Reformlar, istifalar ve Demirtaş


QNB Finansbank’tan bankacılığa yön veren dijital asistan: Q-Finansal Zeka
Doğal dil işleme ve derin öğrenme kavramlarını yapay zekâ teknolojisi başlığı altında son yıllarda sıkça duyuyoruz. Bu iki teknolojinin kullanıldığı diyalog temelli yapay zekâ (conversational AI) ise mesajlaşmanın günlük aktivitelerin…
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ekonomide ve demokraside ülkemizi yeni bir yükseliş dönemine sokmakta kararlıyız. Yeni yargı paketleriyle ilgili hazırlıklar sürüyor. Bunları da en kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz,” sözleri sonrasında yargı reformu üzerinden şu anki hukuksuzluklar gündeme getirildi.
Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve iş insanı Osman Kavala'nın tutukluluğu ise öncelikli konuşulanlardandı.
- Ne olmuştu? Bülent Arınç'ın "Kavala'nın tutuklu kalmasına hayret ediyorum, Demirtaş'ın da tahliyesi olabilir," sözleri AK Parti kanadında bazı ayrışmalara sebep oldu. Erdoğan, “Velev ki geçmişte birlikte çalışmış olsak bile hiç kimsenin şahsi ifadeleri Cumhurbaşkanı’yla, hükümetimizle, partimizle ilişkili hale getirilemez… Şu anda yargının tasarrufu altında olanlar bizim yüzlerce, binlerce insanımızın, Yasin Börü’lerimizin ölümüne neden olanlar, Kobani katliamının failleri hiçbir zaman Tayyip Erdoğan tarafından, dava arkadaşları tarafından asla ve asla savunulamaz,” diyerek Arınç’a karşılık verdi. Diğer taraftan Erdoğan’ın “geçmişte birlikte çalışmış olduğu” isimlerden Davutoğlu ise, “Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın esastan tutuklanmalarına da karşıyım. Tutuklu yargılanmaları özgürlük hakkı ihlalidir,” diyerek görüşünü belirtti. Bu gelişmeler sonrasında Arınç, sosyal medya hesapları üzerinden bir kamuoyu bildirisi yayımlayarak istifasını duyurdu. Arınç‘ın istifasını getiren söylemlerinde öne çıkan Demirtaş’ın yargılama sürecini ve tutukluluğunun hukuki boyutunu hatırlayalım.
- Demirtaş yargılaması: Demirtaş; 7’si ağır ceza, 21’i ise asli cezada olmak üzere 28 davada birden yargılanıyor. Ana dava ise "terör örgütü yöneticiliği", "terör örgütü propagandası yapmak" ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” gibi suçlardan yargılandığı Ankara davası. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 4 Kasım 2016 tarihinde tutuklanan Demirtaş’ın yargılaması, güvenlik sebebiyle Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam etmişti. Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) 29 Mayıs 2018’de yapılan başvuruda Demirtaş’ın başvurusunun öncelikle görüşülmesi talep edildi; ancak AYM başvuruya yanıt vermedi. Bunun üzerine dosya 26 Haziran 2018’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşındı. AİHM, 2018 yılında Demirtaş'ın tahliye edilmesi yönünde karar aldı. Yerel mahkeme, 2 Eylül 2019 tarihinde Demirtaş'ın tahliyesine karar vermişti; ancak tahliye engellendi. AYM, 19 Haziran 2020'de Selahattin Demirtaş'ın 'kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine' dair karar vererek tutukluluğun hukuksuzluğuna hükmetti. Dolayısıyla Demirtaş'ın tutukluluğunun hem yerel mahkemeler hem AYM hem de uluslararası mahkemelerin kararlarıyla hukuksuz olduğu kesinleşmişti. Ortada hukuki değil, yalnızca fiili bir tutuklama kararı olduğu için Demirtaş'ın durumu “siyasi rehine” olarak tanımlanıyor.
- AİHM kararı: 20 Kasım 2018’de AİHM, “Demirtaş’ın tutukluluğunun devamı için Anayasa Mahkemesi de dâhil olmak üzere, sulh ceza ve ağır ceza mahkemeleri tarafından yeterli hiçbir gerekçe sunulamadığı için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) kişi özgürlüğü ve güvenliğini güvence altına alan 5. maddesinin ihlal edildiğine; özellikle referandum ve Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında sadece bir milletvekili ve muhalif bir partinin eş genel başkanı olarak kendisinin değil, aynı zamanda temsil ettiği seçmenlerin de durumunu dikkate alarak tutukluluğu nedeniyle TBMM faaliyetlerine katılmasının imkânsız hale gelmesi nedeniyle Sözleşme’ye Ek 1 Numaralı Protokol’ün 3. maddesinde güvence altına alınan serbest seçim hakkının ihlal edildiğine ihlal edildiğine” karar vermişti. Ayrıca AİHM, Demirtaş’ın tutukluluğunun siyasi saiklerle yapıldığını belirterek ilk kez Türkiye aleyhine madde 18 ihlali kararı verip kişinin derhal tahliyesini talep etmişti.
- Sürecin devamı: Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kararlara yönelik olarak “Bizi bağlamaz,” karşılığını vermişti. Daha sonra ise Avrupa Konseyi Sözcüsü Daniel Holtgen, Twitter hesabından “Anlaşmanın 46. maddesine göre bütün ülkeler mahkemenin kararlarına bağlıdır,” yazmıştı. Kararın uygulanması konusunda hukuken bir soru işareti olmasa da siyasi bakımdan sonuçları pek de olumlu yorumlanmıyor. Prof. Dr. Yaman Akdeniz, “Avrupa Konseyi nezdinde siyasi yaptırımı olur. Bu kararlar Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nce takip ediliyor, uygulanıp uygulanmadıkları denetleniyor. Türkiye böyle bir kararı uygulamazsa süreç incelemeye alınır. Maalesef çabuk işleyen bir süreç değil ama siyaseten takibi yapılacaktır. Avrupa Konseyi böyle durumlarda ihraç süreci de başlatabiliyor. Kararın uygulanmamasının sadece siyasi değil ekonomik sonuçları da olabilir. Yeni bir siyasi kriz durumunda ekonomi de etkilenebilir,” sözleriyle kararın siyasi etkisini yorumlamıştı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Günaydın, bugün 27 Kasım Cuma. Gündemde Türkiye’nin Katar’la derinleşen iş birliği, küresel hisse piyasalarındaki ralli ve ABD Yüksek Mahkemesi’nde değişen dengeler var.
27 Kas 2020

YAZARLAR

Nesibe Kırış
@kocuniversity law&sociology '19 | human rights lawyer | fellow @ussalconsultancy | political consultant | author @aposto @metapolitik_| editor @B_Noktasi

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Türkiye’de kız çocuklarının eğitime erişiminde son 20 yılda önemli ilerleme sağlandı; ancak eğitimde kapanan makas, okuldan işe geçişte, ekonomik katılımda ve karar alma süreçlerinde yeniden açılıyor. Bugünün meselesi artık kız çocuklarını yalnızca okula ulaştırmak değil, değişen dünyada kendi yollarını çizebilecekleri beceri, özgüven ve fırsatlarla desteklemek. Aydın Doğan Vakfı, "Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar" projesiyle eşitsizliğin eğitim sonrasındaki halkalarına odaklanıyor.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.




