Şehrin Takımı: Hatayspor

Yeni röportaj serimiz “Şehrin Takımı” için ilk konuğumuz Hatayspor! Hatayspor taraftarları Emre Ergüven, Mehmet Ali Karagöz, Murat Yılmaz ve Hakan Ekmen sorularımızı yanıtladı.
Şehrin Takımı: Hatayspor

  • Bu serideki ilk röportajımız sizinle. Emre öncelikle sana Twitter’da hayata geçirdiğin “Futbol Üçten Büyüktür” oluşumunu sormak istiyorum. Bu oluşum nasıl ortaya çıktı ve hedefleri nelerdir? Kısaca anlatır mısınız?

 

Emre Ergüven: Öncelikle merhaba sevgili Barış. Anadolu taraftarları takımlarıyla ilgili yorum ararlarken çok zorlanıyordu ve bir yerden sonra kendilerini 40 dakikasının 39’unda üç İstanbul takımının konuşulduğu videolarda buluyordu. Taraftarlar takımlarıyla ilgili sek yorumlar bulabilsin diyerek böyle bir oluşumu kurma kararı aldık. Bunu her takım için yapma ihtiyacı hissettik çünkü birliğin doğuracağı kuvvete inanıyoruz.

  • Hataysporlu olma hikayenizi paylaşır mısınız?

 

Emre Ergüven: Normalde üç İstanbul takımından birini tutar ve Hatayspor’u da internetten takip ederdim. Bunun esas sebebi Hatayspor’un maçlarını izleyecek bir mecra bulamamamdı ve hala bugün de bir insanın izleyemediği takımı tutamayacağına inanıyorum. Umuyorum ki bir gün her şehrin takımını ulusal kanallarda izleme imkanı buluruz.

Mehmet Ali Karagöz: 1997/98 sezonu Türkiye Kupası elemelerinde Hatayspor ilk defa 5. tura çıkmıştı ve rakibi Altay’dı. Altay o zamanki adıyla 1. Lig, şimdiki adıyla Süper Lig’deydi. Orta 1. sınıftaydım. Okuldan kaçarak stada gitmiştik. Hayatımda ilk defa statta maç izlemiştim ve ambiyanstan çok etkilenmiştim. Hikayem burada başladı ancak 2004 yılında üniversite için Ankara’ya geldiğimde aramıza mesafeler girdi. Okul bittikten sonra da iş-güç Ankara’da kısmet oldu ve buraya temelli yerleştim. E tabii tribünden uzak kaldık. Memlekete gittiğimde maçlara gitmeye çalıştım genellikle. Ankara’dayken, üniversite yıllarında, eğer Hatayspor’un bulunduğu ligde Ankara takımı varsa stattan maçları izleyebiliyorduk. Onun dışında takımı pek göremiyorduk. 2018/2019 sezonunda Hatayspor 1. Lig’e çıktığından beri Hatayspor’un bütün maçlarını canlı izledim. Ankara ve Ankara yakınındaki deplasman maçlarını da tribünden izledim.

Murat Yılmaz: Hayatımın ilk 18 yılı Hatay/Antakya’da geçti. Futbolla da çok ilgiliydim, üniversite yıllarıma kadar da amatör liglerde oynamıştım. Antakya’da futbola ilgin varsa maçlarına gidebileceğin tek takım Hatayspor’du. Altyapısında oynadığım için sürekli maçlarına gitmeye, o zamanki profesyonel futbolcuları da gözlemlemeye çalışırdım.

Hakan Ekmen: Bir gün ailecek lunaparka giderken babamın “haydi Hatayspor maçına gidelim” demesi ve yapılan oylama ile stadyuma gidilmesi ile başladı bu tutku. Stadyumdaki ortam beni fazlasıyla etkilemişti. O gün bugündür kaçırdığım maç sayısı çok azdır.

  • Hatay nasıl bir futbol şehri? Normal şartlar altında Hatay’da bir maç günü nasıl yaşanır?

 

Emre Ergüven: Anadolu’nun çoğu şehri gibi Hatay’da da maalesef üç İstanbul takımı taraftarının yoğunlu yüksek. Son üç yıla kadar maç günlerinin heyecanı düşüktü fakat İlhan Palut’un yarattığı enerjiyle beraber taraftarın tutkusu artmaya başladı. Pandemi sonrasında Hatay tarihinde görmediğimiz tribünleri görebiliriz.

Mehmet Ali Karagöz: Benim çocukluğumda Hatayspor o zamanki adıyla 2. Lig’deydi. Yani şimdinin Spor Toto 1. Lig’ine denk gelen ligde. Hatayspor 1967’de kurulmasına rağmen en üst seviye lige hiç çıkamamıştı. Taraftar kitlesi de çok geniş değildi. Zaten şu sıralar son günlerini yaşayan Antakya Atatürk Stadı 5300 kişilik küçük bir stat. Hatayspor’u o zamanlar genellikle esnaflar ve lise öğrencileri destekler, maçlarına giderdi. Maçtan önce gençler stadın yanında Vali Göbeği’nde ve Antakya Köprübaşı’nda buluşur, meşale ve bayraklarla stada yürür, takım otobüsünü karşılardı. 2010’larda şehir takımı tutmanın önemi özellikle gençler tarafından fark edildi ve taraftar kitlesi arttı.

Murat Yılmaz: Hatay, kendi yağında kavrulan çok farklı bir şehir. Sosyal ve ekonomik imkanları çok kısıtlı olduğu için Hatayspor, Hatay halkının her şeyi. Hatayspor’un geçmiş yıllardaki başarısızlığı kentte bir çok kişinin üç büyükleri tutmasına sebep oldu ancak gözlemlediğim kadarıyla yeni nesilde bu durum değişiyor. Yurt dışında yaşadığım için şu anki durumu bilemiyorum ama bizim zamanlarımızda maçlar genelde Pazar 13:30’da olurdu. Aileyle güzel bir kahvaltı yapardık, sonrasında arkadaşlarla buluşup stadyuma gider, oradaki seyyar satıcılardan limon dondurması alır, maça girmeye çalışırdık. Kazanırsak maç sonunda futbolcuları bekler, takım otobüsüyle onları tezahüratlarla uğurlardık.

Hakan Ekmen: Hatay 53 sene Süper Lig görmemiş, yıllarca alt liglerde mücadele ettiği için popülaritesi az olan ve bunun sonucunda tribün kültürü yok denecek bir şehirdir. Bu konuda kendimizi eleştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Tribünlerde bunun için çabalayan hayatını Hatayspor’a adamış arkadaşlarımız olan bir kemik kitle tabii ki var, onların da hakkını yemeyelim. Son üç-dört senede Hatayspor’a olan ilgi ciddi şekilde arttı. Zamanla tribün kültürünü oturtacağımızı düşünüyorum.

  • Hatayspor uzunca bir süre 1. Lig’de dahi yer bulamamıştı. Kulüp neleri doğru yaptı ve Süper Lig’de yer alan ve iyi futbol oynayan bir ekibe dönüştü? Öncesinde yanlış olanlar neydi?

 

Emre Ergüven: İnsanlara şunu şunu yanlış yaptınız diye ahkam kesmek bana hadsizlik olarak geliyor, doğru yapılanları ise devamlılık kelimesiyle özetleyebiliriz. Takıma bir kimlik kazandırıldı ve o kimlikten lig yükseldiğinde bile taviz verilmedi.

Mehmet Ali Karagöz: Hayatın her aşamasında iyi yönetim olmazsa başarı imkansızdır. Maalesef Hatayspor da çoğu Anadolu kulübü gibi yönetim zaafiyetlerinden ve vasıfsız yöneticilerden çok muzdaripti. Hatayspor’un da birçok kez kasası boşaltıldı ve takım çok zor günler yaşadı. Ta ki 2013 yılında Hatay henüz büyükşehir değilken merkez ilçe Antakya’nın Belediye Başkanı Lütfü Savaş takıma destek olmaya başlayana kadar. Daha sonra Hatay büyükşehir oldu 2014 yılında ve Lütfü Başkan büyükşehir belediye başkanı seçildi. Zaten 2016 yılında yönetim tamamen Lütfü Savaş ve ekibinin kontrolüne geçti.

Değerli başkan tıp doktoru aynı zamanda. Yani hem mesleğinde hem belediyecilikte hem de futbolda bilimselliğe önem veren birisi. Öncelikle İlhan Palut, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde beden eğitimi öğretmeniyken takımın hocası yapıldı. İlhan Hoca üniversite mezunu ve futbolun mektepli neferlerinden biri. Sonrasında takımın borçları kapatıldı, özellikle futbolcu maaşları düzenli ödenmeye başladı. Futbolcular açısından maaş konusunun önemi ortada. Geçtiğimiz günlerde Denizlispor ve Malatyaspor’da futbolcular maaşlarını alamadıkları için antremanlara çıkmayı reddetmişti hatırlarsanız. Geçen sene başında Beşiktaş da maaş ödemekte zorlanıyordu ve ilk yarı Beşiktaş futbol namına ortaya bir şey koymamıştı.

Hatayspor özellikle 1. Lig’e çıktığı ilk sezon 2018/19 sezonunda İlhan Hoca ile muazzam futbol oynuyordu. Zaten meyvesini hemen verdi bu oyun ve sezonu üçüncü sırada kapattı takım. 2019/2020 sezonunda da yedinci haftada İlhan Hoca ile yollar ayrıldı takım ligde ikinci sıradaykken. Sebebini hala kimse bilmez neden böyle oldu. İlhan Hoca’dan sonra Bayram Toysal getirildi takımın başına. İkisinin ortak özelliği Hataylı olmaları. Bayram Hoca takımın başında 18 hafta kaldı ve takımı lider konuma getirdi. Ancak taraftar hiç memnun değildi çünkü takım futbol namına bir şey koymuyordu ortaya. Maçlar seyir zevkinden uzaktı. Galibiyetler de genellikle 1-0 şeklindeydi. Velhasıl, Bayram Hoca da takımdan gönderildi ve Mehmet Altıparmak geldi. Oyun anlayışı bana uyan bir hoca değildi. Ancak bir şekilde takımı lider olarak Süper Lig’e çıkardı. Sonrasında Yönetim Mehmet Altıparmak ile olmayacağını anladı ki anlamamak mümkün değildi. Önce Sportif Direktör Fatih Kavlak ve ardından Ömer Erdoğan takıma geldi.

 

Röportajın tamamına buradan ulaşabilirsiniz. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Yazısporu #1

İp atlamanın tarihi, Hatayspor taraftarlarıyla röportaj

06 Mar 2021

https://tr.pinterest.com/pin/554505772863153228/

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR