Paptircem'in mizahı ve müziği

Eski okurlarımız bilir, yıllardır müziğin yanında başka alanlarda da yetenekli ve başarılı olan sanatçıların kariyerlerini takip etmeyi çok severiz. Son zamanlarda sık sık radarımıza takılan bol marifetli isimlerden biri de Paptircem. Çoğu takipçimiz muhtemelen TikTok, Twitch ya da Instagram'da mutlaka denk gelmiştir fakat gelmeyenlerin de kendisiyle tanışmasının tam zamanı. Paptircem a.k.a. Sena öncelikle müziklendirdiği viral YouTube videolarıyla tanınmıştı. Daha sonra kendi müziklerini de yayımlamaya başlamasıyla kitlesi iyice büyüdü ve çıkış albümünü merakla beklediğimiz en heyecan verici yerli isimlerden biri haline geldi. Hem mizahını hem de müziğini çok sevdiğimiz Paptircem ile dopdolu sohbetimiz için şöyle buyurun:
Ufak bir araştırma yaptık ve gerçek adını öğrendik☺ Ama neden mahlasının Paptircem olduğunu çözemedik. Bu gizemi çözebilir miyiz artık?
Paptircem ismi, benim kendime 10’lu yaşlarımda bulduğum bir mahlastı. Dürüst olmak gerekirse, hiçbir anlamı yok. Sadece platformlarda kullanıcı adı bulurken rahatlıkla kullanabildiğim, ve akılda kalıcı bir nick’ti. Aslında Paptircem olarak tanınmayı planlamamıştım… Ama hepimizin tahmin ettiği üzere “Pump Up the Jam” şarkısından geliyor. Çocukluğumdan beri kullandığım, bir amacı olmayan bu mahlası “kabul ettirebilmek” bir yandan da komik ve çok gurur verici!
Yerli sahnede çıkış yapan diğer müzisyenlerin aksine aslında dinleyicilerin için yeni bir isim değilsin. Aynı zamanda farklı sosyal medya kanallarında içerik ürettiğini biliyoruz. İki şapkayı da takmış biri olarak sence bir içerik üreticisi ve müzisyenin takipçileri ile etkileşimi nasıl değişiyor? Günümüzün sosyal medya çağında müzisyenlere de birer içerik üreticisi diyebilir miyiz?
Bu konuyla ilgili son zamanlarda hem içerik üreticileriyle, hem de sanatçı arkadaşlarımla çok sık konuşup fikirlerini almaya çalışıyorum; fark ettim ki herkesin bu konuyla ilgili bambaşka fikirleri var. Örneğin, kimi şarkı çıkardığında TikTok’a da mutlaka şarkıyla ilgili viral içerik fikirlerinin geliştirilmesi gerektiğini, kimi de sanatçının hayatlarını paylaşmadığı ve daha gizemli olduğu takdirde daha büyük kitlelere ulaşabileceğini düşünüyor.
Benimse emin olduğum şey şu; her sanatçı için bambaşka yollar, planlar, alternatifler, içerikler düşünülmesi gerekiyor. Bu işin tek doğrusu olmadığını önce kendimde, sonra da tüm sektörde gözlemleme fırsatım oldu.
Örnek verecek olursam; Instagram’daki kitlemin, büyük oranda yaptığım komik içeriklerim aracılığıyla büyümesi, onları zorunlulukla diğer müzik platformlarına da taşıyabileceğim anlamına gelmiyor; hatta zaman zaman takipçilerini kaybetmene sebep olabiliyor. Ancak yaptığım şarkı, yaptığım işleri merak eden insanların bana olan bağlarını daha samimi ve sağlam bir hale döndürüyor. Artı ve eksileriyle birlikte değerlendirip, spesifik olarak o platformun takipçilerine göre içerik üretmek en doğrusu gibi geliyor bana.
YouTube videolarından bahsetmek istiyoruz biraz da. Viral olan videolara müzik altyapısı oluşturarak bu videoları birer şarkı hâline dönüştürme fikri nereden çıktı? Ayrıca videoları çıkarınca bayağı havalı şarkılar çıktığını hiç fark etmiş miydin?
Bu fikri başlarda bir haber spikerinin her cümlesini aynı notayla bitirdiğini fark etmemle başladı aslında. Akşam saat 7’de salonda duran piyanomun başına geçer, spikerin her cümlesinden sonra aynı akoru basardım. Zamanla tüm bu sesleri kaydedip müzisyen arkadaşlarıma atmaya başladım. Sadece gülmek içindi. Sonra arkadaşlarım bunu video olarak sosyal medyaya atmam konusunda beni yüreklendirdiler. Benim içinse o dönemde bu içerikler yalnızca müzisyenlerin güleceği içeriklerdi, ve insanlara baş ağrısından başka hiçbir şey ifade etmezdi. Ancak ilk videom “Hurda Person” ile hiç tahmin etmediğim bir tepki aldım. Şok olmuştum gerçekten. Beni ben yapan en önemli şeylerden ikisini (müzik ve mizah), hiç filtrelemeden, maskesiz şekilde paylaşmıştım, ve insanlarda yankı uyandırmıştı. Harika bir histi bu. Ve evet, bence de baya havalı şarkılar. :)
Arka arkaya birçok başarılı tekliye imza attın. Şarkılarını yazma sürecinde ilhamların neler oluyor? Paptircem’in müzikal yolculuğunun perde arkasını bizimle paylaşabilir misin?
Müzikal yolculuğum tam bir domino taşı etkisiydi. Ufak kapılar daha büyüklerini açıp durdu, ve giderek de büyüdüğü için çok müteşekkirim hayatın işleyiş biçimine. Ama tüm bu süreçte hiçbir zaman değişmeyen şey, her şeyden beslenebileceğime olan inancım. YouTube’un derinliklerinde “çürürken” de, aynı diziyi üçüncüye bitirmek için tekrar başlarken de, çok da istemediğim bir arkadaş ortamında insanları dinlerken de benim bir mesaim var. Benim mesaim anlam yaratmak. Tüm çabam, (felsefe okumanın zararları) anlamı olmayan varlığımıza ve fırlatılmış olduğumuz dünyaya anlam yaratmaya çalışmak. Bunu yaparken, bambaşka bir anlayış gelişiyor sanki insanda, ve her tarzda müziği dinleyebilir, her şeyi okuyabilir, izleyebilir hale geliyorsunuz. Tabii ki daha çok yolum var, ama sanırım en büyük ilhamım, ilhamın her an her yerde olduğuna dair inancım. Bu, algımı çok daha dinamik tutmamı sağlıyor.
Bir içerik üreticisi olarak Paptircem’i yeni içerikler üretmek için en fazla ne motive ediyor?
Yeni içerik üretmeye olan motivasyonum, tıpkı ilk videolarımda olduğu gibi; beni harekete geçiren şeyin tamamen bana ait ve başka hiçbir motivasyon içermiyor olması aslında. izlenme sayıları, beğenilme, takipçi, gereklilik… Bunların dışında geriye kalan o çocuk heyecanıyla yaptığım tüm videolarım gibi, yeni içeriklerimde de aynı heyecanı duymak ve ancak içimden geldiğinde üretmek istiyorum. İnsan neye eforsuzca koşarsa, o işi yapmalı diye düşünüyorum. Benim de düşünmeden saatlerce mesai harcayabileceğim şey müzik.
Bu kadar tekli gelince hâliyle bir albüm olasılığı da aklımıza geliyor. Ufukta bir albüm var mıdır, sevgili Paptircem? Gelecekte takipçilerini neler bekliyor?
E tabii efendim, olmaz olur mu! Yalnızca doğru zamanı bekliyorum. ‘Zaman’ o kadar acımasız ki; “O anın heyecanıyla mı bana güzel geldi?” yoksa “Gerçekten mi iyi?” sorusunun en güzel cevabı, aradan biraz zaman geçirdikten sonra tekrar dönüp ürettiğin şeylere bakmak. Dolayısıyla, şarkıları bir kenarda demleyip, bir süre sonra geri dönüp yeni bir dinleyici kulağıyla gerekli ameliyatları yapmaya başlıyorum. Tabii böyle çalıştığım için, albüm yapmak için de hatrı sayılır bir süre gerekecek gibi görünüyor. :’) Ama yine de, düzenli olarak tekli çıkarmaya devam!
Son olarak Avaz Avaz takipçilerine önerilerini alalım. Bu aralar neler dinliyorsun ve neler izliyorsun?
Ben sadece yeni şarkılar keşfetmek için yolumu uzatırım, yeni türler bulabilmek için kendime yürüyüşler yaratırım. Keşke size onlardan önerebilsem, ama YİNE eskiden bayılarak dinlediğim grubun albümüne sardım, eskilere dönmemeye bu kadar uğraşmama rağmen! “Mutemath”ın “Odd Soul” albümü.
Bunun dışında da önüme gelen herkese önerdiğim, ama artık o kadar da gizli ve bilinmeyen olmayan, buna rağmen asla vakit bulamadığım için güncel takip edemediğim “The Boys”a geri döndüm geçen gün; soluksuz izliyorum…
Umarım Avaz Avaz takipçileri de beğenir. :)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Turne haberleri, Paptircem ile sohbetimiz ve Burial'ın çığır açan albümü Untrue.
06 Kas 2022

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR



