🦸‍♀️ Stan #13: Nurdoğan Bayraktaş (yani Nurdi)

Neyin hayranısın, Nurdi? Spor müsabakaları izlemeye adanan bir hayatta Terim belgeselinin Arşiv ve Telif Hakları Koordinatörü olmak nasıl bir his?
🦸‍♀️ Stan #13: Nurdoğan Bayraktaş (yani Nurdi)

5 Ekim - Pemy Store - Fanon
Pemy Store ile birlikte

Bir yaz günü gibi: Pemy Store Pemy Midsummer elbise Fanon ’un dünyasına, renkli ve keyifli ürünleriyle gardroplarımıza neşeli günlerden rüzgârlar estiren Pemy Store ’u konuk ediyoruz. Nedir? Neşeli bir alışveriş deneyimi sunma hedefiyle 2019 yılında iki arkadaş Pelin ve Miray tarafından İstanbul'da kurulan Pemy , kendini ve sevdiklerini mutlu etmek isteyenlerin yolculuğuna eşlik ediyor ve tasarımdan paketleme sürecine kadar her aşamada bizleri gülümsetmeyi hedefliyor. Neler var? Pemy’nin yaz koleksiyonu A Summer Day , bir yaz günü gibi rengârenk ve canlı parçalardan oluşuyor. Bir hafta sonu tatili, deniz kenarı ya da şehirde bir teras buluşması; neresi olduğu fark etmeksizin bu koleksiyon her plana renk ve keyif katmayı amaçlıyor. Fanon okurlarına özel: Pemy’nin eğlenceli koleksiyonlarıyla tanışmak isteyen Fanon okurları, PEMYFANON15 indirim kodunu kullanarak %15 indirime sahip olabiliyor. Giydiklerimizin etrafa yaydığı mutluluğa inananlardan oluşan #PemyFriends topluluğunun bir parçası olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

🦸‍♀️ Stan #13: Nurdoğan Bayraktaş

Eğer mental olarak çok düştüğüm bir dönemim olursa kendime silkinmeyi böyle hatırlatıyorum. Kendi kendime hemen bir Fatih Terim 1999-2000 Türkiye Kupası finali soyunma odası konuşması çekiyorum mesela. Nedir bu hâlin diyorum ya. Kendine gel çekiyorum böyle. Beni olumlu etkilediğine de inanıyorum açıkçası.

Hayran olduğum şey," diye başlayan cümleyi nasıl devam ettirirsin? Küçükken hayran olduğun evrenler var mıydı?

Sanırım hayran olduğum şey salt insan ya. İnsanın doğası, yaptıkları, yapabilecekleri. Bunun da açıkçası en yalın tezahürünü spor dallarında buluyorum. Bir spor müsabakası izlediğinizde insanın sahip olduğu azmi, zekayı, mental veya fiziksel gücü, güzelliği ve bunun gibi birçok şeyi görebilmek mümkün. 

Tabii ki insanın aydınlık yüzü kadar karanlık yüzü de kendini gösteriyor. Zaten insan aydınlık tarafı olduğu kadar karanlık tarafıyla da çok ilgi çekici. O yüzden iyi bir müsabaka izlediğimde iyi bir film izlemiş gibi hissediyorum. Zaten spordan sonra bu hayatta en çok keyif aldığım şey sinema. Az önce saydığım sebeplerden ötürü film izlemeyi çok seviyorum. Bir de sinema salonunun fiziksel yapısı da o deneyimi daha da yükseltiyor. Sanırım sorudan saptım ama olsun.

İkinci soru için cevabım sanırım hayır. Fantastik edebiyat eserlerini okurdum, evet, ama bunlara hayranlık duyar mıydım? Sanmıyorum. Benim için daha çok eğlendiğim deneyimler olarak kaldılar diyebilirim. Zaten bir süre sonra daha çok polisiye romanlar okumaya başlamıştım. Bak, yine insan…

🏟 EURO 2008, Türkiye ve Çek Cumhuriyeti maçı
📌 Görsel: Nurdoğan Bayraktaş


Hayran oldukların seni, hayatını ve üretimlerini nasıl etkiliyor?

Öncelikle rutinine inanılmaz düşkün biriyim. Yılın hangi döneminde ne yerim, ne içerim ve ne izlerim, bunlar bellidir. Özellikle hayranlıkla izlediğim şey spor olduğundan ve bu müsabakalar da belli aralıklarla icra edildiğinden bunların benim rutinimi oluşturma işlevleri de var. Rutinim olunca ne oluyor peki? Çok huzurlu hissediyorum, kafam bir rahat oluyor, bir keyfim yerine geliyor. 

Pandemi bu açıdan beni çok zorlamıştı mesela. Haziran ayında oynanması gereken EURO 2020 oynanmadı—Bakü’deki Türkiye-Galler maçı biletim de bu vesileyle yandı, evet—yetmedi koca olimpiyat oyunları ertelendi ya da bir baktık temmuz ayında Wimbledon yok. Hepsini geçtim rutinimin en büyük parçası lig maçları yoktu hani. Elbette rutinden konuşacaksak spor müsabakalarını geçtim, evden çıkmamız yasaktı da yine de biz evden çıkmasak bile iki top çevrilseydi be…

Tabii bu işin biraz pragmatist yönüydü. Esas önemli kısma gelelim. Ne zaman hayatımda canımı sıkan, beni zorlayan bir şey olsa hayran olduğum şeylerden damıttıklarımdan—artık adına "hayat dersleri" mi dersiniz, "ilkeler" mi dersiniz, "tecrübeler" mi dersiniz—bir enerji devşiriyorum. Bunları hayatıma uygulamaya çalışıyorum. Eğer mental olarak çok düştüğüm bir dönemim olursa kendime silkinmeyi böyle hatırlatıyorum. Kendi kendime hemen bir Fatih Terim 1999-2000 Türkiye Kupası finali soyunma odası konuşması çekiyorum mesela. "Nedir bu hâlin?" diyorum ya. "Kendine gel!" çekiyorum böyle. Beni olumlu etkilediğine de inanıyorum açıkçası.

Başarıyı ve başarısızlığı ele alış biçimimi çok etkiledi hayran olduklarım. Biz bence nesil olarak birbirimizle rekabet etmeye çok küçük yaşta başladık. 13 yaşında merkezî sınavlarla tanıştık. Biraz da parlak bir çocuksan—ki tevazu göstermeyeceğim, ben potansiyel vadeden bir çocuktum—beklenti de yüksekti. Ben de zaman zaman beklentileri karşılayamadım açıkçası. “Yani bu yaptığın iyi ama sen daha iyisini yapabilirdin,” cümlesini çok kez duydum. 13 yaşınızdan beri iyi kötü bir rekabet içinde olunca da hem başarı kıstasını belirleme hem de ortada gerçekten bir başarısızlık varsa onu ele alma biçiminiz çok sağlıksız olabiliyor. 

⚽️ Ancelotti ve Lenin
📌 Görsel: Nurdoğan Bayraktaş


Spor izlemek, bunları nasıl ele alacağımı çok güzel öğretti. Sonuçta en iyi sporcular da bazen kaybediyor işte. Spor, bana hayatın içinde kaybetmenin de olduğunu ve bunun çok da kötü bir şey olmadığını bana her defasında hatırlattı. Bakıyorsun yeri geliyor Nadal, çok nadir de olsa, Roland Garros’ta kaybediyor. Roglič, 2020 Fransa Turu’nda sarı mayoyu neredeyse garantilemiş gibiyken sondan bir önceki etapta mucizevi şekilde Pogačar’a geçilebiliyor. Bir noktada ister istemez bunun çok doğal olduğunu anlıyorsun. Yani olur öyle. Çok da büyütmemek ve sonraki mücadele için hazır olmak lazım. 

Hatta bir adım öteye gideyim: Sonucun bazen o kadar da önemli olmadığını da öğretti bana spor. Tabii ki sonuçların istediğimiz gibi olmasını isteriz ama esas önemli olan iyiyi, doğruyu, güzeli yapmak galiba ya. Yolun sonuna değil de yolun kendisine odaklanmalıyız sanki. Çok uzattım, farkındayım. Hayran olduklarım hayatımı nasıl yaşadığımı kesinlikle etkiliyor. Hayatımı çekilir kılıyorlar, ona rehberlik ediyorlar. 

Son bir örnek vermek istiyorum: En yakın arkadaşlarımdan biri beni genelde geleceğe dair fazla iyimser ve umutlu olmakla eleştiriyor. Sanırım bu iyimserlik ve umut da buradan geliyor. Son dakikada bir uzun topla bir gol bulabileceğime ve işleri tersine çevirebileceğime inanıyorum çünkü. Çok da şanslı biri olduğuma inanırım hep. O şans ayağıma bir şekilde ayağıma geliyor. İşte böyle. Yine sorudan saptım sanki di mi?

📜 Netflix, Terim belgeseli


Hayran oldukların ürettiklerinle kesişiyor mu?

Ben bir avukatım. O yüzden hayran olduklarımın ürettiklerimle kesişmesi çok da kolay değil aslında. Yine de 2021’in başında çok büyük bir şans ayağıma geldi. Terim belgeseli ekibinin bir parçası oldum. Galatasaray, bu hayattaki en büyük tutkum. Kulübün en büyük efsanesinin belgeselinde yer almak hayal dahi edemediğim bir şeydi. Ne şanslıyım ki bu oldu. Umarım bundan sonra da şansım böyle yaver gider. 

Bir bakmışsınız Roger Federer’le alakalı bir işlerin içindeyim. Kim bilir? (Burada bir önceki soruya gideceğim ama ister inanın ister inanmayın Federer sanata ve güzellik algısına bakışımı bile etkilemiş bir adam. Açın bir izleyin. Anlayacaksınız.)

Bir de mesleki hayatım dışında eğlencesine kendim için ürettiğim şeyler var. Çok amatör şekilde bazı montajlar ve pixel art eserleri yapıyorum. Orada hayran olduğum şeyler ürettiklerime kesişmiyor, resmen çakışıyor. Onları başka şekillerde yorumluyorum.

İçinde yaşamak istediğin evren hangisi? Orası nasıl bir yer?

Bu soruya fantastik cevaplarım yok. Artık hayal gücünden nasibimi mi almamışım ya da kabızlık derecesinde ciddi biri miyim bilmiyorum. Gerçekten adil olana yönelmiş bir hukuk sisteminin egemen olduğu bir dünya istiyorum o kadar. Bu da yeterince fantastik sayılabilir gerçi, keh-keh-keh.

Ama bu soruyu hâlihazırda yaratılmış bir evren için soruyorsan—bu geçerli bir cevap sayılır mı bilmiyorum ama—The Office dizisinde yaşamak isterdim. Oradaki filtresizliği ve samimiyeti seviyorum. Herkes her şeyi kabak gibi ortada yaşıyor. Bu mükemmel bir şey.

❤️ Jim ve Pam


Jim ve Pam aşkına da hep çok öykünürdüm. Ne şanslıyım ki öyle bir ilişki yaşıyorum şu an. Romansımızı da yaptık giderayak. Bu köşeyi bana ayırdığın ve seni günlerce bekletmeme rağmen tek bir kötü söz söylemediğin için sana da ayrıca teşekkür ediyor ve affını diliyorum Alara'cım.

🥅 Editörün notu: Spor, heteroseksizmin en üretildiği yer olarak tezahür ettiğinden, hiçbir zaman pek ilgimi çekemedi. Nurdoğan, pandeminin patlamasından birkaç hafta önceki vapur muhabbetimizden beri bu algıyı bende değiştiren tek insan. Spor seninle, sen de sporla güzelsin be Nurdi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

FanonFanon

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

⚽️ Terim belgeseli ekibinden Nurdoğan Bayraktaş, Jim ve Pam'in aşkı ve OnlyFans

Haftanın Stan'i Nurdoğan nelere hayran? The Office dizisine neden #FanON diyoruz? Peki OnlyFans #NedenPopülerOldu? ve bu konuyla Lil Zey'in ne alakası var?

13 Eki 2022

Pemy Store ile birlikte
Jim ve Pam

YAZARLAR

Alara Demirel

ANGST editörü

Fanon

Fanzin kültürünü dijitale taşıyan Fanon, popüler kültürle ilişkili konuları her hafta çarşamba günü 18.00’de ele alıyor.

İLGİLİ OKUMALAR