Orta Doğu'da Şiddet Kime Yarıyor?


Her şeyi aynı anda yapmak mı? O zaman Beko 2in1 FitFry™️ Az Yağlı Fritöz Yemek yapmaya tam olarak dilediğiniz zamanı ayıramıyorsanız ama beslenmenizde sağlıklı, pratik ve hızlı çözümler arıyorsanız belli ki tanışmanız gereken bir tek ürün var: Elbette Beko’nun 2in1 FitFry™️ Az Yağlı Fritöz ’ü . Neden Beko 2in1 FitFry™️ Az Yağlı Fritöz? Dokunmatik led ekranıyla dilediğiniz her şey en kolay hâliyle karşınızda. Yapabileceklerinize yakından bakalım: “Manuel, tavuk, sebze, fırın/kek, ısıtma, buz çözme, ızgara, şiş, kurutma” olmak üzere d okuz ayrı otomatik programıyla az yağlı ve ideal lezzete en kolay şekilde ulaşmanızı sağlıyor. Çift Hazne Pişirme Teknolojisi sayesinde kokular birbirine karışmadan, aynı anda iki ayrı yemek hazırlayabilir, size kalan zamanın keyfini çıkarabilirsiniz. Akıllı Bitirme Özelliği ise pişme süreleri farklı olan iki ayrı yemeğin sofralara aynı anda, sıcak sıcak servis edilmesini mümkün kılıyor. Dahası, bir hazne için seçtiğiniz ayarları aynı şekilde diğer hazneye de kopyalayabilirsiniz. Izgara, sebze ve meyve kurutma aparatı, çöp şiş, çift katlı pişirme aksesuarlarıyla yemek hazırlığınız artık her zamankinden daha hızlı. Aksesuarların bulaşık makinesinde yıkanabilirliği ise pratiklikte bambaşka bir seviye yaratıyor. Mutfağı temiz tutarak yemek yapmayı hayal ediyor, yağdan tasarruflu sağlıklı lezzetlerin peşinden gidiyorsanız Beko 2in1 FitFry™️ Az Yağlı Fritöz ’ün mutfaktaki yeni arkadaşınız olması için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Hamas'ın 7 Ekim'de gerçekleştirdiği saldırı ve İsrail'in buna verdiği acımasız askerî karşılık, Orta Doğu'da sonu gelmeyecekmiş gibi görünen şiddet döngüsünü yeniden canlandırdı. Hâlihazırda bu döngüyü kırmak için ciddi bir çaba sarf edilmiyor ve İsrail-Filistin çatışmasının nihai bir çözüme kavuşturulması ihtimali her zamankinden daha uzak görünüyor. Barış isteyen herkes, hem İsraillilere hem de militan İslami kökten dincilere gerçeği söylemeli.
Büyürken çoğumuza, kişinin kendi geçmişini bilmesinin ve göz önünde bulundurmasının bir erdem olduğu öğretildi. Ancak bugün, geçmiş deneyimlerini doğru dürüst hesaba katmayı ya da geleceklerini planlamayı reddeden taraflarla karşı karşıyayız.
Hamas'ın 7 Ekim'deki operasyonu; 2008, 2014 ve 2021'deki saldırılarının daha gelişmiş bir versiyonuydu. Sözde amacı, Doğu Kudüs'teki Mescid-i Aksa çevresindeki provokatif işgal uygulamalarına karşılık vermek ve Filistinli mahkumları kurtarmaktı. Ancak bu saldırılar Gazze'de sahada hiçbir şeyi değiştirmedi; aksine, her iki tarafta da sürekli olarak daha fazla ölüme yol açtı; ancak genellikle İsraillilerin beş katı kadar Filistinli öldü. Ardından altyapının kaçınılmaz olarak tahrip edilmesi, ablukanın öngörülebilir şekilde sıkılaştırılması ve Filistinlilere yönelik baskıların devam etmesi (El Aksa'da tutuklananların sayısının giderek artması gibi) geliyor.
Benzer şekilde, 7 Ekim'de öldürülen 1.400 İsrailli için Hamas'ı askerî olarak cezalandırmaya çalışan İsrail, dönüp de kendi siciline bakmadı. Gazze'deki önceki savaşlar Hamas'ı ehlileştirme hedefine ulaşamadı; çünkü İsrail'in yaklaşımı temel nedenler yerine semptomlarla uğraşmak oldu.
İsrail, kuruluşundan bu yana güvenliğini korumak adına pek çok kanlı savaşa girdi ve bu savaşlar Filistinlilerin hayatları, hakları ve gelecek beklentileri pahasına gerçekleşti. Son olarak, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun (acil bir ulusal birlik hükümeti lehine kenara itilen) aşırı sağcı hükümeti, El Aksa ve işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerle gerilimi tırmandırdıkları kilit kabine pozisyonlarına dini bağnazları yerleştirdi.
İsrailliler, Filistinlilerin zor koşullar altında çok az umutla yaşamalarına rağmen statükoya boyun eğmeye devam edeceklerine inanma hatasına düşmekte ısrarcı. Oysa Cezayir, Fas, Tunus, Suriye ve Mısır'daki çatışma ve işgallerin tarihi, böyle bir zihniyetin başarısızlığa mahkum olduğunu açıkça ortaya koymakta. Ezilen insanlar görünüşte derin bir ilgisizlik döneminden geçebilirler, ancak özgürlük arzuları devam eder. Her zaman bir noktada sessizliklerinden uyanacaklardır.
Bu son savaşta İsrail'in hedefleri Hamas tarafından öldürülenlerin intikamını almak, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin caydırıcı gücünü yeniden tesis etmek ve Hamas'ı Gazze'den tasfiye etmek gibi görünüyor. Ancak İsrail bu hedeflere nasıl ulaşacağını ve sonrasında ne yapacağını açıklamış değil.
Hamas ne zaman Gazze'yi ve halkını İsrail'le kanlı bir savaşa sürüklese, Arap dünyası da kaçınılmaz olarak ayağa kalkıyor. Gazze'nin yıkım görüntüleri sadece Arap tarafında değil, normalde daha soğukkanlı olanlarda da öfke uyandırıyor. Hayal kırıklığı yaratsa da, Hamas'a ve onun Filistin davasını gasp etmesine verilen desteğin Arap seçkinlerinin en eğitimli ve aydın üyelerinden bazılarına kadar yayıldığını görmek şaşırtıcı değil. Bu kişilerden biri kısa bir süre önce Hamas'ı eleştirdiğim için beni azarladı ve Hamas'ın bir terör örgütü değil bir direniş hareketi olduğunu ve öldürülen İsraillilerin sivil değil, bunu hak eden yerleşimciler olduğunu savundu.
Bu tür tepkiler şiddet ve nefret dalgalarının önüne çıkan herkesi nasıl tükettiğini gösteriyor. Entelektüeller bile çoğunlukla sosyal medya ve propaganda tarafından körüklenen duygulara ve öfkelerine yenik düşebiliyor.
İsrail Hamas'ı ortadan kaldıramazsa, hatta askerî gücünü ve siyasi otoritesini zayıflatamazsa, çok az şey başarmış olacaktır. Gazze'ye verilen eşi benzeri görülmemiş zararın üstesinden gelmek on yıllar alacaktır. Aynı şekilde Hamas'ın tek yaptığı, Gazze'nin masum halkının bedelini kanlarıyla, evleriyle ve gelecekleriyle ödemek zorunda kalacağı narsist bir güç gösterisi sahnelemek olacaktır. Hamas'ın sivil kayıplara karşı gösterdiği kayıtsızlık, savaşın sona ermesiyle zirveye ulaşacaktır. Destekçileri bir kez daha yıkılan evlerin enkazı ve masum Gazzelilerin cesetleri üzerinde "zaferi" kutlayacaklar.
Hem Araplar hem de İsrailliler politikalarının ve eylemlerinin nelere yol açabileceğini dikkatle düşünmeli. Geçmiş deneyimleri hatırlamak, çatışmanın her iki tarafına da gelecek için en azından biraz umut veren bir yola dönmenin tek yolu.
Ürdün Senatosu'nun eski bir üyesi olan Muhannad Alazzeh, uluslararası bir insan hakları uzmanıdır.
© Project Syndicate 1995-2023
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yargıtay'ın AYM kararı hukukçuların ve milletvekillerinin tepkisini topladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'de düzenlenen törenle mazbatasını aldı. Getir, online market şirketi FreshDirect'i satın alacağını duyurdu.
09 Kas 2023

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

İspanya, Arjantin'i tarihin en tek taraflı finallerinden birinde Ferran Torres'in golüyle yendi ve ikinci kez dünya şampiyonu oldu.

“Ama” bağlacı, dilimizde temel olarak karşıt anlamlı iki cümleyi veya sözcük grubunu birbirine bağlama görevini yapar. Tek başına bir anlamı olmayan bu sözcük, cümleler arasında kurduğu köprüler sayesinde cümleye çok çeşitli anlam ve işlev kazandırır. “Ama” bağlacını karşıtlık ve zıtlık ilişkisi kurmak, koşul (şart) anlamı kazandırmak, anlamı pekiştirmek ve güçlendirmek, dikkati çekmek, uyarı ve ikazda bulunmak, beklenmeyen bir durumu / istisnayı belirtmek için kullanırız.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.



