Sağlıkta özelleştirmede ‘suyunun suyu’ dönemi


Yoğun iş günleri için TEPTA Aydınlatma TEPTA , 32 yıldır birlikte yol aldığı iGuzzini başta olmak üzere, teknik ve tasarım özellikleriyle dünya çapında öncü olan yüzü aşkın markanın temsilciliğini üstleniyor; çağdaş ürünleriyle mimari projeleri, kamusal alanları, tarihî eserleri, sanat eserlerini ve mekanları aydınlatıyor. Ofisler ve okullar gibi insanların uzun süre kesintisiz çalıştığı mekanlarda doğru aydınlatma, verimlilik ve sağlıklı bir yaşam için kritik öneme sahip. Yoğun çalışma ortamında doğru aydınlatma, odaklanmayı sağlıyor, yorgunluğu ve stresi azaltıyor, daha kaliteli bir atmosfer sağlıyor. Uygun aydınlatma, bireylerin motivasyonunu artırarak, daha yüksek kaliteli ve etkili işler üretmelerine katkıda bulunuyor. Çalışma ortamlarının mimari aydınlatması için TEPTA ’nın 34 yıldır temsilciliğini üstlendiği iGuzzini markasının Superrail sistemi esnekliği ile öne çıkıyor. Noktasal tercihler için İtalyan Stilonovo'dan Lama ürünü minimalist tasarımı ve doğrudan LED ışığını yaymak için tasarlanan ve alüminyum çerçeveye entegre edilen opalin difüzörleri ile ideal bir çözüm sunuyor. Danimarkalı Louis Poulsen markasının PH 2/1 masa lambası zamansız tasarımı ve parlama yapmayan, yumuşak bir ışık yaymasına olanak sağlayan çok katmanlı sistem prensibine göre şekillenen tasarımı ile öne çıkıyor. İngiltere’den Bert Frank markasının Colt ürünü şık tasarımı, tabanına işlenmiş kalemlik alanı ve yaydığı yumuşak ve sıcak ışık ile ofisler için öncelikli bir tercih haline geliyor. TEPTA'nın ofis ortamlarını değiştirme gücünü buradan keşfedebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Yenidoğan Çetesi, Türkiye’yi bir başka dehşetle tanıştırdı. Para için yeni doğan bebeklerin hasta olmamalarına rağmen yoğun bakıma alınmaları, burada ölüme sürüklenmeleri, görmediğimiz, yaşamadığımız herhangi bir olayın kalmadığı bir ülke için bile fazlaydı. Elbette alışma süremiz değişmiyor yaşananlara. Ya da olayların artık neden kaynaklandığı ile de fazla ilgili değiliz. Ancak buna rağmen tarihe not düşmek gerekiyor. Ve hemen baştan söylemek gerekiyor ki Yenidoğan Çetesi sadece bir sonuç.
Kazıdığında benzer çetelerin farklı alanlarda da çıkabileceğini söylemeye de gerek yok. Zira 1980’li yıllardan itibaren dünyaya paralel olarak sağlıkta özelleştirme programını uygulamaya başlayan Türkiye’de artık özel hastanelerde “tavşanın suyunun suyu” dönemi yaşanıyor. Özel hastaneler, yatırım yapılmasını masraflı bulduğu kimi üniteleri 2019’dan bu yana farklı hastanelere devredebiliyor. Yasaya aykırı olmasına rağmen danışmanlık hizmeti adı altında bu üniteler denetimsiz biçimde de devredilebiliyor.
Geçen günlerde Aile Hekimleri Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik, aile hekimlerini isyan noktasına getirdi. Zira bu yönetmeliğe göre performansları sürekli denetlenecek olan aile hekimleri, hastanın kendilerine gelmeden bir hastaneye gitmesi hâlinde de hastaların gereğinden fazla muayene olmaları durumunda da gelir kaybına uğrayacak. Buna yönelik tepkilerin ardından AKP’den bir adım daha geldi. Ehliyet raporları gibi bazı raporların aile hekimlerinden ücret karşılığı alınmasına yönelik bir düzenleme yapılacağı açıklandı. Ulaşılacak ilk sağlık biriminde de paralı hizmet alma dönemini başlatan bir adım.
Neoliberal sağlık sistemi
Türkiye, bu adımlara alışık. Özel hastanelerin kurulmasına izin verilmesi 1960’lara uzanıyor ancak asıl adım neoliberal politikaların hızla uygulanmaya başlandığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra elbette. Bu dönemde öncelikle büyük kentlerde hızla özel hastaneler açılmaya başlandı. 2000’lere kadar yine de bir denge söz konusuydu. SSK hastaneleri, devlet hastanelerinde hizmete ulaşmak zordu ancak sağlıkta bütünsel bir özelleştirme de yaşanmamıştı.
AKP’nin iktidar olduğu 2002’den itibaren başlatılan sağlıkta dönüş programıyla, özel hastanelerin sayısı hızla arttı. 2002’de bin 156 hastanenin 774’ü Sağlık Bakanlığı’na bağlıydı. 50 üniversite hastanesi, 271 özel hastane bulunuyordu. Toplam yatak sayısının %19’u özel hastanelerdeydi.
20 yıl sonraya, 2022 verilerine bakıldığında tablonun nasıl değiştiği net biçimde görülüyor. Sadece yenidoğan ünitelerindeki yoğun bakım yatak sayısı artışı özel hastanelerde %113. Bu oran Sağlık Bakanlığı hastanelerinde %52.
Sağlık Bakanlığı’na doğrudan bağlı hastane sayısındaki artık yaklaşık %10 düzeyinde. Özel hastanelerde ise artış oranı neredeyse %110.
Yap-işlet dönemi
Özelleştirme elbette sadece özel hastanelerin açılmasıyla sınırlı değil. Bir de AKP’nin büyük buluşu şehir hastanelerine bakmak gerekiyor.
Sağlık Bakanlığı kadrolarının çalıştığı bu hastanelerde, binaları özel şirket ihaleyle yapıyor. Hazine arazisi üzerine yapılan hastaneler için Sağlık Bakanlığı’nın 25 yıl kira ödemesi öngörülüyor. Hastaneyi yapan firmalar, kampüs içerisindeki bütün ticari işletmelerin sahibi.
İleri teknoloji ve yüksek mali kaynak gerektiren hizmetler olarak özetlenen bazı hizmetler de ihaleye çıkılıyor. Bazı şehir hastanelerinde bu nedenle kimi kritik birimler özelleştirilmiş durumda. Bunun için devlet, ihaleyi kazanan firmaya belli kriterlere göre ödeme yapıyor.
Hastaneler için aylık ödeme garantileri de verilebiliyor.
Birgün gazetesinin Haziran ayındaki haberine göre, şehir hastaneleri için 2017-2024 döneminde bütçeden aktarılan toplam kaynak, 17 şehir hastanesi için 150 milyar TL'ye dayandı. Bu bedel, müteahhitlere yapılan kaynak transferi, hizmet ve kira bedeli kalemlerinden oluştu.
Şehir hastanelerinin hizmet-kira bedeli olarak 2024 yılı için 73 milyar 830 milyon TL ödeme öngörüldü. Toplam 73,8 milyar TL’lik kaynağın aylığı 6 milyar 974 milyon 750 bin TL olarak hesaplandı. Buna göre, 2024’ün Ocak-Mayıs döneminde şehir hastaneleri müteahhitlerine ödenen hizmet-kira bedeli, 34 milyar 873 milyon 750 bin TL ödendi.
Kalkınma Bakanlığı‘nın 2018 tarihli raporuna göre, 25 yılda şehir hastaneleri için ödenecek kira bedelinin 30,2 milyar ABD dolarını bulması bekleniyor.
Suyunun suyu
Sağlıkta tablo bu… Özel hastanelerin teşvik edildiği, devletin sağlık hizmetlerinin özelleştirildiği bir dönemden söz ediyoruz.
Şehir hastanelerindeki randevu sisteminden kaynaklı yaşanan sıkıntılar hastaları özel hastanede muayene olmaya itiyor. Ancak bugün küçük bir özel hastanede muayene bedeli, bin 500 lirayı bulmuş durumda. Bu bedel kimi yerlerde 5 bine, 10 bine kadar çıkabiliyor. Özel olarak muayene olmak isteyenler için bedel elbette artabiliyor.
Ancak Yenidoğan Çetesi ile hayatımıza bir gerçek daha girdi. Aslında 20 yıldır uygulanan, özel anlaşma yöntemiyle kimi sağlık ünitelerinin işletmesinin devredilmesi bu yöntemin adı.
Yenidoğan Çetesi davasında, bebeklerin ölümüne neden olduğu iddia edilen çeteye yenidoğan servislerinin nasıl devredildiği tartışıldı. Duruşmalarda da bunun üzerinde çok duruldu.
Verilen yanıt, ciro üzerinden anlaşma yapıldığı… Elbette performansa dayalı böyle bir sistemde, anlaşma yapılan grup, bir biçimde hasta sayısına ulaşmak zorunda. İnsan canı pahasına…
Duruşmalarda 20 yıldır benzer yöntemlerin uygulandığı, üstelik öncelikle devlet hastanelerinde uygulandığı konuşuldu ama daha rahat yapılması 2019’daki yönetmelik değişikliği sayesinde oldu. Özel hastanelerle ilgili bu yönetmelik değişikliğinde şöyle deniliyor:
“Başka bir ildeki özel sağlık kuruluşuyla birleşme işlemleri bakanlıkça yapılan planlamalara uygun olması halinde yapılabilir… Özel hastaneler Bakanlığın izni ile planlama kapsamındaki ünite ve merkezleri ilgili mevzuatına uygun olmak kaydıyla başka özel hastaneye devredebilir. Ancak, il dışına ve birden fazla sağlık hizmet bölgesi olan illerde bölge dışına ünite ve merkez devri, Bakanlık planlamalarına uygun bulunması halinde yapılabilir. Planlama kapsamındaki ünite ve merkezlerin devrinde, devre konu edilen ünite ve merkezlerin Bakanlıkça belirlenen asgari tıbbi cihazları ve asgari uzman hekim kadroları birlikte devredilir. Devir işlemi gerçekleştikten sonra devreden hastanenin faaliyet izin belgesinden özellikli ünite ve merkezler çıkarılır. Bu fıkra kapsamında özel hastaneye devredilen ünite ve merkezler başka bir özel hastaneye devredilemez. Devir alınan planlama kapsamındaki ünite ve merkezler en geç 2 yıl içerisinde faaliyete başlamak zorundadır.”
Ruhsatı askıya alınana da devir hakkı
Aynı yönetmelikte bir madde daha var:
“Ruhsatı askıda olan özel hastanelerin ruhsatları askı süresince sadece bir kez devredilebilir.
Özel hastanenin denetimi sırasında tespit edilen eksiklik ve/veya uygunsuzluklardan dolayı devralan, devredenin sorumluluklarını da almış sayılır. Eksiklik ve/veya uygunsuzluklardan dolayı devredene verilen süre, devralanın talebi halinde yeniden verilir. Özel hastanenin faaliyetinin durdurulması halinde devralan, faaliyet durdurma süresinin tamamlanmasını beklemek zorundadır.”
Bu maddeler, ünitelerin devredilmesini, faaliyeti askıya alınan hastanenin bile devredilebilmesini sağlıyor.
Yenidoğan Çetesi üzerinden düşünelim. Faaliyetleri askıya alınan hastaneler devredilebilecek. Diyelim ki bu hastanelerin birinde uzman bir üniteniz var. Bununla başka hastanenin ilgili ünitesini de devralabilirsiniz. Hastanın bunları bilme şansı yok.
Bugün hemen her özel hastanede belli birimler başka bir uzman merkeze devredilmiş durumda. Hangi şartlarda devredildiğini elbette bilmiyoruz. Ama görünen o ki aile hekimlerinden özel ünitelere, şehir hastanelerinden üniversite hastanelerine kadar uzanan performansa dayalı özelleştirme uygulamaları hastalara şifa olmuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kreş engeli. Gazze'de arabulucu Türkiye. Bahçeli, Öcalan çağrısının arkasında. Cumhur İttifakı söz birliğinde. Yeni kayyumlar. 25 Kasım eyleminde kadınlara şiddet. Sağlıkta tartışmalı adımlar.
28 Kas 2024

YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu
Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.




