Osmanlı Basra’sında Devlet ve Toplum, 1908-1914

Yazı: Emine Şahin
Burcu Kurt’un “II. Meşrutiyet döneminde Basra vilayeti (1908-1914)” başlığı ile 2012 yılında Marmara Üniversitesi’nde hazırlamış olduğu doktora tezi birtakım değişiklikler ve eklemeler yapılarak 2015 yılında yayınlanmıştır. Osmanlı Basra’sının II. Meşrutiyet’in ilanı sonrasında geçirdiği dönüşümü inceleyen eser, yönetim, kurumlar ve uygulanan siyasete bakarak önceki dönemle bir karşılaştırma işini üstlenmekte olup devr-i sabık”tan tamamen farklı bir siyaset izleyen II. Meş rutiyet yönetimlerinin Basra vilayeti özelinde taşra politikalarındaki süreklilik ve kopuşun izlerini sürmüştür.
II. Meşrutiyet’in ilanı ile başlayıp Kasım 1914 yılında Basra’nın İngilizler tarafından işgal edilmesine kadar olan sürecin ele alındığı kitapta, vilayetin idarî, sosyal, ekonomik ve siyasî açılardan devlet-toplum ilişkileri gözetilerek genel bir profili çıkarılmıştır. Çalışmanın ana kaynaklarını Osmanlı arşiv belgeleri ile İngiliz arşiv kayıtları oluşturmakta olup ayrıca Türkiye’deki Ortadoğu çalışmalarında nadiren rastladığımız şekilde Arapça literatüre de başvurulmuştur.
Çalışmada, II. Meşrutiyet döneminde Basra vilayeti özelinde Osmanlı Devleti’nin tesis etmeye çalıştığı merkeziyetçiliğin boyutları çok yönlü olarak ele alınmaktadır. Buna binaen Osmanlı devlet aygıtının Basra’da nasıl işlediği, merkezi idarenin bu bölgede ne ölçüde ilerlediği ve eşraf ile aşiret reislerinin bu siyasete karşı nasıl tepki verdikleri gibi sorulara cevap aranmıştır. Ayrıca yeni rejimin merkezileşme anlayışı ile “devr-i sabık” olarak adlandırılan önceki dönemin merkezileşme siyaseti arasında bir kıyaslama yapılarak II. Abdülhamid’in Arap vilayetlerinde yerel elitler üzerinden tesis etmeye çalıştığı merkeziyetçiliğin 1908 sonrasında devlet eliyle atanan memurlar vasıtasıyla gerçekleştirilmeye çalışıldığı incelenmektedir.
Eser bir önsöz ve giriş ile altı bölümden meydana gelmektedir. Basra vilayetine dair genel bir arka planın verildiği birinci bölümde vilayetin 1908 öncesindeki geçirdiği dönüşüm anlatılarak Basra’nın idari, siyasi ve sosyo-ekonomik bir genel profili çıkarılmıştır. İkinci bölümde bölgede devletin temsilcisi olan memurlar ve bu memurlar vasıtasıyla yürütülen yönetim tarzı ele alınarak vilayete idare noktasından bakılmıştır. Basra’daki memurlarla merkezin ve bu memurlarla halkın ilişkileri ve yine memurların kendi aralarında, halkla ve merkez ile olan sorunları irdelenmiş ve bu noktaların bir önceki döneme oranla farklılıkları veya benzerlikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Meşrutiyet döneminde merkeziyetçiliğin değişen doğasına binaen Basra vilayetinde devletin temsilcileri olan memurların güçlenmeleri ve buna karşı çıkan eşraf ile mücadeleleri bu bölümde ele alınan meseleler arasındadır.
Basra vilayetinin yerel idaresinde söz sahibi olan ve “devr-i sabık” döneminde nüfuzlarını arttıran eşrafın II. Meşrutiyet dönemi merkeziyetçi politikalarına karşı verdiği tepkiler üçüncü bölümde ele alınmaktadır. Kitapta II. Abdülhamid döneminde edindikleri imtiyazları kaybeden eşrafın tepki olarak Arap milliyetçi hareketlerini destekledikleri ve katılım sağladıkları görülmektedir. Yazara göre, Basra’da İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin merkeziyetçi politikalarına karşı başta Seyyid Talib olmak üzere eşrafın başını çektiği bu muhalefet hareketinin imparatorluğun diğer vilayetlerindeki proto Arap milliyetçi hareketleriyle kıyaslanınca amacı ve izlediği yön bakımından kendine has bir yapısı bulunmaktadır.

19. yüzyılda Basra’dan bir fotoğraf
Dördüncü ve beşinci bölümler yazarın “Basra vilayetinde birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini” ifade ettiği aşiret sorunları ile toprak meselelerini ele almaktadır. Dördüncü bölümde, vilayetteki toprak mülkiyeti şeklinin bir sonucu olarak ortaya çıkan aşiret ayaklanmaları incelenmekte ve bölgede hakim olan iltizam usulünün aşiretler arasında hükümete karşı “asi” ve “muti” olarak nasıl bir ayrılma yarattığı gözler önüne serilmektedir. Her ne kadar isyanların altında yatan toprak sorunları çözülmeye çalışılmışsa da çeşitli iç ve dış faktörler nedeniyle sonuç elde edilememiş ve aşiretler bağlamında II. Meşrutiyet döneminde Basra vilayetinde istikrar sağlamada başarısız olunmuştur. Beşinci bölümde ise bir önceki bölümle bağlantılı bir şekilde Basra vilayetinde toprak mülkiyeti ilişkileri incelenmiştir. Kurt, bir yandan toprak aidiyeti ile siyasal güce sahip olma arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya koyarken diğer taraftan özellikle vilayetin kuzey kesiminde aşiret üyeleri ile liderleri arasındaki bağları kopararak aşiretleri Osmanlı sistemi içerisine entegre etmek üzere izlenen politikaya odaklanmaktadır. Kurt’a göre, İttihat ve Terakki’ye yakın hükümetler, bir yandan Basra vilayeti varidatını arttırmak öte yandan kırsal bölgede aşiretlerin yerleşik hayata geçişini sağlamak için “devr-i sabık”ın uyguladığı meşihat usulünün ilgasına çalışmış; bu şekilde aşiret mensuplarının devlete vergi veren ve sadakat duyan birer vatandaşa dönüştürmeye çalışmışsa da çeşitli nedenlerden dolayı istenen başarı sağlayamamıştır.
Basra’daki siyasal hareketliliğin odak noktalarından bir diğeri de kuşkusuz bölgedeki İngiliz nüfuzudur. İngiltere’nin bölgede kendine bağlı müstakil şeyhlikler yaratma girişimleri ve bölge eşrafı üzerinde kurmaya çalıştığı nüfuz Osmanlı-İngiliz çekişmesi çerçevesinde altıncı bölümde ele alınmıştır. Kurt, Basra’da Meşrutiyet dönemi merkezi idaresinin, vilayette tesis etmeye çalıştığı merkeziyetçi politikalarını sınırlandırmaya yönelik girişimlerde bulunan İngilizlerle 1914’e kadar verdiği güç mücadelesine odaklanmıştır.
Osmanlı vilayetlerine dair çalışmalar, giderek Osmanlı tarihi yazımında daha fazla yer almaya başlamaktadır. Burcu Kurt’un bu çalışması da devlet-toplum ilişkileri gözetilerek hazırlanan bu tarz çalışmalara örnek teşkil eden bir eser olmuştur. Türkiye’de bu alanda yapılan çalışmalara bakıldığında ağırlıklı olarak vilayeti idari ve siyasi anlamda merkezin gözünden anlatma eğilimi vardır. Kurt ise bir yandan merkezin gözünden periferinin ne olduğunu yansıtırken diğer yandan bölgede yaşayan meseleleri eşraf ve ahali merkezli olarak irdelediğinden çevrenin Osmanlı idari yönetimine karşı tavrını ve tepkisini de ortaya koymuştur.
Son olarak bu çalışmadan evvel Basra vilayetinin söz konusu dönemdeki yapısı ile ilgili ayrıntılı bir çalışma yapılmadığının altını çizmek gerekmektedir. Bölgenin 1908-1914 yılları arasındaki sosyo-ekonomik ve politik durumuyla ilgili çeşitli çalışmalar bulunmakla beraber bunlar bölgenin genel bir profilini çıkarmaktan ziyade Arap milliyetçiliği hareketlerine odaklı olmuşlardır. Kurt’un eseri ise Basra’nın II. Meşrutiyet sonrası idari, siyasi ve sosyo-ekonomik yapısını anlatırken bütüncül bir bakış açısı sergilemiş ve meseleleri çok yönlü ele almasından ötürü vilayetin genel bir portresini çizmiştir. Eser, kendisinden sonra bu alanda yapılacak olan çalışmalara da kaynak teşkil edecektir.
Emine Şahin - Düzce Üniversitesi
DİPNOT
* Burcu Kurt, Osmanlı Basra’sında Devlet ve Toplum 1908-1914, İstanbul: Küre Yayınları, 2015.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Toplumsal Tarih'in 333. sayısından Cumhuriyet'in ilk kuşak kadın anlatılarının kaybolmuş bir örneği
10 Mar 2023

YAZARLAR

Toplumsal Tarih
Tarih Vakfı'nın ülkemiz insanlarının tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlayan dergisi Toplumsal Tarih'ten özel seçkiler her cuma 11.00'de Aposto'da.
İLGİLİ OKUMALAR


