Osmanlı Basınında Yüz Yıl Önce: Ağustos 1921

Osmanlı'da Ağustos 1921
Osmanlı Basınında Yüz Yıl Önce: Ağustos 1921

Hazırlayan: Emel Seyhan


Büyük Millet Meclisi Şiddetle Harbe Karar Vermiştir

1 Ağustos 1921 İkdam

Paris- Pek ciddi menbadan alınan ve Paris matbuatınca neşredilen haberlere nazaran Yunan Ordusunun yaptığı taarruzda kazandığı muvaffakiyetlere rağmen Anadolu harbi asla hitam bulmamıştır.   Petit Journal temin ediyor ki, Heyet-i Vekile reisinin Ankara Büyük Millet Meclisi huzurunda vaki beyanatından anlaşıldığı vechile Anadolu, Yunanistan tarafından arzu olunan şerait dahilinde bir sulhu asla imzalayamaz. Ankara Millet Meclisi kemal-i germi ile harbe devam ve Yunan Ordusuna karşı harp etmek üzere eli silah tutan kaffe-i ahalinin taht-ı silaha cem’i hakında verilen takriri ittifak-ı ara ile kabul etmiştir.


Kafkasya’daki Kuva-yı Milliye Ordusu

1 Ağustos 1921 İkdam

Bosfordan: Ankara Müdafaa-i Milliye Vekaleti, Kafkasya’daki Kuva-yı Milliye Kumandanı Vekili Remzi Paşa’ya gönderdiği bir emirnamede asakir-i mezkûrenin Türk-Bolşevik itilâfı neticesi olarak Kafkasya havalisinde bulunmasına artık lüzum kalmadığından tamamıyla garp cephesine naklini iş’ar eylemiştir. Bir Kuva-yı Milliye Fırkası Remzi Paşa ile Kars’ta kalacaktır. Geri kalanı ise Şark Orduları Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Miralayı Kadri Bey kumandasında olarak Ankara’ya müteveccihen yola çıkmış bulunuyor.


Türkiye İşçiler Birliği Cemiyeti

2 Ağustos 1921 İkdam

Muhtelif meslekler dahilinde çalışmakta olan bilumum işçilerin aralarında muhadenet (dostluk) tesisiyle vaziyet-i içtimaiye ve iktisadilerini ıslah etmek, seviye-i irfanlarını yükseltmek işçilerin teshil-i maişetini (geçimini kolaylaştırmasını) temine müteallik bilcümle tedabire tevessül etmek, işçilerin deavi (davaları) ve sair mesalihini (işlerini) memurin-i mahsusa vasıtasıyla takip ve rü’yet ettirmek, işçilerin mensup oldukları resmi ve gayriresmi müesseselerde kaza, maluliyet, ihtiyarlık gibi ahvalde işçilere tekaüt sandıkları tesisine ve evvelce mevcut sandıklar şeraitinin işçilerin temin-i maişetini mü’temen (güvenilir) bir hale ircaına teşebbüs etmek, izdivaç, tevellüt, vefat gibi ahval-i fevkaladede işçilere muavenet edebilmek için ikraz sandığı tesisi, gece dersleri konferanslar tertip ve broşürler neşrederek tenvir-i efkarına hizmet, yemekhaneler, kıraathaneler, misafirhaneler ve saire açarak işçilerin seviye-i irfan ve ahlakisini yükseltecek tedbirlere tevessül etmek ve sair gibi maksat ve gayelerle teessüs ve teşekkül etmiş olan “Türkiye İşçiler Birliği”nin resm-i küşadı dün Kadıköy’de İskele meydanındaki binada samimi bir surette icra edilmiştir. İlk defa söz alan Reis Kadri Salim Efendi beri vech-iâti nutuk irat eylemiştir.

“Muhterem misafirler ve arkadaşlar, Davetimizi lütfen kabul ederek icabet ettiğinizden dolayı sizlere teşekkür ederiz. Hedef ve gayemizi arz ettik. Muhtelif işçi ve sair teşkilatlar beyninde muntazaman vukua gelecek böyle muhtelit içtimalarda umumi meseleleri görüşmek muhtelif nokta-i nazarı telif ederek takarrür edecek meselelerde mesai ve faaliyetleri tevhit etmek zannederiz ki halk için çok faydalıdır. İşte hem vücuda getirdiğimiz teşkilatın gaye ve programını hülaseten arzetmek hem diğer işçi teşkilatıyla programımızda müşterek noktalar varsa bunları tespit etmek ve hatta tevhid veya teşrik-i mesai için imkân olup olmadığını tetkik etmek için bugün bu toplantıyı tensib ettik.

Program ve nizamnamemizin mütalaasından anlaşılacağı vechile hedef ve gayemiz, memleketimizdeki işçileri ya mesleklerine göre veyahut mensup oldukları müesseseye nispetle aralarında birleştirmek, sonra da bütün bu ufak teşkilatı yekdiğerine muavin ve mesanid olabilecek bir tarzda bir araya cem etmek ve şu teşkilat tahtında işçilerin iktisadi, irfani, hülasa içtimai hayatlarını ıslah edecek tedbirlere tevessül etmektir. Bu tedbirlerin bir kısmı programımızda izah edilmiştir. Şüphesiz zemin ve zamanın şartları düşünülerek bu tedbirlere müşabih daha bazı tedbirler hin-i iktizada tatbik edilebilir.

Hedef ve gayemizi arz ettik. Nizamname-i dahiliyemize gelince, şu kanaatteyiz ki, nizamname-i dahiliyemiz liberal bir mahiyeti haizdir. Dernek heyetlerinin serbest hareketleri ve merkez-i umumi teşkilatına hisse-i iştirakleri tamamen temin edilmiştir (…)”

Bundan sonra Fazıl Efendi “Kadri arkadaş birliğin maksat ve teşkilini izah etti.” diyerek söze başlamış ve cümlelerine şunları ilave eylemiştir:

“İşçi sınıfının kuvvet bulması esasını kabul eden bütün cemiyetler tevhit ve teşrik-i mesaiye davet ediliyor. Türkiye İşçiler Birliği namına bütün işçilere vuku bulan bu davet şayan-ı takdir görülmelidir. Türkiye’deki işçi hayatına ve memleketimizdeki mesai şartlarına dair birkaç söz söylemek istiyorum. Sultan Abdülhamit devrine irca-i nazar edersek görürüz ki amele hayatı yoktur veya henüz başlamak üzeredir. Her tarafta küçük ziraat, sanat veya ticaret merkezleri vardır. O zamandaki ahaliyi dört kısma ayırmak mümkündür. Bunlardan birincisi paşalar, ağalar, beyler, ikincisi ulema, üçüncüsü küçük sanatkarlar dördüncüsü de amele sınıfıdır. Bu amele ya köy yahut şehir amelesidir. Aralarında elyevm bu zamana kadar kalabilmiş bunca teşkilatı vardır. Halbuki merkezde iken 1908 senesinden sonra memlekette bir tebeddül ve tahavvül başlıyor. Ötede berideki inşaat ile mevad-ı mamule sıfatıyla Avrupa sermayesinin memleketimize girmesiyle mahalli sanayi Avrupa mamulatıyla rekabet edememiş ve zevale (yok olmaya) yüz tutmuştur. Evvelce elindeki sermaye ile öteberi yapanlar da bu defa bu yeni vaziyet karşısında amele menzilesine (derecesine) inince işçilik yahut sosyalistlik cereyanı inkişafa başlamıştır. Ve bu suretle şemsiyeciler, sigara kağıtçıları, berberler cemiyeti gibi birtakım sendikalar meydana gelmiş ise de bunlar hükümetin icabat-ı siyasiye ile takındığı vaziyetten reviyy-i mümaşat gösterememişlerdir.

Harb-i Umumide hükümet alat-ı istihsaliyesini askerlik ruhu ile techiz etti ve ameleyi muharebe meydanlarına sevk etti. Başka bir şekl-i iktisat teşekkül etti, Amele sendikaları tamamen ortadan kaldırıldı. Fakat harbin ikinci safhasında Almanya’da, Rusya’da Fransa’daki işçilik teşkilatı parlak bir inkişafa mazhar olmuştu. Bilirsiniz ki bu esnada Stokholm’de bir sosyalist kongresi oldu. Hükümet bu cereyanlardan istifade etmek istedi ve amelelikle hiç alakası olmayan amele tarafından tanınmayan iki şahsı işçiler namına murahhas olarak Stokholm’e gönderdi.   Mütareke oldu. Memlekette istihsalat namına hiçbir şey kalmamıştı. Bir iktisadi buhran devam edip gidiyordu. Memleket menfaatinin kollardan çıkacak kuvvetlerle temin edileceğini herkes anlamıştı. Asıl bundan sonradır ki işçilik cereyanları teessüs etti. Bu gün İstanbul’da çiftçi sınıfı istisna edilecek olursa istihlakatın yüzde doksanının hariçten geldiği görülüyor. Bundan anlıyoruz ki memleketimiz bir iktisadi sefalet içindedir. Umrandan eser olmayan Anadolu’nun tamiri için milli sermayemiz mefkud olduğundan (olmadığından) buralara ecnebi sermayesi girecektir. Bu sebepten işçi kısmının aralarında teşkilat meydana getirmeleri ve bunu biran evvel yapmaları lazımdır.

Mesai şartlarına gelince görüyoruz ki hükümet şirketlere verdiği imtiyazlarda ameleyi amelenin hakkını katiyyen nazar-ı dikkate almamıştır. Gerçi tekaüt sandıkları hıfzü’s- sıhhaya riayet kayıtları mevcut ise de bunlardan maalesef hiçbirine riayet edilmemektedir. Amelenin şirket teşkil etmesi ve mesaisini tatil etmesi meselesi şayan-ı münakaşadır. Cemiyetler Kanunu mucibince her şahıs cemiyet teşkil edebilir. Yalnız burada bir kayıt vardır. O da teşekkül edecek cemiyetin ahkam-ı kavanine mugayir olmaması ve memleketin asayişini ihlal etmemesi şartıdır. Bu Cemiyetler Kanununda nazar-ı dikkatinize bir maddeyi arz etmek istiyorum. “Hidemat-ı umumiye ile meşgul olanlar grev yapamazlar.” Deniliyor. Mebuslar tarafından tenkit edilmiş bu maddeye karşı hükümet ameleyi sermayeye iştirak ettireceğine dair bir kanun daha çıkaracağını vaad etmiş ise de maalesef üzerinden on sene geçtiği halde böyle bir kanun çıkmamıştır.    İki üç seneden beri birçok amele sendikaları teşekkül etti. Bunlar kumpanyalara, hükümete müracaat etti ler. Haklarının nazar-ı dikkate alınmasını talep ettiler. Fakat böyle bir kül halinde toplanamamış münferit kalmış birçok işçiler de vardır. Bunları teşkilata raptetmek ve teşkilatı olanlarla dahi telif-i mesaiyi temin etmek lazımdır. Bu suretle amele sınıfının ihtiyacı daha iyi temin edilmiş olur. ”  

Bundan sonra Türkiye Sosyal Demokrat Fırkası namına söz alan Doktor Rıza Bey ber-vech-i âti hasbihalde bulunmuştur.

“Birliğinizde bu gün sosyal demokrat namının bulunduğuna cidden müftehirim. Bu birlik ciddi sosyalistlere mahsus etvarı takınarak terakki edeceğine emin bulunuyorum. Ben on beş seneden beri sosyalistliği tetkik ile uğraşıyorum. İstanbul’daki bizim sosyalistliğimiz ameli bir sosyalistliktir. Koluyla, bacağıyla, vücuduyla çalışan sermayeye malik olmayan amele dediğimiz bir kısmı ben üçe ayırıyorum. Sosyal demokratlar, milli sosyalistler, ihtilalci sosyalistler. İçimizdeki birliği bozmak için teşkilat yapanlar da vardır. Hükümetin elindeki kavaninin ameleye bize ait olan kısmı asri değildir. Bütün nazırları ziyaret ile anlattım. Biz birliğimizi teşkil edip on da muvaffak olabilmek için ittifak etmeliyiz.”

Türkiye Sosyalist Fırkası’nın, Sıyanet Cemiyeti’nin, Sosyal Demokrat Fırkası’nın ve birçok işçilerin hazır bulunduğu bu resm-i küşatta meduvvine sigara ve çay ikram edilmiştir.


Zafere Hazırlık

5 Ağustos 1921 İLERİ

Anadolu birkaç güne kadar bize pek mühim haberler vaat ediyor

Dün şehrimize gelen mevsûkü’l-kelim (sözüne güvenilir) zevatın ifadelerine nazaran Anadolu pek yakında düşmana yeni ve müthiş bir darbe indirmek için lazım gelen hazırlıkları ikmal etmiştir. Dört beş güne kadar zafer haberlerine şahit olunacağı teminen beyan edilmektedir. Aynı zamanda dün Anadolu erkan-ı mühimme-i askeriyesinden bir zatın ailesine gönderdiği bir mektupta da şöyle deniliyor:   Ordumuzun kahhar ve müthiş darbesi düşmanı sersemletti. Planımız mucibince geri çekildik. Fakat bu gerileme ilerinin hayırlı ve muzaffer mukaddimesi olacaktır. Beş, altı güne kadar size mühim tebşirlerde bulunacağız.

Hülasa Anadolu ordusu hasmına arzu ettiği zaman istediği darbeyi indirecek bir haldedir.


Kürt Süvari Alayları Teşkili

9 Ağustos 1921 İLERİ

Ankara Meclis-i Millisi’nin kararıyla Dersim Kürtleri nezdinde nüfuzları olan üç Kürt mebusu memuriyet-i mahsusa ile Dersim’e gönderilmiştir. Bu mebuslar gönüllü Kürt süvari alayları teşkil etmeye çalışacaklardır. Heyet Kürt rüesasına verilmek üzere kıymettar hediyeler almıştır.


Bu Dakikadan İtibaren Başkumandanlık Vazife-i Fi’liyyesine Başlıyorum

9 Ağustos 2021 İKDAM

Ankara 6 Ağustos Anadolu Ajansı- Büyük Millet Meclisi dünkü içtimaında ittifak-ı ara ile Başkumandanlığa intihap edilen Meclis Reis Mustafa Kemal Paşa hazretleri alkışlar arasında mühim bir nutuk irat etmiştir. Ve ezcümle demiştir ki: “Muhterem arkadaşlar, Meclis-i alinin şahsiyet-i maneviyesinde mütecelli ve mündemiç olan başkumandanlık vazifesini fiilen ifa etmek üzere bendenizi memur etmiş olduğunuzdan dolayı ayrıca teşekkür ederim.

Bu teveccüh, heyet-i celilenizin hakkımdaki itimat ve emniyetin bariz bir delili olduğundan benim için pek kıymetli ve taltiftir. Ve buna mukabele hayatımın en kıymetli mükafatı olacağını arz ederim. Binaenaleyh bu teveccühe kesb-i liyakat etmek için bütün mevcudiyetimi emeliniz dairesinde sarf etmekten bir dakika ictinap etmeyeceğimi ve hiç de tereddüt eylemeyeceğimi ehemmiyetle telakki ve kabul buyurmanızı rica ederim. (Şiddetli alkışlar)

Efendiler, şu zavallı milleti esir etmek isteyen düşmanları inayet-i sübhaniyye ile behemehal mağlup edeceğimize dair emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır. (şiddetli alkışlar) Bu dakikada bu itminanı heyet-i celilenize karşı, bütün millete karşı ve bütün aleme karşı ilan ederim. (şiddetli alkışlar) Gerek heyet-i celilenizden ve gerek büyük ve şefkatli milletimden daima büyük bir şefkat ve sıyanete mazhar olacağıma dair olan emniyetim büyüktür. Binaenaleyh heyet-i celilenizden aldığım feyz ile bu dakikadan itibaren başkumandanlık vazife-i fi’liyyesine başlıyorum.” (şiddetli alkışlar ve Allah muzaffer buyursun sedaları).


Kahraman Mehmet

9 Ağustos 1921 İkdam

Henüz on üç yaşında olduğu halde Adana cephesinde düşmana karşı asker safları arasında mektup nakletmek suretiyle ibraz-ı hidmet eylediği sırada mecruh düşmüş ve Hilal-i Ahmer hastanesinde taht-ı tedaviye alınmış olan Tarsus’un Dedeler Karyesinden Halil oğlu Mehmet’in darüleytama kabulü tensip edilmiştir.


Mustafa Kemal Paşa Diyor ki: Gayenin İstihsali İçin Her Şey Yapılacaktır

10 Ağustos 1921 İkdam

6 Ağustos, Ankara- Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi ve Başkumandan Mustafa Kemal Paşa ordu ve millete hitaben âtideki beyannameyi neşretmiştir:

Bilumum vilayat, liva, kaza, nahiye, belediye riya setlerine, bilumum kıtaat-ı askeriye kumandanlarına, İzmit tarikiyle İkdam, Vakit, İleri, Akşam, Tevhid-i Efkar gazetelerine, İzmit, Adapazarı, Akyazı, Sapanca, Kandıra, Hendek, Düzce Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri heyet-i merkeziyelerine:

Orduya millete beyanname: Büyük muharebeden çıktığımız en zayıf zamanımızda tekmil memleketi çiğnemek ve bütün ahaliyi mahvetmek için üzerimize hücum eden düşmanlara karşı milletçe birleştik ve pek kıymetli ordular vücuda getirdik. Muhtelif ve müteaddit cephelerde emsalsiz fedakarlıklarla hukuk-i milleti müdafaa eden ve İnönü’nde Yunanistan’ın istila ordularını iki defa tepeleyen kahraman ordumuz o kadar yüksek bir azim ve iman ile muharebe etti ki düşman yalnız Garp Cephemizdeki ordumuza karşı kralları başında olduğu halde tekmil Yunan Ordusunu Anadolu’ya getirmeye mecbur oldu. Garp Cephesinde vukua gelen son muharebede bu düşman ordusunu pek ziyade zayiata duçar ettikten sonra ordumuzun cevher-i aslisinden hiçbir şey zayi etmeden bu günkü vaziyeti aldık.

Bugün düşman ordusu menabi-i asliyesinden ve üsü’l- harekesinden  uzaklaşmış vaziyette karşımızdadır. Bütün mezaya-yı kahramanane ve evsaf-ı âliyesini en mühim muharebe meydanlarında tanıdığım ordumuzun müdebbir ve yüksek kumanda heyetiyle fedakar zabitanıma ve kahraman efradıma ve cetlerimizden mütevaris hasail-i mümtaze ile mütemayiz bilumum efrad-ı millete hitap ediyorum: Mukadderat-ı millete vazü’l-yed bulunan Büyük Millet Meclisi bu gün Milli Ordunun temin-i muvaffakiyetini kafil bütün tedabire salahiyet-i kamile ile mücehhez kılarak Meclis riyasetinden başka beni bütün ordular Başkumandanlığına memur eyledi. Sizlere bu beyannameyi yazdığım dakikadan itibaren inayet-i sübhaniyyeye istinaden ve müftehiren büyük ve şerefli vazifeyi ifaya başlamış bulunuyorum. Bana bu vazifeyi tevdi etmiş olan meclisin ve o mecliste temsil edilen milletin irade-i katiyyesi tarz-ı hareketimizin muharrikini teşkil edecektir. Hiçbir sebep ve suretle tadiline imkân olmayan bu irade-i katiye behemehal düşman ordusunu imha etmek ve bütün Yunanistan’ın kuvve-i müsellahasından mürekkep olan bu orduyu anayurdumuzun harem-i ismetinde boğarak nail-i halas ve istiklal olmaktır.       Memleket ve milletin maddi ve manevi bütün kuvvetlerini bu neticenin istihsali tarikine sevk ve imale için hiçbir tedbir ve teşebbüste müsamaha edilmeyecek ve ne zemin ve zaman ile ne de vatan mefhumu karşısında teferruattan ibaret kalan mülahazat-ı saire muteber olmayarak düşman ordusunun imhasından ibaret olan bütün gayenin istihsali için muktezi her şey yapılacaktır.

Bu beyannamenin ta neferlere kadar bilumum ordu mensubu ile bütün memurin ve ahaliye tebliğini rica ederim.

Bilumum vekaletler ve bilumum ordular ve müstakil Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri heyet-i merkeziyeleriyle riyasetlerine tebliğ olunmuştur. Büyük Millet Meclisi Reisi ve Başkumandan: Mustafa Kemal.


Büyük Muharebe Nerede?

19 Ağustos 1921 İLERİ

Londra 17- İngiliz gazetelerinin tahminlerine nazaran büyük muharebe Kuva-yı Milliye’nin bütün kuvvetlerini tahşid etmiş olduğu Sakarya Nehri boyunda cereyan edecektir.


Sovyetler Kuva-yı Milliyeye Dört Torpido Muhribi Teslim Etmişler

27 Ağustos 1921 İKDAM

Roma 25- İtalyan matbuatının Atina’dan aldığı haberlere göre Sovyetler Kuva-yı Milliye’ye Karadeniz’de dört torpido muhribi teslim etmişler.


Dört Günden Beri Harp Bilâ İnkıta Devam Etmektedir

30 Ağustos 1921 İkdam

En son haberlere göre Sakarya boyunda muharebe bütün şiddetiyle devam etmektedir. Yunan menabii de Milli Ordunun pek büyük mukavemet gösterdiğini ve muharebenin pek şiddetle cereyan ettiğini neşirden hali değildir.

Ağustos’un yirmi beşinci akşamından beri bilâ fasıla dört gündür devam eden ve pek kanlı olduğuna hiç şüphe edilmeyen bu muharebenin yakında lehimize neticeleneceğini gösteren pek çok emaret mevcuttur. Milli Ordu her gün dahilden cepheye koşan efrat ile, kıtaat takviye olunabildiği halde üssü’l-harekesinden pek uzakta harp eden Yunan Ordusunun muhtaç olduğu ikmal efradının arzu edildiği zamanda Yunan Başkumandanı emrine hazır ve amade bulundurulamayacağı pek tabiidir. Bahusus Yunan Ordusu hudut-ı ric’iyyesi ve menzil teşkilatı şimalde İznik’ten itibaren Sakarya cephesi muharebesine cenupta yine aynı suretle mezkur cepheden Uşak’a kadar yanlarda, Milli Ordu aksamının akınlarına maruz bulunduğu için aynı zamanda hem bu tehlikelere karşı tertibat ittihaz etmek, kuvvet sarf etmek hem de cephe ihtiyacatını itmam etmek gibi pek müşkül vaziyette bulunuyor.

Yunan Ordusunun ne müşkül vaziyette bulunduğuna en büyük bir delil de kuvvet, malzeme ve mühimmat itibarıyla kat kat tefevvuk ettiği halde dört gündür Milli Ordunun mukavemeti karşısında bir adım ilerlemeye muvaffak olamamasıdır. Seksen kilometre uzun bir cephe üzerinde harp eden Yunan Ordusunun inhizama (bozguna) uğraması için Milli Ordunun daha iki günlük mukavemeti kafidir sanırız. Çünkü böyle sürekli ve pek şedit cereyan eden muharebelerin bahusus mütearrız taraf için ne büyük telefata sebebiyet verdiği malumdur. Her an tebeddül eden safahat-ı muharebede bu güne kadar hamdolsun aleyhimize kaydolunabilecek bir hareket yoktur. Büyün gelen resmi ve gayrı resmi haberler, bütün muvaffakiyetlerin bizim tarafta olduğuna asla şüphe bırakmıyor. Netice-i katiye yakındır. Bazen mübalagalı ve bazen yanlış haberler arasında mütehayyir (şaşkın) kalan ve sabırsızlıkla kat’i zafer haberlerine intizar eden halkımızın pek yakında bu endişelerden kurtulacağına şüphe yoktur.


Anadolu Haberleri

Ankara – Sovyetler Mukavele-i Askeriyesi

30 Ağustos 1921 İkdam

Ankara ve Sovyetler murahhasları arasında akdolunan mukavele-i askeriyenin esasatının ber-vech-i âti olduğu Türk menbaından bildirilmektedir:

Rusya Anadolu’ya büyük miktarda her nevi top, tüfek, tayyare ve mühimmat tedarik eyleyecektir. Bu mühimmat Bahr-i Siyah limanlarından teslim olunacaktır. İrsalat süratle vuku bulacaktır.      Peyderpey Türklere teslim edilecek sefain-i harbiye kumandan ve makinistleri muvakkaten hizmetlerine devam edeceklerdir. Türkler Kafkasya ve Bahr-i Siyah tarikiyle Rusya’ya hububat ve maden kömürü vereceklerdir. İcabında mukavele esasatı  tevsi olunabilecektir.

Anadolu’da İane Derci

Anadolu’da ordu için mühim ianeler toplanmaktadır. İşbu teşkilat Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye şubeleri vasıtasıyla yapılmıştır. Herkes iktidarı nisbetinde ianeye iştirak etmektedir. Köylüler aynen muavenette bulunmaktadırlar.

Arap Ve Kürt Kuvvetleri

Mustafa Kemal Paşa Arap ve Kürt kabileleri nezdindeki teşebbüsatından dolayı Şeyh Sunusi’ye telgrafla beyan-ı teşekkürat etmiştir. Mezkur kabileler Şeyh Sunusi’nin teşvikatına tab’an Mustafa Kemal Paşa’ya kuvvetler göndermişlerdir.

Rus Mümessilinin Cepheye Daveti

Ankara’daki Rus Ataşemiliteri ile esasen asker olan Rus Mümessili, Sakarya Muharebatını takip eylemek üzere Mustafa Kemal Paşa tarafından karargah-ı umumiye davet edilmiştir.

Zaferin Tesidi İçin Emir

Mustafa Kemal Paşa, son muzafferiyetin en küçük köylerde bile tesid edilmesi için bütün vali ve mutasarrıflara telgrafla emir vermiştir. Bu münasebetle hafif cezalara mahkum olanlar tahliye edilmiştir.

Sakarya’dan Yunanlıların çekilmesi üzerine Ankara’da büyük şenlikler yapılmıştır, şehir üç gece müteakiben donatılacaktır. Askeri bir resm-i geçit ve fener alayı teşkil olunmuştur.         

Meclis-i Milli’nin balkonundan nutuklar irad edilmiştir. Halk hatipleri hararetle alkışlamıştır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Toplumsal TarihToplumsal Tarih

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

İslam, Bizans ve Osmanlı Dünyasında Astroloji ve Müneccimler

Toplumsal Tarih Dergisi'nin 332. sayısından Astroloji ve Müneccimler dosyası açılıyor, arşivde ise Osmanlı basınında Ağustos 1921 var.

16 Ara 2022

İslam, Bizans ve Osmanlı Dünyasında Astroloji ve Müneccimler

YAZARLAR

Toplumsal Tarih

Tarih Vakfı'nın ülkemiz insanlarının tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlayan dergisi Toplumsal Tarih'ten özel seçkiler her cuma 11.00'de Aposto'da.

İLGİLİ OKUMALAR