
Süreçteki fotoğraflarda kadın yoktu. Gelin metnin kendisinde var mı diye bakalım. Metin güçlendirilmiş parlamenter sistemin, kadın haklarının tam anlamıyla korunduğu bir sistem olduğunu belirtiyor. Bu, parti temsilcilerinin parlamenter sistemin kendisini kadın haklarına etki açısından değerlendirmiş olduğu izlenimi uyandırıyor. Umarım öylesine iddia etmiyorlardır. Uluslararası sözleşmelere ve evrensel değerlere atıf yapılırken, kadın-erkek eşitliğinin tesis edildiği bir Türkiye inşa etme ve temel hak ve özgürlüklerin cinsiyet gözetilmeden güvenceye kavuşturulma amacından da bahsediliyor. Ayrıca, metin kadın hakları adında ayrı bir başlığa da yer veriyor. Kadın-erkek eşitliğini sağlamanın ve korumanın devlet politikası haline getirileceğinin söylenmesi; kadına karşı şiddetle mücadele için uluslararası sözleşmelerin uygulanacağının belirtilmesi (masadaki partilerden birinin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını desteklediği düşünüldüğünde İstanbul Sözleşmesi de dahil mi diye soruyor insan haliyle); kadının sosyal, siyasal ve ekonomik durumunun güçlendirilmesinin amaçlanması; eğitim müfredatına eşitlik derslerinin konulmasının planlanması; eğitime erişimin ve çalışma hayatında eşitliğin sağlanmasının amaçlanması güçlendirilmiş parlamenter sistem kurgulanırken kadın erkek eşitliğinin gözetildiğinin ve de bu eşitliğin şekli bir eşitlik ile sınırlı olmadığının bir göstergesi. Kadın hakları başlığının dışındaki hükümlerin de eşitliğe katkı yapacağı söylenebilir. Mesela Anayasa Mahkemesi veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hak ihlali kararı vermesine görevi kötüye kullanmak suretiyle sebep olan hakim ve savcılara tazminat ve zararın rücu ettirilmesi (bu hüküm yerinde mi ayrı tartışma konusu) bu hükümlerden biri olabilir.
Fakat metindeki ifadeler çoğunlukla genel söylemler. Bu da beni bu amaçların ne kadarının Anayasal güvence altına alınacağı sorusunu sormaya itiyor, zira metin devlet politikası haline getirildikten sonra gerekli yasal ve yapısal düzenlemelerin yapılacağını belirtiyor. Muhakkak ki tüm düzenlemelere Anayasa’da yer verilmesine imkân yok. Fakat eşitlik maddesinin Anayasa’ya ne şekilde yansıyacağını ben metinden göremiyorum. Nitekim sadece kadın erkek eşittir yazıp eşitliği sağlamayı yasa koyucuya bırakırsanız, bir bakmışsınız eşitliğin sağlanması için alınan tedbirler erkekler tarafından iptal ettirilmeye çalışılıyor. Mevcut Anayasa’da olumlu edimlerin eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmeyeceğine yer verilmişken yeni Anayasa’da da bu gibi hükümlere yer vereceklerdir. Beklentiyi düşürmek haksızlık olur. Fakat daha fazlası olacak mı? Zira metinde yer alan hedefler mevcut Anayasa’da var olan şeyler.
Belirtmek lazım, metinde kadına ilişkin yeni bir şey de var. Kamu yönetimi ilkeleri başlığında kamu yönetiminde kadın yönetici sayısının arttırılması amacı mevcut. Fakat bu amacın Anayasa’da güvence altına alınıp alınmayacağı ya da ne şekilde alınacağı belirsiz. Bu amaç beni başka bir soruya götürüyor. Kamu yönetiminde kadın yöneticiye yer vermeyi tartışanlar, mecliste kadın milletvekili sayısına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmesini tartıştılar mı? Tartışmış ve bunu da yasayla yapmaya bırakmış olabilirler. Bu gibi yasanın Anayasa’ya uygunluğunun tartışmaya açılacağı muhakkak. Eşit temsil yasasının yakın zamanda Alman Thuringia Eyalet Anayasa Mahkemesi (State Constitutional Court of Thuringia) tarafından Anayasa’ya aykırı bulduğunu hatırlamak lazım. Bu örnek önümüzdeyken bizdeki kanunun Anayasa Mahkemesi’ne götürülmeyeceğini düşünmek naiflik olur. Anayasa Mahkemesi’nin bu gibi bir kanuna yaklaşımı ne olur bilmiyorum. Fakat kamu yönetiminde kadının sayısının artırılması amacının ötesinde mecliste de kadın sayısının artırılma amacı varsa bunu Anayasal güvenceye kavuşturmak yerinde olacaktır. Bu konuda da Meksika Anayasası’ndan faydalanılabilir.
Yukarıdaki eleştiri ve önerilerim bir yana, mutabakat metninde laiklik ilkesine yer verilip verilmeyeceğini çok merak ediyordum. Nitekim daha önceki ortak açıklamada laiklik ilkesinin olmaması tepki toplamıştı. Mutabakat metninde “laik hukuk devleti” referansını görünce biraz rahatladığımı itiraf etmeliyim. Zira, laiklik, kadınların din ve vicdan hürriyetinin, mülkiyet hakkının, eğitim hakkının ya da ailede eşit bir şekilde var olabilmesinin koruyucusu.
Sonuç olarak, masada kadın olmasa da mutabakat metninde kadın var. Fakat kadın haklarının Anayasal güvence altına nasıl alınacağını somut olarak göremiyorum. Tabii, mutabakat metninin her soruya cevap vermesini beklemek haksızlık. Bu yüzden bu yazıyı kadın erkek eşitliğinin sağlama yönündeki iradenin açıkça ortaya konulmasına sevindiğimi ama Anayasa yapım sürecinin takipçisi olmamız gerektiğini belirterek bitiriyorum. Bu arada unutmayalım: #istanbulsözleşmesiyaşatır
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş




