
Kraliçe II. Elizabeth'in vefatından dolayı 1 haftalık sekteye uğrayan Premier League; Brighton-Crystal Palace, Chelsea-Liverpool ve Manchester United-Leeds United maçlarının güvenlik esnekliklerinden dolayı ertelenmesiyle 7 maçla devam etti. Haftanın açılışında Villa Park'ta Southampton'ı 1-0 mağlup eden Aston Villa çok ihtiyacı olan bir 3 puanı, ikna edici savunma futboluyla kazanmayı başarırken aynı saatte başlayan maçta Fulham, Nottingham Forest deplasmanında elde ettiği 3-2'lik galibiyetle çıkışını sürdürdü.
Cumartesi günün gündüz maçında Molineux'de gövde gösterisi yapan Manchester City, Erling Haaland'ın rekor kırdığı maçta formsuz Wolves'u 3-0'la domine etti. Newcastle United, Gary O'Neil'a ilk mağlubiyetini tattıramayarak haftanın sürpriz sonuçlarından birinin ortaya çıkmasına sebebiyet verdi ve kazanamama serisini 6 maça çıkarttı. Heung-min Son'un 3 gol ile devleştiği maçta Tottenham, Leicester filelerine tam 6 gol göndererek Tilkiler'i ligin dibine hapsetti.
Pazar günü sahaya çıkan lider Arsenal, kağıt üzerinde zor gözüken Brentford deplasmanını çok erken kopartarak rahat bir 90 dakika geçirirken haftanın kapanışında Everton, West Ham'ı 1-0 mağlup ederek bu sezonki ilk 3 puanıyla tanıştı. İşte haftanın öne çıkan maddeleri:
Yeni Bir Yüz
Graham Potter'ın Chelsea'yle imzalamasının ardından yeni bir menajerle anlaşana kadar takımı Adam Lallana'ya emanet eden Brighton, dün yaptığı açıklamayla Roberto De Zerbi ve ekibi ile 4 yıllık bir kontrat imzalandığını duyurdu. 43 yaşındaki menajer en son Shahktar'ı çalıştırmış ve Ukrayna temsilcisini ön elemelerden Şampiyonlar Ligi'ne taşıyarak büyük alkış toplamıştı.
Kariyerinin büyük bir bölümünü İtalya'da geçiren De Zerbi'nin büyük sükse yaptığı ve adını futbol piyasasına ezberlettiği takımı sorduğunuzda, yakından takip eden herkes adresi Sassuolo olarak belirleyecektir. Kulüp sahibi Tony Bloom da De Zerbi'yi tercih etme nedenlerinin özellikle Sassuolo'da gösterdiği performans olduğunun altını çizdi. Kulüp genel müdürü Paul Barber ise De Zerbi'ye kadroyu tanıtmak ve parlak sezon başlangıcını sürdürmek için yardım etmek konusunda sabırsızlandıklarını belirtti.
La Gazetta dello Sport'a bu yaz verdiği röportajda, modern oyundaki en beğendiği İtalyan menajerleri sıralayan Arrigo Sacchi, De Zerbi'nin ismini "hücumun bir yansıması olan savunma kısmında eksik olmasına rağmen" diyerek zikretmişti. De Zerbi, kendisini adadaki en uygun çalışma ortamlarından birinde test edecek ve bu konuda da gelişme kat ettiğini kanıtlamaya çalışacak. Elinde savunma alışkanlıklarını zaten kazanmış bir oyuncu grubu bulunuyor.
Ayrıca tıpkı Brighton gibi De Zerbi'nin de sıfırdan başlayarak bugünlere gelmesi, kulüp ve menajerin bir noktada benzeşmesine sebebiyet veriyor. De Zerbi'nin Antonio Conte, Carlo Ancelotti veya Roberto Mancini gibi yüksek profilli İtalyan koçların yardımcılığını yapmadan kariyer basamaklarını hızla tırmanması, 1997'de lig piramidinin 91. basamağında bulunan Brighton'ın yükselişine oldukça benzer.
Veda Hazırlığı
Cumartesinin kapanış maçı, Heung-min Son'un sırtladığı Tottenham için ne kadar olması gerektiği gibi gerçekleştiyse Leicester ve Brendan Rodgers açısından da bir o kadar olmaması gereken şekilde seyretti. 20. sıraya demir atan Leicester'da Kuzey İrlandalı menajerin işleri düzeltmek için pek fazla zamanı yok, hatta belki de hiç yok.
Transfer dönemini uçak modunda geçiren ve sezona bunun beraberinde getirdiği psikolojik mağlubiyetle başlayan Leicester'ın elindeki eksilen kadro rekabetçilik düzeylerini azaltabilirdi, ancak mevcut oyuncu grubu ligin son sırası için hâlâ çok kaliteli. Sorunun saha içindeki taktikler olduğu kadar mental çöküntüden doğduğunu düşünürsek Leicester'ın her şeye yeniden başlaması gerekiyor, Brendan Rodgers da bunun bilincinde. Tottenham maçının ardından işinin güvenliği konusunda bir bilgisi olmadığını söyleyen Rodgers, kulübün kararına saygılı davranacağını duyurdu. Brighton'a kaybedilen maçın ardından aynı Rodgers, kulüp yönetiminin olumsuz sonuçlara rağmen arkasında durduğunu açıklamıştı.
Tottenham maçında Harry Kane ve Eric Dier'ın kafa vuruşuna engel olmayan ve geçtiğimiz sezonun başından bu yana kalesinde 25 kez duran top golü gören Leicester, bu alanda zirvede otururken 7 maç sonunda yediği 22 golle ligin en çok gol yiyen takımı konumunda bulunuyor. Rodgers görevine tutunmaya çalışırken Leicester'ın menajer adaylarının isimleri çoktan yüksek sesle söylenmeye başlandı.
Everton'dan İlk 3 Puan
Everton için son derece verimli bir hafta sonu geride kaldı. Frank Lampard'ın öğrencileri Goodison Park'ta sezonun ilk galibiyetini cebine koyarken West Ham'ı soru işaretleriyle dolu bir odaya kilitledi. Yaz kampındaki pırıltısız görüntünün ardından sezona 2 maçllık bir mağlubiyet serisiyle başlayan Everton, son 5 maçının tümünden puan çıkartmayı başardı ve sezon ilerledikçe birkaç alanda tamamen keskinleşti. Bunların başında tartışmasız kompaktlık ve savunma direnci geliyor.
Geçtiğimiz sezonki Everton'a mercek tuttuğumuzda ligin en çok gol yiyen ekiplerinden biri karşımıza çıkıyor; yalnızca Leeds, Southampton, Watford ve Norwich daha fazla gol yemişti. Bu sezonki 180 derecelik değişimde ise kadroya katılan James Tarkowski, Nathan Patterson ve Conor Coady gibi isimler kadar Frank Lampard'ın benimsediği oyun anlayışının da parmağı var. 7. hafta sonunda Everton 6 gol ile en az gol yiyen 3 takım arasında.
Bu sezonki Goodison Park mesailerinde çok kez tecrübe ettiğimiz gibi rakibi kendi birinci bölgesine sokmama konusunda başarılı bir sınav veren Everton, Bournemouth sahillerindeki tatilini sonlandırıp yeniden en üst seviyede görev alan Asmir Begovic'in de performansına minnettar olmalı. Üstelik takım savunmasındaki başarılı performansı golle süsleyecek bir isim de bulmuş gibi gözüküyorlar. Neal Mapuay, Anthony Gordon ve Demarai Gray'den oluşan hücum hattının tamamlayıcısı olmuş gözüküyor. Sonuç olarak Everton, Frank Lampard'ın uyarısını yaptığı küme düşme tehlikesinden şu anda arınmış bir takım kimliğinde. Ancak küme düşme adaylarının henüz berraklaşmaması, onları yine de tetikte tutmak zorunda.
Grealish Fazla Mı Eleştiriliyor?
Wolves maçının ardından mikrofon karşısına geçen Kevin De Bruyne'ye yöneltilen sorulardan bir tanesi çok ilginçti. Jack Grealish'in İngiliz olmasından dolayı daha fazla eleştiri aldığı konusunu De Bruyne, "Evet, kesinlikle. Bunlar futbolla ilgili şeyler değil, onlara saha dışında daha odaklılar. Bunu anlayabiliyorum çünkü onlar İngiliz ve insanlar neler olup bittiğine daha fazla bakma eğilimindeler" şeklinde yorumladı.
Takım kaptanının cevabı, Jack Grealish'in astronomik bir bedel karşılığında Manchester City'e katıldıktan sonra neden gittiği her deplasmanda ıslıklandığını açıklıyor gibi. Grealish'in şu ana dek City formasıyla bu bedeli karşılayamadığı iddia edilebilirken sağladığı katkılar ve takıma kattığı çeşitlilik devamlı bu ücretin arkasında gizleniyor. Ancak City'nin Molineux'de Wolves'u süpürmesinin mimarlarından olan İngiliz futbolcu, City'nin A planına dahil olmak için elinden gelenin fazlasını yapıyor. Wolves'a karşı henüz ilk dakika dolmadan ağları sarsan ikon, City'nin takılma potansiyeli olan bir deplasmanın kilidini açmayı başardı. Grealish'in son golü, geçtiğimiz sezonun son bölümündeki West Ham United deplasmanındaydı. Gareth Southgate'in Dünya Kupası planlarının da parçası olan Grealish, normal bir saç stiline sahip olsaydı bundan daha az konuşulur ve büyük ihtimal daha az nefret edilirdi. Ancak kendisini özel kılan şey bu aykırı karakteri.
Haftanın 11'i:
Asmir Begovic (Everton)
John Stones (Manchester City)
William Saliba (Arsenal)
James Tarkowski (Everton)
Jordan Zemura (Bournemouth)
John McGinn (Aston Villa)
Rodrigo Bentancur (Tottenham)
Granit Xhaka (Arsenal)
Jack Grealish (Manchester City)
Heung-min Son (Tottenham)
Neal Maupay (Everton)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Umut Öztürk
Premiercast.

This Is England
Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR




