Şefkatten öz-şefkate...

Nezaketin kollarında
Şefkatten öz-şefkate...

Dalai Lama, Şefkat, bir şeyin acı karşısında özgür olmasını isteme durumudur... Bunu önce kendiniz için isteyin; bu tutku daha sonra başkalarına da kucak açacaktır, hem de daha gelişmiş bir şekilde” demektedir (Christopher K. Germer’in Öz-şefkatli Farkındalık kitabından alıntılanmıştır.)

Şimdi bu cümleyi bir kez daha okumanızı rica ediyorum. Zira iyi biliyorum ki, insanın kafasında, acı ne, neyin özgürlüğü gibi sorular uçuşabiliyor. Tekrar okuduysanız hemen bir de katmanlara ayırarak bakalım.

Geçtiğimiz yıl yayımlanan bir sayıda, “Gönül Yangınları” başlıklı yazımda, acı kavramından detaylı olarak bahsetmiştim. Şimdi yine kısaca ziyaret etmemiz gerekirse, hayatta acılar var, örneğin hastalık, yaşlılık, ölüm... Ya da herkesin bireysel olarak acı duymasını sağlayan münferit olaylar. İşte aslında şefkat, bir şeyin (hissedebilen bir varlığın), bu acılardan özgürleşebilmesini yani acılar karşısında ferah olabilmesini dilemek diyor Dalai Lama.

Dünya literatüründe şefkat için birden fazla ekol, birden fazla anlam yaratılmış aslında. Yani dinî bir yerden bakarsanız başka, akademik açıdan bakarsanız başka tanımlamalarla karşılaşmak mümkün. 

Berkeley Üniversitesi’nde anlamlı bir yaşam için bilim bazlı içgörüler temasıyla yayımlanan Greater Good Magazine’de yer alan açıklamaya göreyse, şefkat kelimenin tam anlamıyla “birlikte acı çekmek” anlamına geliyor. Duygu araştırmacıları arasında, bir başkasının ıstırabıyla yüzleştiğinizde ve bu ıstırabı dindirmek için motive hissettiğinizde ortaya çıkan duygu olarak tanımlanır. Burada şefkatin empati veya fedakârlık ile aynı şey olmadığının özellikle altı çizilmiş.

Budist geleneğin klasik öğretilerinde ise şefkat, “acı karşısında titreyen kalp” olarak tanımlanıyor. Şefkatin cesaretinin soğukkanlılıktan geldiği söyleniyor. Acıyı gördüğümüzde şefkat hissettiğimiz için, acıya kendimizi açabilmek için soğukkanlılığa, sakinliğe ihtiyacımız olduğu belirtiliyor.

Bu noktada şefkat konusunda dünyaca ünlü bir merkezi olan (The Center for Compassion and Altruism Research and Education) Stanford Üniversitesi’ne de bir bakmak iyi bir fikir olabilir.

Şefkat, İngilizceye, Latince acı çekmek anlamına gelen Latince “passio” kökünden geliyor ve Latince birlikte anlamına gelen “com” önekiyle eşleşiyor. Yani gerçekten de “birlikte acı çekmek”. Şefkat kavramı ve onun ıstırapla bağlantısının derin felsefi ve dinî köklere sahip olduğu belirtiliyor. Dediğim gibi, farklı konseptler için farklı açıklamalar mümkün, ancak ortak hissiyat şu, şefkat bir diğerinin ıstırabını görmek, onun bu ıstıraptan özgürleşmesini dilemek, bu acıya karşı "bir" hissetmek.

Öz-şefkat ise bu açıklamalardan yola çıkarak görebileceğimiz üzere, bu hissiyatı kendimize karşı da oluşturmak. Yani kendi ıstırabımızı “görebilmek”, buna karşı açık olabilmek. Öz-şefkat pozitif psikoloji literatürüne Dr. Kristin Neff tarafından tanıtılmıştır ve kendisinin deyimiyle, kendimize karşı sahip olabileceğimiz olumlu bir tutumdur.

Kristin Neff’e göre öz-şefkatin 3 unsuru var. Bunlar, öz nezaket, ortak insanlık hissiyatı ve bilinçli farkındalıktır (bizim Mindfulness olarak bildiğimiz kavram). Neff, “Öz-şefkat zor bir zaman geçirdiğinizde, başarısız olduğunuzda veya kendinizde hoşlanmadığınız bir şeyi fark ettiğinizde, kendinize iyi bir arkadaşınızla yapacağınız destekleyici ve anlayışlı şekilde yanıt vermeyi içerir.” diyor. Acınızı görmezden gelmek yerine, durup kendinize sormak: “Bu şu anda gerçekten zor… Bu anda kendimi nasıl rahatlatabilir ve bakabilirim? Kendime karşı nasıl daha nazik olabilirim?"

İşte kendimize tüm bu soruları sorabilmek ve belki her şeyden önemlisi, içinde bulunduğumuz acı verici deneyime karşı “direnç” göstermeyi bırakabilmek öz-şefkatin başlangıcı. Acımıza, bize iyi hissettirmeyen şeye karşı merakla yaklaşmak, ne var burada diyebilmek. Çünkü direnç varsa, acı deneyim, bir ıstıraba dönüşüyor. Öz-şefkat, ne değildir derseniz, diyebileceğimiz ilk şey şu ki, öz-şefkat sürekli bir iyi hissetme hâli değildir. Dolayısıyla, kendinize karşı nazik olurken, kendinizi sarmalarken, sadece “iyi hissetme” hâline odaklanmayın. Kendimizi nezaketin kollarına bırakmak, kendimize öz-şefkatle yaklaşmak, öncelikle bir kabul hâli. Kendimizi olduğumuz hâlimizle kabul etme, kendimize sarılma. Sonrasında ne hissediyorsak, acı veya tatlı, o hislerimize izin verebilmek.

Kabul etmeliyim ki öz-şefkat denen nane hiç kolay değil. Ama her şey öncelikle bir merakla başlıyor. Bu merakı kendinize göstermeye gönüllüyseniz, yolun yarısından fazlası tamam demektir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

İçimdeki Dünyaİçimdeki Dünya

BÜLTEN SAYISI

ŞEFKATİN KOLLARINDA

Kendimizi sarmalamak

11 Ara 2022

unsplash

YAZARLAR

İçimdeki Dünya

İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR