Tüketici mi değişmeli, yoksa üretici mi?

Herkese merhaba. Döngüsel ekonomi dönüşüm süreci hayatımızın her alanında yer almaya başlayan bir süreç. Özel şirketleri üretim süreçlerinde daha döngüsel adımlar atarken, belediyeleri ise atık toplama süreçlerini döngüsel ekonomiye uygun hale getirmeye çabalarken görmek mümkün. Lokal bazda çalışan STK’lar yavaş yavaş bu alana ilgi duymaya başlarken, global inisiyatifler çok daha büyük ölçekte adımlar atmaya başladı.
Peki tüm bunların yanında tüketiciler ne yapıyor? Bu haftaki tartışmamızı bu soru üzerinden yürütmeye çalışacağız. Döngüsel ekonomiye geçişte çok farklı paydaşların bir arada çalışması gerektiğini devamlı vurgulamaktayız. Fakat burada belki de en önemli sorumluluk biz tüketicilerde, bunu da kabullenmemiz gerekiyor. Peki bu sorumluluğu almaya hazır mıyız?
Değişen tüketim alışkanlıkları
Pandemi ile tüketim alışkanlıklarımız tamamen değişti demek yerinde olacaktır. Bir süredir hayatımızda olan çevrimiçi alışveriş, pandemi ile zirve yaptı ve her geçen gün çevrimiçi alışverişe olan talep artıyor. Bunun yanında bir grup tüketici de zorunlu evlere kapanma sürecini farklı şekilde değerlendirerek tüketimi minimize etmeye başladı.
Pandemi ile değişen tüketim alışkanlıklarına özel sektör de uyum sağlamaya çalışmakta. Covid-19 sonrası tüketicilerin hangi davranışlarının değiştiğini detaylı bir şekilde analiz etmeye çalışan özel sektör, ortaya çıkan yeni tüketici tiplerini de öğrenmeye çalışıyor.
Sağlıklı ve sürdürülebilir tüketici davranışlarını analiz etmek için hazırlanan 2020 GlobeScan Healthy & Sustainable Living raporu bu konuda ortaya çıkmış kesin bir davranış şekli olmadığını belirtse de Covid-19 sonrası tüketicilerin genelinde ortak bir nokta var; çevresel ayak izini azaltmak ve şimdi olduğundan daha farklı tüketmek.

Tüketicilerin farkındalığı artıyor, ama yeterli mi?
Tüketiciler ile yapılan anketler şunu göstermekte;
-tüketicilerin %74’ü gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmak için daha az tüketmeleri gerektiğine katılıyor, bu oran bir önceki sene %66 seviyesindeydi yani ne yazık ki çok muazzam bir değişim yok,
-kişisel olarak çevreye verdiği zararı azaltmak isteyen tüketicilerin oranı %73 civarında, burada da ne yazık ki önemli bir değişim yok, 2019 yılında %64 civarındaymış
-tüketim alışkanlıkları dolayısı ile çevreye verdiği zarardan dolayı suçluluk hissedenlerin oranı ise %43 seviyesinden %53’e çıkmış,
Bu oranların anlamı şu; pandemi sebebi ile bir önceki yıla göre tüketiciler olarak biraz daha duyarlıyız. Pandeminin çevresel etkilerini gördükçe, evde oturup aslında satın aldığımız yüzlerce kıyafetin kullanılmadığını fark edince, tüketim alışkanlıklarımızın değişmesi gerektiğine daha fazla inanıyoruz.
Ama kötü bir haberimiz var, bu konularda ne kadar farkındalık artsa da ne kadar çevreye daha duyarlı olmaya başlasak da, iş tüketime geldiğinde aksiyon almıyoruz. Bunun tek sebebi yıllardır alışılagelmiş tüketim alışkanlıklarımız değil elbette.
Alışkanlıklar mı değişmeli, yoksa üretilen ürünler mi?
Daha sürdürülebilir, çevreye duyarlı, dayanıklı ürünler kullanılması için üreticilerin de bu ürünleri daha uygun fiyatlı ve satın alınabilir yapması gerekiyor elbette. Ülkemizde de çok rahat görebileceğiniz gibi, çevreye duyarlı, zararlı etkisi az veya hiç olmayan ürünlerin fiyatları normallerine göre çok daha pahalı. Sürdürülebilir ve çevreye duyarlı bir yaşam sadece ekonomik olarak belli bir sınırın üzerindeki kesime hitap ediyor algısı yaratıldı ister istemez.
Bunun yanında şu an hala çok küçük bir tüketici grubu bu tarz ürünlere talep gösterdiği için, bu ürünler hala niş bir pazar olarak düşünülüyor. Paradoksumuz tam da burada başlıyor. Daha döngüsel, daha sürdürülebilir iş modelleri ve ürünler için tüketicilerin talebi mi önemli? Yoksa özel sektörün tüm iş modellerini ve ürünlerini döngüsel ve sürdürülebilir hale getirmesi mi?
Bu soruya elbette kesin bir cevap vermek mümkün değil. Daha büyük bir tüketici kitlesi çevresel zararları az ürün tercih ederse, üreticiler de bu tarz ürünlerin üretimine yönelir. Bunun yanında, üreticilerin daha çevreci ürünler ve iş modelleri üretmesi ve yaygınlaştırması, zaten bu konuda farkındalığı her geçen gün artan tüketicilerin talebini arttırabilir. Özetle, hem tüketiciler bu tarz ürünlere talep göstermeli, hem de üreticiler bu tarz ürün ve iş modellerine geçerek talebi sıfırdan yaratmaya başlamalı.

Farkındalık artsa da ne yapacağımızı bilmiyoruz
Raporda bahsedildiği gibi, tüketicilerin özellikle pandemi sonrası döngüsel ve sürdürülebilir ürünler konusunda farkındalıkları arttı. Fakat en büyük sorun, bu ürünlere bu iş modellerine geçiş sürecinde. Yıllardır alışılagelmiş kullan-at mantığı, tamir etmek yerine yenisini alma alışkanlığı, ikinci el ürünlerin hijyen durumuna olan önyargı. Bunların hepsi döngüsel ekonomiye uygun bir sürü iş modelinin ve ürünün benimsenmesi noktasında sorun çıkartmakta.
Daha çevreci, daha sürdürülebilir tüketim alışkanlığı istesek de yılların verdiği alışkanlıkları değiştirmek zor geliyor. Fakat, durum artık kişisel alışkanlıkları değiştirmek için inisiyatif alma sınırını çoktan geçti. Bireyler olarak ihtiyacımız kadar tüketmeli, sahiplenme duygusunu bırakmalı ve döngüsel ekonomiye uygun tüketim alışkanlıklarını (yeniden kullanım, tamir, yeniden üretim) benimsemeliyiz.
Bu konuda umutlu olmamızı sağlayacak çok değerli bir bilgi var neyse ki😊 Bilinen tüm tüketici davranışlarını yıkarak gelen ve istesek de istemesek de tüm sistemi değiştirecek olan Z kuşağı. Ürünlerin markasına ya da estetiğine değil, işlevine ve çevresel etkisine dikkat eden Z kuşağı sayesinde talep zaten değişmeye başladı. Özel sektörün de uyum sağlamak için çabaladığı nokta burası aslında. Belki de son 50-60 yıldır devamlı artan ve aynı doğrultuda (devamlı tüketim) ilerleyen tüketici davranışları, Z kuşağı ile tamamen değişmekte ve üreticiler de buna ayak uydurmaya çalışmakta.
Sonuç olarak, döngüsel ekonomiye uygun yeni iş modelleri biz tüketicilerden gelen talep arttıkça daha da yaygınlaşacaktır. Bizlere düşen sorumluluk tüm önyargılarımızı yıkıp, tüketim alışkanlıklarımızı baştan aşağı değiştirmek. Bunun yanında gezegenimizin geleceği için her birimiz çalışmalıyız, bu da çevremizdeki herkesi bu konuda uyarmak, bilinçlendirmek ve sürdürülebilir ürünlere, döngüsel ekonomiye uygun hizmetlere özendirmekle mümkün olabilir.
İyi haftalar!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
'Tavuk mu yumurtadan, yoksa yumurta mı tavuktan çıkar?' sorusundan daha zor bir soru ile karşınızdayız
27 May 2021

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi
Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!
İLGİLİ OKUMALAR


