İstanbul Sözleşmesi kararı: Tepkiler, yorumlar, tartışmalar


Entelektüel bir gençlik merkezi: Münazara Hitabet Derneği Dünya değiştikçe liderliğin tanımı da dönüşüyor. Bir konuya hem tam anlamıyla hâkim olabilmeyi hem de karşı tarafla empati kurmayı kolaylaştıran iyi bir dinleyici olma özelliği, geleceğin liderlerinde öngörülen yetkinlikler arasında sayılıyor. Ön yargılarından arınmış, sezgileri yanlış yönlendirebilecek tetikleyicilerden uzaklaşmış bireyler; bir liderden beklenen "özgünlük" vasfına daha çok yaklaşmış oluyor. Öte yandan düşünceleri doğru cümlelerle ifade edebilme, topluluk önünde etkileyici konuşabilme ve mantıklı argümanlarla tartışabilme gibi beceriler de hâlen güncelliğini koruyor. Geleceğe entelektüel anlamda donanımlı sosyal liderler yetiştirmek için faaliyet gösteren Münazara ve Hitabet Derneği; entelektüel bir gençlik merkezi olarak gençlerin kendilerini doğru ifade edebilmeleri, farklı fikirlere saygı duymaları, karşıt görüşlerle empati geliştirmeleri ve liderlik yetkinlikleri kazanabilmeleri için çalışıyor. Münazara Hitabet Derneği: Kendisini “entelektüel bir gençlik merkezi” olarak tanımlayan Münazara ve Hitabet Derneği faaliyetlerini, Türkiye’nin dört bir yanına münazara gibi entelektüel oyunları taşıyabilmek ve gençliğin kendini okulda öğrendiklerinin dışında entelektüel olarak geliştirmesine olanak tanıyacak ve her düşünceye bir şans verecek bir platform oluşturmak amacıyla yürütüyor. 2018 yılında Yavuz Yiğit’in önderliğinde kurulan derneğin macerası ise daha da öncelerine dayanıyor. Türkiye’nin ilk liselerarası münazara turnuvasını Yeditepe Üniversitesi Münazara Kulübü’yle düzenleyen ekip, 2009 yılından itibaren kendi eğitmenleriyle Türkiye’nin dört bir yanından Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı 400’den fazla okulda verdikleri münazara eğitimleriyle de öne çıkıyor. Pertevniyal Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi gibi okullarda yaptıkları uzun süreli çalışmalarla lise öğrencilerini üniversite münazara şampiyonlarını yenebilecek seviyelere getiren ve 50’nin üzerinde kupa kazanmalarına ön ayak olan Münazara Hitabet Derneği’nin eğitmenleri şimdiye dek, Dünya ve Avrupa münazara şampiyonlarının katıldığı 8’i aşkın uluslararası, 100’den fazla ulusal turnuvanın düzenleyicileri arasında yer alıyor . Her Düşünceye Bir Şans Ver: Düzenlediği eğitimlerin, turnuvaların ve kazandığı başarıların yanında dernek Her Düşünceye Bir Şans Ver olarak adlandırdığı programıyla Selçuk Şirin, Evrim Kuran, Syed Saddiq gibi isimleri gençlerle buluşturuyor, problemlerden ziyade çözümlere odaklanan sorular üzerine tartışıyor. Dert Serisi olarak adlandırıldığı bir diğer konuşma dizisiyle dünyada dert edinilmesi gereken konuları somut gerçeklikler ve veriler üzerinden ele almaya çalışan dernek; gençlere bu sorulara yanıt arayış süreçlerinde faydalanabilecekleri kitap ve film önerileri de sağlıyor. Münazara Hitabet Derneği’nin ayrıca; Topluluk Önünde Konuşma, Hitabet ve Sosyal Liderlik gibi birçok temanın işlendiği atölye çalışmaları da gerçekleştiriyor. Münazara Hitabet Derneği’ne dair ayrıntılı bilgi için bu bağlantıya göz atabilir; Münazara Hitabet Derneği’ni Instagram’da ve Twitter’da takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Kamuoyu, 20 Mart gününe Cumhurbaşkanı Kararı'yla Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiği haberiyle uyandı. 2011 yılında sözleşmeyi kabul eden ilk ülke olan Türkiye, belgeden çekilen ilk ülke oldu. #AklınızdanBileGeçirmeyin etiketiyle sosyal medyada tepki çeken karar için hem olumlu hem olumsuz fikirler ifade ediliyor. Bu yazımda, sözleşmeden çıkış kararına ülke içinden ve dışından gelen tepkileri bir araya getireceğim.
Toplumsal eşitsizliği belirginleştirdiği bilinen Covid-19 salgını, cinsiyet eşitsizliğine dayalı birçok sorunu da öne çıkardı. Bir yandan dünyada sağlık çalışanlarının %70’inin, devlet liderlerinin ise sadece %25’inin kadın olmasına dikkat çekenler yaşanan olağanüstü durumda kadınların sorunlarının göz ardı edileceğinden endişelenirken diğer yandan sokağa çıkma yasaklarıyla aile içi şiddetin de arttığı gözlemlendi. Aynı dönemde, 2020 yazında, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma ihtimali de konuşulmaya başlandı fakat çekilme yolundaki adımlar tepkilerle geri çevrildi.
- Bazı veriler: OECD 2019 kadına şiddet verilerine göre hayatında fiziksel ve/veya cinsel şiddete uğradığını söyleyen kadınlar, Türkiye’de %38 oranla üye ülkeler arasındaki en büyük yüzdeyi oluşturuyor. Dünya Ekonomik Forumu (WEF) 2020 Cinsiyet Eşitliği Raporu’na göre Türkiye, 153 ülke içinde 130'uncu sırada yer alıyor. KONDA Ağustos 2020 verilerine göre, anket yapılan grubun %35’i İstanbul Sözleşmesi’nin içeriği hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtiyor ve “İstanbul Anlaşması’ndan çıkılmalı mı” sorusuna %7 oranında “evet”, %36 oranında “hayır” cevabı veriliyor.
- Hükümetten destek: Sözleşmeden çıkılmasının ardından konuşan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, kadın haklarının teminatının T.C. Anayasası’nda hâlihazırda verildiğini belirtirken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu "uluslararası sözleşmelerin varlığının veya yokluğunun suçla mücadele konusundaki sorumluluğu etkilemediğini" söyledi. Öte yandan, AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, sözleşmeden toplumsal algı dolayısıyla çıkıldığını belirterek “Bu AK Parti’nin muhafazakâr politikasıdır. Toplumdaki algıları değiştirebiliyorsanız, buyrun değiştirin. Avrupa normları ile bizim normlarımız aynı değil,” dedi. İletişim Başkanlığı da benzer bir şekilde açıklamasında “Başlangıçta kadın haklarının güçlendirilmesini teşvik etmeyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin toplumsal ve ailevi değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edilmiştir,” ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay ise kadınların toplumda saygınlığının artması gerektiğini vurgulayarak çözümün dışarıda değil “bizatihi gelenek ve göreneklerimizde” bulunduğunu belirtti.
- İçeriden tepkiler: CHP lideri Kılıçdaroğlu, sözleşmeden çıkılmasına “Bir hakkı kadınların elinden almak zorbalıktır. Bu devlette zorbalığa asla izin vermeyeceğiz.” sözleriyle tepki göstererek "42 milyon kadına ihanet edildiğini" belirtti. İYİ Parti lideri Akşener ise sözleşmenin bunca yıldır iç siyasete malzeme olarak kullanıldığını, şimdi çıkılmasının şaşırtıcı olmadığını, çünkü oyların eridiğini belirterek “İktidar istediğini söylesin, biz biliyoruz ki İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Ya kadınları korumayı seçeceksiniz ya da kadın katillerine cesaret vereceksiniz,” dedi. TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise kararın "kadınlara ve LGBTİ+'lara dönük bir saldırı" olduğunu, "ancak aynı zamanda ülkenin insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti mücadelesinin en önemli başlıklarından biri hâline geldiğini" söyledi. Konuyla ilgili yazısında, gazeteci Murat Yetkin, “Sırada Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin önlenmesine dair 6284 sayılı yasanın kaldırılması olabilir. Artık demokratik haklardan hiçbir geri adım şaşırtıcı olmayacak.” ifadelerini kullandı. İstanbul Sözleşmesi'nin İzleme ve Denetim Organı (GREVIO) eski Başkanı Prof. Dr. Feride Acar, iktidar partisine oy verenler de dâhil olmak üzere toplumun büyük bir çoğunluğunun İstanbul Sözleşmesi'ni desteklediğine dair istatistiklerin olduğunu, buna rağmen verilen kararın ülke için "bir travma" olduğunu ifade etti.
- Dışarıdan tepkiler: Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Bachelet kararı “geriye atılmış bir adım” olarak değerlendirirken AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Borrell ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Türkiye’yi kararından dönmeye çağırdı. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Marija Pejčinović Burić, alınan kararın kadına karşı şiddetle mücadelede "büyük bir gerileme" olduğunu belirtti. ABD Başkanı Joe Biden kararı "derin hayal kırıklığı" olarak tanımlarken Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas kararı "AB'ye verilen yanlış sinyallerden" biri olarak yorumladı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta hikâyelerimizde Gezi Parkı ile başka taşınmazların Sultan Beyazıt Hanı Veli Vakfı'na devredilmesine ve Kanal İstanbul'un projesinde yapılan değişikliklere, İsrail seçimlerine ve İstanbul Sözleşmesi kararına odaklanıyoruz.
25 Mar 2021

YAZARLAR

Deniz Kaptan
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?
08 Tem 2026




