Selmin Gök: Arketiplerle örülmüş bir repertuvarız

İş dünyasında liderlik ettiği eğitim süreçlerinde edindiği deneyimleri "Kendimi Buldum: Arketiplerle Dönüşüm" adlı kitabında birleştiren Selmin Gök; Gezgin, Masum, Yetim, Fedakar, Savaşçı ve Sihirbaz arketipleri ışığında ruhların topografyasını çıkarıyor.
Selmin Gök: Arketiplerle örülmüş bir repertuvarız

Çığır açan görüşleriyle sadece psikoterapi alanını değil, psikoloji, teoloji, etnografi, edebiyat ve güzel sanatları da etkileyen analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung, zihnin seviyelerini bilinç ve bilinç dışı diye ikiye bölmüş, birçok duygu, düşünce ve önsezinin atalarımızdan arketipler olarak geçtiğini yazmıştı. 

Yakın zamanda yayımladığı Kendimi Buldum / Arketiplerle Dönüşüm  adlı kitabında Jungçu bakış açısını iş yaşamındaki deneysel ve eğitsel süreçlerle buluşturan Selmin Gök, arketiplerle birey yaşamındaki ilişkiyi ve etkilerini şöyle anlatıyor: 

"... Arketipler doğumumuzdan itibaren kendi potansiyelleriyle içimizde hep var. Bir repertuar gibi düşünün. Ancak yaşam yolcuğumuzda başımıza gelen olaylarla, sosyal etkileşimle, aileden aldığımız öğretilerle bu arketiplerin ya aydınlık yanları örtülüyor ya da olumlu ve olumsuz yanları başkalarına yansıtılıyor. Biz bunları açığa çıkardığımızda o arketipin aydınlık yanını kullanabilir hale geliyoruz ve cesaretle dönüşüm için bir adım atıyoruz."

Sonuçta yaşam cesaret işi. 

Bizi eksik bırakan davranış özelliklerimizin üzerine gitmediğimiz sürece onların yarattığı eksikliği ve yıllar geçtikçe yaratacağı yıkımdan sakınmak mümkün değil. Bazen ruhsal bütünlüğümüz de uzman dokunuşuna gereksinim duyar. 

Selmin Gök'ün uzmanlığına kulak verirsek ondan öğreneceklerimizden sonra tıpkı bir otomobil gibi yaşamda nasıl yol tutacağımız, hangi engebeleri ve çukurları nasıl aşacağımız meselesi de bir miktar açıklığa kavuşmuş olacak. 

O vakit şimdi o sözlere dikkat kesilme vakti...

Bir hekim kendine ne kadar hekimdir

Edindiğim tüm bilgiler yolumu çizmeme, ilerlediğim yollarda kendimle olan mesafemi azaltmama yardımcı. Yolumu kaybettiğimdeyse işim, elde ettiğim tüm deneyimlerin bilgisini alarak yola devam etme zihniyle hareket etmemi sağlıyor. Söylediklerini yapan, yaptıklarını söyleyen biri olarak işim kendimle tutarlı olmam konusunda beni hayatla hizalıyor. Bununla birlikte insanım, kusurluyum ve kendime kör olduğum noktalar bitmiyor. Bilmek, yapmak ve olmak arasındaki ayrımlarda içgörümü kaybettiğimde ben de bazen bir dış göze ihtiyaç duyuyorum. Bunun için de ustalarla çalışmaya devam.

Kendini bulma arayışı

"İnsan yalnızca başkalarına karşı değil kendisi için de merak duyabilmeli” demişti Kierkegaard. 

Kendini bulmak mümkün müdür? Evet. Kendimizle karşılaştığımızda, "ben" diye tariflediğimiz şeye yeni bir tarif getirdiğimizde kendimizi buluruz. Peki sonra ne olur? Tam netleştim, "ben buyum" dediğimizde, ben dediğimiz şeyi sorgulatacak olaylar yaşarız, yeni perspektifler elde ederiz, yaşam aktıkça dönüşürüz. Bu arayış ve kayboluş yaşam boyu devam eder. Kendimizi buldukça kaybederiz, kaybettikçe de buluruz.

Bilinçdışımıza gömülü izlerimiz

İnsan, insanlığın ortak tarihinden, atalarından getirdiği bilinçdışı öğeler taşıyarak dünyaya gelir. Bu bilinçdışı öğelerdeki ortak kalıplara, modellere arketip adı verilir. İnsan türü bu kolektif kalıplar nedeniyle benzer şekilde düşünür, hisseder, davranır, rüya görür. 

Basitçe arketipler şu anda “Kraliçe”, “Kral”, “Bilge”, “Cadı”, “Anne”, “Baba” dediğimde zihninize gelen resim, tarif, model, özelliklerdir. Onlar Jung’un tanımıyla kolektif bilinçdışımızda gömülü olan izlerdir. Olumlu ve olumsuz anlamlar taşıyabilirler. 

Sayısız modelden 12 temel arketipe

İnsanlığın ortak mirasından gelen sayısız arketip vardır. Zaten sınırlı olsaydı insanlığı sınırlamış, gelişme potansiyelini göz ardı etmiş olurduk. Jung arketipleri diye bilinen 12 liderlik arketipi, aslında Carol S. Pearson’ın oluşturduğu arketip karakterleri sistemidir. Ben de bunlardan 6'sına bu kitabımda yer verdim, diğer 6'sına ise yeni kitabımda yer vereceğim. Dolayısıyla 12 liderlik arketipi yerine farklı arketipleri de ele alabiliriz. Büyükanne, Yargıç, Çapkın… Bunlar da birer arketiptir. 

Kahramanın yolculuğu

İnsanın kendi olma serüveni, eşsiz bir yolculuktur.  Bu serüvende hayatımızla şaheserimizi yaratırız. Joseph Campbell bu serüveni, “Kahramanın Yolculuğu” olarak tanımlamıştır. Arketipler kahraman olma serüveninde bizi destekleyen içsel güçlerimiz ve rehberlerimizdir. Bu yolculukta karşımıza çıkan ejderhalarla savaşabilmemiz için Savaşçı’ya, olağanüstü yeteneklerimizi ortaya koymak için Sihirbaz’a, Yetim’in dayanıklılığına, mücadele gücüne, Gezgin’in kendimizi aramamızı sağlayan merakına ihtiyaç duyarız. Arketipler, kahraman olma yolculuğumuzda örtük olan parçalarımızı açığa çıkarmak, aydınlık yönlerini daha fazla yaşatmak, karanlık taraflarına düştüğümüzde farklı arketipleri müttefik güçler olarak kullanıp dengeye gelmemizi sağlayan içsel muhteviyatımızdır.

Acıya tutunmaktan vazgeçebilmek

Yaşam yolculuğunun tek bir amacı vardır: Istırabı azaltarak kendini iyileştirmek. Bunu Budizm’deki Dukkha kavramıyla açıklayabilirim. "Istırap" diye çevrilse de aslında Dukkha, insanın geçiciliği kabul etmediğinde hissettiği rahatsızlık hâlidir. Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez bunu bilir ama yine de bu realiteyi kabullenmez acı çekeriz. Yakınımızı kaybederiz, bir küpemizi kaybederiz, bir sevdiğimizi ya da işimizi kaybeder acı çekeriz. Biri bizi yarı yolda bırakır acı çekeriz. İnsan geçiciliği kabul edip, olana razı gelmeye başladığında acıya tutunmayı bırakıyor, ıstırap çekmekten özgürleşiyor. 

Liderlik nasıl yaşadığınızdır

Yaklaşık 14 yıldır şirketlerin yöneticilerine ve her rolden çalışana  eğitim veriyor, bireysel koçluk yapıyorum. Son altı yıldır kendi şirketimle ekibimle birlikte liderlik, satış ve tahsilat yönetimi, ilişki yönetimi ve takım koçluğu programlarıyla, organizasyonlara rehberlik ve eşlik ediyorum. Özellikle iş insanlarına liderliğin pozisyon ve rolden bağımsız bir var olma şekli olduğunu anlatıyorum. Çünkü liderlik nasıl yaşadığınızdır. Baba rolünde, satışçı rolünde ya da direktör rolünde hiç farketmez, lider tutum ve davranışları sergilersiniz. 

Ayrıntılı bir örnek vermek gerekirse...

İçe dönük insanlar, dünyayı öznel yorumlar, dışa dönük insanlar ise nesnel bir bakış açısına sahiptir. Öte yandan insan ruhu bütünlüğünü arar. Bu bütünleşmede denge kaybolduysa insan, bu dengenin kaybolduğunun tezahürlerini  dışarıda görür. Bir üst düzey kadın yönetici ağırlıklı eril parçasıyla hareket edip içindeki feminen parçaya yer açmıyorsa hastalanır, çalışanları istifa eder, onu şikayet ederler... Jung’un en bilinen sözüyle, “Dışa bakan rüya görür, içe bakan uyanır!” Bu dışarıdaki tezahürlerden içimize dönüp bakmazsak dışarıda gördüğümüz yansımalar değişmez. Yeni işimizde de aynı şeyleri yaşar, olumsuzlukların sorumlusu olarak başkalarını görmeye devam ederiz.

Farklı parçalardan oluşan Bir: İnsan

İnsan ruhunda da dünyada da ayrı-gayrılık yoktur. Kitabımı sadece iş hayatına yönelik değil, herkese, herkesin hayatına değinecek şekilde yazdım. İki tane Selmin yok. Özel yaşamımda da, iş yaşamımda da sebatı düşük biriyim. Özellikle son yıllarda kendi üzerimde çalıştığım konulardan biri bu. Beklemek, sabretmek ve hatta bazen bırakabilmek. O yüzden insan farklı parçalardan oluşan Bir’dir. O Bir’in içindeki parçaların yazılımında ne varsa farklı rollerinde de aynı yazılımı dışa vuracaktır. Eğer kişi, “Ben iş yaşamımda farklıyım, özel yaşamda farklıyım” diyorsa bir yerde -mış gibi yapıyor olabilir.

Kendinle uğraşırken açlıkla sınanmak

Birçok kereler açlık inzivalarına katıldım ve zorlandığım için bıraktım. O dönemlerde kendimle ilgili şöyle bir karar vermiştim: Ben aç kalamam. Kitabımı yazış sürecinde İstanbul’da evimden ayrı bir çatı katı tuttum. Kendimde birikenleri kağıda dökerken zaman ve mekan kavramını unutup iki gün boyunca sadece yazdım. Yemek yemeyi unuttum. Sonra kendimi ödüllendirip ara verdim ve sokaklara karışıp kendime pişi ısmarladım. Yoksunluk iç çocuğun sevincine dönüşmüştü. Kendimle ilgili geçmişte aldığım karardan da vazgeçtim. Demek ki aç kalabiliyormuşum.  

Hükümdar arketipinin sınır koyma becerisi

"Etrafına hep mutluluk saç, daima özverili ol, sana diken batırana sen gül ver" telkinleriyle yetiştirildim. Hükümdar arketipinin aydınlık yönlerinden biri sınır koyma becerisidir. Ancak ben Hükümdar’ın bu aydınlık yönünü uzun yıllar kullanamadım. Sonra çok çabaladım, suçlu hissetmeme rağmen diğerlerine hayır demek, dur demek mümkün oldu. Cesaret bir şeyden korkmamak değil, korkuya rağmen ilerlemeye devam etmek. Bu anlamda Hükümdar arketipi benim cesaretimi artırmam için beni güçlendiren bir iç kaynak oldu.

Piyanonun 88 tuşunu da kullanabilmek

Bu kitabı yazdım, çünkü kendimize yardım etmenin mümkün olabileceğine dair inancım var. Yaşam yolculuğumuzu önümüze koyalım ve hangi arketipin gölgesine düştüğümüzü, yaşadığımız olaylara bakarak analiz edelim, kendimize samimi olarak yaklaşalım ve iç görülerimizi artıralım.  Böylece kendimize yardım edebilir, kendi elimizden tutabiliriz. Elbette uzmanlarla, koçlarla ve psikologlarla çalışmak çok kıymetli. Bununla birlikte içsel repertuarımız olan arketipleri, kendimize kılavuz olarak görüp yaşamımızdaki izlerine bakabilirsek piyanonun 88 tuşunu da kullanabilen bir sanatçı olabiliriz.

Herkes kendi sorumluluğundan kaçıyor

Koruyamadığımız çocuklarımızın sembolü oldu Narin. Her şey göz önünde cereyan ediyor. Her sabah çocuk ve kadın cinayetleri, şiddet haberleriyle uyanıyoruz. Ancak parmağımızı kımıldatmadığımız gibi, çaresizliğimizi sosyal medyada nefret kusarak ifade ediyoruz. Tipik gölgelerden biridir bu, çocuklarımızın can güvenliğini sağlayamadığımızı kabullenmeyip sorumluluğu siyasi mekanizmalara yüklemek. Bir gölge daha var elbette: Sorumlu kademeler ve kimi siyasetçiler, bunları münferit olaylar olarak görüyor; gerekçeler icat ediyor; başarısızlıklarını reddederek kolektif savunma alanı yaratıyor. Bunlar Savaşçı, Asi ve Hükümdar arketiplerinin aydınlık yanlarının örtük olmasıyla açıklanabilir. 

Arketiplerin sesine kulak verelim

Yaşam deneyimimiz, yaşam hakkında söylediğimiz hikayelere dayanır. Bu hikayelerde hangi arketiplerin sesi duyuluyor, insanları buna kulak kesilmeye davet ediyorum. Örneğin benim babam 2009 yılında öldü. Ben size geliyorum şöyle anlatıyorum: “Allah daha çok seviyormuş onu yanına aldı.” Burada bir sorun yok, bu, bize acı veren olayları yumuşatma biçimimizdir. Ancak ben cüzdanım çalındığında “İnşallah ihtiyacı olan birine gitmiştir” deyip önlem almıyorsam ya da haksız yere işyerinde bir şeyle suçlandığımda “Hayat adil bir yer olmalı” hikayesini kendime ve başkasına tekrar ediyorsam, Masum arketipinin karanlık tarafına düşmüş olma ihtimalim var. O zaman realiteyi göremem, dünyanın iyiliklerini kabul eder karanlık ve olumsuz yanları yaşamın bütününe dahil etmeyerek kısıtlı bir yaşam görüşüne sahip olurum.


Selmin Gök kimdir?

Jung koçu ve eğitmen Selmin Gök, iş hayatında uzun yıllar danışman, koç, mentor ve kolaylaştırıcı kimliğiyle pek çok liderlik, yönetim, satış gelişim programına öncülük etmiş, gelişim programları hazırlamış bir yazar ve eğiticidir.

İçimizdeki Kahraman adlı psikoloji klasiğinden esinlenerek yazdığı Kendimi Buldum adlı kitabında Carol S. Pearson’ın en bilinen altı arketipini ele aldı. Sadece çalışanlara yönelik değil, yaşam denilen serüvenin her aşamasında kendi yolculuğuna çıkan bireylere hitap eden ve onların zorlu bilinçdışı yolculuğuna eşlik eden bu yaşam kılavuzunun yazarı, ikinci kitabında Pearson'ın diğer altı arketipini mercek altına alacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto KitapAposto Kitap

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

👹 Şiddetin kökeni, Jung'ın arketipleri

Her geçen gün ağırlaşan şiddet olgusunun psikolojik ve sosyolojik kökenlerine inen kitaplardan bir seçki. Jung koçu Selmin Gök'le "Kendimi Buldum: Arketiplerle Dönüşüm" kitabı üzerine bir söyleşi.

25 Eki 2024

Şiddetin analizleri

YAZARLAR

Soner Can

Gazetelerin hafta sonu eklerinde, kültür-sanat servislerinde uzun yıllar haberci, yönetici ve yazar olarak çalıştı. Halen sanat edebiyat dergileri için yazarlarla söyleşiler yapıyor, okunmaya değer kitaplara dair yazılar yazıyor.

Aposto Kitap

Kitap incelemeleri, edebiyat haberleri, editörden okuma önerileri.

İLGİLİ OKUMALAR