Türk basınında ilk müstehcen fotoğraf: Josephine Baker

Türk basınında ilk müstehcen fotoğraf: Josephine Baker

Mehmet Selahattin’in röportajına yansıyan diyaloglarda İstanbul Boğazı, “kıvrak bir Josephine Baker”a benzetiliyor. 

Dönemin iletişim araçları arasında görsel medyanın, genellikle dergi ve gazetelerdeki siyah beyaz fotoğraflardan ibaret olduğunu, 1932 yılında ülkede sadece 129 tane sinema salonu bulunduğunu düşününce, Josephine Baker isminin bu ülkede nasıl tanındığını merak ediyoruz. 

Afro-Amerikan bir dansçı, şarkıcı ve sinema aktristi olan Josephine Baker’ın Türkiye’de tanınması Kasım 1927 tarihli Film Mecmuası dergisinde yayımlanan fotoğrafıyla gerçekleşiyor. Birçok kaynakta bu fotoğraftan “Türk medyasında yayımlanan ilk müstehcen fotoğraf” olarak bahsediliyor. Film Mecmuası’nın başyazarı Ekrem Reşit Rey’in - aynı zamanda Lüküs Hayat operetinin de yazarıdır - 1927’lerde yeni yeni ünlü olan Baker için bir sayfa ayırması derginin sinema dünyasını yakından takip ettiğini gösteriyor. Çünkü aynı yıl içerisinde Baker, büyük bir sinema filminde rol alan ilk siyahi kadın olarak tarihe geçiyor. 

Film Mecmuası dergisinin 2 Kasım 1927 tarihli nüshası

1929 yılına denk gelen Melek Sinemasında gösterime girecek bir filmin ilanı ise Baker’ın Türkiye’de iyiden iyiye tanındığına işaret ediyor. İlana göre, “Jozefin Beker layık olduğu alkış ve takdirlere mazhar olacağı şüphesiz.” Üstelik ilan “Yerlerinizi evvelden tedarik ediniz” sözleriyle son buluyor. 

Josephine Baker’in Türkiye ve dünyada dönemin en büyük starlarından biri olması, müstehcen birkaç fotoğraftan çok daha fazlasıyla ilgili.
Zorlu bir yolculuk sonrası tüm dünyada tanınır oldu. Nazilerin ‘kültür düşmanı’ ilan ettiği, ABD’nin komünist avı sırasında hakkında yüzlerce sayfalık rapor tuttuğu Afroamerikan sanatçı, çocukluğunda ısınmak için dans ettiğini anlatır. Zaman içerisinde çılgın çarliston dansları, karmakarışık kol ve bacak hareketleri, yapmacık şaşılığı ve yüzündeki pervasız gülücüğü ile birçok izleyenin hayranlığını kazanır. Sahnesiyle, filmleriyle, şarkılarıyla Baker’ın ünü gitgide artar. 

Nihayet Türk izleyicisi 1934 yılına geldiğinde onu sahnede görme şansını yakalar. 17 Ocak’ta İstanbul’a gelir. 

Cumhuriyet gazetesinin aktardığına göre; “tuhaf şarkılarını plaklarda dinlemiş, resmini gazetelerde, hareketlerini filmlerde görmüş olan İstanbullular Sirkeci Garı’na koşturmuşlar.” Gazetecilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan Baker kendisiyle görüşen Akşam gazetesi muhabirine “Hakkımda o kadar çok şey söylendi ve yazıldı ki herkes kim bilir benim dansımı ne şekilde hayal ediyor. Bir sükut-u hayale sebep olmakta korkuyorum” der. Milliyet gazetesi muhabiri ise kendisiyle Tokatlıyan Oteli’nde görüşmüş, İstanbul hakkındaki izlenimleri sorulunca; gezip gördükten sonra görüşlerini paylaşacağını, ancak samimi bir itirafta bulunması gerekirse burada çarşaflı, peçeli kadınları, güzelliği anlatıla anlatıla bitirilemeyen o sihirli Şark’ı görmek istediğini söyler.

İlk gösterisini Saray Sinemasında yapan Baker, İstanbul’daki ilk gününde şehirde çok fazla dolaşıp bir sokak kebapçısından kebap yiyince bu gösteriye hasta olarak çıkmak zorunda kalır. Ancak buna rağmen tek bir boş sandalye dahi olmayan salon alkışlarla dolar.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Futbolda Kazandık Şarapta Kaybettik #3

22 Ekim 1932, çukurbostanda futbol maçındayız. İstanbul'da yeni eğlencemiz, hep bir ağızdan "gol" diye bağırmanın tarif edilemez zevki... Diğer tarafta Rumlarla birlikte göç eden şarap kültürü...

02 Kas 2021

Karagümrükspor maçı

YAZARLAR

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR