Taraflar Ne Durumda?

Taraflar Ne Durumda?

COP26 dokümanına göre, dünya ekonomisinin %70’ini temsil eden ülkelerin net sıfır emisyona ulaşma sözü verdiği, 80’den fazla ülkenin ulusal katkı beyanını güncellediği ve tüm G7 ülkelerinin yeni hedefler belirlediği bir dünya içerisindeyiz. Yenilenebilir enerji kaynaklarının birçok ülkede kömür ve doğal gaz kaynaklarından daha ucuz hale geldiği de düşünüldüğünde ilerleme kaydetmişiz.

Öte yandan, şimdiki gibi davranmaya devam edersek (yani emisyon salınımını arttırmasak)  sıcaklıkların artacağı ve çok büyük felaketlerin bizi beklediği de bir gerçek. Nitekim BM Genel Sekreteri Guterres’in COP26’da dediği gibi, Paris Sözleşmesinden beri yaşadığımız yıllar en sıcak yıllarımız. Yani yapılacak çok iş var. Bu işler arasında karbon emisyonunu azaltma, toplumların ve doğal yaşamın korunması, gelişmekte olan ülkelere finansman sağlanıp proje finansmanlarında çevrenin gözetilmesi, ve tabii tüm ülkelerin iş birliği içerisinde hareket etmesi var. İşte bu saydıklarım da COP26’nın amaçlarını oluşturuyor.

Bu büyük söylemler ve hedefler bir yana, ülkelerin gerçekten bu toplantıyı işe yarar kılıp kılmayacakları da merak konusu. Bazı sert duruşlar önem arz etse de (mesela Guterres’ın doğaya tuvalet gibi davranmayı bırakmamızı söylemesi ve kendi mezarımızı kazdığımızı ifade etmesi), COP 26’daki bazı yaşananlar biraz hayal kırıklığına uğratmıyor değil.

Öncelikle, toplantının fiziksel olarak gerçekleştirilmesi aslında başlı başına çevreye zarar. Liderlerin COP26’ya toplamda 118 özel jet ile uçtuğu ve bu sebeple 1000 tondan fazla karbondiyoksit salınımına yol açtığı dile getiriliyor. Bazı liderler ise (mesela Sierra Leone başkanı) fiziksel katılımın önemini şu şekilde açıklıyor: “Ben fiziksel olarak katılmasam, nereden bilecekler?” Fiziksel olarak katılımın daha somut iletişime yol açabileceğini ben de düşünüyorum, naçizane. Fakat eğer COP26’nın gerçekçi ve somut çıktıları olmazsa bu toplantının “bari fiziksel olup zarar doğurmasaydı” eleştirilerine yol açması da kaçınılmaz.

Özel jetlerin ulaşım aracı olarak kullanıldığı bu toplantıda ülkeler ne durumda? Tüm ülkelerin konumunu bu yazıyla incelemek pek mümkün değil (iç ses: arkadaşlarının çoğu daha kısa yaz demişti zaten). Bu yüzden gelin sera gazı salınımını en çok kimin gerçekleştirdiğine bakalım. Ağustos 2021 itibariyle liderlik sırası (!) şu şekilde: Çin (%28), Amerika Birleşik Devletleri (%15), Hindistan (%7), Rusya (%5) ve Japonya (%3). Peki bu ülkeler COP26’da neler yaptılar?

Sera gazı salınımı konusunda lider olan Çin’in Başkanı Xi Jinping’in COP26’ya fiziksel olarak katılmaması dikkate değer hususlardan biri. Her ne kadar uçak kullanmamak suretiyle çevreye katkı sağlamış olsa da liderlerin bizzat bulunduğu bir konferansta olmamanın arkasında çevreye katkı olduğunu ben düşünemiyorum. Dileyelim bunun sebebi yalnızca pandemi endişesi olsun. ABD Başkanı Biden, her ne kadar iklim krizi ile mücadele konusunda iddialı söylemlerde bulunsa da konferans sırasında uyudu (ya da gözlerini dinlendirdi (!)). Yaş veya jetlag gibi sebeplerle insanın yorgun düşmesi belki anlaşılabilir. Ama bu kadar önemli bir şey konuşurken sera gazı salınımı konusunda lider (!) ülkelerden birinin başkanının uyuması sanki bizlere ABD’nin biraz umursamaz kaldığını söylüyor. En azından ben “yok artık” diye düşünüp COP26’dan da bir şey çıkmayacak galiba korkusuna kapılabiliyorum. Bir diğer kirleten Hindistan ise sera gazı salınımını 2070’e kadar sıfıra indireceği (yani karbon salınımı yapmayacağı) sözünü vermiş durumda. Fakat iklim krizi ile mücadele edebilmek için ülkelerin sıfır emisyona en geç 2050’de ulaşması gerekiyor. Yani Hindistan da sınıfta kalıyor. Peki Rusya ne yapıyor? İnanır mısınız bilmem ama Putin de COP26’ya katılmadı. Çin en azından ulusal katkı beyanını arttırmış, Rusya onu da yapmıyor. Japonya ise daha güçlü bir ulusal katkı beyanı iletmiş gözükse de onun da aralarında olduğu bazı ülkelerin fosil yakıtlardan bu kadar hızlı uzaklaşılmaması talebini gizlice Birleşmiş Milletlere ilettiği dokümanlar sızmış durumda. Bu da bize COP26’nın bir de görünmeyen yüzü olduğunu gösteriyor (iç ses: tezat sanatı oldu mu). Bu konuda Japonya ile birlikte hareket eden ülkelerden biri de Avusturalya. Kendisi kirletme konusunda ilk 5’te yer almasa da Avusturalya’nın tek amacının ülkesinin enerji ihtiyacını karşılamak olmadığını bu yazı vesilesiyle söylemek istedim. Nitekim Avusturalya, en çok kömür rezervi bulunan ve en çok kömür ihracatı yapan ülkelerden.

COP 26’nın katılımcıları sadece ülkeler değildi. Giderek daha sık rastladığımız üzere, bazı şirketlerin (daha doğrusu kişilerin), hukuki anlamda taraf olmasalar da uluslararası aktör olarak öne çıkma adımları attığını gördük. Amazon kurucusu Jeff Bezos ve Microsoft kurucusu Bill Gates de COP26’daydı. İklim krizi ile mücadele etmenin öneminden bahsedip bu amaç doğrultusunda harcadıkları/harcayacakları paralardan bahsettiler. Dünyayı yönlendirmede ülke liderleri kadar, belki de onlardan daha fazla etkileri olan kişilerin mücadelede yer alması güzel bir şey. Zira mücadelenin finansmanına katkı sağlamak bir yana, ülkeleri de etkileyebilirler. Fakat ben, bir şirket kurucusunun ülkeler üzerinde vatandaşlarından daha etkin olabilme ihtimalini ve de dünyayı kirletenler arasında yer alan bu kişilere kurtarıcı muamelesi yapmayı izninizle reddediyorum.

Taraflar ne durumda başlığını olumsuz eleştirilerle bitirmek istemiyorum. İngiltere’nin iklim krizindeki rolünün çok masum olmadığı aşikâr olsa da, ben Kraliçe II. Elizabeth’in COP26 konuşmasını beğendim. 95 yaşındaki Kraliçe, video bağlantısı yoluyla gerçekleştirdiği konuşmada “hiçbirimiz sonsuza kadar yaşamayacağız” diyerek kişisel bir konuşma yaptı. Elizabeth’in uluslar birleşince her daim umut olduğunu dile getirmesi de uluslararası iş birliğinin önemini gösterir nitelikte. Onun gençliğinde birbiriyle savaşan Avrupa’nın bugün birlik oluşturduğu düşününce çok da haksız sayılmaz. Umarım bu söylemler iklim krizi açısından temenni seviyesinde kalmaz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

GünebakanGünebakan

BÜLTEN SAYISI

COP26: İklim Krizi İle Mücadele Edebildik Mi Toplantısı

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’nın 26.sı bu sene 31 Ekim – 12 Kasım 2021 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Ben de bu ay COP26 olarak kısaltılan bu konferans üzerine yazmak istedim.

10 Kas 2021

https://news.un.org/en/story/2021/10/1104202

YAZARLAR

Günebakan

Hadi gelin, güne bakalım.

İLGİLİ OKUMALAR