Sürdürülebilirlik ile yas, özgürlük ve tutsaklık: Sinopale 9

Çağdaş sanat organizasyonları arasında hatırı sayılır bir gelenek yaratan Sinop Bienali'nin 9. edisyonu izleyicilerle buluştu. Sinopale'nin bu yılki teması Tükenmeden Önce: Yeni Değerler Evreni hem bireyleri hem de toplulukları sürdürülebilir bir gelecek için yeni değer sistemleri hakkında düşünmeye davet ediyor. 11 Ekim-31 Ekim tarihleri arasında Sinop Hal Buluşma Merkezi, Sinop Buzhane Binası (Sabahattin Ali Kültür Merkezi) ve Sinop Tarihî Cezaevi Kültür Merkezi başta olmak üzere Sinop’un çeşitli mekanlarında devam eden bienal, kolektif yaratım süreçlerine dikkat çekiyor.
18 yıllık geçmişiyle uzun soluklu bir organizasyon olma yolunda ilerleyen Sinop Bienali, katılımcı pratikle imece usulü düzenlenmesiyle öne çıkıyor. Bienale katılan sanatçılar ve küratörler, organizasyonu öğrencilerin ve Sinop halkının gönüllü desteğiyle hayata geçiriyorlar. Az kaynakla kamusal bir alan yaratmayı hedefleyen bienalin, kültürel miras oluşturabilmesi de dikkate değer. Kentin imkanlarını organizasyona dahil etme gayreti güderek kısa sürede ve yerinde bir üretim süreci sağlayan bienal, farklı disiplinlerden sanatçılardan bir seçki sunuyor.
- Sürdürülebilirlik, ekoloji ve yas temalarına odaklanan bienal, "tükenmeden önce" önlem alınması gerekenleri özellikle vurguluyor. Atık malzemelerden oluşan, ileri dönüşüm üzerine eserler öne çıkıyor.
Genel Sanat Yönetmenliği’ni bienalin kurucusu T. Melih Görgün'ün üstlendiği organizasyonu bienalin eşküratörleri Melike Bayık, İpek M. Sür ve Nil İlkbaşaran ile konuştuk.
Bu yılın genel çerçevesi hangi unsurlar üzerine ve nasıl belirlendi?
Sinopale 9’un ana çerçevesi, Tükenmeden Önce: Yeni Değerler Evreni temasına dayanıyor. Bu tema, dünyadaki doğal ve sosyal döngüleri, kaynakların sınırlı kullanımını ve yeniden yaratım süreçlerini ele alıyor. Sinopale, yerel ve küresel meseleleri aynı platformda biraraya getiriyor, farklı disiplinlerden sanatçılarla yürütülen projeler ile Sinop’un doğal ve kültürel yapısı, bu evrensel etkileşimlere ilham veriyor. Bu, aynı zamanda geri dönüşüm, paylaşım ve ortak üretim süreçlerini de içeriyor ki bu Sinopale’nin temel prensiplerinden biri.
Yerel halkın bienale bakışı nasıl? Sinop halkı ile ortak bir çalışma yürütüldü mü?
Sinopale’nin en güçlü yanlarından biri, yerel halkla kurduğu güçlü bağ. Bunun en önemli nedenlerinden biri de Sinopale’nin gerek organizasyonunda gerekse sanat işlerinin içeriğinde kendine şiar edindiği “imece” yöntemi. Sinopale’nin imece usulü yapısı gereği Sinop halkı halihazırda bienalin doğal bir parçası ve yerel düzeyde her sene artan bir katılım söz konusu. Halkın sanata ve bienale ilgisini artırmak için çeşitli atölyeler, etkinlikler, forumlar düzenleniyor. Bu yıl da yerel halkın aktif olarak katılımını sağlayacak projeler geliştirdik. Örneğin, çocuklar ve yetişkinler için atölyeler ve yerel halkın sanatçılarla biraraya gelmesini sağlayan projeler bienalin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Bienal için eser üretme sürecinde Sinop'un tarihi, doğası ve kentin atmosferiyle uyumlu olmasına dikkat edildi mi? Kentin bienalle ilişkisini nasıl açıklarsınız?
Nil İlkbaşaran: Bir sürdürülebilir kent projesi olarak tasarladığımız Sinope’nin Bahçeleri kent florasına ve yerel biyoçeşitliliğin korunmasına odaklanıyor; bu farkındalıkla bireyler ve kurumlar arasında diyaloglar başlatmayı amaçlıyor. Mart ayında kent merkezindeki 100'den fazla bahçenin ziyareti ve şehre özgü fidanların toprakla buluşması ile başlayan çalışmalar, Sinopale 9 sürecinde kentlilere atölyeler, sergi ve panellerde ulusal ve uluslararası konuklar ile nefes alabilen bir şehrin oluşturulması için ekolojik ve güncel bakış açıları sunacak.
Melike Bayık: Her küratörün kendi bakış açısından kesitleri sunan ve Sinopale’nin kendi kimliği ile de örtüşerek dayanışmayı bir model olarak ön plana alan çalışmalar izleyiciyle buluşacak. Kentin hafızası, ekolojik döngüsü, Karadeniz’de Akdeniz iklimi yaşanan tek kent olması gibi fantastik yaklaşımlar ile birlikte katılımcı ve kamusal bir yaklaşım ile çalışılan atölyeler, sanat eserleri ve söyleşiler bu bienalde izleyiciyle buluşacak. Kentin geçmişinden bugüne hafızasını tarayan kişilerden alınan ses kayıtları, atölyelerden çıkan botanik araştırmalarının ışığında yerel halkın katılımı ile kurgulanan köklere dönüş ve baskı atölyeleri - baskı çalışmaları, bayrak yerleştirmeleri, sürdürülebilir ve ileri dönüşüm temelli üretimleri odağına alarak atıkların kullanımına dikkat çeken kent içindeki yerleştirmeler, Karadeniz’in tuzlu sularından buluntu olarak kıyıya savrulan organik materyallerden yerleştirmeler ve atölyeler ile yerel halkın katılımı ile oluşturulan kelime yerleştirmeleri Sinop’un köklerine ve yarınına bakmaya odaklanacak. Herkesi içine alan, omuz omuza büyüyen, kentin yaşayanı ile iyileşmeyi ve yarını geçmişe de bakarak değerleriyle büyütmeye odaklanan bir karşımıza çıkacak.
İpek M. Sur: Sinopale’de üretilen işler, Sinop'un tarihi, doğası ve kentin atmosferiyle derin bir uyum içinde olacak şekilde kurgulandı. Sinop, sadece bir mekan değil, aynı zamanda sanatsal üretimin bir parçası olarak ele alınıyor. Bu nedenle sanatçılar, Sinop'un tarihî dokusu, değişen doğası ve yerel halkın kültürel belleği ile etkileşim kurarak projelerini şekillendirdiler. Kamusal alanı kapsayan işler bienalin önemli bir unsuru oldu çünkü bu işler kentin günlük yaşamına dahil olan, herkesin erişebileceği bir sanatsal diyalog yaratmayı amaçlıyor. Sinop’un geçmişi ve bugünü, hem kent sakinlerinin hem de ziyaretçilerin bienale katılımını zenginleştiren bir arka plan sunuyor. İşler, bir monologdan çok, kentle bütünleşen ve etkileşim yaratan bir süreç olarak ele alındı. Sunulan işler, süreçler ve içerik tamamen Sinop’tan, Sinop’a ve Sinop’u çeviren döngüsel ve sanatsal bir anlatı sunuyor.
Bu yılın teması olan “Tükenmeden Önce: Yeni Değerler Evreni” nasıl bir kavramsal bağlam sunuyor? Sanatçıların üretimleri tema ile nasıl bir ilişki kuruyor?
Nil İlkbaşaran : Sinopale 9, doğayı ve içindeki tüm canlıları tüketerek bugün varmış olduğumuz durumun aciliyetini vurgulayan ve bu durumu değiştirebilmek için ihtiyacımız olan düşünme şekillerine, tercihlere ve değerlere gönderme yapan bir bağlam sunar. “Sinope’nin Bahçeleri” Sinop’ta var olagelmiş biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilmesi için nesiller ve kültürler arası bilgi paylaşımına teşvik ederek, geleceğe ekolojik anlamda sağlıklı bir Sinop aktarabilmek kaygısı güder.
İpek M. Sur: Bu yılın teması olan “Tükenmeden Önce: Yeni Değerler Evreni” kavramsal olarak, mevcut sistemlerin sınırlarına gelindiği ve tükenme noktasına yaklaşıldığı bir dünyada, yeni değerler ve yaklaşımlar keşfetme gerekliliğini vurguluyor. Bu bağlamda, sanatçılar yalnızca bireysel değil, kolektif hafıza ve deneyimlerle şekillenen yeni bir ethos (ahlaki yapı) arayışına yöneliyorlar. Benim altında çalıştığım tema olan Döngüsel Anlatılar: Kolektif Ethos'u Yeniden Keşfetmek, bu kavramsal çerçeveyle doğrudan bir bağ kuruyor. Döngüsel anlatılar üzerinden hareket ederek, geçmişin, bugünün ve geleceğin birbirine nasıl bağlı olduğunu ve bu bağların kolektif iyileşmeye nasıl katkıda bulunabileceğini araştırıyoruz. Sanatçılar, Sinop'un derin kültürel ve tarihî belleğini keşfederek, kendi anlatılarını bu mirasla birleştiriyorlar. Bu süreçte, bireycilikten uzaklaşıp, ortak hafıza ve deneyimlere dayalı bir sanat pratiği geliştiriyorlar. Amaç, sanatın yalnızca estetik bir araç değil, aynı zamanda toplumsal dönüşüm ve iyileşme için bir platform olduğunu vurgulamak. Bu tema, hem yerel hem de evrensel bir bağlamda, geçmişle bugünü biraraya getiren ve toplumsal sorunlarla başa çıkma yollarını yeniden düşünmeye davet eden bir diyalog sunuyor.
Melike Bayık: Bu tema, genel bir çatı altında varolan döngülerin fayda ekosistemi içinde tüm canlılara olan bakışına da bakıyor. Bugün ile geçmiş arasında yeni köprüler inşa ederek sürdürülebilir, birlikte yaşanabilir, dayanışma temelli ve eşitlikçi yapıların kolektif ve güçlü diyalog modellerine referanslar veriyor. Tüm canlıların eşit olduğu yeryüzüne bitkiler, hayvanlar ve insanlar gözünden kapsayıcı ve kucaklayıcı yenicil olasılıkları irdeliyor.
Benim çalıştığım sanatçılar olabildiğince kent ile kentte yaşayanlar ile sürdürülebilir ve kültürel etkileşimleri gündeme alıyor, geçmişin değerleri ve yarının ihtiyaçları odağındaki olasılıkları masaya yatırarak eserleri üretiyorlar ve tartışmaya devam ediyorlar. Kamusal atölyeler, katılımcı ses arşivleri, organik ve inorganik buluntular, yerleştirmeler ve kamusal paydaşlığın zaruri ya da tesadüfi büyüdüğü izlenceler sunuyorlar. Kente aidiyet irdeleniyor, ortak manzaralar bireysel bakış açılarından kolektif bir imece sistemine, ekolojik bir paydaşlığa ve iyileştirmeye odaklanıyor. Katılımcıların, kentin asıl sahibi yerlilerin, bahçelerini korumaya çalışan halkların, kentin manzarasına bakan gözlerin, geçmişi yad eden seslerin büyüdüğü ve kentin içine sızdığı ilişkiler bienalde herkesi kucaklıyor.
Bienalin küratörleri olarak ziyaretçilere bir mesajınız var mı?
Nil İlkbaşaran: Sinopale 9’a gelecek konuklar, bir kenti ilgilendiren evrensel bir durumu, kültür ve sanat ortamında Sinop sakinleri ile birarada irdelediğimiz, birlikte düşündüğümüz ve bir gelecek hayali kurguladığımız bir platforma izleyici olacaklar. Katılımları ile bu hayallerin daha farklı alanlara, bireylere, topluluklara dokunmasını dilerim.
İpek M. Sur: Dinler, diller, ırklar veya mesleklerden bağımsız olarak, insanın karşılaştığı en önemli ikilemleri sanat yoluyla konuşabileceğimiz bir alan yaratmak istiyoruz. Bu süreç, bizi ortak insani deneyimlerin derinliklerine götürecek ve yeni bakış açıları geliştirmemizi sağlayacak. Dolayısıyla katılım ne kadar çeşitli olursa, bu diyaloğun zenginliği de o kadar artacaktır.
Melike Bayık: Sinopale performatif, katılımcı ve herkesi içine alan güçlü yapısı ile bağımsız ve çoksesli paydaşlık alanları yaratıyor. Bu bienalde ve bundan sonra da kentliyi içine alan, katılmak isteyenle çoğalan, doğaya bakan, kültürünü büyüten ve koruyan, seslerin birlikte çoğaldığı, fikirlerin ortaklaşarak deneyselliği ve paylaşımı büyüttüğü bir coğrafyanın kültürel katmanlarını sunmaya devam edeceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Uğur Ugan
Editör ve içerik üreticisi. Gazetecilik eğitiminin ardından habercilik ile başlayan profesyonel kariyeri görsel, işitsel ve dijital medyada editörlük, kültür-sanat muhabirliği, web editörlüğü ile devam etti. Ayrıca kültür-sanat organizasyonları, yayıncılık dünyası, üniversitelerarası işbirliği, doğa, iklim ve çevre temalı etkinliklere basın danışmanlığı ve proje yöneticiliği yapıyor.

Aposto Sanat
Şehri saran yepyeni sergiler, kimi eserleri görmek için son şanslar, performanslar, kültür-sanat projeleri, atölyeler, sanat dünyasından gelişmeler, nitelikli incelemeler ve söyleşilerden oluşan bir seçki.
İLGİLİ OKUMALAR


