TikTok, platformlar, öğrenciler ve Çin

TikTok tartışılırken çok dile getirilmeyen meselelerin başında yeni neslin ekonomik hayal kırıklıkları ve tatmin edilemeyen beklentileri geliyor.
TikTok, platformlar, öğrenciler ve Çin

Zappa Zamanlar

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

Yazı: Biray Kolluoğlu, Evren M. Dinçer, Zafer Yenal

2024’ün ilk yazısında TikTok’un popülerliğini, benzer diğer mega-platformlardan farkını ve "kopardığı yaygarayı" konuşmuştuk. Ölçeği itibarıyla Meta platformları ya da X’ten çok farklı olmasa da hem içeriği hem de Çin hükümeti ile "bağlantıları" TikTok’un gündemden düşmemesinin en temel nedenlerinden. 

Yazımızda siyasetçilerin endişelerinden bahsetmiştik ancak biz yazımızı yayımladıktan aşağı yukarı dört ay kadar sonra mesele endişe boyutunu aştı. ABD Başkanı Joe Biden’ın 24 Nisan’da imzalamasının ardından TikTok, ABD’de bir yasanın konusu, daha doğrusu hedefi hâline geldi. Aslında tartışmalara biraz yakından bakınca iki büyük meselenin ön planda olduğu görülüyor. Birincisi platform meselesinin kendisi. İkincisi Amerika’da üniversite öğrencileri protestoları bağlamında TikTok’un bir ötekileştirme aracına dönmesi. Önce platformlara bakalım.

Platformlar

Sosyal bilimciler "platform etkisi" kavramıyla bir süredir bu meseleye eğilmeye çalışıyor. Dijital emperyalizm ise bir diğer kapsayıcı kavram. Platform çalışmaları akademinin nispeten yerleşik bir alt disiplinine dönüştü bile. Kastedilen ise kabaca yeni nesil tekeller. Elbette çağa ve ürüne özgü büyük farkları var bu yeni tekellerin. En çok göze çarpan özelliklerinden birisi tekno-tekellerin sayılarının görece daha az etki alanlarının ise çok daha küresel olması.

Gündelik okura yönelik popülerleşen açıklama çabaları da giderek artıyor. Yunanistan'ın eski Ekonomi Bakanı Yanis Varoufakis’e göre durum artık kapitalizmi aşmış durumda. Platformların gücünü açıklamak için onun kullandığı kavram "tekno-feodalizm". Biz de başka bir bağlamda bu konuyu daha önce ele almıştık. Teknolojik platformlar tamamen sahip oldukları platforma giriş çıkışı ve platformdaki etkinlikleri büyük ölçüde kontrol ediyorlar. Biçim ve içerik kontrolünün yanında operasyona dahil olma maliyetleri de çok büyük. 

ABD dahil pek çok ülke bu tekellere karşı bir mücadele yürütüyor. Trump hükümetinin Google’a açtığı tekel davasının haftaya sonuçlanması bekleniyor. New York Times’a göre davaya bakan hâkimin Google aleyhinde bir karar vermesi kuvvetle muhtemel. Biden yönetimi ise bu hafta Apple’a akıllı telefon piyasasındaki davranışları nedeniyle bir anti-tekel davası açtı. Apple’ın benzer bir suçlamayla AB’de başı zaten dertte. Meta, Amazon ve diğer benzer platformların hepsine yönelik benzer suçlamalar bulmak mümkün.

Avukat zengini bu platformların süreçleri nasıl yöneteceğini göreceğiz, ancak sonuç ne olursa olsun bir platform hegemonyası dönemine girdiğimiz kesin. Muhalif ya da düzen yanlısı olun hiç fark etmez, dünya genelinde etkin ve kitlesel iletişim için kullanabileceğiniz üç beş tane dijital platform var. Biz bu platformların hepsinde aktif içerik üreticisiyiz ancak sözümüzün hiçbirinde pek kıymeti yok. AB gibi kurumsal üst yapılar ise bunları düzenleyecek güç ve otoriteye sahip değil. 

Peki TikTok meselesinin nesi farklı? Cevap basit: Platformun sahibi. Daha doğrusu platformun sahibi olduğu iddia edilen ülke: Çin.

ABD’nin tepkisi TikTok’un bir Çin hükümeti ajanı olduğu iddiasına dayanıyor. ABD menşeli uygulamaların Çin’de tamamen yasaklı olması da diğer önemli etken tabii ki. Kısacası iş tamamen "Benim platformum seninkine karşı" gibi bir ikiliğe indirgemiş durumda. TikTok kendini "Çin ile ilgim yok, yatırımcılarımın çoğu Amerikalı" diyerek savunuyor. Ama tüm bunlar akla ABD’nin hassasiyetinin başka bir yönünü getiriyor. ABD’li firmalara ait platformlar ABD hükümeti ile nasıl bir ilişki içindeler?

Getty Images TikTok supporters demonstrate outside the US capital building on 13 March 2024

GettyImages

Varoufakis tam da bu yakın ilişki nedeniyle bu platformların siyasi muhalefeti neredeyse imkansızlaştırdığını söylüyor. Tekno-iyimserlerse bu kadar güce rağmen platformların siyaseti tektipleştiremediğini, aksine açtıkları alan ve yarattıkları olanaklarla gerçekte belki de istemeden siyaseti zenginleştirdiğini söylüyor. 

Gerçek muhtemelen her zaman olduğu gibi iki ucun arasında bir yerlerde. Onlarsız yapamadığımız bu platformlar birkaç kişi ya da kurumun dünya görüşü ya da çıkarlarına indirgenemiyor. Platformların kişisel ya da toplumsal büyük sorunlara yol açtığı muhakkak, ancak başka şekilde tartışması neredeyse imkansız pek çok şeyin de bu platformlarda tartışıldığını görüyoruz. 

Sosyal bilimcilerin 1990’ların başından beri yürüttüğü tartışmaların bitmeyeceği kesin ve ABD’nin getirdiği yasağın bir tartışmanın son noktası olmadığı da aşikâr. Ama bu önemsiz bir şey de değil. Tartışmanın nereye doğru gideceğini zaman gösterecek.

Protestolar

Peki kampüslerde olan biten bağlamında TikTok nerede duruyor? Bültenimizi diğer yazısında kampüs olaylarına biraz daha yakından bakıyoruz. Ama bu kısımda biz TikTok ile kesişimine bakalım.

TikTok’un yasaklanmasını öngören söz konusu yasa sadece TikTok üzerine değil. Amerikan siyasetinin iki ana kampının üzerinde bir türlü uzlaşamadığı Ukrayna savaşına askerî ve mali destek ile İsrail’e destek yasanın iki temel unsuru. 

Bu iki başlığa bir de TikTok’un dahil edilmesi başta ilginç gelebilir. Ancak New York Times’a göre bu durum hiç şaşırtıcı değil, hatta uygulama konusunda bu kadar şahin bir tavır takınılması ve normalde düşman kampların neredeyse tamamen uzlaşarak biraraya gelmesinin nedeni Çin. 

Temel iddia Çin’in TikTok aracılığı ile ABD’deki muhalefeti örgütlediği, desteklediği ve yaydığı yönünde. Çok konuşulan tepkinin merkezinde ise ABD’de gittikçe yaygınlaşan Filistin’e yönelik kampüs işgal ve eylemleri var. Eylemlerin haklılığı ve verilen yanıtın faşizan doğası bir kenara bırakılarak mesele Çin’in dış müdahalesine indirgenmeye çalışılıyor. Bu yaklaşım pek taraftar bulamasa da hâkim anlatılardan biri. 

Bu açıdan bakıldığında Amerikan toplumu aslında bir çeşit dejavu yaşıyor. 2016’da Cambridge Analytica ve Facebook’un merkezde olduğu tartışmalar yine bir başkanlık seçim yılında yaşanmıştı, o zaman muhalif başkan adayı yine Donald Trump idi. 

Ancak yakından baktığımızda aktörlerde çok önemli farklar olduğunu görüyoruz. 2016’da düşman (bu ifade Biden’ın imzaladığı yasada da kullanılan ifade—adversary) nispeten geleneksel bir düşman yani Rusya iken hedefteki sosyal medya platformu Facebook idi. Kullanıcıları ise büyük ölçüde sistemin hayal kırıklığına uğrattığı orta ve alt orta sınıf beyazlar idi. Yaş ortalamaları 50’nin üzerindeki bu kitle o seçimin ana tartışma konusuydu.

Bu seçimde ise "düşman" görece yeni: Çin. Rusya’nın bu seçimlerdeki sosyal medya etkisi pek mevzu bahis bile değil. Hedefteki platform ise TikTok. 2016’daki Facebook kullanıcılarına göre bu platformun kullanıcıları çok genç, hatta önemli bir kısmı çocuk. Dertleri ise çok çeşitli. Ama tartışmaya en çok konu olan mesele Filistin.

Medyada bu yönleriyle öne çıksa da durum bu kadar siyahla beyazdan ibaret değil. TikTok tartışılırken çok dile gelmeyen meselelerin başında yeni neslin ekonomik hayal kırıklıkları ve tatmin edilemeyen beklentileri geliyor. Bu hayal kırıklıkları en az 2016 seçmeni kadar derin. Bunun ötesinde iklim değişikliğinden yükselen otoriterliğe pek çok derdi var genç neslin. Ancak bu dertlerin ifade edilebileceği platformlar son derece sınırlı, üstelik giderek daha sınırlı hâle geliyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Zappa Zamanlar

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

NEREDE YAYIMLANDI?

Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

BÜLTEN SAYISI

Eklektik Bülten #17: ABD'de üniversiteler ve TikTok

Üniversitelerde normalleşen şiddet ve hükümetin sosyal platformlarla mücadelesi üzerine iki hikaye.

05 May 2024

Zappa Zamanlar

YAZARLAR

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

İLGİLİ OKUMALAR