği ilkesini uygulamak amacıyla, her düzeyde ve tüm yapılarda kadınların sporda ilerlemesini teşvik etmek ve desteklemek” sözleriyle belirtilir.
Pandemi sebebiyle bir yıl gecikmeli olarak yapılan 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları, 206 ülkeden 11 bin sporcuyla başladı. Tokyo’da yarışan tüm sporcuların yüzde 49’unun kadın sporcular olması sporda kadın-erkek temsiliyetinin eşitlenmesi yolunda olumlu bir örnek. Tam 120 yıl sonrasında, Tokyo’da söz konusu temsiliyetin neredeyse eşitlenmesi tarihi önemde bir gelişme. Bu başarı umalım ki gelecek yıllarda korunarak sürsün.
Bu yıl sporcularımız 18 branşta toplamda 108 sporcuyla ülkemizi temsil etti. Bu sporcuların ellisini kadın sporcularımız oluşturmakta. Kadın sporcuların temsil oranı yaklaşık olarak olimpiyatların genel seviyesiyle eşit. Birçok firma ve kuruluş ise başlattığı projelerle kadın sporcularımıza bu yolda destek olmaya devam ediyor. Azimli ve başarılı sporcularımız ise bu yolda emin adımlarla ilerliyorlar. Kadın ve erkek temsiliyeti 2000’lerin başından beridir yüzde 10 arttı. Türkiye’de bu anlamda en dikkat çekici örneklerden biri 2012 Londra Yaz Olimpiyatları’nda 66 kadın ve 48 erkek sporcuyla mücadele edilmesi olmuştu. Öte yandan spordaki bu temsiliyet artışı, umarım yüzde 15 seviyelerindeki istihdam edilen kadın oranlarına da yansır…
Sonuç olarak olimpiyat yolunda dünden bugüne kadınlar dikenli bir dizi yol aştılar. Hem de çoğu zaman erkeklerin koyduğu çerçeveleri, blokları, engelleri... Severek, güçle, zarafet ve hırsla bu yolda yürüdüler. Böylesine başarılı kadınlara bu yolda eşlik etmek, başarılarını dile getirmek ise bizim boynumuzun borcu... Umalım ki gelecek yıllarda genç sporcuların önünde kadın rol modeller artarak çoğalsın. Böylece 2024 olimpiyatlarında kadın-erkek temsiliyeti eşitlenir ve “Cam tavanları nasıl kırarız?” temalı soruları değil “hangi başarıları yakaladığımızı” konuşuruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Etik ve Uyum Bülteni #32
16 Ağu 2021

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

