Toplumsal Tarih: Uzmanlıktan beslenen yayıncılık

Dr. Erhan Keleşoğlu ile söyleşi
Toplumsal Tarih: Uzmanlıktan beslenen yayıncılık

Toplumsal Tarih, Türkiye’nin en eski popüler tarih dergisi. Tarih Vakfı, 1994’ten beri kesintisiz olarak her ay Toplumsal Tarih’i yayımlıyor. Tarih Vakfı, Türkiye’de insanlarının tarihe bakışına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlıyor.

Bu sayımızda Toplumsal Tarih Genel Yayın Yönetmeni Dr. Erhan Keleşoğlu ile söyleşi yapma fırsatımız oldu. Kendisiyle Toplumsal Tarih’in uzmanlaşmadan beslenen yayıncılık anlayışını ve tarih bilincini güçlendiren yayıncılık uygulamalarını konuştuk.

Uzun süre İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışan Keleşoğlu, derginin yayın yönetmenliğini 2021’den beri yapıyor. Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler kökenli olduğu için özellikle siyasi tarihle hep haşır neşir olduğunu aktarıyor.

Ortadoğu politikası, Arap-İsrail çatışması, İsrail’de siyasal-etnik ilişkiler, Filistin iç politikası alanlarında çalışan Erhan Bey, çok sayıda kitap bölümü ve makale yayımladı ve farklı ülkelerde araştırmalar yürüttü.

Toplumsal Tarih'in Aposto yayınına buradan abone olabilirsiniz.

Değerler ve kriterler

Erhan Bey’e öncelikle tarih alanındaki uzmanlığı yayıncılık alanında nasıl konumlandırdıklarını soruyorum:

“Demokratik iklimin oluşmasına hizmet eden – bunu çok önemsiyoruz Tarih Vakfı olarak – yarı akademik, çok farklı çevrelerden tarih sevenleri buluşturan bir mecra. Dergimizin temel özelliği alanında çok güçlü isimlerden oluşan bir yayın kuruluna sahip olması. Bence içeriğimizin zenginliği buradan geliyor, tarihin farklı alanlarından önemli şahsiyetleri bir araya getirmesinden kaynaklanıyor.”

Sohbetimizde uzmanlığın yanında tutarlılık ve değerlere bağlılık öne çıkıyor:

“30 senelik birikimimiz sayesinde ciddi bir teveccüh görüyoruz. İnsanlar yarı akademik bir mecrada ürünlerini yayımlamak istediklerinde ilk akla gelen dergilerden biri Toplumsal Tarih oluyor.”

Onlar için tarih bilincini gözetmenin yayıncılık bağlamında ne anlama geldiğini merak ediyorum, Erhan Bey bu noktada yayın kurulu ve yayın politikasının bağlı olduğu değerlerin rolünün çok büyük olduğunu söylüyor:

“Yayın kurulu her ay düzenli olarak toplanır, bize ulaşan yazıları denetimden geçirir. Yayına uygunluk denetimi için belli kıstaslarımız var. Konunun ilginç olması gerekiyor, özgün olması gerekiyor, akademik kriterlere haiz olması gerekiyor, etik, Tarih Vakfı ve Toplumsal Tarih dergisinin yıllar içinde geliştirmiş olduğu etik değerlere uygun bir metin olması gerekiyor.

Tarih Vakfı’nın değerleri kuruluşu itibarıyla belli; demokratik, çoğulcu, hukuk devletine saygılı, eleştirel bir tarih anlayışını sivil toplumun demokratik tarzda temsil edildiği bir Türkiye için tartışılır hâle getirmek üzere bu değerlere hizmet etmek. Toplumsal Tarih burada çok önemli bir işlev sahipleniyor.”

Bir mücadele alanı

Bu noktada tarih yayıncılığının dünyadan farklı olarak Türkiye özelindeki önemi üzerine neler düşündüğünü merak ediyorum. Erhan Bey şöyle söylüyor:

“Tarih dediğiniz şey dünün meselesi değil. Dünde, geçmişte yaşanmış olan olay ve olguları sadece o dönemde gerçekte neler olduğu üzerinden incelemek bugünkü tarih anlayışını tam olarak yansıtmıyor. ‘Hakikatte ne oldu?’ sorusunun ötesine geçmiş bir tarih anlayışına ihtiyacımız var.

Tarih aynı zamanda bir mücadele alanı. Bugünün toplumsal ve siyasi ihtiyaçlarına göre tarihin yeniden yazıldığını görüyoruz. Bu yazım süreci o anlamda bize bir mücadele alanı sunuyor. Biz o mücadele alanına da demokratik bir perspektiften bakıp kendi tarih anlayışımızla katkı sunmak istiyoruz.”

Türkiye'de tarih yazıcılığı

Türkiye’de tarih yazıcılığının dünyadan belirgin farklarını merak ediyorum. Erhan Bey şöyle açıklıyor:

“Bugünün ve geleceğin siyasal mücadeleleriyle ilintili olduğu için Türkiye’nin siyasal ve toplumsal atmosferi de ister istemez önemli bir etkiye sahip tarih yazıcılığı üzerinde.

Tarih yazım faaliyetinde bulunanların önemli bir kısmı akademide çalışıyor. Türkiye akademisi özellikle son 10 senedir büyük bir baskı altında. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında üniversiteler üzerindeki baskının arttığını gözlemledik. Otosansürü, KHK’ları gördük, binlerce kişi mesleğinden ihraç edildi, mesleğini yapamaz hâle geldi.

Özgür tartışma ortamının olmadığı bir durumda tabii ki tarih yazıcılığı bundan etkileniyor. Bugünün siyasi ortamı açısından risk temsil edebilecek konularda otosansür görüyoruz. Sansür zaten var – belli konular üniversitelerde ‘araştırılamaz’ duruma gelmiş durumda, çok riskli, siyasal riskleri söz konusu, idari alanda önünüz kesilebilir, yargı önüne çıkarılma durumunuz var. Akademi dışında da aynı sıkıntılar var. İnsanlar fikirlerini ifade etmeye çalışırken veya yazıya dökerlerken hem konu seçiminde hem de tarihsel metinlerin analizi sırasında kendilerini özgür hissetmiyorlar.”

Bu ortamda Toplumsal Tarih’in araştırmacılara ve bilim insanlarına sunduğu alan hakkında “Yayına uygunluk kriterlerimiz içinde olduğu sürece, sayfalarımızı her görüşe açıyoruz, özgür düşüncenin ifade edilebildiği.”

Entelektüel faaliyetin devamı için yayıncılık

Bu noktada Toplumsal Tarih için tarih biliminin ve yayıncılığın sorunlarının bir kesişimi söz konusu. Tarih alanında kaynak yetersizliği, kütüphane yetersizliği, siyasetin etkileri araştırmacıların önüne engeller koyuyor. Basılı yayıncılıkta ise kağıt ve dağıtım maliyetlerinin artması, alım gücüne bağlı olarak tirajların düşmesi gibi ciddi maddi zorluklar hakim. Bu zorlukları konuştuğumuzda Erhan Bey şuna dikkat çekiyor:

“Çok kritik bir zamandan geçtiğimizi söyleyebilirim. Yayıncılar olarak hayatta kalmaya çalışırken aynı zamanda insanların eserlerini, ürünlerini rahatça toplumla paylaşabilecekleri bir mecra teşkil etmeye devam etmek istiyoruz. Bunu çok önemsiyoruz, varoluş sebebimiz bu. Entelektüel faaliyetin devamı, entelektüel ürünün sürekliliği ve ürünlerin de toplumla paylaşılması bizim açımızdan yaşamsal bir yerde duruyor.”

Röportajdan bize kalan, uzmanlıktan beslenen yayıncılığın uzmanlığı adadığı alanı geliştirme sorumluluğu oldu. Tarih Vakfı ve Toplumsal Tarih’in tarih bilimine bağlılığı tüm zorluklara rağmen onları üretmeye ve üretenleri desteklemeye itiyor. Bunu yaparken Türkiye tarihine, tarihçiliğine önemli katkılarda bulunuyor. Ve bunu 30 yıldır, Türkiye’nin önde gelen yayınlarından biri olarak sürdürebiliyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto P.S.Aposto P.S.

BÜLTEN SAYISI

Toplumsal Tarih ile uzmanlık üzerine

Toplumsal Tarih'in uzmanlıktan beslenen yayıncılık anlayışını Genel Yayın Yönetmeni Erhan Keleşoğlu ile konuştuk

18 Oca 2023

Toplumsal Tarih ile uzmanlık üzerine

YAZARLAR

Aposto P.S.

Aposto'dan gelişmeler, ürün güncellemeleri, yazar ve yayın topluluğumuzdan hikâyeler, röportajlar, medya sektörüne ve entelektüel üretime dair perspektifler ve daha fazlası.

İLGİLİ OKUMALAR