Türetim ekonomisi için yeni yaklaşımlar İstanbul'da

Sürdürülebilir bir dünya için yeni ekonomik yaklaşımların ele alındığı 1. Uluslararası Türetim Ekonomisi Konferansı (IPEC2024), 29-31 Mayıs 2024 tarihlerinde Kadir Has Üniversitesi’nde.
Türetim ekonomisi için yeni yaklaşımlar İstanbul'da

Son yıllarda küresel arenada "Prosumer Economy" adıyla sık sık karşımıza çıkan türetim ekonomisi, doğaya ve topluma minimum negatif veya olabildiğince pozitif etki eden, onarıcı, makro ölçekli döngüsel ekonomi modeli olarak tanımlanıyor.

Türetim ekonomisine odaklanan ve dünyada ilk kez İstanbul'da düzenlenen Türetim Ekonomisi Konferansı (IPEC2024), 29-31 Mayıs arasında alternatif ekonomi modelleri ve sürdürülebilirlik konularında Türkiye’den ve dünyadan uzmanlaşmış isimleri ağırlıyor. Konferans, sürdürülebilirlik ve ekonomi alanındaki uluslararası gelişmeleri ve yenilikleri tartışmak için geniş bir platform sunuyor.

Uluslararası konuşmacıların yer aldığı Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlenen konferansın ilk iki gününde, ekonomik dönüşüm için yenilikçi yaklaşımlar paylaşıldı; yeni ve adil bir ekonomiye giden yollar anlatıldı. Günümüz ekonomik sisteminin tıkanan noktaları masaya yatırıldı ve alternatif uygulamalar üzerine konuşuldu.

Sınırlı kaynaklarla sonsuz büyüme olamaz

400’den fazla katılımcının kayıt yaptırdığı konferansın açılış oturumunda ilk sözü alan Degrowth (Küçülme) hareketinin liderlerinden Vincent Liegey, konuşmasında kapitalizmin kalesi diyebileceğimiz ABD'de halkın %70'inin paylaştığı “çevreyi korumanın ekonomik büyümeden daha önemli olduğu” inancına vurgu yaparken Almanya Çevre Ajansı tarafından yapılan bir araştırmada katılımcıların %88'inin “ekonomik büyümeden bağımsız olarak iyi yaşamanın yollarını bulmamız gerektiği" üzerinde uzlaştığını dile getirdi. Liegey'in Fransa'dan verdiği örnek ise halkın %93’ünün ekonomik sistemin bir kısmını veya tamamını gözden geçirmek ve sonsuz büyüme efsanesinden uzaklaşmak gerektiğini düşündüğünü vurguladı.

Küresel ekonomik büyümenin sona ermesinin gerekli ve kaçınılmaz olduğunu belirten Liegey, yeni bir sistem olarak "küçülme" kavramının gündeme gelmesinin şart olduğunu savundu. Liegey, küresel ekonomide küçülmenin nasıl olabileceğini ise şu sözlerle açıkladı:

"Küçülme kavramı kışkırtıcı bir slogan olduğu için hâkim sistem tarafından benimsenemez ancak daha çevreci sosyal bir olgu olarak toplumlar için koruma sağlayabilir. Çokboyutlu bir dizi düşünce, keşfedilecek yeni hayaller, değerler ve ilkeler oluşturulmalıdır. Bir yurttaş hareketi olarak bireysel veya toplumsal direnç sergilenmeli. Entelektüel ve akademik politik pratikleri yaratılmalıdır."

Dünyanın kaynaklarına saygılı yeni bir yaklaşım: Doughnut Ekonomisi

Konferans konuşmacılarından Doughnut (Simit) Ekonomisi savunucusu Erinch Sahan ise geliştirdikleri ekonomik modelle toplumun sorunlarını çözmeye çalışan işletme sistemlerini iyileştirmek ve iş dünyasında değişim yaratmak istediklerini ifade etti. Sahan, Doughnt Ekonomisi modelini şöyle açıkladı:

"20. yüzyılda her şey finansal sermayenin önemi üzerine kurulmuştu. Fakat o zamanlar gezegenin sınırlarının aşılacağı, sosyal adalet ve eşitlik gibi konular bilinmiyordu. Bu gerçeği anladığımızda finansal sermayenin çıkarlarını bir kenara bırakarak, gezegenimizin şartları üzerine bir ekonomik tasarım yapmamız gerektiğini fark ettik. Ancak toplumsal ihtiyaçların da düşünülmesi gerekiyor. Bu iki sınır arasındaki alanı bir simit şeklinde düşünebilirsiniz. İşte Doughnut Ekonomisi dünyanın kaynaklarına saygılı ve refahın adil paylaşımına dayanan yenilikçi bir ekonomi modeli. Ekonomik büyüme gerçekçi bir kavram değil. Kaynakları sınırlı olan bir gezegende, sonsuz büyüme mümkün olamaz. Amacımız hepimizin yaşam seviyesini iyi bir seviyeye getirmek, dengeli bir şekilde yaşayabilmek.’’

Christian Felber

Ortak İyilik Ekonomisi: Bütüncül dünya görüşü ve egemen demokrasi

Sürdürülebilir ekonomik modellerin geliştirilmesine öncülük eden isimlerin başında gelen "Economy for the Common Good" (Ortak iyilik ekonomisi) modelinin kurucusu Christian Felber, konuşmasında temsilcisi olduğu akımın bütüncül bir dünya görüşünden ortaya çıktığını ve egemen demokrasiye dayandığını vurguladı. Felber, "Ortak İyilik Ekonomisi" modelini oluştutan 5 temel olguyu şöyle sıraladı:

  1. Ekonomiyi, genel olarak toplumu yönlendiren temel değerlerle yeniden birleştirmek. Ortak İyilik Ekonomisi insan haklarını, adaleti ve sürdürülebilirliği teşvik eden iş kararlarını teşvik ediyor.
  2. Ana hedef  "ortak iyiliğe" hizmet etmeyi tanımlayan bir ekonomik sisteme geçiş yapmak. İş dünyası ve diğer ekonomik aktörler, dünya genelindeki anayasalarca belirlenen evrensel değerlere uygun hareket etmeli. Bu değerler arasında onur, sosyal adalet, sürdürülebilirlik ve demokrasi yer alıyor. Bunlar, kâr maksimizasyonu ve piyasa hâkimiyetini içermiyor.
  3. Başarıyı yukarıda belirtilen değerlere göre ölçen bir iş sistemine geçiş yapmak. Bir işletme, daha fazla kâr elde ettiğinde değil, kamu yararına en iyi şekilde hizmet ettiğinde başarılıdır ve başarısının faydalarını toplar.
  4. Ekonominin yasal çerçevesinin köşe taşlarını demokratik bir şekilde belirlemek, bu süreçler sonucunda ulusal anayasaların ve uluslararası anlaşmaların reformu ve yeniden değerlendirilmesi için somut önerilerde bulunmak.
  5. Hissetme ile düşünme, teknoloji ile doğa, ekonomi ile etik, bilim ile maneviyat arasındaki boşlukları kapatmak.

Prof. Dr. Erinç Yeldan

Sürdürülebilir yeşil sanayileşme stratejisi geliştirilmeli

Kadir Has Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde yeşil ekonomi politikası, yeşil adil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma üzerine çalışmalar yürüten Prof. Dr. Erinç Yeldan ise sürdürülebilir yeşil sanayileşme stratejisinin önemine ve nasıl uygulanabileceğine dair konuştu. Yeldan, sürdürülebilir yeşil sanayileşme stratejisinin üzerinde yükselebileceği temel değerleri şöyle sıraladı:

  • Fosil yakıt temelli üretimden sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji, sanayi ve tarımsal faaliyetlere geçiş.
  • İşgücü piyasalarındaki kayıt dışılık ve parçalanmayı ele alarak, insana yakışır iş programlarının oluşturulması.
  • Sadece ücretli emek, sermaye veya bölgesel alanlarda değil, aynı zamanda cinsiyet, etnisite ve tüm sosyal dışlanma biçimleri üzerindeki gelir ve fırsat dengesizliklerinin giderilmesi.
  • Kaynak mobilizasyonu ve kaynak tahsisinde devletlere, piyasaların kısa vadeli beklentileri yerine, sosyal değerlendirme ilkeleri çerçevesinde gerçekçi bir rol verilmesi.

Yeldan, neredeyse iki yüzyıllık başarılı kalkınma dönüşümlerinin ana mesajının, sermaye birikiminin demokratik planlama yoluyla yönlendirilmesi ve bu süreçte yapısal dönüşüm ile yeşil istihdamın oluşturulmasını destekleyen özel girişimlerin teşvik edilmesi olduğunu da vurguladı.

Küçük olanın güzel olduğu bir ekonomiye ihtiyacımız var

Konferansın ikinci gününde konuşan World Fair Trade Organization’un CEO’su Leida Rijnhout, küresel düzeyde ekonominin nasıl daha adil ve etik hâle getirilebileceği hakkında görüşlerini paylaştı:

"Şimdi 'iş devrimi' zamanı! Kâr maksimizasyonunun ana hedef olmadığı, çevresel ve sosyal maliyetlerin fiyata dahil edildiği, kârın sadece hissedarlara gitmediği, işletmelerin yaptıklarından sorumlu olduğu, şirket gücünün hükümetlerden büyük olmadığı, üretim zincirlerinin çalışanlara ve vatandaşlara daha yakın olduğu, çalışanların/üreticilerin işletmelerine sahip olduğu, ölçeğin sınırlı olduğu ve küçük olanın güzel olduğu bir ekonomiye ihtiyacımız var, yani KOBİ'lere!"

ESG'de yönetim ihmal ediliyor

Konferansın bir diğer konuşmacısı olan sosyal girişimcilik, büyüme sonrası yatırım ve teknoloji alanında faaliyet gösteren Nonprofit Ventures CEO'su Melanie Rieback, daha sürdürülebilir bir dünya için olası ekonomik küçülme dönemlerinde şirketlere ne olacağı, etki yatırımları ve sürdürülebilir finans konularında katılımcıları bilgilendirdi.

ESG’de (çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim) çevresel ve sosyal yönlerin çok dikkat çektiğini, ancak şirketlerin yönetiminin ihmal edildiğini savunan Melanie Rieback, esasında yönetimin, çevresel ve sosyal sorunların temel nedeni olduğunu hatırlattı. Sistemin her zaman eleştirildiğini ama ne olduğunun tanımlamadığını belirten Rieback, sistemi değiştirmek için önce onu anlamamız gerektiğini belirtti. Rieback konuşmasını şu sözlerle tamamladı: 

"Post Growth Girişimciliği, çıkarımsız ve kâr amacı gütmeyen işletmeler kurmaya odaklanmış bir yapı. İşletmelerimizle kâr amacı gütmeyen kurumları çapraz sübvanse etmeye teşvik ediyoruz ve ticari girişim ekosisteminde yer almadan aktivist, sanatsal, spiritüel iş fikirlerini hayata geçirmek isteyen girişimciler için bir alternatif sunmaya çalışıyoruz. Girişim ekosisteminin çok büyük bir kısmı, 'sermaye, ölçek' şeklindeki Silikon Vadisi modelini kullanıyor. Biz ise bunun yerine kendi kendine yetme, sabit büyüme ve çıkarımsızlık modelini teşvik ediyoruz."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Pareto SürdürülebilirlikPareto Sürdürülebilirlik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

♻️ Türetim ekonomisi, ABD'nin yeni kriterleri

Sonsuz ekonomik büyüme hedefleri yerine kaynakların sınırlı olduğunu kabul eden, adil, eşit ve daha kapsayıcı sürdürülebilir ekonomik modeller, İstanbul'daki Türetim Ekonomisi Konferansı'nda tartışıldı.

31 May 2024

Unsplash

YAZARLAR

Hüseyin Koyuncuoğlu

Ekonomi ve finans editörü

Pareto Sürdürülebilirlik

Tarımdan enerjiye, kozmetikten turizme geniş bir perspektiften, uzman yorumlarıyla sürdürülebilirlik haberleri.

İLGİLİ OKUMALAR