Samandağ’da bir azim hikayesi: ‘Bu çocuklar kaybettikleriyle değil, vazgeçmedikleriyle var oluyor’

Hatay’ın Samandağ ilçesinde imkansızlıklar içinde çalışan 6 cimnastikçi, Türkiye Şampiyonası için Mersin yolcusu. Deprem sonrası çadırlarda, konteyner kentlerde öğrencileriyle çalışmaya devam eden antrenör Aylin Atar, yaşadıkları süreci ve çocukların hayata tutunma hikâyesini Aposto’ya anlattı.
Samandağ’da bir azim hikayesi: ‘Bu çocuklar kaybettikleriyle değil, vazgeçmedikleriyle var oluyor’

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Hatay’ın Samandağ ilçesinde imkansızlıklar içinde çalışan 6 minik cimnastikçi, 8 Mayıs’ta Mersin’de düzenlenecek Türkiye Şampiyonası için hazırlanıyor.

  • Samandağ Cimnastik Spor Kulübü'nün cimnastikçileri, 6 Şubat depremleri sonrası çadırlarda ve konteyner kentlerde antrenman yaparak yarışmalara hazırlandı.

Zor şartlar altında çalışmalarını sürdüren takımın antrenörü ve Samandağ Cimnastik Spor Kulübü'nün Başkanı Aylin Atar, Samandağ'daki kız çocukları için hem bir eğitmen hem de bir yol gösterici. 

Atar’ın yetiştirdiği sporcuların başarıları, ilçede cimnastiğe olan ilgiyi her geçen gün daha da artırıyor. 

'Çocukların potansiyeli vardı ama fırsatları yoktu'

Aposto’ya konuşan antrenör Aylin Atar, kendisini “bir antrenörden fazlası” olarak tanımlıyor:

“Bu çocukların hayallerine tutunan bir yol arkadaşıyım.”

Cimnastikle küçük yaşta tanıştığını anlatan Atar, asıl yolculuğunun başkalarının hayatına dokunmaya karar verdiğinde başladığını söylüyor:

“Samandağ’da bir eksiklik değil, bir sessizlik gördüm. Çocukların potansiyeli vardı ama fırsatları yoktu. Ben o sessizliği bozmak için başladım.”

Takımın hikayesinin madalyalardan önce başladığını belirten Atar’a göre asıl başarı, çocukların özgüven kazanması:

“Dereceler aldık, yarışmalara katıldık. Ama asıl başarımız, içine kapanık bir çocuğun sahneye dik durarak çıkması, 'yapamam' diyen bir çocuğun 'deneyeceğim' demesi. Biz önce hayal kurmayı öğrettik, sonra kazanmaya başladık.”

‘Deprem sadece binaları değil, hayatlarımızı da yıktı’

6 Şubat depreminden sonra Atar ve takımı ciddi imkansızlıklarla karşılaşmış ancak hiçbir zaman vazgeçmemişler:

“Salon yoktu, ekipman yoktu, destek yoktu. Ama 6 çocuğun gözünde bir ışık vardı. Biz o ışığı söndürmemeye karar verdik. Minder yerine sert zeminlerde çalıştık, eksiklerle ilerledik ama hiçbir zaman bahane üretmedik çünkü biz biliyorduk: Şartlar değil, inanç belirler sınırı.”

Depremin ardından hayatlarının tamamen değiştiğini söyleyen Atar, çocuklarla yeniden biraraya gelme süreçlerini şu sözlerle anlatıyor:

“Deprem sadece binaları değil, hayatlarımızı da yıktı. Yok olmanın eşiğinden dönüldü. Her birimiz evlerini, düzenlerini, hatta bazen umutlarını kaybetti. Uzun süre antrenman yapamadık. Ama sonra şunu fark ettik: Acılarımız, var olma mücadelemiz, hayallerimiz ortaktı. 

Yeniden ayağa kalkmanın bir yolu vardı ve o da birlikte hareket etmekti. Çadırlarda, konteyner kentlerde boş bulduğumuz her alanda çeşitli oyunlar ile çocuklarla biraraya geldim bu sadece spor değildi, yeniden nefes almaktı.”

‘Bu çocuklar kaybettikleriyle değil, vazgeçmedikleriyle var oluyor’

Öğrencileriyle yaşadığı unutamadığı anlardan biri ise Atar’ın hâlâ hafızasında:

“Enkazdan çıktığında, ayağındaki kemik etrafında oluşan çürüme nedeniyle bacağının bir kısmını kaybetmiş bir öğrencim, gözlerimin içine bakarak bana şunu sordu: ‘Hocam, ben yeniden cimnastik yapabilir miyim?’ İşte o an anladım. Bu çocuklar kaybettikleriyle değil, vazgeçmedikleriyle var oluyor.”

Kız çocuklarının spora katılımında en büyük engelin fırsat eşitsizliği olduğunu vurgulayan Atar, toplumsal önyargılarla sık sık karşılaştıklarını belirtiyor:

“Kız çocuğu yapamaz’, ‘gerek yok’ gibi kalıplaşmış düşüncelerle çok sık karşılaştık. Ama mesele kız çocuklarının yapıp yapamaması değil, onlara ne kadar fırsat verildiği.”

Ailelerin zamanla çocuklarındaki değişimi gördükçe bakış açılarının da değiştiğini söyleyen Atar, bunun toplumsal dönüşüm yarattığını düşünüyor:

“Ekonomik zorluklar da ailelerin önünde ciddi bir engel oluşturuyor. Bu çocuklara gerçekten bir alan açıldığında, hepsi inanılmaz bir cesaret ve kararlılıkla o alanı dolduruyor. Aileler de zamanla çocuklarındaki değişimi gördükçe bu önyargılar kırılıyor. 

Yani aslında mesele kız çocuklarının yapıp yapamaması değil, onlara ne kadar fırsat verildiği. Önce çocuklar, sonra aileler ve çevre değişiyor. Yani bir kız çocuğunun spora adım atması aslında bir zinciri kırmak demek.”

‘Bu bir yarışmadan fazlası’

Atar, 8 Mayıs’ta Mersin’de katılacakları Türkiye Şampiyonası’nın kendileri için yalnızca bir yarışma olmadığını söylüyor:

“Bu, yokluklara rağmen var olabilmenin göstergesi. Orada olmak bile başlı başına bir başarı. Bu süreçte ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Buna şahitlik etmek benim için büyük bir gurur. Bu sürece çok zor şartlarda ve büyük bir inançla hazırlandılar. Derece almak isteriz elbette ama önceliğimiz çocuklarımızın fırsat eşitsizliğine rağmen güçlerini, cesaretlerini ortaya koymaları.”

Kendilerine destek olmak isteyen herkese çağrıda bulunan Atar, Samandağ’daki çocukların yalnız olmadığını hissetmeye ihtiyaç duyduğunu belirtiyor:

“Bize destek olmak isteyen herkes aslında bu hikayenin bir parçası olabilir. Sosyal medya üzerinden sesimizi duyurmaları bile bizim için çok kıymetli. Çünkü biz sadece bir spor hikayesi yazmıyoruz, hayata tutunmaya çalışan çocukların mücadelesini görünür kılmaya çalışıyoruz.”

En çok ihtiyacımız olan şey, bu çocuklara yalnız olmadıkları hissini verebilmek

Atar, “Samandağ’da en büyük ihtiyacımız temel ekipmanlar ve sürdürülebilir destek” diyor ve ekliyor:

“Aslında en çok ihtiyacımız olan şey, bu çocuklara ‘yalnız değilsiniz’ hissini verebilmek. Çünkü onlar çok zor şeyler yaşadı, ama buna rağmen hayal kurmaktan vazgeçmedi. Biz her antrenmanda sadece hareket öğretmiyoruz; yeniden ayağa kalkmayı öğretiyoruz.

Her düşüşten sonra kalkmayı, vazgeçmemeyi… Eğer bir gün daha fazla imkanımız olursa, emin olun burada çok daha fazla çocuğun hayatı değişecek. Çünkü bazen bir çocuğun hayatını değiştirmek için büyük şeyler değil, sadece ona inanmak yeterlidir.”

Atar, sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Bu branşı seçmemin en önemli nedeni, özellikle kırsal alandaki kız çocuklarının kendilerini keşfetmelerine, özgüven kazanmalarına ve içlerindeki gücü ortaya çıkarmalarına izin vermesi. Çünkü ritmik cimnastikte sadece beden değil, ruh da konuşur. Bir müzikle uyum içinde hareket eden bir çocuk aslında kendi duygularını sahneye taşır.

Ben birçok çocuğun gözlerinde şunu gördüm: Önce çekingenlik, sonra bir adım, daha sonra bir cesaret… Ve en sonunda kendine inanmış bir bakış. İşte ritmik cimnastik tam olarak bu dönüşümü yaratıyor. Bizim için bu spor, imkansızlıkların içinde bile zarafetle ayakta kalabilmenin, düştüğünde yeniden kalkabilmenin ve 'ben de yapabilirim' diyebilmenin adıdır.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Melisa Gülbaş

Aposto editörü

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR