“Vakıf, hatırlamanın ötesinde arşivleri ile geleceği de hazırlıyor”

Bu aydan itibaren yeni bir söyleşi serisine başlıyoruz. “Geçmişin Geleceği” kanalında tarihi geleceğe taşımayı görev edinen kişi ve kurumlara yer vereceğiz. Bu tarih farklı sosyal sınıflardan, cinsiyetlerden, din ve ırklardan gelenlerin tarihleri olsa da hepsinin temel ortak noktası sahip çıktıkları tarihin bu coğrafyanın tarihi olması.
Bu ilk söyleşimizin konuğu benim de projesinde gönüllü olarak yer aldığım Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı. Vakıf adına sorularımı yanıtlayan ise Vakıf’ın kurucularından araştırmacı-yazar Aslı Davaz ve şu anki başkanı Prof. Dr. Birsen Talay Keşoğlu oldu.
Önce isterseniz bilmeyenler için Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı'nı tanıyarak başlayalım. Vakıf ne zaman ve ne amaçla kuruldu?
Aslı Davaz: Kuruluş sürecimiz 1988 yılında Şirin Tekeli’yle bir araya gelişimizin ardından başladı. Sonrasında Jale Baysal, Füsun Ertuğ ve Füsun Akatlı aramıza katıldı. Bina arayışımız zaman aldı ve zor bir süreç oldu. Mekân olarak hepimizin isteği, İstanbul’da özellikle kadınların yaptırdığı tarihî bir binada kütüphaneyi açmaktı. Sonunda İBB'nin restore ettirdiği, Fener’de bulunan Bizans döneminden kalma ve bugün de içinde çalışmalarımızı sürdürdüğümüz binamıza yerleştik. Bu bina, dönemin Belediye Başkanı Nurettin Sözen tarafından bize tahsis edildi. 8 Mart 1990'da resmî kuruluşumuz gerçekleşti, 14 Nisan 1990’da ise fiilen faaliyete geçtik. İBB ile iş birliğimiz böyle başladı. Hâlâ sürdürdüğümüz bu ilişkilerin bir sivil toplum kuruluşu ile yerel yönetim arasında kurulan iş birliğine iyi bir örnek teşkil ettiğini söyleyebilirim. Nurettin Sözen’in bize tahsis ettiği bu binada arşiv ve koleksiyonları, 33 yıldır geliştirmeye çalışıyoruz, araştırmacılara/okurlara hizmet vermeye devam ediyoruz. Bu bina kadın tarihi açısından önemli bir hafıza mekânı hâline geldi.
Kadın tarihinin belleğini oluşturacak her tür malzemeyi toplamak, korumak ve bu belleğin aynı zamanda erişilebilir olmasını sağlamak amacıyla çalışmalar yürütüyoruz. Koleksiyonları oluşturmaya kitaplarla başladık. Bu doğrultuda yayınevlerinden destek istedik, bunun yanı sıra birçok kişi ve kurum, elinde bulunan kadın konulu kitapları kütüphanemize bağışladı. Arkasından Osmanlı dönemi kadın dergileri bölümünü açmak için yoğun bir çalışma ile kırka yakın eski harfli Türkçe kadın dergisi sağlandı, bunu Cumhuriyet dönemi kadın dergileri izledi ve böylece peş peşe yeni koleksiyonlar açıldı. Bugün kitap da dâhil olmak üzere özel arşiv, süreli yayın, kadın örgütleri ve örgütlenmeleri, efemera, kadın yazarlar, kadın sanatçılar, görsel, işitsel, afiş, sanat eserleri, gazete kupürü, sözlü tarih, nadir eserler, tez ve makale olmak üzere 16 koleksiyonumuz bulunuyor. Koleksiyonlarımızdaki malzemenin görünür olması ve araştırmacıların bu malzemeden haberdar olması için yayınlar üretiyor ve tanıtımlar yapıyoruz.
Şüphesiz kadın hareketi ve mücadelesi farklı farklı pek çok alanda yürütülüyor. Peki Vakıf bu hareketin ve mücadelenin neresinde?
Aslı Davaz: Kadın Eserleri Kütüphanesi olarak biz de kuruluşumuzdan birkaç yıl sonra, Türkiye’de kurulmuş kadın örgütleri ve örgütlenmelerinin her türlü materyalini sağlamaya çalışarak ve ulaşabildiklerini korumaya alarak, bu belgelerin zaman içinde yok olup gitmesini engelleyebilmek için özel bir koleksiyon oluşturduk. Vakıf kadın hareketinin ve bu mücadelenin belleği konumundadır. Kurumların ve örgütlenmelerin tarihini incelemek, çalışmalarını bilmek, aynı zamanda kadınların da tarihini bilmek ve incelemektir, dolayısıyla Vakıf kurulduğu günden bu yana, geçmişten günümüze tüm kadın kurum ve örgütlenmelerinin belgelerini toplamakta ve gelecekte kadınların tarihini oluşturacak belgelere kaynaklık edecek malzemeyi korumaya almaktadır.
Kadın Örgütleri ve Örgütlenmeleri Koleksiyonu, çeşitli kadın örgütlerinden gelen belge bağışı, aynı örgüte ait çok fazla belge birikmesi ve özellikle araştırmacıların örgüt bazında belge talep etmeleri nedeniyle ortaya çıkan gereksinim üzerine, Efemera Koleksiyonu’ndan birkaç yıl sonra kuruldu.
Bu bağlamda, 2022 yılı boyunca bu koleksiyonlarda bulunan belgelerin daha geniş araştırmacı kitlesine ulaşabilmesi için bir proje geliştirdik. İsveç Konsolosluğu ve EED’nin desteğiyle yürütülen çalışmalar sonunca 660 kadın örgütü ve örgütlenmesine ait 6000 civarında belge dijitalleştirildi, kataloglandı ve açık erişime sunuldu.
Bu koleksiyonun dışında bulunan ve özellikle Osmanlı dönemi kadın örgütlerine ait belgeler, tarihi özellikleri gereği Nadir Eser Koleksiyonu’nda bulunuyor. Vakıf’ta Osmanlı’dan günümüze çeşitli mesleki örgütlerden yardım kuruluşlarına, üniversitelerin kadın araştırmaları bölümlerinden, bağımsız kadın örgütlerine kadar, kadın kurum ve örgütlenmesine ait belge mevcut.
Geçmişe sahip çıkıp onu geleceğe taşımak, onun hatırlanmasını sağlamak Vakıf için ne anlam ifade ediyor?
Aslı Davaz: Türkiye’de 1990’dan bu yana, özellikle Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın kurulmasıyla kadın merkezli kütüphaneciliğin ve arşivciliğin ortaya çıkışı, kadınların eksik ve yetersiz temsilinin yarattığı açığın kapanması ve kadınların ürettiği belge mirasının korunması yönünde bir dönüm noktası olmuştur. Kadınların sözel, görsel ve yazılı bilgi ve belge mirasının derlenmesi, korunması ve bu bilginin erişime sunularak, kadınların özgürleşmesine katkıda bulunduğunu ifade etmek isterim. Bu çalışma alanı, yani kadın merkezli kütüphanecilik ve arşivcilik sadece sağlama, koruma değil, aynı zamanda toplumsal bir amaca da hizmet etmektedir. Bu amaç kadınların özgürleşmesine katkıda bulunmaktadır. Kadın tarihinin geçmişine ışık tutan Vakıf arşivleri geleceğimizin de şekillenmesini etkileyecektir. Çünkü arşivler sadece geçmişi incelememizi değil aynı zamanda geleceği de düşünmemizi sağlıyor. Derrida, Arşiv Humması makalesinde, arşivcilik bağlamında geçmiş ile geleceği ayırmaz. Arşivleri “geleceğin arayışı” olarak görür. Vakıf geçmişe sahip çıkarak, hatırlamanın ötesinde, arşivleri ile geleceği de hazırlamaktadır.
Vakfın merkezi Fener'deki tarihî bir binada. Yani aslında bir nevi İstanbul'un ve İstanbul tarihinin merkezinde. Peki kadın hareketi ve mücadelesi İstanbul ile birlikte düşünüldüğünde şehrin tarihinde nereye konumlanıyor?
Birsen Talay Keşoğlu: Türkiye’de kadın hareketini geç Osmanlı döneminden başlamak üzere ele alırız. Osmanlı döneminde kadın hareketinin en güçlü araçları dergiler veya gazetelerdir. Kadınlara ilişkin ilk dergi Terakki gazetesinin eki olarak İstanbul’da 1869’da yayımlanan Terakki-i Muhadderât 48 sayı devam etmişti. 1875 yılında yine İstanbul’da yayım hayatına başlayan Vakit Yahut Mürebbi-i Muhadderât sekiz sayı devam etmişti. Bu dönemde çıkan kadın dergilerinin çoğu İstanbul’da yayınlanmıştı. Kadınların sesi güçlü bir biçimde İstanbul’da duyulmuştu. Kadınların sorunlarına ilişkin meseleleri ele alan entelektüel kadınların büyük bölümü de yine İstanbul’da yaşayanlar olmuştu. Örneğin Fatma Aliye Hanım, kadınların sorunlarını dile getiren eserler kaleme alan ilklerden biridir. 1897’deki savaştan etkilenen askerler ve asker ailelerine yardım etmek için Nisvan-ı Osmaniye İmdad Cemiyeti’ni kurmuş ve bu yardım girişimleri II. Abdülhamit tarafından ikinci dereceden Şefkat Nişanı ile ödüllendirilmişti. Ayrıca, Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin ilk kadın üyesi olmuş ve cemiyete katkıları nedeniyle gümüş madalya almıştı.
Bir kadından daha bahsetmek gerekiyor. Ulviye Mevlan Hanım 1913 yılında yönetimi ve yazı kadrosu tümüyle kadınlardan oluşan Kadınlar Dünyası’nı yayımlamış; yine aynı yıl Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti’ni kurmuştu ve aynı zamanda bir kadın dergisinin imtiyaz sahibi olan ilk kadındı. İstanbul dışında Selanik de haklar ve mücadeleler açısından önemlidir ancak İstanbul’un başkent olması, sarayın sunduğu imkânlar, güçlü bir basın hayatı, kadınların eğitime nispeten daha kolay ulaştıkları bir şehir olmasının yanı sıra çok uluslu yapısı değişim isteyen, daha geniş haklar talep eden kadınların sesinin buradan yükseltmesini sağlamıştır.
Türkiye’de bu tür vakıfların sadece maddi bakımdan değil manevi olarak da ayakta kalması çok zor. Örneğin biri Vakıf’a gelip gönüllü olarak destek olmak istediğini söylese herhangi bir akademik arka planı da olmasa yapabileceği şeyler var mı? Varsa bunlar nelerdir?
Birsen Talay Keşoğlu: Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi gerçekten ağırlıkla gönüllü emeğine dayalı olarak 32 yıldır varlığını sürdürmektedir. Bu konumu maddi açıdan zorluklar getirse de bağımsızlığını koruması açısından önemlidir. Genel kurul ve yönetim kurulunda çok sayıda akademisyen varsa da gönüllü emeği için mutlaka akademik arka plana sahip olunması gerekmiyor. Bu vakfa destek vermek isteyen herkesin mutlaka yapacağı bir iş var. Örneğin, yakında yeni bir kampanya başlatmayı düşünüyoruz. Kütüphane Dostları Kampanyası. Bu kampanya çerçevesinde düzenli bağışçı olarak destek verebilirler ya da bu kampanyaya destek verecek insanlara ulaşarak onları vakıfla buluşturabilirler. Bunun yanı sıra daha önceki yıllarda da gerçekleştirilen mezatlar oldu ve bu sene de yine haziran ayında kütüphane binasında yapmayı planlıyoruz; mezata katılarak katkı sağlayabilirler. Ayrıca elde olan belgelerin tasnifinin ardından zarflanarak klasörlere koyulmasına kadar basit ama zaman alıcı işler yapılıyor. Sergiler yapıyoruz, fuarlara katılıyoruz, bu işler sırasında orada olmak, katılım sağlamak, nöbetleşe görevi sürdürmek gibi akademik arka plan gerektirmeyen ama çok önemli destekler verilebilir. Sosyal medyayı herkes kullanıyor; sosyal medyada kütüphanenin paylaşımlarını yaygınlaştırmaktan, projelerimize sponsor olmak ya da sponsor bulmaya kadar varan çeşitli alanlarda herkes yer alabilir. Hatta haftanın bir günü gelip kütüphanede bulunmak da çok önemli bir destek olur çünkü sadece bir düzenli çalışanımız var.
Okurlarımız için Vakıf’ın yayınlarından birkaç kitap önerebilir misiniz?
Birsen Talay Keşoğlu: Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın tek hedefi kadınlarla ilgili bilgi ve belgeleri toplamak değil. Toplanan bilgi ve belgeleri bibliyografyalar aracılığıyla sunmak da en önde gelen amaçlarından biridir. Bu doğrultuda Vakıf kadınlarla ilgili yeni belge üretimi de yapmaktadır. Vakfın çok sayıda yayını var. Bibliyografyalar kadın çalışmaları ve araştırmaları için temel başvuru kaynağıdır. Örneğin İstanbul Kütüphanelerindeki Kadın Dergileri Bibliyografyası/1869-1927, Hanımlar Âlemi’nden Roza'ya Kadın Süreli Yayınları Bibliyografyası/1928-1963, Kadın Yazıları: Kadınların Edebiyat Ürünleri, Kadınlar Üzerine Yazılanlar ve Tezler Bibliyografyası / 1955-1990, Kadın Konulu Kitaplar Bibliyografyası / 1729-2002.
Ayrıca yakında dokuzuncu cildi yayımlanacak olan Kadınların Belleği Dizisi I ve II projesinde, Osmanlıca kadın dergilerinin Latin harflerine çeviri yazımı yapıldı ve proje devam ediyor. Birinci proje kapsamında Kadınlar Dünyası (1913-1921), Hanımlara Mahsus Gazete (1895-1908), Kadın Yolu/Türk Kadın Yolu (1925-1927), Kadın (1908-1909), Türk Kadını (1918-1919), Genç Kadın (1918), Aile (1880) ve Hanım (1921) dergilerinin çeviri yazımı yapıldı.
Vakıf, “Kadınların Belleği Dizisi 2- 30. Yıl Projesi”yle bir önceki projeden kalan 32 derginin çeviri yazımının yapılması için 2017’de çalışmaları başlattı. Gönüllü ve özverili çalışan bir ekiple ilerleyen projenin ilk yayınları Libra Kitap’tan çıktı.
İkinci proje , Yeni Harflerle Bilgi Yurdu Işığı (1917-1918) / Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Kadın Dergileri: Talepler, Engeller, Mücadele-Cilt 1, Yeni Harflerle İnsaniyet (1882-1883); Kadınlık Hayatı (1913); Erkekler Dünyası (1914); Ev Hocası (1923); Firuze (1924) / Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Kadın Dergileri: Talepler, Engeller, Mücadele-Cilt 2, Yeni Harflerle Hanımlar Âlemi (1914) / Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Kadın Dergileri: Talepler, Engeller, Mücadele-Cilt 3, Yeni Harflerle Sıyanet (1914) / Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Kadın Dergileri: Talepler, Engeller, Mücadele-Cilt 4, Yeni Harflerle Kadınlar Dünyası (1913-1921) Sayı: 101-110 / Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Kadın Dergileri: Talepler, Engeller, Mücadele –Cilt 5, Yeni Harflerle Kadınlar Dünyası (1913-1921) Sayı: 111-120 / Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Kadın Dergileri: Talepler, Engeller, Mücadele-Cilt 6, Yeni Harflerle Hanımlara Mahsûs Gazete (1895-1908)-Sayı: 1-13 / Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Kadın Dergileri: Talepler, Engeller, Mücadele-Cilt 7, Yeni Harflerle Hanımlara Mahsûs Gazete (1895-1908)-Sayı: 14-25 / Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Kadın Dergileri: Talepler, Engeller, Mücadele-Cilt 8’den oluşmaktadır.
Yakında yayımlanacak olan dokuzuncu cilt; Âyîne (1875), Parça Bohçası (1889), Âlem-î Nisvan (1906), Seyyale (1914) dergilerinden oluşmaktadır. Bu proje 19. yüzyılın sonlarından itibaren dönemin kadınlarının yaşadıkları sorunları, çözüm arayışlarını, karşılaştıkları engelleri, hakları için verdikleri mücadeleyi, kurdukları dernekleri, kamusal hayata katılma çabalarını, düşüncelerini ve kaleme aldıkları yazıları görmemizi sağladı.
Vakfın yer yıl çıkardığı ajandalar ise kadın ve kadın eserlerini ele alarak hazırlanmıştır. Aynı zamanda bir başvuru kaynağı olma özelliğine de sahiptir. Birkaç örnek vermek gerekirse, 1997 yılı ajandası Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Kadın ve Giyim, 1998 ajandası Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Kadın ve Eğitim, 2017 ajandası Kadın Hayatlarını Yazmak Oto/Biyografi Yaşam Anlatıları, 2018 yılı ajandası Kadın Tarihini Yazmak, 2019 ajandası "Kadınlar Vardır! 1923-2018 Kadın Kurumları ve Örgütlenmeleri" ve 2020 yılı ajandası "Arşivim Nerede? (30. Yıl Ajandası)" başlıklarıyla referans kaynaklar olma özelliğine sahiptir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kadınlar Birliği, kadın hakları, Obligon kokuları, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı
25 Nis 2023

YAZARLAR

Göktuğ İpek
https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR



