Onursal Adıgüzel: 14 Mayıs 2023 gecesi CHP’de neler oldu?

CHP Ataşehir Belediyesi Başkan adayı Onursal Adıgüzel ile 14 Mayıs 2023 gecesi, CHP'nin seçimi kaybetme nedenleri ve Ataşehir planları üzerine...
Onursal Adıgüzel: 14 Mayıs 2023 gecesi CHP’de neler oldu?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

14 Mayıs 2023 gecesi CHP’de neler oldu?

14 Mayıs ve 28 Mayıs'ta Türkiye'nin geleceği için çok önemli seçimler oldu. Biz kaybettik. Bunun için de seçmenlerimizden özür diliyorum. Geriye kalan kısım ise pek doğru anlatılamadı. Biz kendimizi yeteri kadar ifade edemedik. Ben en azından partimizin yıpranmasını istemedim. Ama bir gerçeklik vardı: Biz seçimi kaybettik ve seçimi kaybeden siyasetçiler maalesef hemen seçim güvenliğinin arkasına sığınıyor. 

Bunu tek taraflı da söylemiyorum. 2019'da Ekrem İmamoğlu ile seçimi kazandık. Bu sefer de AK Partililer CHP oylarımızı çaldı dedi. Bence tamamen seçim sonuçlarıyla alakalı bir mesele. Bizim kurmuş olduğumuz sistem tıkır tıkır çalıştı. En ufak bir sorun yoktu. Ben yine de istifa ettim, istifamın arkasında da şu vardı: Bir koltuktan kalkılabileceğini göstermek istedim.

[İki seçimde de] aynı sistemi çalıştırdık. Binlerce okuldaki okul bilişim sorumlularımızın gönderdiği verileri Türkiye'nin çeşitli noktalarındaki sonuçlarla karşılaştırdık. Oy sayımındaki adaletsizlik, oy kullanmadaki adaletsizliğin yanında çok daha hafif kalıyor. Özellikle kırsalda seçim güvenliği ile ilgili sorunlar var. Odağımızı sadece oyların sayımına çevirirsek meselenin özünden de uzaklaşmış oluyoruz. Ama işin özünde biz kaybetmiştik, kaybedince de kabahat hep başka yerlerde aranıyor.

O dönemde CHP’ye veri akışının doğru sağlanamadığına yönelik iddialar gündemdeydi. Aslında böyle bir durum söz konusu değil miydi?

“Sistem çöktü” diye bir söylem gündeme geldi. Bu arka plandaki emeği yok sayıyor. Çok sayıda bilişim uzmanı, siber güvenlik uzmanı, backup’lar var, birbirini kontrol eden çapraz sistemler var. Bizim sistemlerimiz bir saniye bile down olmadan çalıştı. Şöyle bir eleştiri gelebilir sadece, yeteri kadar hızlı gelmemiş olabilir sonuçlar; bunun da sorumluluğu bende değil zaten hiçbir şekilde. Bu da sahadaki arkadaşlarımızın operasyonu yürütme hızıyla alakalı bir durum. Onun da sorumlusu bu sistemi kullananlardır; ama sistemin kendisiyle alakalı tek bir sorun bile yaşanmadı. 

Mayıs seçimlerinin ardından seçim takip sistemiyle alakalı çok fazla eleştiri aldınız ve görevi bıraktınız. Şimdi dönüp baktığınızda bu eleştirileri nasıl görüyorsunuz?

Bilişim uzmanları, yaptıkları incelemeler sonucunda bizim çalışmalarımızda bir sorun olmadığını paylaştılar. Gerçekliğin ortaya çıkması benim için sevindirici. Ama o günün şartlarında linç edilmiş olmama çok şaşırmıyorum. Çünkü çok inanmıştık kazanacağımıza ve ben de dahil hepimizde çok büyük bir hayal kırıklığı vardı; ama geriye baktığımızda da haksız bir linçe uğradığımı da söylemek isterim.

CHP'ye yönelik “laiklik okundan ödün verildiğine” yönelik –özellikle altılı masanın kurulduğu zamanlarda– eleştiriler oldu. Siz bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Atatürk ilke ve inkılaplarından ayrı düştüğü bir durum söz konusu değil. Bu konunun en önemli savunucularından biri Özgür Özel'dir. Ben milletvekiliydim, sonra beş yıl genel başkan yardımcılığı yaptım. Kendisi de grup başkan vekilimizdi. Hiçbir vatandaşımızın ne yaşam tarzının ne de dini inancının siyasete alet edilmemesi gerektiğini en yakından savunanlardan biriydi. Sadece laiklik değil, hiçbir ilkemizden bir adım dahi geri atmayan en önemli savunucularından biridir.

Kurultay öncesinde “değişimciler” ve “devamcılar” olarak iki ayrı gruptan söz ediliyordu. Bu iki grup şu anda hâlâ CHP içinde tartışmaya devam ediyor mu? Bu tartışmaların medyaya bu kadar yansımış olmasının nedenleri sizce neler? 

Biz tabii demokrasiyi gerçekten sonuna kadar yaşayan bir partiyiz. Ben de o değişimciler arasındaydım. Ben bir siyasetçinin kulağının sokakta olması gerektiğine inanırım. O günün şartlarında CHP için bir değişim beklentisi vardı ve bu da Kurultay'da sonuçlandı. Bence o gün konu kapandı. 

Tabii bireysel kırgınlıklar olabilir, çünkü gerçekten kendini belli liderlere ait hisseden seçmenler olur; ama bunlar o kurultayda kalır. Bir de yeni adaylar geliyor, el değiştiren belediye başkanlıkları oluyor. Bundan kaynaklı çeşitli kırgınlıklar ve sesler çıkıyor olabilir. Ama adım adım bu seslerin azaldığını görüyorum. CHP seçime yaklaştığı zaman biraraya gelir ve hedefe kilitlenir. Bugün de herkes hedefe kilitlenmiş durumda. 

Medyada CHP hakkında çıkan haberlerle ilgili ne düşünüyorsunuz? Altılı Masa sürecinde CHP'nin laiklik çizgisinden ödün verdiği konusuna odaklanılmıştı. Kurultay sürecindeyse değişimciler ve devamcılar arasındaki çatışma gündeme taşındı. Basının tavrına yönelik neler söylemek istersiniz?

Türkiye'de tabii özellikle de iktidar medyasını göz önünde bulundurduğumuzda birçok hayali haber yaptıklarını görüyoruz. Ekonomik krizin etkisini görüyoruz. İktidar medyası bu kriz ortamında konuyu dağıtmak için "CHP'nin içi karışık" gibi söylemlere başvuruyor. Bize de bazen mikrofon uzatıyorlar; ben de geçenlerde muhabir arkadaşa "Bunları nereden uyduruyorsunuz?" diye sormak zorunda kaldım. Biz diyoruz ki icraatımızla konuşacağız; yalan haberlerle, iftiralarla uğraşmayacağız. Ama gerçekten bugün Türkiye'de medyanın gelmiş gelmiş olduğu hâli görüyoruz. Hepimiz buna çok üzülüyoruz. 

“CHP seçmenini duyuyor, dinliyor, bunu da değişimle gösterdi” diyorsunuz. Peki gelen eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz ve daha da önemlisi nasıl aksiyon alıyorsunuz?

Tabii her şeyi yüzde yüz doğru yaptığımız söylenemez. Zaten öyle olsa seçimleri kazanırdık. Özgür Özel yeni bir yol çizmeye, ezberleri bozmaya çalışıyor. Daha dinamik bir genel başkanımız var ve alışılagelmiş siyasetin biraz daha dışına çıkmaya çalışıyor. Seçmene de çok kulak kabarttığını biliyorum. Yeni süreçte CHP gerçekten yenilendi. 

Bugün MYK'mıza baktığımızda geçmişte görev alan neredeyse hiçbir arkadaşımız kalmadı. Hem MYK'mızın hem de parti meclisi üyelerimizin yaş ortalaması çok genç. Belediye başkan adayları belirlenirken kadın ve genç devrimi oldu diyebilirim. Bugün İzmir'de sekiz-dokuz kadın aday kesin kazanacağımız yerlerde belediye başkanı adayı gösterildi. Yine İstanbul'da geçen dönem kadın belediye başkanımız yoktu; bugün seçilebilir dört noktada kadın belediye başkanı adaylarımız var. Üç büyükşehir belediye başkanı adayımız kadın oldu çok güçlü olduğumuz şehirlerde. Birçok genç arkadaşımız bu dönem aday gösterildi. Bunlar da aslında CHP'nin seçmeni duyup yenilendiğine dair önemli gelişmeler.

Sosyal medyayı, burada CHP'ye karşı olan topluluğun eleştirilerini, tepkilerini takip ediyor musunuz? Bununla ilgili neler yapıyorsunuz?

Tabii sosyal medya uzun zamandır siyasetin bir parçası. Reklam ve siyasi kampanyaların ana mecralarından biri. Biz de şu an yerel seçim kampanyasında sosyal medyayı çok aktif kullanıyoruz. Ama doğru okumalar yapmak gerektiğini düşünüyorum; yoksa sosyal medyada yapılan her analizde yüzde yüz gerçeklik olduğunu düşünmüyorum. 

Ben Dijital Mecralar Komisyonu'nun da CHP adına sözcülüğünü yaptım, yasa geçerken oradaydım, itirazlarımı ortaya koymuştum. Hatta bir dönem biliyorsunuz Twitter bile AK Partili trollerin bir kısmını temizledi falan. Bu süreçlerin hepsine şahit olmuş biri olarak söylüyorum, doğru bir modelle analiz etmek gerekiyor. Yoksa her fikri gerçekten doğru ya da muhalif bir fikir gibi düşünüp oradan bir siyasi hat çizmeye çalışırsak yanlış bir yol çizebiliriz. Troll sesleri, bot hesapları organik seslerden ayıklamak önemli. 

Yerel seçim ve genel seçim de birbirinden ayrışıyor. Orada daha kutuplaşmış ve ideolojik bakan yapılar vardı. Bu taraftaysa kenti için beklentileri olan bir seçmen kitlesi var. Şu an biz ikisini çok iyi biçimde ayrıştırmış durumdayız.

Sosyal medyadan gelen bütün sorulara cevap veriyoruz, aksiyon alıyoruz. Oradan birçok geri bildirim alıyorum. Sosyal medyanın ne kadar etkili bir mecra olduğunu görüyorum.

Siyasete çok genç bir yaşta başladınız, şu anda da siyasete başladığınız mahallede belediye başkanı adayısınız. Neden Ataşehir Belediye başkanı adayı oldunuz, neyi değiştirmek istiyorsunuz, neyi geliştirmek istiyorsunuz?

Öncelikle tabii bu görevi bana partim verdi. 2008 yılında başlayan 16 yıllık bir siyasi kariyerim var. Anketlerde, diğer çalışmalarda öne çıkan bir isim olduğum için parti bana böyle bir görev verdi. Ataşehir ile ilgili çok güzel hayallerim var. Çünkü hayatımı orada şekillendirdim, orada yaşıyorum. Ailem orada yaşıyor, eşimle orada tanıştım, kızım Ataşehir'de doğdu. Yaşadığım kente değer katmak istiyorum. Milletvekiliyken biz hep muhalefette kaldık, eleştirel baktık. Ama ben bir mühendisim, bir tarafıyla da projeciyim ve icraat yapmak istiyorum. Sosyal tesislerimiz, spor alanlarımız olsun. Ataşehir'deki yürüme yollarını, spor yapılacak alanları artıralım; bisikletle buluşturalım istiyorum.

Sloganınız da "merhaba komşum"…

Evet, ilk sloganımız oydu. Ancak asıl ana mottomuz "Ataşehir'de yeniliğin Adıgüzel". Ama Ataşehirlilere gerçekten büyük bir rahatlıkla komşum diyorum, çünkü tam bir Ataşehirliyim. Bu nedenle önce "merhaba" dedik. Uykusuz geceler sonucu hazırladığımız projelerimizi anlattık. Eğitimden sağlığa, spordan sosyal-kültürel etkinliklere hepsi altyapısı çalışılmış, uygulanabilirliği denetlenmiş, fizibiliteleri yapılmış, her açıdan iyi çalışılmış projeler.

Ataşehir İstanbul’da CHP'nin kalesi olarak görülen ilçelerden bir tanesi. Ben de bir Ataşehirli olarak biraz mahallemde çıkıp gezdim, insanların görüşlerini aldım. Özellikle CHP'ye oy veren kesimlerin şu anda "ben CHP’ye küskünüm" dediğini duydum. Sizce ne gibi projelerle veya ne gibi vaatlerle bu küskünlüğü çözebilirsiniz?

Ataşehir tam olarak CHP'nin kalesidir diyebileceğimiz bir yer değil. Onu söyleyeyim. Öncelikle bizim 17 mahallemiz var ve 17'si de birbirinden ayrı sosyo-ekonomik yapıya sahip, demografik yapıya sahip. Ama Ataşehir CHP'nin kalesi olabilecek bir ilçe, çok güçlü olduğumuz mahalleler var. Küskünlükler vardı ama biz 30 günden fazla süredir orada kampanya yapıyoruz ve bu küskünlükleri gerçekten çok azalttık. Sandığa gitme motivasyonunu da daha çok arttırmak istiyoruz.

Ataşehir'de yaşayan seçmenlerimiz çok duyarlı. Neden sonuç ilişkisi kurabiliyorlar. Bugünkü küskünlüklerinin ileride onlar için daha büyük sorunlar yaratabileceğini çok iyi bilecek kadar aklı başında seçmenlerimiz var. Biz de iletişimi üst seviyede tuttuğumuz, onların katılımcı olarak sürece dahil olduğu bir yönetim anlayışını benimsiyoruz.  Biz önümüzdeki 5 yıl Ataşehir'i ortak akılla yöneteceğiz. 

Bir de 17 mahallemizde çeşitli sosyo-ekonomik farklar olabilir, çeşitli demografik ayrımlar olabilir ya da köken farklılıkları olabilir. Biz eşit bir noktadan bakıp bunların hepsini gidermek ve 420 bine yakın Ataşehirli vatandaşımıza eşit hizmet götürmek istiyoruz. Bence bu her şeyin üzerinde önem taşıyor.

Ama seçmenimizi motive etmek noktasında çalışmamız gerektiğine de sonuna kadar katılıyorum. Hem İstanbul seçimleri için hem de Ataşehir seçimleri için seçmenlerimizin sandığa gelip geleceklerine sahip çıkması çok kritik öneme sahip. Dünyaya bir mesaj vereceksek, "Türkiye'de hâlâ geleceğe dair umut var" diyeceksek bunu Ekrem İmamoğlu'nu tekrar belediye başkanı seçerek yapabiliriz. 

Son sorum biraz daha kişisel bir soru olacak: Kızınız Algı, sizin adaylığınız hakkında ne düşünüyor?

Algı adaylık meselesine çok alıştı. Algı babası evden sürekli toplantıya giden bir çocuktu. Şimdi tabii aklı da eriyor, birinci sınıfa gidiyor. Afişlerimi görüyor. Eşim de sağ olsun, çok çalışıyor seçimler için. Algo toplantılara geldiğinde, adaylık açıklamasına geldiğinde, bizle zaman geçirdiğinde mutlu; ama diğer zamanlarında sağ olsun işte anneannesi ilgileniyor. Bir bakıcı ablamız var. Ama bu durumlar onu biraz rahatsız ediyor, çünkü annesiyle babasını göremiyor. Onu her sabah okula ben götürürdüm ama bu son 35-40 günlük süreçte sadece iki defa götürebildim. Yani düzenimizin bozulmasından kendi adına mutsuz ama eminim babasının kendisi için düşündüğü bütün güzellikleri Ataşehir'deki diğer bütün çocuklar için düşünüyor olmasından dolayı da çok gururlu olacak önümüzdeki süreçte.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🔍 Mercek: Seçime doğru | Onursal Adıgüzel

CHP Ataşehir Belediyesi Başkan adayı Onursal Adıgüzel, Spektrum Podcast'e konuk oldu. Adıgüzel, 2023 genel seçimlerinin değerlendirmesinden Ataşehir için planlarına pek çok başlıkta açıklamalarda bulundu.

18 Mar 2024

Onursal Adıgüzel

YAZARLAR

İlkim Emirler

Deputy editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yumuşak güç sertleşirken: 36. NATO Zirvesi'nde diplomasinin yeni kodları

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Nart Özel

·

11 Tem 2026

Yumuşak güç sertleşirken: 36. NATO Zirvesi'nde diplomasinin yeni kodları
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Görüş | Butlan krizi nasıl bir fırsata dönüştürülebilir?

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?

08 Tem 2026

Görüş | Butlan krizi nasıl bir fırsata dönüştürülebilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Trump’ın Türkiye’ye hediyesi: CAATSA yaptırımlarının kalkması ne anlama geliyor?

Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi aldığı için ABD’nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturan devletleri ekonomik ve askerî olarak sınırlandıran CAATSA yaptırımlarına Aralık 2020’den beri maruz kalan Türkiye’ye ABD Başkanı Trump’tan müjde geldi. NATO Zirvesi için Ankara’ya gelen Trump, hediye paketini Erdoğan’a sundu: Yaptırımlar kalkacak, F-35 konusu ele alınacak.

Pelin Cengiz

·

08 Tem 2026

Trump’ın Türkiye’ye hediyesi: CAATSA yaptırımlarının kalkması ne anlama geliyor?