"Yeşilçam": Bir Sinema Hayvanı

Türk sinemasının kalbi olan Yeşilçam'ın döneminde geçen, Hollywood kültürüne özenen bir maceraya hoşgeldiniz!
"Yeşilçam": Bir Sinema Hayvanı

Yönetmenliğini Çağan Irmak'ın yapıp, görüntü yönetmenliğini de Gökhan Tiryaki'nin üstlendiği Yeşilçam'ın başrolünde Çağatay Ulusoy var. Hikayemiz, Semih Ateş isimli genç, azimli ve batmak üzere olan bir sinema prodüktörünün önüne ansızın çok iyi bir senaryo çıkması ile başlıyor. En iyi oyunculara erişimi sektörün kodamanları tarafından kesilen Ateş'in, Yeşilçam'ın bir sonraki parlayan yıldızı olacak kadını keşfetmesiyle işler biraz değişiyor ve Yeşilçam'ın çetrefilli politik dünyasına bir adım atıyoruz. Şu anda sadece iki bölümü yayınlanan diziye BluTV üzerinden ulaşabilirsiniz. 

Bir Bütün Olarak "Yeşilçam" 

Dönem dizilerinin en kilit noktası izleyiciye yabancı olan bir dönemi ona tanıdık hissettirecek halde sunabilmektir. Çünkü ancak o zaman hikayenin gidişatını merak eder, karakterlerle bağ kurup onları önemsemeye başlayabiliriz. Bana kalırsa Yeşilçam buna oldukça yaklaşıyor. 

Dizinin en güzel yapısal özelliği jeneriğinde ve sonunda dizinin yapımında çalışan kişilerin ünvanlarının Yeşilçam dönemine uygun yazılmış olması. Örneğin "yönetmen" yerine "rejisör" yazıyor ve bu izleyici olarak bizleri hikayenin daha da içine çeken bir özen göstergesi. Bunun yanı sıra, dizinin hem orijinal müzikleri, hem de "Boşvermişim Dünyaya" gibi lisanslanmış şarkıları da izleme keyfini yükseltiyor. Ben şahsen ikinci bölümü bitirdikten sonra nostaljik türkçe şarkılar listemi çalmaya başladım. Siz de dinlemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Bu bütünlüğe bir diğer katkı da Tiryaki ve Irmak tarafından ekleniyor. Kamera açıları ve hareketleri yer yer Yeşilçam filmlerinin tarzlarına atıfta bulunup, adeta onlara bir selam çakıyor. Bu dokunuş ise dizinin karakterini oturtmaya yardımcı oluyor. 

Kaynak: İyi Ki Görmüşüm

Sinemacılık Üzerine

Yazımızı baş karakterimiz Semih Ateş'in deyişiyle "Herkes para için kavga eder. Sinema parayla, para için yapılır. Kavgaya hoşgeldin!" ile açalım madem. Filmler birçoğumuz için sadece sinemada gidip izlediğimiz, nasıl yapıldığını çok düşünmediğimiz ürünler. Bu sebeple de birçoğumuz arka planda yapılan anlaşmalar, aşılan zorluklardan bihaberiz. Bu işin de elbette tek bir yolu yok ve bu dizi bence bu çok yönlülüğü de ön plana alıyor. 

İlk bölümün sonunda doğru Semih şu sözleri sarf ediyor: 

"Ben niye bu işi yapıyorum Tülin? Para, itibar? Lazım ama tırı vırı bunlar. Ben hikayeler olmadan yaşayamıyorum. Üç kişinin karanlık bir salonda oturup hikaye izlemesinden birlikte ağlayıp gülmesinden bahsediyorum. Bir hisle — bizim inandırdığımız, bizim sağladığımız bir his ile — o karanlık salondan çıkıp evlerine gittiklerinde kendilerini değişmiş hissetmelerinden bahsediyorum. Ben sinemadan bahsediyorum Tülin. Gözüm dönüyor sinemadan. Film çevirmezsem ölürüm ben." 

Bu da bana kalırsa filmleri bir ürün olarak görmeyen, dolayısıyla da sadece tüketilmek için yapılmayan bir kefeye koyan sinemacıları temsil ediyor. 

Kaynak: İyi Ki Görmüşüm

Artılar

İlk bölümü izlerken kendimi bir şeyi düşünmekten alamadım. Acaba dizinin geçtiği dönemin Türkiye'siyle ilgili şeyler de görecek miyiz? Yoksa sadece ana karakter arkına odaklanıp kalanını boş mu vereceğiz? İkinci bölümde sorumun cevabını aldım ve çok memnun oldum. 1960'lar Türkiye'sinde geçen Yeşilçam, politik olarak karışık bir Türkiye zamanında geçiyor ve olayların karakterlere yedirilmiş olup dizide kullanılan gazetelerle önümüze çıkıyor olması, içerik üreticilerinin iyi bir dizi çıkarma çabasını ve konuya ve döneme saygılarını gösteriyor. Bana kalırsa bir dönem dizisi çekiliyorsa, hatta ve hatta gerçek bir oluşum üzerinden bir kurgu yapılıyorsa, bu oluşuma ve oluşum içinde yaşananlara saygı duymak ve bunu göstermek çok önemli. 

Bir diğer artısı ise dönem dizisi kültürünü dijital mecralara da taşımış olmamız. Bu zamana kadar televizyon için nice dönem dizisi yapıldı ancak Netflix, BluTV gibi dijital platformlarda henüz yapılmamıştı. İyisiyle, kötüsüyle bu türde de bir örneğin çıkmış olması, bundan sonra da daha çok göreceğimiz anlamına geliyor ve ben bunu çok anlamlı buluyorum. Sanıyorum ki bir sonraki dönem dizisi Netflix'e geliyor ve bu benim de yapımında çalıştığım, nam-ı diğer Pera Palas'ta Gece Yarısı. 

Kaynak: Dizi Türkiye

Düşünmeli 

İzlerken ister istemez Yeşilçam'ın gerçekten böyle bir yer olup olmadığını sorguladım doğrusu. Kendimi Yeşilçam konusunda yetkin gördüğümü söyleyemeyeceğim ama gördüklerim bana çok Hollywood adlı diziye özenme gibi geldi. Orada ırkı sebebiyle ilgi görmeyen bir yazarın senaryosuyla sansasyon yaratacak bir filmin çekimine başlanıyor ve stüdyoların arka planda dönen dümenleri anlatılıyor. Konudan öteye, karakterlerin halleri ve tavırları, hatta görünüşleri bile daha çok Hollywood, daha az Yeşilçam'mış gibi geldi bana. Elbette ki o dönemde Yeşilçam'da çalışan insanlara sormamız gerek. Yeşilçam gerçekte nasıldı? 

Bahsettiğim Hollywood dizisiyle ilgili yazımı okuyup ne demek istediğimi daha iyi anlamak isterseniz bu linke tıklayabilirsiniz! 

Gitmeden Önce...

En nihayetinde Yeşilçam beni şaşırttı. Gerek reklam için kullandıkları görsellerle, gerek fragmanıyla bana çok Hollywood özentisi bir ürün çıkacağını düşündürmüştü. Yine hem dizi olan Hollywood'a hem de genel olarak Hollywood stüdyo kültürüne özendiğini düşünsem de içinde bizden de birçok parça var ve dizinin ilerleyen bölümlerinde bunun nereye gideceğini görmeye değer. 

Son olarak da dizide yıldızı parladı parlayacak olan kızımız Tülin'den bir söz ile kapatalım: "Mutsuzluk öğreticidir. Sanat da oradan çıkıyor." 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Show BusinessShow Business

BÜLTEN SAYISI

SHOW BUSINESS 05: Dönem Dizileri ve Yaşçılık

Kevin Spacey, Sony-Disney Anlaşması, Streaming Data Ölçümünde Gelişmeler |Şanlı Türk Sineması'nın Hikayesi. Artı: İçinizi Isıtacak bir Sit-com

24 Nis 2021

T24

YAZARLAR

Show Business

Yeni dijital eğlence sektörüne dair gelişmeler, analizler ve öneriler her çarşamba saat 13:00'da gelen kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR