RTÜK’ten TELE1 ve KRT’ye 3’er Kez Program Durdurma Cezası

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) muhalif medya kuruluşlarına yönelik baskıcı ve cezalandırıcı kararları devam ediyor. RTÜK izleme dosyalarını ele aldığı haftalık olağan toplantısında TELE1 ve KRT’ye 3’er kez program durdurma cezası ve yüzde üç oranında idari para cezası yaptırımı uyguladı. KRT’nin ceza almasının nedeni olarak, ‘’Haftanın Panoraması’’ programında HDP ve Kürt seçmenle ilgili olarak kullanılan ifadelerin yayıncılık ilkelerine ve “devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne” aykırı olduğu belirtildi.[4] Tele1’de yayınlanan ‘’Forum Hafta Sonu’’ programında ise başörtülülere hakaret edildiği ve Kur’an kurslarına devam eden ailelerin aşağılandığı iddiasıyla “milli ve manevi değerlere aykırı” bir yayın politikası izlendiği gerekçesiyle yaptırım uygulandığı belirtildi.[5]
Mayıs 2023 seçimlerinden önce hükümetin muhalif medyayı sindirmek ve tahakküm altına almak için attığı adımları bu Bülten’de daha önce de zaman zaman gündeme getirmiştik. Seçimlerden sonra da RTÜK’ün artarda gelen bu kararlarından da anlaşılabileceği üzere, hükümetin muhalefete yönelik en saldırgan davrandığı alanların başında medya geliyor. Hem Kurul Başkanı hem de Kurul kararları her fırsatta muhalif kanalları cezalandırmayı tercih ediyor. Ne var ki, bu durum yalnızca ifade ve haber alma özgürlüklerini kısıtlamakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası basın özgürlüğü endekslerinde alt sıralara düşmesine de yol açıyor.
Öte yandan, seçimlerden sonra ekonomide “rasyonel politikalara” ve ortodoks ekonomiye dönme işaretleri veren hükümet ifade özgürlüğü, haber alma özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı söz konusu olduğunda eski baskıcı uygulamalarına ısrarlı bir biçimde devam ediyor. Hükümetin bu iki zıt yaklaşımı bir arada, uyum içinde yürütebileceğine dair inancı teorik temeli olmayan bir yanılsamadan ibarettir. Öte yandan bu durum hükümetin demokrasi ve kalkınmaya bütüncül bir biçimde yaklaşmadığını, yalnızca iktidarının siyasî ömrünü uzatmaya yönelik politikalar izlediğini göstermektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, gazetecilerin tutuklanma korkusu yaşadığı, medya kuruluşlarının piyasa ilişkilerinden çok siyasî ilişkileri gözetmek durumunda bırakıldığı ve hem siyasî iktidar hem de muhalefet elitlerinden (CHP’nin Halk TV ile olan problemli ilişkisi ve ayrılığında tezahür ettiği üzere) gelen baskılara maruz kaldığı bir ülkede “rasyonel politikalar” asla arzulanan hedefe ulaştıramaz. Otoriter siyaset ve liberal ekonominin birlikteliği yalnızca birkaç ülkede mümkün olmuş, Türkiye’nin de içinde bulunduğu birçok ülkede ise birinci olgu ikincisi aleyhine genişleme eğilimi göstermiştir. Eğer iktidar Türkiye’nin müreffeh bir ülke olmasını hedefliyorsa, seçmece rasyonel politikalarla bunu gerçekleştiremeyeceğinin bilincinde olmalı ve hak ve özgürlüklere bütüncül bir biçimde yaklaşmalıdır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Eşitsiz İnfaz Düzenlemeleri Adaletsizliği Derinleştiriyor, RTÜK’ten TELE1 ve KRT’ye 3’er Kez Program Durdurma Cezası, Kamuda Tasarrufun Yükü Tüketicinin Sırtında Mı Kalacak?
14 Ağu 2023

YAZARLAR

Ömer Faruk Şen
2015 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Şen, Fulbright bursiyeri olarak Missouri Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmaktadır. Uluslararası para sistemi, yükselen güçler, dolar hegemonyası ve digital paralar gibi Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) konularında çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi
Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR



