Transatlantik ilişkilerde yeni dönem: Demokrat ABD ve Avrupa

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
ABD'de 3 Kasım 2020 seçim gününde yaşanan belirsizliği 5 Kasım tarihli 2020 ABD Seçimi özel bülteninde özetlemiştik. 7 Kasım’da Biden’ın mevcut oy ve delege sayısının onu 46'ıncı ABD Başkanlığına taşıyacağının kesin olmasıyla, seçimi takip eden basın organları Demokratların zaferini ilan etti. Sonuçların kesinleşmesinin ardından, dünya liderlerinden kutlama tweet’leri arka arkaya sıralandı. Hükümet başkanlarının yanı sıra AB ve NATO’dan da resmî tebrik mesajları geldi. Bazı ülkelerin ise resmî sonuçlar gelene kadar Biden ve Harris’i kutlamamaları dikkat çekti.

- Türkiye’den CHP ve HDP, seçim sonuçlarının ilanından hemen sonra sosyal medyadan tebrik mesajı yayımlarken MHP kanadında Bahçeli hızlı tebrikleri eleştirdi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise “Biden döneminin Trump döneminden farklı olup olmayacağını zaman gösterir.” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Biden’ı 10 Kasım’daki konuşmasında kutlayarak, zaferi geç tebrik eden liderler arasında yerini aldı.
- Geçiş dönemi tamamlanana kadar Oval Ofis’teki görevine devam edecek olan Trump, Twitter hesabından “hileli seçim” iddialarında bulunmayı sürdürüyor. Bu söylemlerin alıcılarından biri ise 9 Ağustos’tan bu yana kaybettiği koltuğunu hukuksuz bir biçimde bırakmayan Belarus lideri Lukaşenko.
- AB’ye umut ışığı: ABD seçimleri Avrupa başkentleri tarafından ilgiyle takip edildi zira transatlantik ilişkilerin eski hâline dönmesi AB tarafından uzun zamandır isteniyordu. Dört yıllık Trump döneminin faturası transatlantik ilişkilerin II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en düşük seviyeye gerilemesi oldu.
- Bir adım geriden: AB için en önemli kırılma noktalarından biri, Trump’ın uluslararası ticarette AB’yi ABD’nin düşmanı olarak tanımladığı 15 Temmuz 2018 tarihli demeci. Düşmanlık ithamıyla bildiğimiz anlamda Batı İttifakı'nın düşünsel temellerini ve uygulama pratiklerini sembolize eden çok taraflılık ilkesine aykırı davranan Trump, AB’nin kendi değerleri bağlamında hoş görebileceği bir “süper güç lideri" olamadı.
- Bir adım geriden: AB için en önemli kırılma noktalarından biri, Trump’ın uluslararası ticarette AB’yi ABD’nin düşmanı olarak tanımladığı 15 Temmuz 2018 tarihli demeci. Düşmanlık ithamıyla bildiğimiz anlamda Batı İttifakı'nın düşünsel temellerini ve uygulama pratiklerini sembolize eden çok taraflılık ilkesine aykırı davranan Trump, AB’nin kendi değerleri bağlamında hoş görebileceği bir “süper güç lideri" olamadı.
- AB’nin umudunu Biden’ın seçilmesine bağladığı, gizlemeye bile ihtiyaç duyulmayan bir gerçekti. Nitekim henüz seçimler gerçekleşmeden, anketlerde önde görünen Biden dönemine dair projeksiyonlar üretilmeye başlandı. Henüz ekim ayının başında Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği tarafından “Diplomasiye Dönüş – İran Nükleer Anlaşması ve Demokratik Beyaz Saray” adlı bir rapor hazırlanarak Biden dönemi için AB’nin stratejik projeksiyonları oluşturuldu. ABD için oluşturulan eylem planında, 20 Ocak’ta ofise geçecek Biden’ın ivedilikle (şubat ortasına kadar) İran’ın ekonomik olarak rahatlaması için Avrupa ülkeleriyle hareket etmesi ve Trump döneminde çıkılan nükleer anlaşmaya geri dönmeye odaklanması gerektiği belirtiliyor. Öte yandan iç politika hedeflerine odaklanan ve ülkeyi yeniden birleştirme gayretinde olan Demokrat ekibin ilk odağının AB’nin umduğu gibi olup olmayacağı ise merak konusu.
- Brexit müzakereleri: Boris Johnson ile hiç tanışmayan Biden, Johnson’ı “Trump’ın fiziksel ve duygusal klonu” olarak tahayyül ediyor. Anglo-Sakson bağları ve Atlantik’in iki yakasını paylaşan iki ülke liderinin birbirlerine bu denli karşıt durmaları, ilişkilerin güçlü olmayacağına işaret ediyor. Brexit müzakerelerinin sonuçlanmasına çok az bir süre kalmış olmasına rağmen Londra hâlâ kendisini ticarette koruyacak bir sonuç elde edemedi. Dahası, ticaret için ABD ile yapılması hedeflenen özel ticaret anlaşmasına Biden yönetiminin nasıl yaklaşacağı belli değil. Özetle, ticarette iki taraftan da sıkıştırılan Birleşik Krallık’ın istemese de Kuzey İrlanda’nın haklarını gözetecek bir çözüm üretmesi gerekiyor.
- Eylem planı: Öncelikle tüm kampanya sürecinde oldukça aktif olan Biden’ın resmî sitesinin yerini, “Birlikte Yeniden İnşa Edelim” anlamına gelen BuildBackBetter.com adresi aldı. Geçiş sürecine hazırlanan Biden ekibinin dört temel gündem maddesi bulunuyor:
- Covid – 19 ile mücadele
- Ekonomik İyileşme
- İklim Değişikliği
- Irk Adaleti
- Takım çalışması: ABD’nin yeni dönem hedeflerinde AB hedefleriyle kesişen iki nokta, pandemiyle mücadele ve iklim değişikliği. Almanya merkezli BioNTech ile ABD merkezli Pfizer, Covid-19 aşısını geliştirmek üzere çalışıyor. AB Komisyonu, aşı için çalışan ikiliye Küresel Sorumluluk Gereği maddi destek sağlamayı kabul etti. Bir diğer nokta, Biden’ın Paris İklim Anlaşması’na geri dönmekle kalmayıp daha fazlasını yapacağını da taahhüt etmesi. İklim Değişikliği konusunda AB’nin ortaya koymaya çalıştığı Yeşil Anlaşma düşünüldüğünde, paralel hedefler bilgi, teknoloji ve para paylaşımını sağlayacaktır. Yaşamımızı ve geleceğimizi ilgilendiren önemli konularda yapılan takım çalışması, transatlantik ilişkiler için yeni bir çıkış noktası olabilir.
- Son not: 2020 yılı ABD halkı için oldukça zorlu geçti. Bir yandan pandemiyi önemsemeyen bir Başkan tarafından yönetilirken diğer yandan sistematik ırkçılık sonucu bir insan yaşamını yitirdi ve Black Lives Matters hareketi yükseldi. Bu yaraların sarılabilmesi için Demokratların başarılı kampanyalarında vurguladıkları gibi öncelikle içten bir birleşmenin sağlanması gerekiyor. İki yıl sonra gerçekleşecek Kongre ara seçimleri, Demokratların iç politikadaki performanslarının bir karnesi olmakla birlikte dış politikada ne kadar açılabileceklerini belirleyecektir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu sayıda imar affı ve deprem tartışmasına, ABD Başkanı seçilen Demokrat Partili Joe Biden'ın transatlantik ilişkilerine ve TBMM gündemindeki İşsizlik Sigortası Kanunu'nda yapılan değişikliklere odaklanıyoruz.
12 Kas 2020

YAZARLAR

Büşra Kılıç
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.




