Tam Kapanmayı Fırsat Bilenler Doğaya Saldırıyor

Stadda 5 bin kişinin toplanabildiği ama bakkaldan çakmak alamadığımız bu kapanma döneminde, iş makinaları da protestolara rağmen maden şirketleri için çalışmaya devam ediyor.
Tam kapanma sürecinde Rize’de İkizdere, Muğla’da İkizköy ve Bursa’da Kirazlıyayla’da maden şirketlerinin genişleme planları köylüler ile iş makinalarını ve iş makinalarını savunan jandarmayı karşı karşıya getirdi.
Hala devam eden yargı süreçlerini, bölgedeki insanların protestolarını duymazdan gelen bu maden projelerine gelin bir göz atalım.
İkizdere:

Rize’nin İkizdere köyünde yaşayanlar, Cengiz İnşaat’ın İyidere Lojistik Limanı’nda sahil dolgusu için buraya açmak istediği taş ocağına karşı 21 Nisan’dan itibaren direnmekteler.
Bölgenin kendine özgü yani endemik bir yapısı bulunmakta ve nüfusun oldukça az olduğu bir yer. Bölgede organik çay ve kestane balı üretilmekte, su kaynakları ise içilecek kadar temiz.
Ama burada yaşayanlar, taş ocağının ve özellikle oradan gelecek tozun, patlatılacak dinamitlerin, arılara, organik çay üretimine ve bölgenin doğal yapısına zarar vereceğinden endişelenmekte.
Tam kapanma zamanında bile çalışan iş makinalarına direnen köylülere, asker ve polislerin sert ve biber gazlı müdahalesi oldu, hatta gözaltına alınmak istenen bazı kadınlar yerlerde sürüklendi.
Vatandaşlar, taş ocağına karşı yasal bir süreç de başlatmış durumda, Normalde bu sürecin beklenilmesi gerekirken, maalesef inşaat şirketi durumu oldu bittiye getirmeye çalışmakta.
İnşaat şirketine ise şimdiden taş ocağını genişletmesi için ekstra izin verilmiş durumda. Bölgeye uğrayan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, bu bölgedeki taşların mühendisler tarafından incelendiğini ve özel olduğunu belirtse de gerçekler maalesef öyle değil.

Düzenlenen raporlarda taş ocağı için bölgeden hiç örnek alınmadığını görmek mümkün. Liman yapımında genellikle tercih edilen bazalt taşı ise Türkiye’nin neredeyse her ilinde çıkan, dünyanın en sık görülen taş türü.
Varolan taş ocaklarının neden kullanılmadığı ise soru işaretleri yaratmakta. Kimileri taş ocağı bahanesi ile bölgede maden arandığını belirtse de, genel kanı daha uzaktan getirilecek taşların lojistik maliyetini düşürmek amacı ile taş ocağı açıldığı yönünde.
Bölgede protestolar, yasal süreç ve doğa katliamı hala devam etmekte. Bölgede yaşayanlar ise seslerinin dünyaya duyurulduğunu ama nedense hükümete ulaşmadığını belirtmekte.
Siz de İkizderelilerin sesini duyurmak için, Twitter ve Instagram’da İkizdere Dernekler Federasyonu’nu takip edebilir, Change.org/ikizdere adresindeki kampanyayı imzalayabilir ve paylaşabilirsiniz.
İkizköy:

Tam kapanma dönemini fırsat bilip, doğal alanlarına saldırılan bir diğer bölge ise Muğla’nin İkizköy mahallesi.
Akbelen mevkiindeki 600 dönümlük (150 futbol sahası) kızılçam ormanında Limak Enerji ve IC İÇTAŞ ortaklığındaki YK Enerji uzun yıllardır işlettiği linyit kömürü madenini genişletmek için çalışmalar yapmakta.
ÇED raporu olmadan kapasite artırımı yapmaya çalışıldığını belirten köylüler, tam kapanmadan faydalanıp ağaçları kesmek isteyen iş makinalarına karşı nöbete başladı.
Aslında bölgede yaklaşık bir aydan fazla süredir protestolar devam etmekte. Köylülerin yaşam kaynakları da olan alan, iki kömür madeni arasında bölgede yaşayanların nefes alabildikleri tek yer.
Bölge aynı zamanda Türkiye’nin de imzaladığı Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarının Korunması (Bern) Sözleşmesi kapsamında kesin korunması gereken alanlardan biri.
Köylülerin dava açılması için Milas Orman Müdürlüğü’ne verdikleri dilekçelere ise cevap verilmiş değil. Bu durum vatandaşların bilgiye ve adalete erişim hakkını kısıtlamakta.
İkizköy’ün bu haklarına destek vermek ve paylaşarak seslerini duyurmak için kendilerini İkizköy Direniyor adlı Instagram ve Twitter hesaplarından takip edebilirsiniz.
Kirazlıyayla:

Tam kapanmayı fırsat bilerek harekete geçen bir başka maden şirketi ise Bursa’da Kirazlıyayla’da köyün ortasından yüksek gerilim hattı geçirmekte.
Bu yüksek gerilim hattı, maden şirketi Meyra'nın Kirazlıyayla’da bulunan Çinko-Kurşun-Bakır Zenginleştirme Tesisi ve Atık Barajı Projesi kapsamında yapılmakta.
Jandarma eşliğinde köye giren iş makinaları, köyün ortasından 300 metrelik bir kazı çukuru açıp, çalışmalarına devam etmekte. Bölgede patlayan su boruları yüzünden köylüler iftarlarını çamurlu su ile açtıklarını belirtiyor.
Bölgede kazıya direnenler olsa da kişi başına neredeyse iki jandarma düşen, kendi bahçelerine girmek isteyenlere bile tapu sorulan bölgede, sürecin devam edeceği belirtiliyor.
Maalesef, bu haberleri duymak kadar, kabullenmesi de zor. Karış karış cennet vatan diyerek politikaya alet edilen ve sonrasında asker eşliğinde iş makinalarına teslim edilen doğal alanlar ve burada yaşayanların hem yaşam hakkı hem de gelir kaynakları yok edilmekte.
Bu süreçte binlerce yılda oluşmuş doğal dengelere kazma vurulması, kendine özgü bu alanların bir daha eskiye dönememesi demek.
İstenildiği kadar peyzaj çalışması yapılsın, bir ekosistem bozulduğu zaman onu insan eli ile eski haline döndürmek maalesef mümkün değil.
Devleti yönetenlerin şirket gelirleri ile değil, doğa sevgisi ve bilim ile çalıştığı bir gelecek dileği ile...
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Biz bakkaldan çakmak bile alamasak da, iş makineleri doğayı katletmeye devam ediyor.
04 May 2021

YAZARLAR

Çevreci Geek
İklim haberleri üzerine yorumlar.
İLGİLİ OKUMALAR


