Onay, Güven, İlişkiler ve Sinsi Kavramlar

Onay vermek ya da vermemek, güvenli hissetmek ya da hissetmemek, işte bütün mesele bu.
Onay, Güven, İlişkiler ve Sinsi Kavramlar

İstediğin her şeyi karşındakiyle konuşabileceğini ve uzlaşamasan bile anlaşılabileceğini bilmek nasıl bir duygu?

Tanıdık bir his mi?

Yoksa hayalini kurduğun ama henüz tatmadığın bir şey mi?

Peki bu duyguyu partnerin için de hissediyor musun? 

Kafanda ufacık bir soru işareti bile oluştuysa, seni şöyle alayım.. 

Çevremdekilerle ilişkiler üzerine konuşurken ortada bir sorun varsa hep “Peki bunu onunla konuşmayı denedin mi?” sorusunu sorarım. Genelde aldığım cevaplar ise şöyle: Konuşmadım, konuşamam, konuşursam ilişkimiz biter, konuşsam da anlamaz, konuştum ama hiçbir şey değişmedi vs… 

Yaşanılan olaylar her ne kadar farklı olsa da cevapların bu denli ortaklaşıyor olmasının altında önemli sebepler yatıyor. 

Halen birçok insan şiddetin sadece fiziksel olabileceğini düşünüyor. Bu yüzden “Şiddetsiz bir ilişkide misin?” sorusuna evet cevabını veriyor. Ancak şiddetin onlarca çeşidi var ve büyük bir çoğunluğu fiziksel değil. Daha da önemlisi, şiddet çok sinsi bir olgu. Çok basit hamlelerle, sözlerle başlıyor ve katlanarak büyüyor. Eğer ki fark edilmez ve şiddet döngüsünden çıkılmazsa güvenli olmayan ilişkiler sürmeye devam ediyor. Bu o kadar sinsi bir durum ki, güvenli olmayan ilişkiler devam ettiği gibi, kişiler de bu sorunlara çeşitli kılıflar uyduruyor: Seviyor ki kıskanıyor, aslında pamuk gibidir ama damarına basmayacaksın, beni üzmemek için yalan söyledi...

Yaşadığınız ilişkinin güvenli olup olmadığını anlamak aslında kolay. Birlikte karar verilebilen, eşit konumda duran, birbirine saygı duyan, sınırları olan ve bu sınırlara saygı duyulan, istenildiği zaman ilişkiyi sonlandırabilme özgürlüğünü hisseden ilişkiler güvenli ilişkiler olarak tanımlanabilir. Siz de bu tanıma bakarak ilişkinizin güvenli olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ama bu noktada da yine sinsi bir kavramla daha karşılaşıyoruz: Rıza inşası ve manipülasyonlar

Rıza, özgür iradeyle kişinin herhangi bir söz, eylem ya da davranışı onaylaması olarak tanımlanabilir. Rızanın en önemli özellikleri ise “tek sefere mahsus” olması ve “açık/net” olmasıdır. Bu yüzden sizin daha önce bir şeye onay vermeniz bunu sürekli kabul ettiğiniz anlamına gelmez ve söyledikleriniz/davranışlarınız açık ve net bir şekilde onay değilse bu da rıza gösterdiğiniz anlamına gelmez. Rıza inşası ise aslında kişinin rızası olmayan cinsel eylemlerde; manipülasyon, ısrar, yalan söyleme gibi yöntemlerle “hayır”ın “evet”e çevrilmesi. Bu eylemler fiziksel zorlama içermediği takdirde rıza inşası içerisinde tanımlanıyor. Rızanın tek seferlik, açık, net bir onay olması gerekirken, “hayır”ın “evet”e zorla çevrilmesi rızanın yokluğuna en büyük işaret.

Aslında konu bu kadar basitken neden dallanıp budaklanıyor diye sorabilirsiniz. Sebepleri çok fazla ama bu sebeplerden önemli bir tanesi: Mağdur suçlayıcılık. Sürekli olarak gündelik yaşama dair duyumlar hatta ön yargılar ediniyoruz. Bu durum da gösteriyor ki şiddeti uygulayanın yaptığından ziyade şiddete maruz kalanın “sözde rızası” sebebiyle yaşadıklarını hak etmiş olduğuna dair bir bakış açısı hakim. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği kalıp yargıları sebebiyle bu o kadar içimize işlemiş bir durum ki, sorunu hep kendimizde arıyoruz. “Bana istemediğim cinsel içerikli mesajları gönderdi ama neticede ben de 2 haftadır sürekli mesajlaşıyorum, bu cesareti ben vermiş olabilirim.”, “Şimdi sevişmek istemiyorum ama ilk başta onu ben öpmüştüm şimdi nasıl istemediğimi söyleyebilirim ki?”, “Beni çok seviyor ve kıskanıyor, anlatsam da anlamayacak çünkü aşktan gözü kör olmuş, bu yüzden kendimi anlatmaya çalışmaktansa dediklerine riayet edeyim” gibi cümlelerin kaynağı aslında hep aynı. 

Tüm bu kavramlardan söz ettikten sonra kendinizi “İlişkim güvenli mi?” diye sorgulamış olabilirsiniz. Amasız bir şekilde “EVET!” cevabını verebiliyorsanız, harika. Ama ufacık bir soru işaretiniz bile varsa, şüphe duyduğunuz, rahatsız olduğunuz, iyi hissetmediğiniz konularda partnerinizle konuşmak çok iyi bir başlangıç. Konuşamamayı düşünüyorsanız, ilişkiniz hakkında düşünmek de iyi bir başlangıç. Şöyle bir düşündünüz ve kararsız kaldıysanız, dönüp dönüp bakmanız için bir kısa rehberle bitirelim:

  • Partnerinizle ilişkiniz içerisinde eşit haklara ve konuma sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz?
  • İyi hissetmediğiniz ya da partnerinizin iyi hissetmeyebileceği konularda iletişim kurmak sizin için ne kadar kolay?
  • İlişkinizde aslında istemediğiniz, hoşlanmadığınız, zarar gördüğünüz vb. herhangi bir işi, eylemi, durumu sürdürüyor musunuz?
  • Cinselliğe dair kararlarınızı açıkça söyleseniz bile partneriniz tarafından çeşitli söz ve eylemlerle kararınız değişiyor mu?
  • İlişkinizi istediğiniz zaman sonlandırabileceğinizi düşünüyor musunuz? 

Cevaplarınız hayırsa, güvenli bir ilişkiye sahip değilsiniz.

Rızanızın her zaman tek seferlik olduğunu, inşa edilmiş rızanın rıza olmadığını, şiddetin ve toplumsal cinsiyet kalıp algılarının çok sinsi bir şekilde hayatımıza girebildiğini ve en önemlisi ilişkiniz güvenli değilse ilişkinizi gözden geçirme vaktinin geldiğini hatırlamak gerek. 

Alkolün, giyimin, daha önceden verilmiş ama şimdi verilmemiş bir onayın, onay verilse de sonradan onayın var olmamasını hâlâ netleştiremediyseniz sizi tüm soru işaretlerinden kurtaracak videoyu da aşağıya bırakıyorum:

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

Aşk Meşk Fişek no.2

Rıza, sınırlar ve ilişkiler

22 Ara 2022

Aşk Meşk Fişek no.2

YAZARLAR

Ceren Kurt

Ceren Kurt, feminist aktivist avukattır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Hacettepe Üniversitesi Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmalarında yüksek lisansa devam etmektedir. Uçan Süpürge Vakfı'nın genel koordinatörü ve yönetim kurulu üyesidir.

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR