
Uzun zamandır müzik üzerine düşünmek ve yazmak konusunda bir tıkanma içindeyim. Ara ara geçse de genel vaziyetteki isteksizlik ve durgunluk beni çok mutsuz ediyor. Bir albümü incelemek, yeni bir şey dinlemek, bir şeylere heyecanlanmak konusunda problemlerim var galiba. Belki de yaşlanıyorum, ama eskime cinsinden bir yaşlanma.
O yüzden bu sayıda kendimle röportaj yapmayı tercih ettim. Bakalım müzik hakkında kendimle ne konuşmak istiyormuşum. Duygusal açıdan tuhaf olmuş olabilir, ama neden olmasın? Başlıyoruz.
Bir müzik röportajının en gıcık sorusu sizce ne?
Sanırım “Neden müzik?” veya “Müziğe nasıl başladınız?” gibi temel, olmazsa olmaz; doğru anda sorulduğunda çok güzel muhabbet açabilme potansiyeli taşıyan, lakin ekseriyetle insanı geren ve klişe cevaplara çıkan sorular... Hele ki cevabı “Müziğe ilgisini çocuk yaşlarda fark etti, babasının aldığı bir enstrümanla…” diye gidiyorsa aşırı tatsız bir sohbet hissi veriyor bana.
Katı yargım için üzgünüm ama zaten günümüz dünyasında 3-4 yaşında standart şekilde yabancı dil, enstrüman, spor gibi eğitimlere başlatılan “şimdiki çocuklar harika” kuşağı ve ebeveynleri sayesinde bu bir zamanlar romantik tınlayan çocuksu başlangıç hikâyeleri de tavsamaya başladı zaten. Belki de o yüzden artık kullanımdan kalkması ya da başka bir şeye evirilmesi gereken bir soru kalıbı bu.
Peki, o hâlde sizin seveceğiniz sorulardan soralım da muhabbetiniz daha çekilir hâle gelsin. Döne dolaşa dinlediğiniz, asla bıkmadığınız müzik türleri neler?
Her zaman ve her yerde Türkçe rock. Sebebi de kendimi bildim bileli bir şekilde bu türle içli dışlı olmam ve dinlemem. Hâliyle tüm çocukluk, ilk gençlik anılarım, hislerim bu müzik ve müzisyenlerle şekillendi. O yüzden ne zaman Türkçe rock dinlesem bana iyi gelir. Arada sıkılsam da hiçbir zaman bıkmam. Zaten döne dolaşa dinlenen müziklerin kalıcılığının harika teknikleri, besteleri, sözleriyle değil, insanda yarattığı duygu durumları ve anılarla bağlantılı olduğunu düşünürüm. Bu yüzden de bir “Rockçı Serpil” olarak Türkçe rock bayrağımı taşımayı sanırım hiç bırakamayacağım.
Öyleyse Türkçe rock tarihinin en iyi albümlerinden birini (veya aşka gelirseniz birkaçını) bize nedenleriyle açıklar mısınız?
Bu soruyu da sıklıkla kendime soruyor ve kendi kendimle tartışıyorum. Tabii ki nihai bir yanıta varamıyorum. Hele ki “Türkçe rock nedir, nasıl tanımlanmalıdır, hangi dönemleri, kimleri düşünmeliyim?” gibi temel sorular ve kriterler işin içine girince zaten imkansızlaşıyor. O yüzden özellikle kurucu babalar, analar ve ilk dönemleri tenzih ederek düşünmeye çalışacağım.
Zira hem kişisel tarih ve hislerim hem de bence Türkçe rock tarihindeki yeri açısından kıymetli bulduğum bir (belki iki veya üç) tanesini övmek için iyi bir fırsat bu (zaten soru da bu niyetle soruldu.) Kendim 2000'ler dönemi rock müziğiyle ergenliğini geçirmiş biri olarak hâliyle en çok o dönemdeki üretimlerle haşır neşir oldum, seçki de oradan gelsin.
Bir de tabii ki bu albümleri baştan sona “albüm” olarak, kurgu sırasıyla dinlediğimi ve sözleri, kartonetteki kredileri tane tane okuduğumu da belirtmeliyim. O yüzden son dönemde dijital albümleri ya da teklileri de hâliyle bu sorunun cevabına dahil bile etmiyorum, kusura bakmasınlar lütfen. Olabildiğince kısa yorumlarla listemi açıklıyorum.
🎶 Kurban, “İnsanlar”
Muazzam bir Kurban albümü değil mi? Sound’u öyle ideal bir kıvamda ki aynı anda hem sert hem de yumuşak olabiliyor. Baştan sona sırasıyla, “albüm dinler gibi albüm dinleyerek” dinlenmesi gerekir. (Benim tam 15 yaşıma denk gelip ayrıca bağlanmam da duygusal bir bonus elbette.)
🎸 Mor ve Ötesi, “Dünya Yalan Söylüyor”
Bu albümün Türkçe rock tarihinde stratejik bir konumu olduğu konusunda hepimizin hemfikir olduğunu düşünüyorum. Değilsek ayıptır, söyleyeceklerim bu kadar.
🎙️ Kargo, “Sen Bir Meleksin”
Biliyorum, bence de “Yalnızlık Mevsimi” kült bir albüm. Lakin Kargo’nun “Kargo” olarak o malum tam kadrosuyla son albümünün biraz “underrated” kaldığını düşünüyorum. Bu albümü de bir baştan sona dinleyin hele.
Aynı sorunun Türkçe pop versiyonuna cevabınız ne olur?
Türkçe popun bir sürü güzel dönemi, farklı yaklaşımları ve albümleri var. Bu tarz söz konusu olunca icracıdan öte prodüktörler ve besteciler devreye giriyor aslında. Şarkıları birilerinin sesinden duyuyor olsak da mevzuların asıl başrolleri olan Onno Tunç, Feyyaz Kuruş, Aysel Gürel, Ozan Çolakoğlu gibi bir sürü insanın emeği ve imzası var bunlarda. O yüzden aslında bu çok yanlış ve kavga çıkarmalık bir soru. :)
🎹 Sertab Erener, "Sertab Gibi"
Zaten bu soruyu sadece “Sertab Gibi” albümünü övmek için soruyorum kendime. Sertab Erener’e sevgim ve saygım her daim yüksek olmuştur, önce bunu belirtmeliyim. Amma velakin “Sertab Gibi” albümü bence hem Erener’in kariyerinde hem de Türkçe pop dünyasında bir külttür. 1996 tarihli bir albüm, lakin o dönemin sound'undan çok daha farklı ve elektronik öğeler kullanmadan da geleceğe göz kırpan, fevkalade bir çalışma. Hem besteler ve seözler hem de düzenlemeler... Her bir şarkı adeta farklı bir müzik türünden ama albüm kendi içinde bir o kadar da bütünlüklü.
Bu albüm hakkında apayrı bir yazı yazabileceğim için takdirini kendi kulaklarınıza ve yorumlarınıza bırakıyorum. Mümkünse albümü kaset/CD/plak olarak alıp kağıdına dokunarak ve okuyarak dinleyin.
Muhabbet çok fazla Türkçe müzik ağırlıklı oldu. Biraz da magazinle konuyu kapatmak istiyoruz, şimdilik bu kadarı kâfi. Takıntılı olduğunuz bir müzisyen ve mevzusu var mıdır?
İnanç, yaşam biçimi, duygu, düşünce, tercih vesaire herkesin her şeyine son derece saygı duysam da Cat Stevens’ın Yusuf İslam olup müziğe uzunca ara vermesine çok bozuluyorum. Keşke müziğe de devam edeydi o kadar ara vermeden. Neyse, nasıl mutluysa öyle olsun.
Peki seneye Eurovision’a dönersek ülkeyi kim temsil etsin?
Tabii ki Gaye Su Akyol. Şayet istemezse benim de bazı planlarım var. :)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Turna Ezgi Toros
Sesli Düşünme Kanalı

Müzikli Mevzular
Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR




