Sistina Şapeli’ndeki seçim hazırlıkları ve konklavın kısa tarihi

Vatikan Müzeleri’nin en popüleri Sistina Şapeli, 7 Mayıs’ta yeni papayı seçmek üzere toplanan kardinaller heyeti toplantısı, yani konklav için ziyarete kapatıldı. Bugüne kadar gün yüzüne çıkan ayrıntılara dayanarak Sistina Şapeli’nin kapılarını aralıyor, ayrıntıları gizli tutulan bu toplantı öncesinde ve sırasında yaşananlara, şapelin ve konklavın tarihine göz atıyoruz.
Sistina Şapeli’ndeki seçim hazırlıkları ve konklavın kısa tarihi

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Papa Francis’in ölümünün ardından, yılın 12 ayı ziyaretçi akınına uğrayan Sistina Şapeli (Cappella Sistina) 26 Nisan’da kapılarını kapattı ve 7 Mayıs’ta başlayan konklavın hazırlıklarına başlandı. Şapel, her ayrıntısı sır gibi saklanan seçim sona erip yeni papa açıklanana kadar sessizliğini koruyacak.

Adını şapeli inşa ettiren Papa IV. Sixtus'tan alan Sistina Şapeli, 1475-1480 yılları arasında Giovanni de Dolci’nin gözetiminde mimar Baccio Pontelli tarafından tasarlanmıştı. Şapel, en çok Michelangelo’nun tavan freskleri ile bilinse de farklı sanatçıların eserlerine de ev sahipliği yapıyor. Papa IV. Sixtus, duvarların alt bölümlerini boyamak ve dekore etmek için Floransa’nın en ünlü beş ressamı Sandro Botticelli, Raphael’in ustası Pietro Perugino, Pinturicchio, Michelangelo’nun ustası Domenico Ghirlandaio ve de Cosimo Rosselli’yi görevlendirmişti.

Michelangelo’nun başyapıtlarının projeye dahil olmasına gelince: Michelangelo freskleri boyamaya başlamadan önce şapelin tavanı gökyüzünü ve yıldızları temsil eden renkli yıldızlarla kaplanmış koyu mavi renkteydi. Papa II. Julius, 1508 yılında tavanı süsleme kararı aldı ve ilk olarak Raphael ve Bramante ile görüştü ancak ikisi de bu zorlu görevi reddetti. Michelangelo o sırada II. Julius’un mezarını tasarlamak üzere Roma’daydı. Papa’nın, Michelangelo’nun mezar tasarımındaki ustalığından etkilenerek Sistina Şapeli’nin tavanını da ona emanet ettiği bilinir. Ancak bir söylentiye göre, Michelangelo’yu rakip olarak gören Raphael ve Bramante, başarısız olacağını umarak bu görev için onu özellikle önermiştir.

Fresk boyama konusunda deneyimsiz olan Michelangelo başta görevi reddetse de Papa’nın ısrarları sonucu kabul etmek zorunda kalmış, o da tavana 12 Havari’nin resmedilmesini isteyen II. Julius’u Eski Ahit’ten bölümler eklemeye ikna etmişti. Bu sayede tavana Işığın Karanlıktan Ayrılması, Ayın ve Güneşin Yaratılışı, Toprağın Sudan Ayrılması, Adem’in Yaratılışı, Havva’nın Yaratılışı, Adem ve Havva’nın Cennetten Kovulması, Nuh’un Kurbanı, Büyük Tufan ve Nuh’un Sarhoşluğu ile bunları çevreleyen 12 figür resmedildi.

Dört yıl süren bu olağanüstü çalışma sırasında Michelangelo, iskeleyi tasarlaması planlanan Mimar Bramante’nin tavanda delikler açacağını öğrenince kendi iskelesini tasarlamak zorunda kaldı. Geçimsizliğiyle bilinen deha, insanlara pek de tahammülü olmadığından işin büyük kısmını kimsenin yardımını almadan, tek başına tamamladı. Uzun saatler eğilerek boyadığı freskler hayatı boyunca çekeceği bel ve sırt ağrılarına neden oldu, gözüne damlayan boyalar nedeniyle görüş kabiliyeti bozuldu.

36 yaşında şapelin tavanını boyamayı bitiren Michelangelo 61 yaşında pek hevesli olmasa da büyük mihrap duvarına Son Yargı’yı (Kıyamet Günü) resmetmek üzere şapele döndü ve bu eseri beş yılda bitirdi. İçerdiği çıplak figürler nedeniyle eseri “Sistina Şapeli’ne değil de bir meyhane ya da genelev duvarına” yakıştıran Papa’nın tören ustası Biagio da Cessna, yorumları nedeniyle bu eserde cinsel organını ısıran bir yılanın etrafında dolandığı Minos olarak yer aldı. Geçen yüzyılların ardından duvarları toz ve kirle kaplanan Sistina Şapeli 1980 yılında 10 yıllık bir restorasyon sürecine girdi ve bugünkü hâline getirildi.

Şapeldeki gizemli konklav hazırlıkları

1878’den bu yana düzenlenen her konklava ev sahipliği yapan Sistina Şapeli’nde seçim öncesi yapılan tüm düzenlemelere hâkim olmasak da belli başlı hazırlıkları biliyoruz. Bunların ilki 80 yaş altında, oy verme hakkına sahip olan kardinallerin oylarının yakıldığı soba ve sonucun dumanla ilan edildiği bacanın şapele getirilmesi. 

Konklav boyunca adaylardan biri oyların üçte ikisini elde edene dek kardinaller kağıtlara elle yazarak oylama yapıyor. Oy sayımının ardından kağıtlar sobada yakılıyor ve şapele eklenen bacadan çıkan dumana özel kimyasallar eklenerek rengi belirleniyor. Siyah duman oylamanın devam ettiğine, beyaz duman ise yeni papanın seçildiğine işaret ediyor. 

Papanın belirlenmesinin ardından bir kardinal, Aziz Petrus Bazilikası’nın balkonundan “Size çok güzel bir haberimiz var, artık bir papamız var!” diye bağırarak sürecin sonlandığını duyuruyor.

Papa XVI. Benedictus’un 2013’teki istifasından sonra, Sistina Şapeli’nde konklav için bazı modern düzenlemeler de yapıldı. Oylama sırasında kardinal seçmenler, kolayca dışarı çıkıp Vatikan Müzesi’nin tuvaletlerini kullanamadığından şapele portatif, kimyasal tuvaletler yerleştirildi. Ayrıca bir süredir kardinallerin oylama bitene kadar şapeli terk etmesini önleyen kural gevşetiliyor ve seçmenler geceyi Aziz Petrus Bazilikası yakınlarına inşa edilen Aziz Martha Konukevi’nde geçiriyor.

Geçen yılın çok konuşulan filmi Conclave’in ardından filmde görülen işçilerin pencerelere tahta çakması gibi sahnelerin gerçek olup olmadığı ve bu süreçte yaşananlar konusundaki merak arttı. Teolog Anna Rowlands, The Independent’a verdiği demeçte bu konuya şöyle açıklık getiriyor:

“Büyük bölümü gerçeklere, litürjilere, ritüellere ve yaşanan olaylara dayanıyor. Papanın odasının mühürlenmesi ve ölüm ilanı gibi sahnelerin gerçeği yansıttığına şahit olduk. Filmde kesinlikle gerçeği yansıtan unsurlar var.”

Kan, ter, gözyaşı: Konklavın kısa tarihi

Günümüzde konklav boyunca dışarıya bilgi sızmaması için şapel, elektronik dinleme cihazlarına karşı taranıyor; sinyal bozucular yerleştiriliyor ve pencereler, içerideki seslere ulaşması muhtemel lazer tarayıcıları engellemek için özel materyallerle kaplanıyor. Ayrıca kardinallerin yanı sıra onlara hizmet eden aşçılar, şoförler ve sağlık görevlileri de gizlilik yemini ediyor. 

Öte yandan tarihe bakıldığında geçmişte bu denli yoğun güvenlik önlemlerinin alındığına şahit olmuyoruz. Tarih boyunca kardinal ve yardımcılarının yazdığı mektuplar, günlükler ve diğer bazı belgeler, papa seçimi için düzenlenen bu toplantılarda neler yaşandığına dair önemli bilgiler içeriyor:

  • 236 yılında kardinal heyeti, Fabian adında bir rahibin başına konan güvercini Kutsal Ruh’un yansıması olarak yorumlamış ve rahip oybirliğiyle papa seçilmişti.
  • 1241’de boğucu sıcaklar ve sağlıksız koşullara rağmen Roma’daki Septizodium Sarayı’na kilitlenen kardinal heyetinden bir kişi hayatını kaybetmiş, birkaç tanesi ciddi sağlık sorunları yaşamıştı. Halk, uzun süre bir anlaşmaya varamayan heyeti kısa süre önce ölen Papa IX. Gregorius’un cesedini mezarından çıkarmakla tehdit etmiş sonuçta karar kılınan yaşlı ve zayıf düşmüş IV. Celestinus, tahta çıktıktan 17 gün sonra hayatını kaybetmişti. 
  • 1268’de Roma’nın kentteki suç vakalarının yoğunluğu nedeniyle çöküşe geçmesinin ardından papalığın geçici merkezi hâline gelen Viterbo’da başlayan konklav, kardinaller arasındaki sert fikir ayrılıkları nedeniyle iki yıl dokuz ay sürmüş, süreçte 20 kardinal seçmenden üçü hayatını kaybetmişti. Seçimin uzamasından bunalan halk, kardinalleri Palazzo dei Papi’ye kilitlemiş, kapı ve pencerelere duvar örerek içeriye yalnızca ekmek ve su girişine izin vermeye başlamıştı. Tüm bu çabalar sonuçsuz kalınca çatıyı sökerek kardinalleri doğa koşullarıyla baş başa bırakmışlardı. Bu olay, sonunda papa seçilen X. Gregorius’un süreci hızlandırmak için her gün oylama yapılmasını öngören konklav sistemini kurmasına neden olmuştu.

1378 konklavı

  • Papalığın 70 yıl süren Avignon döneminin ardından 1378'de yeniden Roma’ya dönmesinden kısa bir süre sonra, Fransız Papa XI. Gregor’un ölümü üzerine halk, papalığın Roma’daki varlığının kalıcı olmayacağından endişe etti. Konklavın etrafını saran kalabalık, Romen bir papanın seçilmesini talep ederek "Aksi hâlde hepinizi öldürürüz" sloganları attı. Napoli’den hızla seçilen VI. Urban’ın papalığı felaketle sonuçlanmış; birkaç ay sonra yapılan rakip konklavda seçilen VII. Clemens, papalığı yeniden Avignon’a taşıyarak 40 yıllık bölünmeyi başlatmıştı. Karşılıklı aforoz, 1417’de V. Martinus’un seçilmesiyle sona erse de bu çatışma Reform hareketlerine zemin hazırlanmasıyla hatırlanıyor.
  • 1492’de Sistina Şapeli’nde düzenlenen ilk konklavda zengin bir üye olan Rodrigo Borgia, kardinallere yüksek makamlar vadetmesinin ardından seçimi VI. Alexander olarak tamamlamıştı.
  • 1503’teki seçim III. Pius’un ölümünden sonra birkaç saat içinde papa seçilen Giuliano della Rovere’nin zaferiyle tarihin en kısa konklavı olarak, 1605’te V. Paulus’un seçildiği konklav ise kardinallerin yumruklaştığı seçim olarak tarihe geçmişti.
  • 1655’te seçimlerin haftalarca sürmesinden sıkılan genç kardinaller, yaşlı üyelere şaka yapmaya karar verdi. İçlerinden biri Kutsal Ruh kılığına girerek gece vakti yaşlı üyelerin karşısına çıktı. Söylentiye göre yaşadığı şok nedeniyle yere yığılıp uzun süre soğuk zeminde kalan bir üye, seçimlerin ardından zatürreden yaşamını yitirdi.

1978’de Ağustos ayında seçilen I. John Paul'un 33 günlük papalık döneminin ardından Ekim’de yapılan konklav ile bir yılda iki kez seçim yapılmış oldu. İkinci konklavda 455 yıl sonra ilk defa İtalyan olmayan bir papa, Polonyalı kardinal Karol Wojtyła seçildi. II. John Paul daha sonra Papa Francis tarafından aziz ilan edildi, 27 yıl Kilise’nin başında kaldı ve tarihteki en popüler papalardan biri hâline geldi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Deniz Aytekin

Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta