Parıldayan peleriniyle Arc de Triomphe, Paris

Christo’nun hayalleri gerçek oldu
Parıldayan peleriniyle Arc de Triomphe, Paris

dekk - 26 Eylül - gcg
dekk ile birlikte

İstanbul’a yeni bir soluk: dekk "Yaşamak istediği hayat şeklini kişinin kendisinin belirleyebileceği, güvenli hissettiren, çevreye ve insana saygılı, yapılacak aktivite bulmakta zorluk çekmediğin, lezzetli ve çeşitli restoranların olduğu, ufak anlardan keyif alabileceğin bir yer: dekk" İstanbul’un kalbinde konumlanarak şehir hayatının yeni adresi olmayı ve önemli bir boşluğu doldurmayı hedefleyen dekk; bu hislerin hepsini vadederek İstanbul’u daha iyi bir şehir hâline getiriyor. İstanbullular dekk’le; spor aktivitelerinden atölyelere, kültür sanat etkinliklerinden şehrin önde gelen lezzetlerine, eğlenceye ve sosyalleşmeye dair tüm ihtiyaçları için yeni bir mekân kazanıyor. A’dan Z’ye dekk: Açık havada 2.500 metrekarelik bir yeme-içme-eğlence alanı düşünün ve bu alan Maçka Parkı'nda 90 saniye mesafede olsun. "Cool food, cool mood" mottosuyla Banko Burger, Markus, Nappo Pizza, Yumami, Rita Deli, Nino Bakery gibi şehrin ayrı noktalarındaki gastronomi noktalarına aynı alanda ev sahipliği yapacak olan dekk, 01 Ekim’den itibaren İstanbulluları ağırlamaya başlıyor. Ne zaman, nerede? dekk, 01 Ekim’de gerçekleşecek Evrencan Gündüz konseriyle açılıyor. Evrencan’ı hemen aynı cumartesi, 02 Ekim saat 19.30'da Eda Baba takip ediyor. Ayrıca dekk, 03 Ekim Pazar gününü saat 17.00’de POWERAPP DJ Andreas Moles’e ayırmanızı tavsiye ediyor. 01 Ekim itibarıyla haftanın her günü, sabah saatlerinde spor etkinlikleri öğle saatlerinde skate, dans gibi daha deneyime dayalı atölyelerin olduğu dolu bir program ziyaretçilerini bekliyor. Ayrıntılar ve dekk’ten güncellemeler için Instagram hesabını takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

İtiraf ediyorum, internette Arc de Triomphe’un tepesindeki  işçilerin koca takı bir kumaş ile kapladıklarını görünce, tak üstünde bir sanat eseri yaratılacak ve görülmesin diye üstünü kapatıyorlar sandım. Hatta takip eden 1-2 gün boyunca, acaba ne zaman açılacak ve altından ne çıkacak diye merak bile ettim. Biraz araştırma yapıp da, sanat eserinin aslında bu olduğunu öğrenince gerçekten utandım. İnsanlar instagramda bu görüntüyü paylaşıp, “Beğendiniz mi?” “Yoksa abartılmış mı buluyorsunuz?” gibi anketler yapıyordu. Belki sen de “eh…” diyenler arasında olabilirsin; hikayesini okuyunca fikrinin değişeceğine eminim.

Christo, neredeyse 60 yıl boyunca, Arc de Triomphe'u sarmayı hayal etmiş. Komünist Bulgaristan'dan kaçan genç bir adam olarak, küçük çatı katındaki dairesinden anıta bakarmış. Özgürlük hissinin kutsal olana baskın çıkmasını hayal edermiş ve insanların gördükleri şeyin ötesini farketmesini istermiş.

Christo 84 yaşında vefat etmiş ve ölümünden bir yıl kadar sonra “L'Arc de Triomphe, Wrapped (Sarılmış diyebiliriz sanırım)” hayata geçmiş. Paris'in değişen ışığında parıldayan yaklaşık 270.000 fit kare gümüşi mavi kumaş, 1806'da Napolyon’un gücünün doruğuna ulaştığı zaman yaptırdığı anıtı kucaklıyor. Şehrin kendine özgü çinko çatılarının gri tonunu andıran polipropilen malzeme, sanatçının titiz talimatları doğrultusunda, yaklaşık 1,9 millik kırmızı iple sabitlenmiş ancak katı bir şekilde tutturulmamış.

Christo'nun yeğeni ve proje direktörü Vladimir Yavachev, “Hareketli kıvrımlarıyla anıtın yüzeyini şehvetli bir şeye dönüştürecek canlı bir nesne istedi” diyor. Champs Élysées'de yürürüken, 150 ton ağırlığındaki çelik levhalarla sabitlenmiş parlak, büyülü ve soluk bir nesne aniden karşına çıkıyor. Etki aynı anda hem kafa karıştırıcı hem de perçinleyici.

Yavachev, projeye liderlik etmek için iki yıl önce New York'tan Paris'e taşınmış. İş zorlu geçmiş. Fransa'nın Kuşları Koruma Birliği, cephede yüksek yuva yapan iki şahin hakkında endişelerini dile getirmiş ve daha henüz pandemi olmadan bir gecikmeye uğramışlar. Sonrasında, 14 Temmuz Bastille Günü ve 11 Kasım Ateşkes Günü etkinlikleri anıtın önünde yapıldığı için çok kısıtlı bir zamanda projeyi bitirmeye uğraşmışlar. Toplamda, proje için çalışan 1.200 kişi varmış. Baş mühendis Sebastien Roger, kemerin altında dururup röportaj verirlen "Zor ve stresliydi" diyor. "Dikkatli olmalısın, sonuçta Arc de Triomphe bu!". Geçtiğimiz yıllarda restorasyon çalışması esnasında Notre-Dame de Paris’in çatısında yangın çıkmasından sonra bir tane daha kültürel mirasa zarar vermeyi kaldıramazlardı herhalde diye düşünüyorum…

Geçen haftaki resmi açılışından 3 Ekim'e kadar, kemer bu halde görülebilecek. Arc de Triomphe, sınırları kabul etmeyi reddeden bir sanatçının özgürleştirici takıntısıyla büyük boyutlu hayali bir nesneye dönüştü. Tam adı Christo Vladimirov Javacheff olan, Sovyet imparatorluğunun boğucu baskısının içinde doğan Christo’nun sanatının temel fikri özgürlüğün devredilemezliği’imiş. 1961'de Berlin Duvarı yükseldiğinde, Paris'teki Rue Visconti'ye petrol varillerinden bir duvar yapmış, ve ilk meydan okuyan kamuoyu açıklamasını burada duyurmuş.

Eserin açılma töreninde Arc de Triomphe'de duran Başkan Macron şöyle demiş: "Sanırım inandığımız şey şu: çılgın rüyalar mümkün olmalı". Askeri, tarihi, sanatsal ve ulusal hafıza deposu olan bir anıtın sarılması, Fransız halkını “olağanüstü bir şekilde gururlandırdı” diye eklemiş, “çünkü sanatsal serüven budur.”

Tabii ki herkes Macron ile aynı fikirde değil, bazı homurdanmalar olmuş. Sağcı bir politikacı olan Florian Philippot, “en görkemli anıtlarından birinin üzerine örtülmüş çöp torbası”nı kınamış. İtalyan mimar Carlo Ratti, günlük Le Monde gazetesinde bir anıtı sarmak için çok miktarda kumaş kullanmanın çevresel açıdan kabul edilebilir olup olmadığını sormuş. Yavachev de aslında kullanılan malzemelerin neredeyse tamamının geri dönüştürüldüğünü söylemiş.

Christo'nun 2005'te Central Park'a derin safrandan bir goblen ören “Kapılar” eseri, ya da 1995'te Berlin'e sarılmış Reichstag ya da Japonya ve Kaliforniya'daki iç vadiler boyunca konuşlandırılmış 3.100 şemsiye gibi, ışıldayan bir pelerinle kaplanmış Arc de Triomphe insanlarda kolektif bir merak duygusu uyandıracak gibi görünüyor. İlgi o kadar büyükmüş ki, Charles de Gaulle Meydanı hafta sonları kemer açılıncaya kadar trafiğe kapatılıyormuş ve izleyicilerin arabalardan kaçmadan yaklaşmalarına izin veriyormuş.

Christo'nun tüm büyük projelerinde olduğu gibi, hiçbir sponsor veya bağışçı kabul edilmemiş. Sargı tamamen sanatçının mirasından finanse edilmiş. Yavachev, “Amcam bana her zaman, eğer birine karşı sorumluysan, özgürlüğün yoktur derdi” demiş. “Unutmayın, komünist Bulgaristan'daki sanat okulunda, resmindeki köylüler yeterince mutlu görünmediği için yetkililer tarafından eleştirilirdi! (Amcam) bunu asla kabul etmedi!”

Kültür bakanı Roselyne Bachelot: "Arc de Triomphe bakışlarımızdan alındı ve aynı zamanda bakışlarımıza aşırı maruz kaldı. Bu çıkarma ve bu aşırı pozlama, çalışmanın özünde yatmaktadır. Christo, bize başka sanatçılar tarafından yapılmış başyapıtlara başka bir şekilde, yeni bir şekilde bakma armağanını sunduğun için teşekkür ederim.” demiş.

Biraz Christo’nun Hikayesini Konuşalım.

Uzun yıllar Paris'te yaşadıktan sonra, 1964 ve 1967 yılları arasında eşi Jeanne-Claude ile yasadışı bir göçmen olarak New York'a taşınmış, ardından yeşil kart almış ve 1973'te vatandaş olmuş. Amerika ona kollarını açmış, kendisi 17 yıldır vatansızmış. Özgürlük kavramına tutkusu buradan geliyor.

Arc de Triomphe, Christo'nun bir Paris ikonunu sardığı ilk sefer değil. 1985 yılında, yetkililerle izin almak için yıllarca mücadele ettikten sonra (hedeflerine ulaşmak için genellikle gerekli olan bürokrasiyi yıpratma sanatında da uzmanmış), sanatçı Pont Neuf'u ve köprüdeki 44 sokak lambasını kumtaşı renginde bir kumaşa sarmış. Eseri sadece iki hafta kalmış ve üç milyon ziyaretçi ziyaret etmiş.

Macron ve Paris belediye başkanı Anne Hidalgo tarafından desteklenen bir proje olan Arc de Triomphe'un sarılması içinse izin daha hızlı çıkmış. Kemer daha önce sadece bir kez kısmen kumaşla kaplanmış; o da 1885 yılında şair ve yazar Victor Hugo'nun cenazesi vesilesiyle. O zaman anıta büyük bir siyah kefen asılmış. Zafer Takı'ndan Hugo'nun defnedildiği Pantheon'a giden cenaze törenine iki milyondan fazla insan katılmış.

Christo Paris'i çok severmiş; New York'tan sonra ikinci şehri burası sonuçta. “Amcamın heyecanını özlüyorum, zıplayıp dururdu!” demiş Yavaçev. Bir projeyi tamamladıktan sonra, “Başardık!” dermiş güçlü bir şekilde. Mezarının ötesinden bile yapıyor bence şu an. Özgürlük aynı zamanda hayal gücünün şiddetli bir eylemi değil mi? Bu Newsletter’ı takip edenlerin hayal kurmayı ve ilham verici hikayelerle ufuklarını genişletmeyi sevdiğini biliyorum. O yüzden yazımın başında, eğer eseri sevmediysen bile hikayesini duyunca seveceğini söylemiştim. Nasıl, sevdin mi?

Pandemi nedeniyle sık sık sokağa çıkma yasağı uygulanan, şehrin bağ dokusu olan restoran ve kafelerin uzun süre kapalı kaldığı Paris için zor bir yıl olduğunu biliyoruz. Aslında tüm şehirler için durum böyle. Dolayısıyla, “L'Arc de Triomphe, Wrapped” özgürleştirici bir an, büyük kalabalıkların akın edeceği büyük bir kamusal sanat eseri. Bir sonraki hikayemiz de yine bir şehrin açılmasını kutlayan bir hikaye.

Fotoğraflar Eliott Verdier (The New York Times için çekilmiş)

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Good City GuidesGood City Guides

BÜLTEN SAYISI

Işıldayan bir pelerin, yüzen devasa bir keman ve fazlası

Bu hafta Dünya’nın başkentlerinin yeniden açılması şerefine umut ışınlayan sanat haberlerine gidiyoruz

26 Eyl 2021

dekk ile birlikte
Eliott Verdier

YAZARLAR

Good City Guides

Hayalperest gezginleri, oturdukları yerden seyahate çıkartacak hikayeler.

İLGİLİ OKUMALAR