Yoran Bir Yapım, "Doctor Strange in the Multiverse of Madness"

"Doktorun şifa olması gerekmez miydi?"
Yoran Bir Yapım, "Doctor Strange in the Multiverse of Madness"

🎶“Dermanı yardadır sende bulunmaz.
Boşuna benimle uğraşma Doctor…”🎶

Doctor Strange in The Multiverse of Madness, gizemli bir düşmanın, Doctor Strange’in koruması altındaki America Chavez’in çoklu evrenler arasında dolaşabilme yeteneğini ele geçirmeye çalışması üzerine gelişen olayları konu alıyor.
Biliyorsunuz, kısa cümleler kuramam ben. Fakat bu zamana kadar yazdığım incelemelerden farklı olacak kendisi.

Hani filmin bir posteri vardı; günlerce, hatta haftalarca teoriler üretildi üstüne. “İşte şu kırık ayna parçasında şu var da bu parçada da şuraya gönderme yapılmış da Strange de kafasını şu kırık parçaya çevirmiş de…” gibi ipe sapa gelmez, mantık dinlemez birçok yorum yapılıyordu. Yayınlanan her görsel, video ve posterde de vuku bulmaya devam etti bu tahminler kuşağı. Bunun yalnızca tek bir sebebi vardı. O da filmin reklamı yapılırken, “Çoklu evrenlerle ilgili daha çok şey öğreneceksiniz. Bu zamana kadarki en geniş kapsamlı çoklu evren filmi olacak.” gibi cümlelerin kurulmasıydı. Buradan başlayalım.


"Bu filmde çoklu evren yok."

Kaynak: Disney

Yani birçok paralel evrene gidiliyor; fakat bu evrenlerin ne bir manası ne de hikâye adına bir görevi var. Yalnızca ara yüzü farklı evrenler bunlar. Şöyle açıklayayım. Elinizde bir senaryo var. Siz bu senaryoyu isterseniz sadece İstanbul’da çekersiniz, isterseniz de üçe bölüp İstanbul-Roma-Paris’e yayabilirsiniz. Bu değişikliğin hikâyeye veya aksiyona kattığı herhangi bir farklılık yoksa sadece arka planı değiştirmiş olursunuz. Durum da bundan ibaret işte. Üstelik maliyeti de oteliydi, yemeğiydi, ekip için rehber tutup gezdirmesiydi derken katlamış olursunuz. Yapımcılar normalde sevmez bu tip yazarları. Velhasıl büyük bir garp kurnazlığından başka bir şey değil bu “Çoklu Evren” palavrası. Olsa olsa “İşlevsiz çoklu evrenler” tantanası… Sırada oyunculuk.


"Üstüne para vermiş gibilerdi..."

Kaynak: Fanart TV

Filmde oyunculuk performansına dair akılda kalan en ufak bir dakika bile yok. Bakın yanlış anlaşılmasın, Benedict Cumberbatch ve Rachel McAdams, gerçekten oyunculuk performansları vasıtasıyla yıllar içerisinde beğenimi kazanan isimlerdir. Fakat bu filmde herhangi bir oyunculuk meziyeti sergilediklerini düşünmüyorum. Sadece onlar için de söylemiyorum bunu. Elizabeth Olsen’den tutun da Benedict Wong’a kadar… Yok yani. Sanki üstüne para vererek sete giriş yapmış gibiler. İnsanın canı, “Cumberbatch, bu filmde yer aldığı için mi oyunculuğa ara verdiğini açıkladı acaba? Acaba yaşadıklarını unutmak için en az 1-2 seneye mi ihtiyacı var, he?!” diye iğneleyici sorular sormak istiyor. Tabii bu konuya yönetmenimiz Sam Raimi’den söz ederken kısaca döneceğim. Ama önce eksik olan teknik meseleler. Nedir onlar?


"İşte şunlar..."

Kaynak: Disney

Çoklu evrenler dendiğinde akla devasa bir hikâye gelmesi gerekmez mi? Gerekmemiş. Daha evvel onlarca kez izlediğiniz, finalini ezbere bildiğiniz, her anını tahmin ettiğiniz, ana hat üstünde asla vaov! demediğiniz, fazlasıyla çizgisel yapıya sahip bir senaryo ile karşılaşacaksınız, önceden söyleyeyim. Replikler deseniz, zaten sizlere ömür. Geçmiş filmlere gönderme yapmak, yazarlık başarısı değil artık, bir alışkanlık.

Görsel efektler konusuna gelirsek… Filmin başladığı ilk dakikalarda bir afalladım; ama sonra, “Olabilir ya, belki de bu kısımla ilgilenen ekip ayarı kaçırmıştır, sonuçta iki saati aşkın film. Bekleyip görelim.” dedim. Gördük, ellerinize sağlık. Çok şahane ikinci sınıf iş olmuş. Sene 2012-2013 olsa tadından yenmez, denecek cinste. Daha fazla da gelmiyorum üstünüze. Çünkü gidilecek başka noktalar var…


"Kalbimin kırıldığı yer."

Kaynak: What Culture

Bu mesele çok şahsi bir kere, baştan söyleyeyim. Yönetmen tercihlerine anlam veremediğimde çokça huysuzlanabiliyorum. Mesela bir sonraki görsele kadar 9 adet soru işareti ile karşılaşacaksınız.

Peki, hocam Sam Raimi? Hocam ne yaptın sen ya? Görüntü yönetmeninle falan mı küstün çekimler sırasında? Hocam, artık 1980’li yılların ortası ya da 2000’lerin başında değiliz. Yani kötü karakter her göründüğünde ağzına ağzına zoom yapmanın bir gereği yok. Tamam, bunlar hep tercih; ama hep de kötü tercih ya. Yani sürekli 180 derece dönen kameradan yorulmadın mı hocam ekrandan takip ederken?

Yani bir de sürekli büyücülerin ve mistik yaratıkların karşı karşıya geldiği, herkesin uçup kaçabildiği bir ortamda neden bana The Terminator (1984) filmini baştan izletiyorsun hocam? Doctor Strange, kendisini kovalayan, diyarların en korkulan isminden neden koşarak kaçıyor? Yani motivasyonu ne? Hadi koşarak kaçmaya çalışıyor da nasıl başarılı oluyor hocam?.. Bu senaryoyu yazarken kimse mi bir şey söylemedi? Söylemişlerdir elbet; ama iki çay, bir tost. İşte bu noktada oyuncu performansı kısmına geri dönebiliriz.


"Yıllardır kendimle konuşuyorum."

Yıllardır kendime ısrarla söylediğim bir şey var. "Bizzat yazmadığın hiçbir işe yönetmen olmak istemiyorsun. Bunu unutma." Tabii belli olmaz, maddi sıkıntı olur, dert olur, işsizlik olur, olur da olur... Sadece temennim bu yönde. Sebebi de şu, senaryo bitmiş artık. Kendisini ne denli geliştirdiğini, iç dünyasını bilmediğin biri tarafından kaleme alınan ve asla değiştiremeyeceğin bir iş. Yapımcı da size gelip diyor ki, "Çeker misin bu filmi hocam?" Şimdi kabul ettiğin anda sen sadece profesyonel yönetmenlik hizmeti veren birine dönüşmüş oluyorsun. Tam olarak para-çokomel eğrisi aslında. Parayı veriyorlar, senden çokomel istiyorlar. Sen de çokomeli veriyorsun. Aslında bir sorun olmaması gerekir gibi duruyor.

Fakat yıllardır yaptığım gözlemler, bu sistemin çok yüksek oranla kalitesiz işlere gebe olduğu yönünde. Bu para karşılığı profesyonel yönetmenlik hizmeti veren kimseler, çok sahiplenmiyor projeyi. Mesela Sam Raimi, filmin vizyona girmesine 2-3 gün kala WandaVision dizisini izlemediğini açıklamıştı. Kendisi sahiplenmeyince oyuncuyu da ikna edemiyor hikayeye. Sonuçta oyuncu yönetimi başarısız oluyor ve hissiyat da geçmiyor izleyiciye. Günün sonunda da böyle bayat bir iş çıkıyor ortaya. Velhasıl oyuncuların kötü performansını buna yorabiliriz belki. Çünkü geçmiş yapımlarda aynı karakterleri canlandırırken bu denli boş performans sergileyen isimler değillerdi.

Tabii yanlış anlaşılmasın, burada iş ahlakı, etik kaygılar ve yönetmen kimsenin karakteri gibi durumlar giriyor araya. Projeye ikna olmuş ve kabul etmişsem, filmi bir araya getirecek etmenlerin toplam değerinden daha üste çıkması için elimden gelen her şeyi yaparım.


"Ya, her şey tamam da bu filmin iyi yaptığı hiç mi bir şey yok Sinemacı Adam?"

Kaynak: Looper

Var. Filmde bir-iki adet sürpriz mevcut. Hatta çok da memnun oldum; fakat incelemenin bu bölümünde spoiler yer almıyor. Çok da uzun olmayacak spoiler sahibi bölüm için kırmızı bir başlık görene kadar kaydırabilirsiniz. O ana kadar hiçbir spoiler ile karşılaşmayacaksınız.

"Peki, teknik açıdan yaptığı iyi bir şey yok mu?"

Yani teknik olarak bu bir film. Dehşet de para kazanacak, göreceksiniz. İlk haftadan 250 milyon doları da geçer. Fakat yine göreceksiniz ki The Batman filminde olduğu gibi bir anda kesilecek bu maddi yükselişi ilk ayın ardından. Çünkü kendisini pazarlayabilecek bir yapıya sahip değil.

Bu filmi, sinemadan biraz bile anlayan tarafsız bir kimse, herhangi birine can-ı gönülden önermez. Tabii, "Aman orada beni kırmızı listeye alırlar mı? Aman sponsorlar yeşilin musluğunu keser mi?" gibi kaygıları yoksa.

Sadet:

Doctor Strange in The Multiverse of Madness filmi, eminim kendi başına çok da güzel görünme ihtimaline sahip onlarca farklı fikrin bir araya geldiği; fakat bir araya gelince hiçbir şeye benzemeyen bir yapım maalesef. Ne yardan geçebiliyor ne de ser ona hasta zaten…

Filme bir cümle ile puan vermem gerekirse, “Bir MCU hastası değilseniz paranızı daha iyi bir şey için harcamanızı tavsiye ediyorum.” şeklinde olacak. Mesela dondurma falan yalayın, en azından serinletecektir.


BU NOKTADAN SONRA SPOILER VAR!

Kaynak: Memedroid

Filmde teknik açıdan hoşuma giden herhangi bir şey olmasa da bir yılı aşkın süredir basına sızmamış olmasına şaşırdığım -ben basın gösterimine gitmeden 1 gün evvel sızmış-, oldukça hoşuma giden bir sürpriz yer alıyordu. O da Marvel çizgi romanlarında yer alan Illuminati ekibinin MCU'nun paralel bir evrende yer aldığını görmekti. Bu ekipte Reed Richards (John Krasinski), Captain Marvel (Lashana Lynch), Baron Mordo (Chiwetel Ejiofor), Captain Britain (Hayley Atwell), Professor X (Patrick Stewart) ve Black Bolt (Anson Mount) karakterleri yer alıyordu.

Reed Richards karakterini John Krasinski'nin canlandırıyor olması, oldukça memnun edici. Karaktere inanılmaz yakıştığını düşünmekle birlikte oyunculuk meziyetlerini de beğendiğim bir isimdir. Öte yandan Black Bolt karakteri, çocukluğumda en sevdiğim Marvel karakterlerinden biri olduğu için onu görmek de fena olmadı. Fantastic 4 filmi yolda, bunu biliyoruz. Rica ediyorum Inhumans'ı da dahil edin şu evrene. İşte o zaman ilgimi çekecek bir yapım geliyor olacak.

Unutmayın, bunlar bireysel deneyimler sonucu kaleme alınmış naçizane düşünceler ve bilgi sahibi fikirlerdir. Siz bittabi beğenebilir ve pek değerli görüşünüzü bu maile cevap vererek bize iletebilirsiniz. İncelemeyi buraya kadar okuduğunuz için teşekkür eder, iyi bir pazar günü dileriz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Show BusinessShow Business

BÜLTEN SAYISI

📜 Bir Tür İnceleme: Doctor Strange in the Multiverse of Madness

Sinema, senaryo ve çekim teknikleri, yönetmen tercihleri, kültür, şahsi kaygılar ve daha fazlasıyla spoiler olmadan.

08 May 2022

📜 Bir Tür İnceleme: Doctor Strange in the Multiverse of Madness

YAZARLAR

Oğuz Altınöz

Yazar - Show Business

Show Business

Yeni dijital eğlence sektörüne dair gelişmeler, analizler ve öneriler her çarşamba saat 13:00'da gelen kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR