Seçenek bombardımanı duygusal ilişkilere ne yapıyor?

Yalnızlık epidemisi ve sosyal izolasyonun üstesinden gelmek için emek verilmiş, verili kalıpların ötesine geçen ve kolay tüketilmeyen ilişki biçimlerine daha çok ihtiyacımız var. Böylece birini gerçekten “seviyor olmanın” gerektirdiği yükümlülüklerin bir “ağırlıktan” ziyade, ortaklığın getirdiği hafiflik duygusunu getirdiğini fark edebiliriz.
Seçenek bombardımanı duygusal ilişkilere ne yapıyor?

15 Şubat- Sanofi - Gündem
Sanofi ile birlikte

Sanofi PharmUp Girişimcilik Programı 6. Dönem Başvuru Dönemi Başladı Sanofi’nin sağlık sektöründe katma değer yaratacak yenilikçi fikirlerin gelişimine destek olmak için Endeavor ile birlikte hayata geçirdiği Girişimcilik Programı PharmUp’ın 6. dönem başvuruları başladı. Türkiye’nin girişimcilik alanındaki köklü kurumlarından Endeavor iş birliğinde gerçekleşecek 6. dönem takvimine göre, başvurular 25 Şubat 2025 tarihine kadar sanofi.com.tr/tr/pharmup üzerinden yapılabilecek. Yeni dönemin kategorileri Akıllı Sağlık Cihazları ve Diagnostik Çözümler (giyilebilir teknolojiler ve hızlı test araçları), Medikal Eğitim ve İletişim Araçları, Sağlıklı Yaşam Çözümleri, Dijital Sağlık ve Teletıp, Veri Yönetimi ve Analitiği, Kurumsal Dijital Dönüşüm olarak belirlendi. Sağlık sektöründe hastaların hayatını iyileştirme adına dijital çözümler üreten fikirlerin hayat bulduğu program PharmUp’ta seçilecek girişimler, mentorluk desteği ve eğitimler içeren 3 aylık hızlandırma dönemine başlayacak. Bu süreçte ürünlerini olgunlaştıran start-up’lar, sonrasında gerçekleştirilecek Demo Day ile sektörün önde gelen isimlerine projelerini tanıtma şansı bulacak ve Sanofi ile iş birliği fırsatı sunulacak. Bunlara ek olarak, programa katılacak girişimciler arasından belirlenecek kişiler, Paris’te gerçekleşen Viva Technology Fuarı’na Sanofi sponsorluğunda katılma imkânı bulacak. İlki 2019 yılında gerçekleşen programa, bugüne kadar toplamda 300’e yakın girişimci başvuru yaptı. Bu başvuruların içinden seçilen 27 girişim PharmUp’a dahil oldu. PharmUp 6. Dönem başvurusu için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Günümüzde duygusal ilişkiler üzerine belki de hiç olmadığı kadar düşünüyor ve konuşuyoruz. Sevgililer Günü gibi gelenekler, ticari ve sosyal niteliğiyle giderek varlığını sürdürse de duygusal ilişki biçimlerinin sürekli dönüştüğü bir dönemin içindeyiz. Bunun yanında kültürel olarak da bu ilişkilerin dönüşümüne neden olan birçok faktör bulunuyor.

Örneğin ortalama bir sosyal medya kullanıcısıysanız son dönemlerde hiç olmadığı kadar pornografik içeriğe maruz kalmanız mümkün. Sosyal medya platformlarının arayüzleri video ağırlıklı bir içerik akışıyla optimize edilirken pornografik ve cinsel içeriklerde de gözle görülür bir artış yaşanıyor. Özellikle OnlyFans gibi özel içerikler için açılan platformların yaygınlık kazanması, “Seks satar” tespitinin hayatın her alanına sızarak bir endüstriye dönüşmesine neden oluyor.

Burada ortalama bir sosyal medya kullanıcısının içinde bulunduğu deneyimi odağa almakta fayda var. Yazar Eric Hoel, modern dünyada başarılı olmanın ve ilerlemenin içimizdeki dinozorun dürtülerini kontrol etmekten geçtiğini belirtiyor. Bu dinozora yiyecek, seks, anlık tatmin ve hazları sunmaktan hangi zamanlarda kaçınacağımızı bilmemiz gerektiğini vurgulayan Hoel, günümüzde süper-uyaranlarla etrafımızın kuşatıldığını söylüyor. 

Pornografi ve cinselliğin önemli bir yer kapladığı bu süper uyaranlar, sosyal ilişkileri şiddetli bir dürtünün tuzağına düşürerek saldırganlık, ötekileştirme ve anlık tatmin üzerinden varlığımızı en temel içgüdülerimize indirgiyor. Böylece sosyal hayatta sahip olamayacağımız yapay bir serotonin dalgasının rüzgarına kapılıyoruz. Son dönemlerde bu duygunun gerçekçi sosyal temasları giderek daha ulaşılmaz kıldığını gösteren birçok farklı yoruma denk gelmek mümkün.

The Atlantic yazarı Kate Julian, Amerikalıların “seks durgunluğu” içerisinde olduğunu belirttiği yazısında, bugün 20’li yaşlarının başında olan kişilerin, bir önceki jenerasyona göre iki buçuk kat daha az cinsel ilişkiye girdiğini aktarıyor. Benzer şekilde Match․com’un her yıl 5 binden fazla bekar Amerikalıyla yaptığı “Singles in America” anketi de insanların giderek daha az cinsel birliktelik yaşadığını gösteriyor. Kate Julian, konuyla ilgili araştırmasında 24 yaşındaki bir erkekten aldığı e-postaya dikkat çekiyor:

“İnternet, temel sosyal ve cinsel ihtiyaçları karşılamayı o kadar kolay hâle getirdi ki bunları ‘gerçek dünyada’ aramak için çok daha az motivasyonumuz kaldı. Bu, internetin seksten veya ilişkilerden daha tatmin edici olduğu anlamına gelmiyor ama bu dürtüleri yatıştıracak kadar tatmin sağlayabiliyor.”

Dolayısıyla burada gerçek cinsel ve duygusal temasın daha zahmetli hâle geldiği, her an ulaşılabilir ve tüketilebilir tatminlerin öne çıktığı bir denklem söz konusu. Pornografinin giderek yaygınlaşmasıyla sosyal izolasyonun pekişmesi arasında da bağlantı kurulabilir. Herhangi bir ilişkiye emek vermek sıkıcı bir akşamı idare edecek anlık tatminlere erişmekten daha zor hâle geliyor. Böylece sahici iletişim imkanları da basitçe bir “zaman kaybıyla” eşitlenebiliyor. 

Bu kolay erişebilme ve tüketme olgusu yalnızca pornografide değil internet üzerindeki diğer sosyalleşme çabalarında da bulunabilir. Örneğin son dönemlerde kullanıcı sayısı giderek artan flört uygulamaları da bu çerçeveden değerlendirilebilir. Sosyolog Eva Illouz, Soğuk Yakınlıklar kitabında romantik aşk kavramına çoğunlukla sevilen kişinin eşsiz olduğu düşüncesinin eşlik ettiğini belirttikten sonra, internetin bir bolluk ve değiştirilebilirlik ruhuna sahip olduğunu belirtiyor ve ekliyor:

“İnternet üzerinden flört, romantik etkileşimler dünyasına bolluk ekonomisi, sınırsız tercih, verimlilik, akılcılaştırma, seçmeli hedef belirleme ve standartlaştırmaya dayanan kitle tüketim ilkelerini sokmuştur…”

Bu sahicilik kaybı diyebileceğimiz durum, duygusal iletişim kurma biçimleri üzerinde de dramatik etkiler yaratabiliyor. Bunlardan biri de idare etme kültürünün yaygınlaşması. Zygmunt Bauman, yeni ilişki biçimlerini incelediği Akışkan Aşk kitabında, dolaylı ve sahici iletişimler yerine idare etme kültürünün hâkim olduğunu ve mesajların kendisinden ziyade yalnızca gidip gelmesinin önemli hâle geldiğini anlatıyor. Bauman’a göre iletişimi sürdürmek zorunda hissediyoruz ama bir taraftan dolaysız iletişim kurma biçimlerinden de mahrumuz.

Sonuç olarak internette giderek yaygınlaşan pornografi, internet tabanlı karşılaşma imkanları ve söz konusu idare etmeye dayalı iletişim biçimi, gündelik ilişkilere birçok şekilde sirayet ediyor. Yapay bir serotonin dalgasıyla yarattığı geçici tatmin duygusu, duygusal ve cinsel ilişkideki gerçekçi imkanları marjinalleştirirken, kültürel olarak hızlıca tüketilebilir ve sıradanlaştırılmış bir ilişki çerçevesi sunuyor. 

Burada son dönemlerde sıkça dile getirilen “yalnızlık salgını” olgusuna da bir parantez açabiliriz. Uzun süredir öznellik, sınırsız rekabet ortamında tek başına mücadele vermesi gereken ve uçurumun kenarında çabalayan bir durum olarak tahayyül ediliyor. Bir başınalık yüceltiliyor ve bu doğal bir varoluş koşulu gibi sunuluyor. Yazar Johan Hari’nin dediği gibi bu kopuş, günümüzde saf bir gerçeklik olarak algılanıyor. Gerçekçi bağların yerini, fırsatlar dünyasındaki mücadeleci benlik aldığı için de yalnızlık, bu mücadelenin ideal bir stratejisi olarak değerlendiriliyor. Böylece atomize bireyciliğin hâkim olduğu günümüzde karşılaşma ve birliktelik imkanlarının giderek daha zorlaştığını görüyoruz.

Mental sorunların da kolektif bir şekilde yayıldığı günümüzde, sosyal izolasyonun yıkıcı ve çaresizliğe sevk eden tarafını hiç olmadığı kadar ciddiye almak gerekiyor. Bunun için kuvvetli bağlar kurabilmenin imkanlarını yeniden gözetmek, iyi bir başlangıç olabilir. 

Söz konusu yalnızlık epidemisi ve sosyal izolasyonun üstesinden gelmek için emek verilmiş, verili kalıpların ötesine geçen ve kolay tüketilmeyen ilişki biçimlerine daha çok ihtiyacımız var. Böylece birini gerçekten “seviyor olmanın” gerektirdiği yükümlülüklerin bir “ağırlıktan” ziyade, ortaklığın getirdiği hafiflik duygusunu getirdiğini fark edebiliriz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 TÜSİAD’a soruşturma, Çernobil’e saldırı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras hakkında soruşturma başlattı. Rusya, Çernobil Nükleer Santrali'ni İHA ile vurdu.

15 Şub 2025

Sanofi ile birlikte
Trolltunga Norway

YAZARLAR

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta