Sektörün En Kötüleri: Altın Menemen Ödülleri

Dizi sektörünü bunca eleştiriye maruz bırakan sorun ne olabilir?
Sektörün En Kötüleri: Altın Menemen Ödülleri

Türkiye’nin dizi ve film sektörü yıllardır büyük bir tartışma konusu. Bir taraftan kayda değer eleştirilere maruz kalan bu sektör, bir taraftan da azımsanmayacak bir izleyici kitlesiyle televizyon tüketiminin başında geliyor. AA’nın 2019 yılında yayımladığı verilere göre, Türkiye 150’den fazla televizyon dizisini farklı kıtalardaki izleyicilerle buluşturarak ABD’den sonra en fazla dizi ihraç eden ülke olarak biliniyor. Sadece ülkemizde reyting rekorları kırmakla kalmayan Türkiye dizileri, okyanusları aşarak 700 milyondan fazla izleyiciye ulaşıyor. Peki böylesine yoğun bir izleyici kitlesine sahip olan bir dizi sektörünü bunca eleştiriye maruz bırakan sorun ne olabilir?

‘Filme Gitmeden Önce’ hesabının sahibi Cem Başak’ın sosyal medya hesabında paylaştığı video, bu sorunların ana nedenlerinden birine değiniyor. Cem, geçtiğimiz günlerde Netflix’te yayınlanan 1899 dizisinin oyuncularıyla röportaj yaparken ülkemizdeki dizilerin çekildiği koşullardan bahsedince oyuncular şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar. Diğer ülkelere kıyasla her hafta 2 saatlik bölümler şeklinde yayınlanan Türkiye dizileri, hem sektördeki çalışanların çalışma koşulları hem de senaryoların sürdürülebilirliği noktasında akıllarda soru işaretleri oluşturuyor. Haftalık yayınlanan bu dizilerin ortalama 150 dakika sürdüğünü göz önünde bulundurduğumuzda dizilerdeki olay örgüsünün belirli bir bölümden sonra birbirini tekrar eden bir örüntüye sahip olduğunu fark etmek çok zor değil. Sektörün sorunları bununla sınırlı olmasa da uzun çekim saatleri, hem set çalışanlarının hem de oyuncuların penceresinden sorunların başlangıcını oluşturuyor.

‘Altın Menemen Ödülleri’ nasıl ortaya çıktı?

Murat Soner, YouTube üzerinden film ve dizi eleştirileri yapan bir içerik üreticisi. YouTube’da aktif olmadan önce uzun yıllar radyo yayıncılığı ve seslendirme alanında çalışan Soner, yaptığı eleştirilerle bir taraftan izleyicileri güldürürken bir taraftan da düşünmeye itiyor. Yıllarca aynı senaryolara maruz kaldığı için beyni uyuşan izleyicilerin normalleştirdiği sahnelere yapıcı eleştiriler yapan Murat Soner, içeriklerinde sektörün toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda oluşturduğu dengesizliğe de değiniyor. 

Yaptığı eleştirilerle sevildiği kadar hayran toplulukları tarafından tepki de toplayan Murat Soner, toplumun izleme alışkanlıklarını geliştirebilmek adına bir izleyicinin “Ben şu an ne izliyorum?” sorusunu kendisine yöneltmesiyle sektörün izleyici algısını değiştirme gücüne sahip olduğunu vurguluyor. Çünkü eleştirdiğimiz senaryolar, izleyiciler kendilerine bu soruyu yöneltmeden izlenmeye devam edildikçe bu senaryolar bizlere sunulmaya devam edecek.

Adını daha önce bir televizyon kanalında yayınlanmış akıl almaz bir dizi sahnesinden alan Altın Menemen Ödülleri, bugüne kadar yalnızca en iyilerin seçildiği dizi sektörüne tepki olarak eleştirel bir bakış açısıyla sektörün en kötülerini seçmeyi hedefliyor. 29 Kasım 2022'de saat 20.00’de Şişli Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi tiyatro salonunda ilki gerçekleşecek olan Altın Menemen adayları, 10.000 kişiden fazla katılımcıyla altinmenemenodulleri.com adresinden yapılan halk oylaması sonucunda belirlendi. Ödül töreninden elde edilen gelir kadınların iş hayatına aktif katılımını destekleyen bir sivil toplum kuruluşuna bağışlanacak. Murat Soner, ödüllerin bahsedilen yapımları izleme talihsizliğini yaşamış seyircilere takdim edileceğini belirterek ödül törenini çevrimiçi olarak 4 Aralık’ta Murat Soner YouTube kanalına yükleyeceğini duyurdu.

‘Altın Kelebek Ödülleri’ neden altın değil?

4 Aralık 2022 tarihinde izleyebileceğiniz tek ödül töreni Altın Menemen Ödülleri değil. Aynı gün bu yıl kırk sekizincisi düzenlenen Altın Kelebek Ödülleri de sahipleriyle buluşacak. %70 halk oylarıyla, %30 jüri yorumlarıyla belirlenen Altın Kelebek; son yıllarda adayların birer birer oylamadan çekilmesiyle gündeme geliyor. Bu yıl oylama sistemini kınayarak yaptıkları açıklamalarla başta Armağan Çağlayan, Vahide Perçin, Işıl Yücesoy ve Aslı Şafak olmak üzere birçok isim törende yer almak istemediğini belirtti. Ünlü isimlerin çekilme nedeni, ödüllerin geçtiğimiz yıllarda verilme yönteminden memnun olmayıp sistemi eleştirmek istemeleri. Adaylıktan çekilme hareketini destekleyen bir kesim olduğu gibi şarkıcı Sinan Akçıl’ın yaptığı “ödül alamayacağını bilenlerin adaylıktan çekildiği” yorumuna katılanlar da fazla. Karşıt iki görüş törenin prestijini etkilemekle kalmayıp sektördeki sorunları da derinleştiriyor. 

Ödüllerin Geleceği: Sektörün Yozlaşması

Birbirini tekrarlayan senaryolar ve anlamsız dizi sahneleri toplumun psikolojisini olumsuz yönde etkiliyor. Lise dizilerinde zorbalığı romantizm olarak gösteren konular, konak dizilerindeyse “ahlak ve namus” adı altında ahlaksızlık aşılayan sahneler izleyicilerin algılarıyla oynayarak insanları duyarsızlaştırma üzerine kurulu. Bu durumun tek sorumlusu ne yazık ki sadece dizi yapımcıları değil, izleyiciler de bu dizileri izlemeye devam ettikçe sektör kendi kısır döngüsünde ilerlemeye devam edecek. Bununla birlikte kadınlara olan tutumu yıllardır medyanın gözü önünde olan bir ismin geçtiğimiz yıl Altın Kelebek Ödül töreninde “Yaşam Boyu Onur Ödülü” alması bardağı taşıran son damla oldu. Toplumda normal karşılanmaması gereken davranışların dizi senaryolarıyla normalleştirilmesi, bununla da kalmayıp toplumda bu davranışları sergileyen bireylerin ödüllendirilmesi sektörün ve ödül törenlerinin geleceği konusunda endişe oluşturuyor.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, sizce Altın Menemen Ödülleri sektörde bir şeylerin değişmesine katkıda bulunabilir mi? Daha da önemlisi, “Yılın En Kötü Oyuncusu” ödülünü kazanmış olsaydınız nasıl bir konuşma hazırlardınız?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🍲 Çorba! Dikkat Sıcak! 🥄

Öğretmenler günü, çorba haritası, görünmezlik

24 Kas 2022

gizem yıldırım

YAZARLAR

Selen Nasırlıer

Ekonomi lisansından artakalan zamanlarımda (!) içerik üreticiliğiyle ve radyo yayıncılığıyla ilgileniyorum. Günün yirmi beş saatini kahve içerek, müzik dinleyerek ve çevremdekilerle "Bir renk olsaydın hangi renk olurdun?" gibi sorular üzerine düşünerek geçiyorum.

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR