

Philips LatteGo ile evinizin baristası olmak çok kolay Mutfağı saran kahve kokusuyla güne başlamanın veya gün içerisinde bizi kendimize getirecek enfes bir kahvenin tadını almanın keyfi kolay kolay tarif edilemiyor. Bu mutluluk veren anlarda yanımızda olan Philips , hayattan daha çok keyif almamızı sağlayacak teknolojiler üretiyor ve bugün bizleri en lezzetli kahveleri deneyimli baristalar gibi evde yapmamızı mümkün kılan Philips LatteGo ile tanıştırıyor. Nedir? İlham veren teknolojisi ve eşsiz tasarımıyla LatteGo tam otomatik espresso makineleri, yumuşak bir espressodan köpüklü bir cappuccinoya kadar, taze çekirdekten öğütülmüş ve birbirinden lezzetli 12 farklı kahve çeşidi sunuyor. Sezgisel dokunmatik ekranıyla sertlik, sıcaklık veya süt miktarı gibi kişisel damak zevklerinin kaydedilmesine olanak vererek kişiselleştirilmiş bir kahve deneyimi yaratıyor. Süt sistemi sayesinde yumuşacık bir süt köpüğü sağlayan Philips LatteGo , ayrıca Aroma Extract sistemiyle optimum bir denge yakalayan akıllı nefis kahvelerle buluşturuyor. Şimdiye kadarki en hızlı süt temizleme sistemine sahip Philips 5400 LatteGo , evinizin baristası olmayı ne kadar kolaylaştırıyorsa haznelerinin bulaşık makinesinde yıkanabilir olması sayesinde temizliği de dert ettirmeyecek bir kolaylık sunuyor. Dahası: İstanbul Kahve Festivali kapsamında bugün Philips Ev Aletleri deneyim alanınında Philips LatteGo tam otomatik espresso makineleriyle kişiselleştirilmiş kahve deneyiminin tadını çıkarabilir, saat 16.00’da Melikşah ve Esra Ruşan ile Coffee Talk keyfine dâhil olabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Akademik ve sportif kariyeri bir arada sürdürmek mümkün mü? Koç Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nden sporcular ve kulüp yöneticileri ile konuştuk.
Koç Üniversitesi Rams korumalı futbol takımından Aytaç Mercan
Amerikan futbolu, Türkiye’de çok fazla rağbet görmeyen ama kendisine ait ciddi kitlesi olan bir spor. Üniversiteye girdikten sonra mı şekillendi bu spora ilgin?
“Türkiye’de genelde insanlar bu spora üniversitede başlıyor ama ben şanslı olduğum için bu sporla ortaokulda tanıştım. Çok yakın bir arkadaşımın alışveriş merkezinde Anadolu Üniversitesi Amerikan futbolu takımı Anadolu Rangers’ın standını görüp benim ismimi de yazdırması sonucu 13 yaşındayken başladım. Spora başlamadan önce aslında spor hakkında bir bilgim yoktu hatta ilk defa seçmelere giderken gittiğim seçmenin ragbi seçmesi olduğunu sanıyordum. 2012 yılında başladığım aslında ilgi daha da azdı fakat sporun Avrupa’da yayılması, Türkiye’de önemli adımların atılması ve Avrupa’da gelen başarılarla sporun tanınırlığı ve takipçisi de arttı.”
Medya ve görsel sanatlar ile psikoloji'de çift anadal, arkeoloji ve sanat tarihiyle de yandal yapıyorsun. Birden fazla bölüm ve aynı zamanda profesyonel spor hayatı birbirini nasıl besliyor ya da eksisi-artısı nedir?
“Bu sporu kendim için bir hayat simülasyonu olarak görüyorum, profesyonel hayata beni her açıdan hazırlıyor. Eğer bu işin içerisinde uzun süre geçirirseniz yalnızca sporcu olmakla kalmıyor aynı zamanda organizasyonun farklı yerlerinde farklı görevlerini de yapıyorsunuz. Şu anda sporculuğum dışında kadın flag futbol takımı antrenörlüğü, U19 takımı antrenörlüğü gibi birçok farklı dalıyla da ilgileniyorum. Bu spor sayesinde daha planlı, öz disiplinli ve sorun çözücü bir insan haline geldiğimi düşünüyorum. Evet günlük hayatım epey yoğun fakat Amerikan futbolunun bana kazandırdığı bu sosyal yetenekler ve öz disiplin sayesinde her şeyi zamanında ve olması gerektiği şekilde yapıyorum. Bu durumun en büyük eksisi benim için fizikî yorgunluk oluyor çünkü bu yoğun tempoda bir öğrenci olarak yeterince iyi ‘recovery’ yapmak çok zor, bir öğrenci-sporcu olarak aslında bizden profesyonel bir sporcu gibi yaşayıp, tek odağımız derslerimizmiş gibi davranmamızı istiyorlar ama bunu bir sezon boyunca devam ettirmek çok zor. Üstelik aynı anda üniversite takımı, Avrupa takımı ve Millî takımda oynuyorsanız bu durum sizi ve vücudunuzu gerçekten zorluyor.”
Bir üniversite öğrencisinin spora erişiminin kolay olması üniversitesinin ona sunduğu eğitim şekliyle ve imkanlarıyla nasıl bir paralellik barındırıyor? Yani bu kadar bölümü bir arada okuyup aynı zamanda bir de nasıl spor yapıyorsun?
“Kendi üniversitem adına konuşacak olursam soruda bahsettiğiniz gibi spora erişimim kolay ve okulum tarafından sosyal aktivitelerde aktif bir rol almam her zaman destekleniyor. Her sporda olduğu gibi Amerikan futbolunda da birçok sakatlık ve benzeri olayla karşılaşıyoruz. Bu tarz durumlarda hem hocalarım hem de okul yönetimi genellikle destekleyici bir tutum sergileyip sporcunun yanında oluyorlar. Bu kadar bölümü okuyup aynı zamanda spor yapmamın nedeni de sporu benim için bir kariyer olanağı olarak görmem. Bahsettiğim gibi bu spor ve takımım sosyal ve profesyonel hayatta bana çok şey öğretiyor, geçtiğimiz yıl Üniversiteler Süper Ligi şampiyonu olduğumuzda bütün organizasyon imece usulü ilerlemiş, forma yıkamaktan tişört tasarımına, maç videosu izlemekten, servis ayarlamaya kadar hep takım oyuncularının eseri olan bir şampiyonluk yaşamıştık. Bu tarz tecrübeleri hayatımda yalnızca burada yaşayabileceğimi düşündüğüm için bu kadar yoğun bir program içerisinde Amerikan futbolu sahası bana uzun bir günden sonra evime dönmüş hissiyatı veriyor.”
Koç Üniversitesi kürek takımından Melisa Güçlü
Üniversiteyle birlikte spor hayatındaki değişiklikleri nasıl gözlemliyorsun?
“Küçüklüğümden beri birçok sporla uğraştığım için akademik hayatım ve spor benim bütünleşmiş, daima birlikte yürüttüm iki farklı alan halini almıştı. Hayatımda tutkuyla devam ettiğim başlıca şey spor yapmak ve her ne kadar üniversiteyle birlikte akademik hayatımdaki sorumluluğum artsa da vazgeçemediğim belki de tek şey. Bunun dışında, üniversiteden önce herhangi bir takım sporunda süreklilik sağlayamamıştım. Üniversitedeki takım sporlarının çeşitliliği ve aktifliği, farklı kişiliklere, farklı ilgi alanlarına sahip birçok öğrenciyi bir araya getiriyor oluşu, ilk kez takım sporuna yönelmeme sebep oldu. Bunun yanında, akademi liginde düzenlenen yarışların tahminimden daha sık olması, antrenmanlarımın çok daha düzenli ve istikrarlı bir hal almasına sebep oldu.”
Kürek sporuna ulaşılabilirlik ne durumda sizce?
“Su sporu olması sebebiyle her şehirde gerekli şartları bulmak mümkün olmasa da İstanbul’ da her yaştan insanı bu sporla tanıştıran birçok amatör kürek kulübü bulabilirsiniz. Küreğe başlamak ve hobi olarak devam etmek isteyen kişiler için böylesine seçeneklerin oluşu, bu spora ulaşılabilirliği çok daha rahat bir hale getiriyor. Bunun dışında ne yazık ki ülkemizde kürek takımı olan üniversiteler çok sınırlı. Su antrenmanlarının gerekliliği ve ekipmanların, diğer sporlara kıyasla daha masraflı oluşunun üniversite bünyesinde bu spora ulaşmayı zorlaştırdığını söyleyebiliriz. Bu da akademi liginde yarışlara katılmak isteyen öğrenciler için kısıtlayıcı bir faktör. Üniversitemizin bu konuda gerekli imkanları sağlayabilmesinin, öğrencilerin bu branşa yönelmelerinde ve kolay erişim sağlayabilmelerinde büyük katkı sağladığını söyleyebilirim.”
Üniversiteye başladıktan sonra mı bu sporu yapmaya başladınız? Üniversitenizin etkisi oldu mu?
“Evet. Kürek sporuyla tanışmam ve takıma girmem üniversiteye başlamamla gerçekleşti. Üniversiteye yerleştiğim ilk seneden itibaren aktif olarak bir spor takımında yer almak istediğimi biliyordum ve en çok ilgimi çeken kürek oldu. Okulumuzun takıma verdiği destek ve sağladığı imkanlar (Haliç’te kendi kayıkhanemizin olması bunların başında) da bu branşı seçmemde rol oynadı. Sene içinde düzenlenen çok sayıda yarışa katılabiliyor olmak ise antrenmanlara olan devamlılığı ve isteği sağlamasıyla önemli bir etken. Buna ilaveten, üniversite takımlarının farklı kişiliklere ve ilgi alanlarına sahip çok sayıda öğrenciyi aynı alanda toplayabilmesi, takım içindeki kişilerin spor dışında da birbiriyle paylaşabileceği çok farklı perspektifler, deneyimler olabileceği anlamına geliyor. Böyle fırsatların olması, üniversitenin benim gibi birçok öğrenciyi küreğe ve diğer branşlara yönlendirmede büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum.”
Boğaziçi Üniversitesi Spor Kurulu
Bir üniversite spor kulübü olarak neredeyse federasyonları aratmayacak spor organizasyonları düzenliyorsunuz. Kaç kişilik bir ekipsiniz?
“Aposto gibi bir yerden bu cümleleri duymak bizim için çok özel. Öncelikle güzel ilginiz için teşekkür ederiz. Bu yıl Spor Kurulu’nun 127. yılını kutluyoruz, yönetim kurulumuzsa 9 kişiden oluşmakta. Spor Kurulu’ndan bahsetmem gerekirse:
1896 yılında Robert Kolej'de kurulan "Sports Club"a dayanan Boğaziçi Üniversitesi Spor Kurulu; ülkemizin spor tarihinde birçok ilke imza atan, geçmişten günümüze spor ve sporculuk geleneğini devam ettirmeyi kendisine görev edinen, Türkiye'nin en eski öğrenci topluluğudur. 1898 yılında düzenlenen ülkemizin ilk atletizm müsabakası olan "Field Day"i organize eden "Athletic Association" ve kurulduğu günden beri Robert Kolej öğrencilerinin sporcu ruhunu temsil eden "Sportsmanship Brotherhood" toplulukları, Boğaziçi Üniversitesi'nin kurulduğu 1971 yılında Spor Kurulu çatısı altında birleşmiştir.
Üniversitemizin çeşitli spor takımlarında aktif rol alan öğrenciler arasından seçilen ve tamamiyle Boğaziçili öğrencilerden oluşan Spor Kurulu; kurulduğu günden bu yana öncelikle Boğaziçi Üniversitesi'nde olmak üzere, Türkiye ve dünyada sporu daha yüksek seviyelere taşımak adına sürekli kendini güncellemekte, her geçen yıl kendisine daha büyük hedefler belirlemektedir.”
“Boğaziçi Üniversitesi Spor Kurulu’nun etkinliklerinden kronolojik olarak bahsetmem gerekirse:
- Boğaziçi Üniversitesi Spor Ödülleri: Bu yıl 12. kez düzenlenecek olan Spor Ödülleri’nde her yıl olduğu gibi birbirinden değerli başarıları ödüllendirmek için birçok önemli isim ile Albert Long Hall’da bir araya geleceğiz. Spor Ödülleri etkinliğimizin ana misyonu sporcu, federasyon yetkilileri ve ünlü simaların yanında basında hak ettiği değeri bulamamış özel yetenekli sporcularımıza da oylamaya açık olmayan Sportsmanship Brotherhood ödüllerimizi takdim ederek onları aramızda ağırlamak ve olağanüstü başarılarından herkesin haberdar olmasını sağlamaktır.
- Boğaziçi Üniversitesi Snowbreak: 28 yıl önce SnowFest adı ile ilki düzenlenen SnowBreak, bugün 500’den fazla Boğaziçili sporcuyu bir araya getiren, kış sporları ile tanıştıran ve 5 gün boyunca gerek yarışlar gerekse geleneksel lobi aktiviteleri ile doyasıya eğlenceye ev sahipliği yapan bir etkinlik haline gelmiştir.
- Boğaziçi Üniversitesi Spor Zirvesi: Birbirinden önemli sporcuların yanı sıra spor medyası, spor yönetimi, spor pazarlaması, sporcu beslenmesi gibi birçok alanın enlerini Boğaziçi Üniversitesi başta olmak üzere Türkiye’deki tüm öğrenciler ile Spor Zirvesi etkinliğimizde bir araya getiriyoruz.
- Field Day: Boğaziçi Üniversitesi'nin en köklü ve önemli spor etkinliklerinden biri olan Field Day her yıl Uçaksavar Sahası'nda gerçekleştirilmektedir. Spor Kurulu tarafından düzenlenen Field Day aynı zamanda Türkiye'nin ilk atletizm oyunları olma özelliğini de taşıyor.
İlki 1898'de gerçekleştirilen, sporun gelenekle birleştiği bu etkinlik hem profesyonel hem de amatör sporcuların katılımıyla gerçekleştirilmekte ve Boğaziçili atletler Türkiye'nin diğer üniversitelerinden gelen atletlerle rekabet etme şansı bulmaktadır. Amatör sporcular ise gülle atma, uzun atlama gibi daha önce denemedikleri branşlarda kendilerini deneyebilmektedir. - Boğaziçi Üniversitesi Sports Fest: Türkiye’nin en büyük uluslararası çapta öğrenci etkinliği olan Sports Fest yabancı sporcular ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversite öğrencilerine ev sahipliği yapmaktadır.
Sporun birçok dalında rekabet heyecanı yaşatan Sports Fest, gece ve gündüz gerçekleşen çeşitli aktiviteleriyle de katılımcılara spor ve eğlenceyi bir arada yaşama imkânı sunuyor.”
Üniversiteniz size ne gibi imkanlar sağlıyor?
“Boğaziçi’nin geçmişten günümüze gelen özgürlükçü, anlayışlı, yenilikçi tarafı her alanda olduğu gibi Spor Kurulu ve diğer öğrenci kulüplerini de etkiliyor. Öğrencilik hayatınız boyunca hiçbir şirkette edinemeyeceğiz deneyimleri Boğaziçi’nin kampüs hayatında deneyimleyebiliyorsunuz. Spor Kurulu üzerinden örnek vermem gerekirse:
Okulumuzda 30 spor branşı Spor Kurulu’na bağlı ve takımların okulun idari tarafıyla olan iletişimi bizim üzerimizden ilerleyerek aracı görevi görüyoruz. Türkiye’nin spor alanında enlerini seçerek medyada hak ettiği yeri edinememiş ama göz ardı edilemeyecek başarılar kazanmış sporcuları “Spor Ödüller”inde emeklerine karşılık veriyoruz. Üniversiteler arası tek kış festivali olan Snowbreak’de her Boğaziçilinin öğrencilik hayatından harika bir deneyim olarak kalacak anılar yaratıyoruz. Yüzlerce yabancı sporcu ağırladığımız ve 4 gün boyunca Boğaziçi’nin kalbi Güney Medyan’da festival ruhunu yaşatıp okulumuzun spor komplekslerinde müsabakalar gerçekleştiriyoruz.
Bu çaplı büyük etkinlikler bir öğrenci topluluğu için zor görülse de Boğaziçi’nin kültürünü sporda da yaşatmaya çalışıyoruz.”
Spora ulaşılabilirlik Boğaziçi Üniversitesi için ne kadar önemli?
“Boğaziçi Üniversitesi öğrenci sayısı ile oranlandığında Türkiye’nin en çok lisanslı sporcu bulunduran üniversitesi. Spor Kurulu aracılığıyla dönem başında 30 branştan öğrenmek istediğiniz ya da deneyiminiz olduğu takımlara ücretsiz kayıt olabiliyorsunuz. Günümüzde de “Her Boğaziçilinin Sporu Vardır” anlayışı ile takım sayımızı ve lisanslı sporcu sayımızı artırmak için çalışıyoruz.
Boğaziçi Üniversitesi Spor Kurulu’nun geçmişine de baktığınızda Türkiye’nin ilk basketbol turnuvası şu an bu soruları yanıtladığımız binada, Dodge Hall’da bulunan basketbol sahasında oynandı; Türkiye’nin ilk Amerikan Futbol takımı okulumuzda kuruldu ve Boğaziçi Sultans adı altında günümüzde profesyonel ligde faaliyetlerine devam ediyor.
Bunun gibi ilklerle dolu bir başarı için sporsever öğrencilere sporu ulaştırabilmek en önemli etkenimiz oluyor.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Akademi, mezunları iş hayatına hazırlayabiliyor mu? Sporculara ne gibi imkanlar sunuyor? Sanayi işbirliklerinin önemi ne? Kısıtlı bütçeye sahip üniversite öğrencilerinin sosyal hayata dahil olabileceği fırsatlar neler?
09 Eki 2022

YAZARLAR

Burcu Biçer
Editor @ Punto

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





