
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Geçtiğimiz haftanın Meclis gündeminde 221 sıralı kanun teklifi vardı. Gıda, tarım ve orman alanında pek çok değişikliği barındıran bu kanun teklifinin görüşmeleri tamamlanarak kanunlaştı. Referandom ekibi olarak incelediğimiz bu teklifte öne çıkan değişiklikleri özetliyoruz.
- Alkol tüketimi ve satışı üzerine değişiklikleri içeren 1. maddeyle; 22.00 - 06.00 saatleri arasında geçerli olan alkol satış yasağını ihlal edenlere kesilen cezanın miktarı 20 bin - 50 bin lira aralığındayken yapılan değişiklikle 65 bin - 320 bin lira aralığına çıkarıldı. Buna ek olarak alkol satışında saat ve yaş kısıtlamalarını 5 yıl içinde 3 kere ihlal eden kişilerin alkol satış belgelerinin iptal edilmesi ve 2 yıl süreyle bu belgeyi tekrar edinememeleri sağlandı.
- Teklifin bir diğer maddesiyle yapılan değişiklikle tarım arazilerinin kullanımına dair yasaklar geliyor. Amacı dışında kullanılarak tarım arazisi üzerine inşa edilen binalara yıkım cezası ve yüksek idari para cezalarının uygulanması ise yapılan değişikliğin en öne çıkan noktalarından.
- Orman sınırları dışında kalan ve sahipli araziler içinde bulunan ekim ve dikim yoluyla yetiştirilen her nevi ağaç topluluğunun orman sayılmayacağı doğrultusundaki değişiklik kanun hâline getirildi. Aynı madde kapsamında arazi sahibinin, ihtiyaçlarını karşılamak için sahibi olduğu ağaç ve ağaççıkları kullanabilmesi ibaresi bulunuyordu. Bu izni alabilmek için ise arazi sahibinin mahalli orman idaresine haber vermesi ve durumu bir tutanakla belgelendirmesi koşulu getirildi. Meclis gündemini sahipli arazilerin içinde bulunan bitki örtüsünün daha kolay bir şekilde tahrip edilebileceği olasılığı uzun süre meşgul etti ve tartışmalı bir madde olarak birleşim tutanaklarına kaydedildi.
- Kanun teklifinde öne çıkan bir diğer konu ise tütün üretimi ve satışı üzerine yapılan değişiklikler idi. 2022 itibarıyla yerli tütün kullanımının zorunluluğunun kademeli olarak başlatılmasını kabul eden TBMM, bu kapsamda tütün mamulü üreticilerinin 1 yıl içinde yurt içi piyasasına sunmak amacıyla ürettikleri toplam tütünün %30’unun Türkiye’de üretilmiş olması zorunluluğunu getirdi. Yapılan bu değişikliğe ek olarak Cumhurbaşkanı bu oranı %45’e kadar çıkarma ve %15’e kadar indirme yetkisine sahip oldu.
- Tütün piyasasını etkileyen bir diğer değişiklik ise tütün, tütün mamulleri ve alkollü içki satışları için gereken yetki belgesinin kapsamının genişletilerek; makaron, yaprak sigara kağıdı, sigara filtresi ve saf alkol üretim, satış ve sunum faaliyetlerini kapsayıcı hâle gelmesi idi.
- 30. ve 32. Maddelerde ise Türkiye’nin gündemini haftalardır işgal eden “gıda sansürü” tartışmalarına sebebiyet veren değişiklikler bulunuyordu. Yapılması planlanan değişiklikler gıda güvenliği ve güvenilirliği hakkındaki yanıltıcı yayınları ve tüketicinin üretim alışkanlıklarını endişe ve korku yollarıyla olumsuz etkileyebilecek faktörleri engellemek gerekçelerine sahip olsa dahi uygulanabilecek sansürün boyutları medyada ve sivil toplum kuruluşları arasında büyük tepki uyandırmıştı. Nitekim bu tepkilerin sonucunda maddeler geri çekildi.
- AK Parti ve MHP ittifakının ortak çalışmaları sonucunda hazırlanmış 221 sıralı kanun teklifine TBMM’de bulunan muhalefet partilerinin tepkileri ise şu şekildeydi:
- 221 sıra sayılı kanun teklifinin işçinin sorunlarını çözmekten uzak olduğunu iddia eden ana muhalefet partisi CHP “…çıkaracağımız kanunlar, kanun teklifleriyle gelen kanunlar çiftçiye, üreticiye, halka ve topluma dönük olmalıdır. Bu kanun teklifinin; açıkçası, çiftçinin temel sorunlarına getirebileceği iyi bir çözüm olmadığı gibi iktidarın şu felsefesini de çok net onaylıyor: ‘Biz ürettirmeyeceğiz, ithalata devam edeceğiz.’" eleştirisiyle bahsi geçen teklife destek vermedi.
- Muhalefet sıralarının bir diğer parçası olan HDP ise yapılan değişikliklere “…Cudi’de, Gabar’da yakılan ormanların niye söndürülmediğini; halk bu ormanları söndürmek için seferber olduğunda bu insanların niye engellendiğini konuşmadan yeni ormanlık alanların çoğaltılmasını konuşamayacağız…” sözleriyle teklife destek vermediklerini belirtti.
- Kanun teklifine destek vermeyen bir diğer parti olan İYİ Parti ise AK Parti’nin hükümet olduğu yıllarda tarım sektörünü başarılı bir şekilde yönetemediği hatta üretime zarar verdiği eleştirisini mecliste şu sözlerle duyurdu; “2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinde tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısı 7 milyon 458 bin kişi iken 2020 yılında bu sayı 4 milyona düşmüş. Yani bu 3 milyondan fazla kişi köyde istihdam yaptığı alanı terk etmiş, sosyal problemlerini de sırtına yüklemiş, kente göç etmiş. Adalet ve Kalkınma Partisi tarım politikaları sonucunda 3 milyondan fazla insanımız tarımsal üretimden vazgeçmiş artık…”
Politik bir sosyal platform olan Referandom, karar alma süreçlerinin şeffaf, katılımcı ve kolay izlenir hâle getirilmesini amaçlıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta hikâyelerimizde İsrail ile Sudan arasındaki normalleşme anlaşmasına ve ABD'deki Başkanlık seçiminin NATO'nun geleceğine etkisine odaklanıyoruz.
29 Eki 2020

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.



