Türkiye'nin Kuraklık Riski Devam Ediyor

Yağışlı bir İstanbul gününden herkese tekrardan merhabalar.
Yıl içerisinde yağan yağmurlar barajları %65 oranında doldurdu ve geçtiğimiz yıl seviyesine taşıyabildi. Ancak hatırlayalım geçtiğimiz yıl İstanbul su konusunda alarm vermekteydi.
Önceki yıllarda bu tarihlerde barajların doluluk oranları %85’in altına hiç gerilememişken, son iki yıldır %65 seviyesinde olması aslında hala kuraklık riskinin devam ettiğini göstermekte.

Bu durum sadece İstanbul’da değil, tüm Türkiye’de ciddiyetini korumakta. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne göre bu yıl kış mevsiminde yağışlar %16 daha az olmak üzere, normalin altında gerçekleştiğini göstermekte.
Geçtiğimiz yıla göre kuzey ve batı bölgelerinde yağışlar artmış olsa da, Türkiye genelinde geçtiğimiz yıla göre %27 yani neredeyse dörtte bir oranında bir azalma gözükmekte.
Yani kuraklık alarmı verdiğimiz geçtiğimiz yıla göre daha az yağış almış durumdayız.
Maalesef artık Türkiye’nin yarı kurak bir coğrafyada ve su sıkıntısı yaşayan bir ülke olduğu gerçeğini kabul etmemiz gerekiyor.
22 Mart Dünya Su Günü için WWF-Türkiye’nin hazırladığı mesaj da bu duruma dikkat çekmekte.
WWF Türkiye, barajlardaki suyun değil, kişi başı su miktarının belirleyici olduğuna dikkat çekmekte.
Yapılan çalışmalar ise, son 20 yıllık süreçte, Türkiye’de kişi başına su miktarının yılda %18 azalarak 1700 m³’lerden 1.400 m3’lere düştüğünü gösteriyor.
2030 yılında Türkiye nüfusunun 100 milyona ulaşacağından hareketle kişi başına düşecek su miktarının yılda 1.120 m³’e ineceği öngörülüyor. Yani hızla su fakiri olma yolunda ilerliyoruz.
WWF-Türkiye, ülkemizde su tüketiminin %73’ünün tarım, %16’sının haneler ve %11’inin sanayi tarafından gerçekleştirildiğini hatırlatırken, nehir ve sulak alanların hızla kuruduğuna ve kaybolduğuna dikkat çekiyor.

Özellikle tarım alanlarında damla sulama sistemlerinin yaygınlaşması ile tüm Türkiye’deki su kullanımının, %40 gibi dev bir düşüş yaşayabileceğine dikkat çeken WWF-Türkiye, belediyelerin de su yönetimi konusunda aktif adımlar atmasını istiyor.
22 adet belediye ise Dünya Su Günü Çerçevesinde Su Manifestosu adını verdikleri ortak bir bildirgeye imza attılar.
Kentlerde Sürdürülebilir Su Politikaları Zirvesi” için İzmir’de bir araya gelen 22 CHP’li büyükşehir belediye başkanı, “Başka bir su yönetimi mümkün!” diyerek Su Manifestosu’nu imzaladı.
Su Manifestosu, iklim krizinin ağır sonuçlarını dikkate alarak su yönetiminde beş ilkesel değişiklik ve on somut adım önermekte.
5 ilkesel değişiklik içerisinde şu başlıkları barındırıyor:
- Katılımcı bir su yönetimi oluşturulması
- Su arzının değil talebinin yönetilmesi
- Su yatırımlarının havza ölçeğinde yapılması
- Doğanın su döngüsünün korunması
- Suyun ekosistem ve sektörler arası döngüsel kullanımı

Belediye başkanları adına açıklamayı okuyan İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer, suyun yaşamın merkezinde olduğunu belirterek, dünyadaki tüm varlıkların su ile birbirine bağlandığına dikkat çekti.
Türkiye’nin kurak iklim coğrafyası olduğunu hatırlatan Soyer, kuraklıkla mücadelede temel eksenin, tarımsal sulama alanında olduğunun altını çizdi.
Soyer, 22 belediye başkanının amacının iklim krizinin ağırlaşan sonuçlarını da dikkate alarak Türkiye için başka bir su politikası önermek ve bu topraklarda geleceğimizi, çocuklarımız ve doğamız için güvence altına almak olduğunu açıkladı.
Oldukça kapsamlı bir belge olan Su Manifestosunun uygulanması özellikle bu dönemde büyük bir öneme sahip. Bu belgenin tamamını okumak için cevrecigeek.com’u ziyaret edebilirsiniz.
Tabii ki, belediyelerin bu konularda karar alması tek başına yeterli değil. Hükümetimizin de benzer bir kararlılıkla su krizimiz konusunda adım atması gerek.
Ama maalesef, gerçekler böyle değil. Cuma günü Resmi Gazete‘de yayımlanan, sulak alanların yapılaşmaya açılmasıyla ilgili karar sadece su kaynaklarını değil, ekolojik sistem ve dengeleri bozma konusunda yüksek bir risk taşımakta.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, “Sulak alanların Korunması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”te iki değişiklik yapılmış durumda.
Bu değişiklikler ile artık sulak alanlarda baraj, gölet gibi zorunlu altyapılar dışındaki projelere de kamu yararı kararı bulunması durumunda izin verilecek.
Bakanlık, sulak alanlarda eğlenme, dinlenme için tesisler de yaptırabilecek. Bu tesislerin işletmeleri şirketlere verilebilecek.

Kararı değerlendiren Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), sulak alanların tabii filtre görevi gördüğünü ve su kaynaklarının temizlenip, yeniden kullanılabilir hale gelmesini sağladığını hatırlatmakta.
Birlik, bu alanlara rant aracı olarak bakılmasının, bu değerli doğal varlıkların yapılaşmaya açılmasının ortak geleceğimiz açısından kabul edilemez olduğunun altını çiziyor.
Dünya Su Günü için ortak bir açıklama yapan TEMA ve Ekoloji Birliği ise, bu gibi kararlar yerine, su varlığının korunmasında hukuksal, yönetimsel ve etik yeni ilke ve kurallar getirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Kurumların hazırladığı, Su Kanunu Tasarısı havza yaklaşımı çerçevesinde, toplumun yeterli miktarda ve uygun kalitede suya erişim hakkını güçlendiriyor.
Buna ek olarak ekosistemin su hakkını sağlayacak, ekonomik ihtiyaçlarla ulusal güvenlik gereksinimlerini karşılayabilecek şekilde yönetilmesi de tasarının önemli hedeflerinden.
Kanun tasarısı ile çizilen çerçeve kapsamında su varlığının daha verimli kullanımı büyük önem taşımakta.
TEMA’nın hazırladığı bu tasarıyı sutema.com adresinden indirebilirsiniz. Bu web sayfasında aynı zamanda su ile ilgili bir çok bilgiye de ulaşabilirsiniz.
Sivil toplum kuruluşlarının ve belediyelerinin bu yapıcı kararları su krizimize bir nevi çözüm olsa da, Türkiye genelinde su kaynaklarımızı iyi kullanmamız için hükümetler seviyesinde adım atılması gerekmekte.
Bu yüzden acilen su kaynaklarının üstüne kurulan turistik tesis veya can suyu kesen HES gibi projelerin durdurulması ve tam tersine tüm su döngüsünün ele alınarak, doğal alanların yeniden canlandırılması gerekmekte.
Yoksa ileride kurak ve su kıtlığı çeken bir Türkiye’de yaşamak zorunda kalacağız.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dünya Su Günü çerçevesinde yapılan açıklamalar umut verse de, gerçekler kuraklık riskinin devam ettiğini gösteriyor.
23 Mar 2021

YAZARLAR

Çevreci Geek
İklim haberleri üzerine yorumlar.
İLGİLİ OKUMALAR


