Sinematik Şarap

Spoiler yok, trailer çok.
Sinematik Şarap

Bottle Shock 

Liste Bottle Shock ile başlamazsa olmaz; Alan Rickman hayranlığım tartışılmaz. 

Tarih 1976, yer Paris. Bottle Shock filminin Türkçe çevirisi Paris Yargısı olarak yapılmış, sebebi özet niteliğinde. Film yargı dolu şişeleri toplayıp Paris’e götürüyor; yargılıyor, yargılanıyor. Bottle Shock (Paris Yargısı) Fransa ve Yeni Dünya arasındaki tatlı-ekşi bir şarap kavgasını anlatıyor. Kaliforniya şarapları ile Fransız şarapları yarışıyor ve sonuç pek şaşırtıyor. Kaliforniya şaraplarının kaderini değiştiren gerçek bir hikâye. Alan Rickman ise şarap butiği olan İngiliz bir şarap tutkunu ve eğitmeni Steven Spurrier rolünde. Spoiler yok dedik bir kere, detaya girmiyorum. Ama “Kör tadım nedir?” sorusuna en net cevabı bu film veriyor, baştan söylüyorum. Zaten Alan Rickman’in aksanını ve tonlamalarını duymak için bile izlenir bu film. İzlerken de bir şişe Chardonnay açılır. Kadehi elinde, aksanı dilinde bir film. Şiddetle öneriyorum.

👁 Fragmanına göz atmak istersen, burada.


Barolo Boys

Barolo; İtalya’nın kral şarabı, şarapların kralı. 

Bu film bu kral şarap ile ilgili bir devrimi anlatıyor. Bu devrimde amaç kraldan tacı almak değil, kralı taçlandırmak. Modernize ederek. Tarih 1980'ler, yer Langhe’nin masal gibi bağları. Bağcılar ve şarap yapımcıları ve üreticilerinden oluşan bir grup şarap devrimcisi yıllardır geleneksel yöntemler ile üretilen Barolo şaraplarını modern üretim teknikleri ile tanıştırmak ister. Sebeb-i ziyaretleri Barolo şaraplarına talebi artırmak. Ya da daha çok şarap satmak mı deseydim?

Ekranda pek çok kişinin bu şarabı tanıyıp tüketmesi için pek çok kişinin daha aşina olduğu bir tat, koku ve lezzet profiline ihtiyaç olduğunu düşünen bir grup şarap devrimcisi var. Modern bağcılık ve üretim tekniklerini bu pek geleneksel bölgeye getirmek isterler. Ve getirirler de. İlgi artar, tepki daha da artar; ve iki taraf oluşur: gelenekseller ve modernler. Gelenekseller eski şarap yapım tekniklerinden yana; “Barolo’yu Barolo yapan budur!” diyorlar. Modernler yeni tüketicilerin damak tadına daha uygun (olduğunu düşündükleri) şarapların üretildiği modern tekniklerin peşindeler. "Nasıl şaraplar bunlar?" dediğini duyuyorum. Daha fazla detaya girersem spoiler olacak, ama zor tutuyorum açıkçası kendimi, yalan yok. Filmde drama var, aman dikkat. Pek özel karakterler ile tanışacağın bir belgesel. Barolo’nun hikâyesini anlamak için izlemek şart. “Ürün odaklı mı olmak, pazar odaklı mı olmak?” sorusu düşüyor akıllara.

👁 Fragmanına göz atmak istersen, burada.

👁 Hatta gösterim sonrası filmi didikleyen New York Üniversitesi'ndeki panel de burada.


A Year in Burgundy 

Hazırsan Burgonya’ya yolculuğa çıkıyoruz, hem de 1 senelik bir yolculuk; zamanda ve mekânda.

Burgonya şarap dünyasının en önemli bölgelerinden biri; Pinor Noir ve Chardonnay’nin de evi. Pinot Gris, Gamay, Aligoté dâhil farklı üzümler olsa da Pinot Noir ve Chardonnay buraların “en”i. O yüzden Burgonya deyince aklına bu iki üzüm gelsin. Zira kendilerinden yapılan şaraplar masal gibi. Dünyanın en bilinen masallarından hem de. Yolculukta rehberimiz Martine Saunier, Kaliforniya’da yaşayan bir Fransız şarap ithalatçısı. Martine ile 2011 hasat yılında bölgedeki 7 aileyi dolaşıyorsun; bağlarına, şaraphanelerine ve evlerine giriyorsun. Geleneklerini, bağcılıklarını ve şarap yapım tekniklerini görüyorsun. Bu öyle kolay kolay deneyimlenebilecek bir şey değil, aman dikkat. Domaine Leroy’a bile gidiyorsun; Madame Lalou Bize-Leroy ile şarap konuşmak mı? (Kendileri Burgonya’nın şarap kraliçesi olur.) 

Gezi Burgonya’nın güneyinde Màconnais bölgesinde başlıyor, sonra Côte de Beaune bağlarında dolanıyorsun, en son da Côte de Nuits. Teruar etkisini gözlerinde göreceksin, baştan söylemeliyim. İzlerken geleneksel ve modern bağcılık ile şarap yapım tekniklerini anlayacağın, Burgonya’nın olağanüstü doğasında kaybolacağın bir belgesel. Herhâlde izleyip de bölgeye ışınlanmak istemeyen yoktur, ve olmayacaktır. Ben çok etkilendiğim için bu yazıyı yazarken kelimeler içinde kayboldum, kusura bakma, heyecandan. (Typo yoktu değil mi?)

👁 Fragmanına göz atmak istersen, burada.


Sideways 

Ne road tripler çıkmıştır bu filmden sonra! 

Yıllardır yazdığı kitabı yayımlayamayan Miles (Paul Giamatti) ve evlenmek üzere olan pek-az-ünlü aktör Jack (Thomas Haden Church) bir tür bekârlığa veda tatiline çıkıyorlar. Yolculuk Santa Barbara bağlarına. Miles içine kapanık; Jack dışa dönük. İki karakter, bir yolculuk, çok fazla şişe. 

Film Kaliforniya’da Santa Barbara bağlarında fazla şişe ve ondan da fazla kadeh şarap arasında geçiyor. Seni yine bir yolculuğa çıkarıyor; ama bu sefer yalnız değilsin; Miles ve Jack ile sürekli bir muhabbet hâlindesin. Filmin afişinde bir şarap şişesinin içinde hapsolmuş iki adam var; Jack ve Miles da tam olarak da bu durumda.

Hem bağlarda dolanmak, hem keyifle (!) şarap tatmak, hem de biraz muhabbet için şahane bir film. Benim en sevdiklerimden. Şarap hakkında “burunda kırmızı meyveler, damakta iyi asidite” tadında bilgiler alıyorsun. “If anyone orders Merlot, I'm leaving. I am not drinking any f*king Merlot.” Filmi Pinot Noir tutkunu Miles’ın bu sözleri biraz özetliyor, hatta filmin minik bir fragmanı gibi. Filmden sonra Merlot satışlarında düşüş, Pinot Noir satışlarında yükseliş oldu mu dersin? Miles’a inat bu filme Merlot eşleştiriyorum.

👁 Fragmanına göz atmak istersen, burada.


A Good Year 

“Biraz romans!” diyorum, ve ekrana romantik komedi tadında bir film alıyorum. Russel Crowe ve Marion Cotillard ekrandayken romantizm kaçınılmaz olacak, belli. 

Toskana’da selvlerin arasında gördüğümüz gladyatör Russell Crowe bu filmde acı-sert, işkolik bir yatırımcıyı oynuyor. Bu sefer Fransa’nın Provence bölgesindeyiz. Marion Cotillard ise filmin geçtiği bölgede bir café sahibi. Max bölgeye çocukluğunu birlikte geçirdiği amcası Henry’nin (Albert Finney) ölüm haberi üzerine miras kalan bağları görmeye -hatta satmaya- gidiyor. Sonra kadeh yavaş yavaş doluyor. Filmden ufak bir alıntı ile yazıma bir romantizm arası veriyorum:

(Max has brought a bottle of the rare wine) 

Fanny Chenal:  Wow - "Le Coin Perdu"? I've never actually seen a bottle... 

Max Skinner: Have you heard of it? 

Fanny Chenal: It's expensive... Are you trying to seduce me, Max?

Max Skinner: Oh gosh, no, of course not. Thought would never even cross my mind. Not more than six, or ten times. 

Filmin romantik tarafını bir kenara koyarsak bölge, bağcılık ve şarap üretimi hakkında da ufak bilgiler veriyor. Misal, Francis’in asmalara neden şarkı söylediğini soran ufak Max, kadehlerce içilen şaraplara yapılan yorumlar, ve yine yeniden büyüleyici renkleriyle Provence. “Tık modumu yakalıyorum.” bir film.

👁 Fragmanına göz atmak istersen, burada.


Ester'e hayalimdeki sinema salonunu renklere döktüğü için teşekkür ediyorum. 💖

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

VeraisonVeraison

BÜLTEN SAYISI

🍷 Sinematik Şarap

Vizyonumdakiler, kara tahtadaki kekremsi terimler.

14 Eki 2022

YAZARLAR

Selin Osmanoğlu

Kimya mühendisi ve DipWSET adayı şarap uzmanı. Burnunu o kadehten bu kadehe sokan Osmanoğlu, koku hafızasını zorlayarak şarabı hikayeler ile sade ve eğlenceli bir dilde anlatıp, duygusal deneyimler tasarlıyor.

Veraison

Kadehindeki şarabı keşfederken, sonraki yudumu hayal eden bir şarap yayını. Şarabın sadece beyaz örtülü masalarda içilmediğine inanıyor, her sofrada yer arıyor. Her hafta duyusal deneyim rotaları çizmek için e-posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR