Suriye’de Türkiye-İsrail gerilimi: Ebu Zuhur Hava Üssü neden vuruldu?

İsrail’in Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı, Ankara ile Tel Aviv’i doğrudan askerî karşılaşmaya yaklaştırdı. Türkiye’nin önceden uyarılmadığı sekiz hava saldırısında can kaybı yaşanmazken Washington; Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha güçlü bir iletişim mekanizması kurmak için devreye girdi.
Suriye’de Türkiye-İsrail gerilimi: Ebu Zuhur Hava Üssü neden vuruldu?

İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı, Türkiye ile İsrail arasındaki Suriye merkezli gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı.

İsrail, saldırının gerekçesini Suriye’nin üsse Türk askeri konuşlandırmaya hazırlanması olarak açıkladı. İsrail Başbakanlığı, bunun İsrail ile üzerinde uzlaşıldığı ileri sürülen güvenlik statükosunu ihlal edeceğini savundu. Başbakan Binyamin Netanyahu da Suriye yönetiminin saldırıdan önce uyarıldığını söyledi. “Mesajımız çok açıktı: Yapmayın” diyen Netanyahu, Suriye’nin bu uyarıyı dikkate almadığını öne sürdü.

Türkiye ise saldırıyı kınarken İsrail'in bu üssün tehdit oluşturduğu yönündeki iddiasını "gayriciddi" olarak nitelendirildi ve "İsrail'in Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan hukuksuz hava saldırılarını meşrulaştırmayı amaçlamaktadır" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

"Dile getirilen ithamlar, Netanyahu'nun İsrail'deki seçimler öncesinde bölgedeki yayılmacı ve istikrarsızlaştırıcı politikalarını sürdürme niyetinden kaynaklanmaktadır."

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack olası bir askerî karşılaşmanın önüne geçmek için Türkiye, İsrail ve Suriye arasında yeni bir çatışmasızlık mekanizması kurulması üzerinde çalışıldığını söyledi. Türkiye’nin operasyondan önce bilgilendirilmediğini belirten Barrack, Türk tarafının kuzeye, kendi sınırına doğru ilerleyen uçakları gözlemlediğini ve “anlaşılır biçimde karşılık vermeye hazırlanmış olabileceğini” söyledi. “Neyse ki sağduyulu yaklaşımlar durumun daha fazla kötüleşmesini önledi” diyen ABD’li temsilci, saldırıyı ayrıca “bölgesel istikrara katkı sağlamayan gereksiz bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

Saldırının ardından Şam yönetimi ise üste kalıcı bir Türk askerî varlığı oluşturulmasının planlanmadığını açıklarken Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Türk askerî yetkililerin üssü ziyaret ettiğini doğruladı ancak bunun eğitim ve askerî işbirliği kapsamında yapıldığını söyledi. Şeybani, tesiste yalnızca savaş sırasında zarar gören pist ve yapıların Suriye Hava Kuvvetleri için onarıldığını, üssün henüz faaliyete geçmediğini ve saldırı sırasında büyük ölçüde boş olduğunu söyledi. Şeybani, İsrail’e de bu durumun iletildiğini söyledi.

Saldırıdan önce Ebu Zuhur’da ne olmuştu?

Saldırıdan bir gün önce, 17 Ağustos’ta bir Türk askerî heyeti Ebu Zuhur Hava Üssü’nü ziyaret etti. İki Suriyeli yetkili, Associated Press’e heyetin tesiste devam eden onarım çalışmalarını incelediğini söyledi. Ankara ise heyetin ziyaretini resmen doğrulamadı.

Heyetin ayrılmasından birkaç saat sonra, 18 Ağustos sabahı İsrail uçakları üsse saldırdı. Suriye devlet televizyonuna göre pist ve depolama alanları hedef alındı; sekiz hava saldırısında altyapı hasar gördü ancak can kaybı olmadı.

İdlib, Halep ve Hama vilayetlerinin kesişimine yakın stratejik bir konumda bulunan Ebu Zuhur, Türkiye sınırının yaklaşık 70 kilometre güneyinde yer alıyor. Esad döneminde savaş ve eğitim uçaklarının kullandığı tesis, iç savaş sırasında ağır hasar gördü ve 2013’ten bu yana faal bir askerî havaalanı olarak kullanılmıyordu.

Türkiye-İsrail ilişkileri neden bu noktaya geldi?

Ebu Zuhur saldırısı, zaten ağır hasar almış Türkiye-İsrail ilişkilerine yeni bir boyut ekledi. İki ülke, yıllar süren diplomatik gerilimin ardından 2022’de ilişkilerini yeniden büyükelçilik seviyesine çıkarmıştı. Dönemin yakınlaşma gündeminde ticaret, enerji, turizm ve Doğu Akdeniz’de işbirliği ihtimali bulunuyordu.

Bu sınırlı normalleşme, Ekim 2023’te Gazze savaşının başlamasının ardından dağıldı. İsrail diplomatlarını Türkiye’den çekerken Ankara da Tel Aviv Büyükelçisi’ni istişareler için geri çağırdı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Netanyahu arasındaki söylem giderek sertleşti; Türkiye’nin Hamas’la ilişkileri ve İsrail’in Gazze’deki operasyonları iki ülke arasındaki başlıca anlaşmazlıklar hâline geldi.

Ankara, Mayıs 2024’te İsrail’le doğrudan ticareti durdurdu. Ağustos 2025’te İsrail’le bağlantılı deniz trafiğine yönelik kısıtlamalar genişletildi; İsrail hükümetine ait uçaklar ile İsrail ordusuna silah taşıyan hava araçlarının Türk hava sahasını kullanmasına izin verilmeyeceği açıklandı. Savaş öncesinde yıllık yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ticaret hacmi de siyasi kopuşun başlıca alanlarından biri oldu.

  • Buna rağmen Türkiye ile İsrail arasında doğrudan bir askerî çatışma ihtimali uzun süre uzak görünüyordu. İki ülkenin ortak sınırı bulunmuyordu; anlaşmazlıklar diplomatik açıklamalar, ticari yaptırımlar ve bölgesel ittifaklar üzerinden yürüyordu.

Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesi bu denklemi değiştirdi. Türkiye ile İsrail’in askerî unsurları artık aynı ülkenin farklı bölgelerinde faaliyet gösteriyor. Böylece yıllardır Gazze, Hamas, Doğu Akdeniz ve Filistin meselesi üzerinden süren gerilim, Suriye’de uçakların, radarların, üslerin ve askerî heyetlerin doğrudan temas edebileceği bir rekabete dönüştü.

Türkiye ile İsrail neden Suriye’de karşı karşıya geliyor?

Ankara, Esad yönetiminin devrilmesinden sonra Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyan, merkezî otoritesi güçlü ve Türkiye’yle yakın çalışan bir yönetim kurulmasını destekliyor. Bu hedefin önemli ayaklarından biri Suriye ordusunun eğitilmesi, silahlı grupların tek yapı altında toplanması ve askerî tesislerin yeniden kullanıma açılması.

  • Türkiye açısından işleyen bir Suriye devleti, sınır güvenliğinin sağlanması, Kürt silahlı gruplarının etkisinin sınırlandırılması, yeni göç hareketlerinin önlenmesi ve Suriyeli mültecilerin geri dönüşü için gerekli görülüyor. Ankara ayrıca Suriye’nin yeniden inşasında siyasi ve ekonomik bakımdan belirleyici ülkelerden biri olmayı amaçlıyor.

İsrail’in güvenlik yaklaşımı ise ters yönde ilerliyor. Tel Aviv, yeni Suriye yönetimine kuşkuyla yaklaşıyor; ordunun yeniden silahlandırılmasını ve hava savunma kapasitesi kazanmasını gelecekte kendi hareket alanını sınırlandırabilecek bir tehdit olarak değerlendiriyor.

  • İsrail’in öncelikli kaygılarından biri, Türk uçakları, radarları veya hava savunma sistemlerinin Suriye’ye yerleştirilmesi. Böyle bir ağ, İsrail’in Suriye hava sahasını kullanmasını zorlaştırabilir; Lübnan ve İran yönündeki operasyonlarında yeni kısıtlamalar yaratabilir.

İsrail bu nedenle Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki hava üslerine, silah depolarına ve diğer askerî tesislere yönelik saldırılarını sürdürdü. Güney Suriye’de kendi ilan ettiği güvenlik bölgesini oluştururken, yeni yönetimin ülkenin askerî kapasitesini yeniden kurmasını da hava saldırılarıyla engellemeye çalıştı.

Ebu Zuhur’un vurulması, bu politikanın Türkiye’nin etkili olduğu kuzey bölgelerine kadar uzandığını ortaya koydu. 

Çatışmasızlık görüşmeleri riski ortadan kaldırmadı

Türkiye ile İsrail, Suriye’de istenmeyen bir askerî karşılaşmayı önlemek amacıyla Nisan 2025’te görüşmelere başladı. Azerbaycan’ın ev sahipliği yaptığı ilk teknik toplantıda taraflar, uçakların ve diğer askerî unsurların yanlışlıkla karşı karşıya gelmesini önleyecek bir iletişim sistemi üzerinde çalıştı.

  • Bu görüşmeler siyasi normalleşme anlamına gelmiyordu. Tarafların amacı birbirlerinin Suriye politikasını kabul etmek değil, sahadaki rekabetin doğrudan çatışmaya dönüşmesini engellemekti. Görüşmeler, iki ülkenin siyasi ilişkileri bozuk olsa da operasyonel iletişime duyduğu ihtiyacı gösteriyordu.

Ebu Zuhur saldırısı, Türkiye ile İsrail'in askerî hareket alanları giderek birbirine yaklaşırken bir hava operasyonunun doğrudan çatışmaya dönüşme riskini önlemede kurulan hattın sınırlarını açığa çıkardı. İsrail’in Türkiye’ye haber vermemesi, mekanizmanın kullanılmadığını veya kritik anlarda tarafların siyasi tercihlerine bağlı kaldığını gösterdi. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Canlı Gündem

Anbean ekonomi, iş dünyası, teknoloji, politika ve kültür-sanat gündeminin en önemli maddeleri. Kısa, yalın, öz bir şekilde.