Tamam. Şimdi hepimiz bir şey yapmak istiyoruz, değil mi?

Çünkü daha bir beş yıl önce böyle değildi.
Dank etme noktasını geçtik
Aslına bakarsanız, iklim krizi daha birkaç yıl öncesine kadar gündemimizin ortasında veya o günlük sohbetlere konu olmuş da değildi. Hatta iklim krizi dendiğinde, ‘yahu memlekette sorun mu kalmadı, ne diyorsun sen’ denirdi, hemen bir ‘tree-hugger’ muamelesi çekilirdi.
Şunu da kabul etmek lazım, Türkiye’nin yoğun gündeminden kendine yer bulamaması sanki normaldi. Ayrıca iklim değişikliği daha çok, uzaklarda bir yerlerde eriyen buzullarla veya ağlayan kutup ayıları ile ilgiliydi. Bize yıllarca dediler ki, ‘iklim değişikliği çok uzun zamanlara yayılan bir sorun, torunlarımıza nasıl bir dünya bırakacağımıza ilişkin. Hem zaten o zamanlar gelene kadar teknolojik şeyler yapılır, sorun ortadan kalkar’ falan filan.
Ancak şimdi geldiğimiz noktada gördük ki, o iş öyle değilmiş... İklim krizi ne buzullar kadar uzak, ne de bilim kurgu filmlerindeki sözde “yakın bir gelecek” ile ilgiliymiş. Küresel ısınma, iklim değişikliği veya iklim krizi, adına ne koyarsanız koyun, bu konu baya baya bugün ile ilgiliymiş. Hatta sadece kutup ayılarını ilgilendirmiyormuş, evimizin ve ciğerlerimiz içine kadar da etki edecekmiş.
Hadi tam burada bir parantez açalım ve sizi Sherwood Rowland ile tanıştıralım. İklim krizi ile ilgili yazılan çizilenler arasında Sherwood’un ismi belki çok söylenmez, en azından listenin en üst sıralarında değil.
Sherwood, 1995 yılında kimya alanında Nobel ödülü alan 3 bilim insanından biri. Diğerleri ise Paul Crutzen (‘antroposen’ kelimesini hayatımıza kazandıran kişi) ve Mario Molina’dır. Bu ödüle layık görülmelerinin sebebi de - resmi olarak - ‘atmosfer kimyası, özellikle ozon tabakasının oluşumu ve bileşenleri üzerinde yaptıkları çalışmalar. . Meali: ‘arkadaşlar, şu CFC’leri biraz azaltsak iyi olur, yoksa hepimiz cilt kanseri olacağız, ozon tabakası gidici’ dedikleri için bu ödül verilmiş. CFC’ler, yani kloroflorokarbonlar, çok zor lokma değildi. Deodorantlar, buzdolapları vesaire gibi bazı ürünlerin bileşenleri değişince halledilebiliyordu (hayır küçümsemiyoruz, büyük olay, ama bi’ iklim krizi değil).
İklim değişikliği konusundaki uyarıları tınmayan insanlığı gözlemleyen Sherwood Rowland şöyle demişti:

Yani diyor ki, ‘biz çalışıp uğraşıp modeller geliştiriyoruz, bunu gelişmiş bir bilim sayesinde yapıyoruz, ancak herkes oturup bu modellerdeki korkunç senaryoların gerçekleşmesini bekleyecekse biz neden kasıyoruz ki?’
Bugüne geldiğimizde ise, artık 'bir şeyler yapmak isteyenlerin' sayısı katlandı. İklim krizinden endişelenen kişiler, Türkiye'de neredeyse her dört kişiden üçü olacak kadar arttı. Biz buna ‘dank etme noktası’ diyelim. İklim krizinin ana akıma taşınması, herkesin gündemine gelmesi için bu dank etme noktası önemliydi.
Şimdi bir bakalım bu neden böyle oldu, nasıl dank etti? Bu konuda farklı teoriler var. Biz kendi gözlemlerimizi yazacağız sevgili okuyucu. Senin gözlemin farklı olabilir. Farklı düşüncelerin varsa bize yazabilirsin. Katılıyorsan ve içini dökmek istiyorsan, yine yazabilirsin. İklim krizinin Güzin Ablası olmak gibi bir misyonumuz var.
N’oldu ya, foton gitti?
Peki ne oldu da bu oldu?
Greta Thunberg diye bir genç, her Cuma parlamento önünde oturma eylemi yapmaya başladı mesela. Sahip oldukları refah ve mutluluk düzeylerini gözlerimiz yaşlı izlediğimiz ülkelerin gündemine dünyanın dört bir köşesindeki felaketlerin oturmasını “herhalde canları sıkılıyor” diye yorumlamak saçma olur. Çünkü olaysız bir günü geçmeyen bizlerin bile, dünyanın öbür ucundaki felaketler dikkatini çekmeye başladı.
Haberlerde, belgesellerde kulağımıza çalınan rakamlar, veriler pek bir anlam ifade etmezken; evini, toprağını bırakıp kaçmak zorunda kalanları duydukça iklim krizi daha elle tutulur, daha inanılabilir bir olgu hâline geldi.
Daha da önemlisi, Greta’nın “evimiz yanıyor” söyleminin, laftan ibaret olmadığını yanı başımızda etekemiğe büründüğüne şahit olduk.
İklim krizine birlikte gıcık olmanın vakti geldi!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Bizim sinirimizi çok bozuyor. Bu yüzden de harekete geçtik. Esmiyor Post!'da bu hareketlerin biri. İlk sayımıza hoşgeldin.
02 Eyl 2021

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

