Siyasal'dan Paris'e

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Fransa’nın başkenti Paris’te bir oyun şirketinde tedarik zinciri koordinatörü olarak çalışan 26 yaşındaki arkadaşım Yaren Hotaman, Türkiye’den gitme fikrine ilk kez Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okurken yaşadıkları sebebiyle kapıldığını söylüyor. Üniversiteye girdiği yıl ile mezun olduğu yıl arasında kampüste tanık olduğu negatif değişimi Türkiye’de artan baskının bir yansıması olarak görüyor. Yaren, kampüste sık sık yaşanan polis müdahalelerinin özgürlüğüne darbe vurduğunu hissettiğini aktarıyor.
Üniversiteden sonra iş hayatı da sorunlu
Dahası, uluslararası ilişkiler mezunu olarak Türkiye’de başvurduğu özel sektördeki işlerden reddedildiğini ancak torpille işe girenlere tanıklık ettiğini, devlette de kendini rahat hissetmeyeceği için çalışmak istemediğini belirtiyor. Üniversitedeki baskı ortamının ardından çalışma hayatının başında yaşadığı zorlukların, tanık olduğu liyakatsizliğin, yozlaşmışlığın ve çalışan insanların dahi yaşadığı ekonomik zorlukların onu ülkeden gitmeye ikna ettiğini söylüyor.
Yaren, kadın olmasının da ülkeden gidişini hızlandıran bir faktör olduğunu, toplumsal yozlaşmadan kadınların daha beter etkilendiğini, dışarı çıktığı saatin, giydiği kıyafetin dahi tartışma konusu olduğunu ve bununla mücadele etmenin insanı yorduğunu savunuyor. Daha acısı, Türkiye’de kadın olarak hiçbir zaman tamamen özgür hissetmediğini, hiçbir zaman bir erkekle eşit koşullara sahip olmadığını da bildiğini ekliyor.
"Türkiye'yi kesinlikle özlüyorum"
Fransa’da yüksek lisans, Belçika'da staj yaptıktan sonra yine Fransa’da çalışmaya başlayan Yaren, Türkiye’yi “kesinlikle” özlediğini, Türkiye’yi takip etmemenin imkansız olduğunu ifade ediyor. Her gün ilk iş Twitter’a girip Türkiye gündemine baktığını ama kendisini uzaklaştırmak istediği için detaylı okumalar yapmadığını aktarıyor. Yurt dışına yerleştiği için çevresinden bir eleştiri almadığını ancak internet ortamında ülkeden gidenlere yönelik eleştirileri gördüğünü, hak da verdiği “yurt dışındasın, rahatsın, hayat sana güzel” cümlelerini duymak istemediği için sosyal medyadaki paylaşımlarını azalttığını belirtiyor.
Geri dönmek isteyip istemediği yönündeki sorumu ise “evet ama bu şartlarda değil” cümlesiyle yanıtlıyor. Fransa’daki yaşamının hem ekonomi hem de özgürlük açısından daha rahat olduğunu ancak ailesinden uzakta yaşamanın onu zorladığını, "bir gün elbet döneceğini" söylüyor. Şu an para biriktirebildiği bir işi, rahat ve güvenli bir hayatı olduğunu ifade ediyor. Türkiye’de aynı işi yapması halinde yine rahat yaşayabileceğini ancak para biriktiremeyeceğini düşünüyor.
Fransa’da herhangi bir şekilde ırkçılığa maruz kalıp kalmadığını sorduğumdaysa “şaşırtıcı şekilde” hiç yaşamadığını söylüyor. Fransa’daki seçim döneminde aşırı sağcı Marine Le Pen’in kazanma ihtimalinden de biraz olsun gerildiğini itiraf ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Beyin göçünü siyasi, ekonomik, bireysel ve toplumsal boyutlarıyla ele alıyoruz.
26 May 2022

YAZARLAR

Bartu Özden
Politics editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR



