Türkiye’de Futbolun Siyasi Yüzü

Devlet kurumlarına ve siyasete olan güvensizlik yeşil sahalara yansıyor, apolitik bir müsabaka siyasetin “başka araçlarla” devam ettirildiği bir mücadele alanına dönüşüyor.​
Türkiye’de Futbolun Siyasi Yüzü

Türkiye’de futbol yalnızca bir spor dalı olmanın çok ötesinde siyasi dinamiklerle iç içe geçmiş, çoğu zaman mevcut güç ilişkilerini yansıtan bir olgu haline gelmiştir. Son aylarda Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) odağında yer aldığı tartışmalar bunu gözler önüne sermektedir. Bu yazıda hakem kararlarından hakemlere yönelik saldırılara, TFF’nin tartışmalı kararlarından iktidarın futbola siyaseti dahil etmesine kadar öne çıkan hususları değerlendireceğiz.

İlk olarak, neredeyse her hafta sonu gündemi meşgul eden hakem kararları ile ilgili birkaç hususa değinmek gerekiyor. Özellikle bazı kritik maçlarda verilen yanlış kararlar, taraftarlar ve takımlar arasında büyük rahatsızlığa yol açmakta ve hakemlerin tarafsızlığına yönelik şikâyetleri kamuoyunun gündemine taşımaktadır. Her ne kadar bu tartışmaların önüne geçmek için birkaç yıldır VAR sistemi uygulanıyor olsa da, görünen o ki VAR sistemi hakem kararlarına yönelik tartışmaları azaltmak yerine daha da arttırmıştır. Şüphesiz maç içinde birçok pozisyon VAR sayesinde hakkaniyetli bir muhakemeye tabii tutuluyor. Ne var ki, VAR incelemesine rağmen, hakemlerin verdikleri hatalı kararlar, eskisinden daha fazla tepki çekiyor. Zira kulüp yönetimleri ve taraftarlar “göz göre göre” verilen kararlarda kendi takımlarına karşı bir kasıt olduğu düşüncesine kapılıyorlar. Bu da adalet duygusuna olan güveni zedeliyor. Günün sonunda neredeyse hangi takım olduğu fark etmeksizin her takımın taraftarları Türkiye’de futbolun adil bir zeminde oynanmadığına dair bir kanaate sahip.

Hakemler yalnızca maç içindeki pozisyonlardan dolayı değil, maç içinde oyuncuların güvenliklerini tehdit eden durumlarda aldıkları ya da almadıkları kararlardan dolayı da büyük tepki çekiyor. Bunun en yakında yaşanan örneği Fenerbahçe’nin Trabzonspor’u 3-2 mağlup ettiği maç esnasında hakemin tribünlerden gelen yabancı maddelere rağmen maçı tatil etmemesi oldu. Bu kararın alınmaması, maç sonrasında Fenerbahçeli futbolcuların Trabzonspor taraftarı ile saha içinde arbede yaşamasına kadar varan olaylar zincirinin önünü açmıştır. Şunu da belirtmek gerekir ki, o maçta yaşanan olaylarda hakemin pasif kalmasının yanı sıra güvenlik güçlerinin olaylara müdahale etmemesinin de payı olmuştur. Üstelik, tarihsel olarak çekişmeli ve çoğu zaman centilmenlik dışına çıkılan, şiddet olayı yaşanma ihtimali yüksek olan bu maçta yeterli güvenlik önlemlerinin alınmamasında başta Vali olmak üzere idarecilerin büyük bir sorumluluğu olduğunu belirtmek gerekir. Hakemin ve güvenlik güçlerinin basiretsiz yaklaşımı Fenerbahçe yönetimi ve taraftarının TFF’nin adil rekabetin koşullarını ihlâl ettiği gerekçesiyle tepkisini çekti ve olağanüstü genel kurul çağrısı yapıldı. 2 Nisan günü yapılan olağanüstü genel kurulda Fenerbahçe yönetimine ligden çekilme dahil önemli konularda yetki verildi.

Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birinin ligden çekilme kararını bir seçenek olarak değerlendirmesine kadar gelen süreç esasında bir tek olayla başlamadı. Özellikle Fenerbahçe kulübünün merkezinde olduğu gelişmelerde–en somut olanı şike davası—yönetim ve taraftar kulübün “cumhuriyetçi” kimliğinden dolayı AKP iktidarının ve TFF’nin adil olmayan muamelelere tabi tutulduğu algısı oluştu. Bununla birlikte iktidarın Trabzonspor’u desteklediğine ve Trabzonspor yönetiminin TFF tarafından kayırıldığına dair dair birçok işaret var. Örneğin Berat Albayrak 2016 yılında yaptığı bir konuşmada “Trabzonsporlu 5 bakanımız var… Bizi bilenler biliyor. Perdenin arkasında Trabzon ve Trabzonspor için ne kadar uğraştığımız biliniyor” ifadelerini kullanmıştı. Öte yandan birçok bakan, milletvekili ve belediye başkanı da Trabzonspor’u destekleyen açıklamalar yaptı.[2]  

İktidarın bazı futbol kulüplerini kayıran yaklaşımı sözlü açıklamalardan ibaret olmayıp maddi ilişkileri de barındırıyor. Stad yapımından, borç ertelemeye, belediyelerden kaynak aktarmaya kadar devlet kurumları ile futbol kulüpleri arasında oldukça karmaşık ve çoğu zaman yoz olan ekonomik ilişkiler ağı belirli kulüplerin diğerlerine göre daha avantajlı konumda olmalarına ve futbolun ticarî boyutunun siyasî çıkarlarla iç içe geçmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla, futbol sadece bir spor olarak değil, aynı zamanda ekonomik ve politik bir araç olarak kullanılan bir alana dönüştürülmektedir. Neticede, devlet kurumlarına ve siyasete olan güvensizlik yeşil sahalara yansıyor, apolitik bir müsabaka siyasetin “başka araçlarla” devam ettirildiği bir mücadele alanına dönüşüyor. 


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Türkiye’de Futbolun Siyasi Yüzü

15 Temmuz Sonrası Yargılamalar, Yüksek Seyreden Enflasyon Fahiş Fiyat Tartışmasını Alevlendiriyor, Türkiye’de Futbolun Siyasi Yüzü.

06 May 2024

Türkiye’de Futbolun Siyasi Yüzü

YAZARLAR

Ömer Faruk Şen

2015 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Şen, Fulbright bursiyeri olarak Missouri Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmaktadır. Uluslararası para sistemi, yükselen güçler, dolar hegemonyası ve digital paralar gibi Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) konularında çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR