Van'da kadın direnişi: Dört duvar arasında

Aktivist ve medya çalışanı Rojbin Bor ile söyleşi

Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Uçan Süpürge'nın Muhabirler Ağı, toplumsal cinsiyet eşitliğini ana odağa alarak kadınların sesinden haberlere ulaştırır.

Çok eski tarihlere gitmeden şimdi içinde bulunduğumuz bu yüzyılda kadınlar neler yaşıyor, özellikle günümüzde kadını dört duvar arasına sıkıştırmaya çalışan, ona şiddet uygulayan, hatta yaşama hakkını elinden alan düzene karşı kadınlar nasıl bir mücadele ve direniş sergiliyor? Bu konuda aktivist ve medya çalışanı Rojbin Bor ile söyleşi yaptık.

Bor, Van’da faaliyet yürüten Star Kadın Derneği’nin kurucularından. Bor hakkında 16 ayda 28 soruşturma açıldı. Bor'un "#GercusteNelerOluyor" hashtag'iyle yaptığı “Musa Orhan’larınızı korumaya devam mı? Kürtlere karşı topyekun savaşınızda, yeni özel konseptiniz bu mu?” paylaşımı nedeniyle hakkında “halkı kin ve nefrete sürüklemek” iddiasıyla dava açıldı.

Bor, "Kadının hapsedildiği, kapatıldığı ve belki köleleştirildiği bir gerçeklik algısının varlığından ve köklü oluşundan bahsedebiliriz. Bu kadınlar gerçekten de güvencesiz, ne bir emekliliğe, sağlık güvencesine, gelire ulaşabiliyorlar ne de toplumsal olarak bir kazanım elde ediyorlar. Aslında sadece oraya hapsolan, mecbur olan ve mahkum olan bir kadın gerçekliği ortaya çıkıyor" diyor.

HÜDA PAR'ın "Kadınlar narindir" söylemlerini sorduğumuzda şu yanıtı veriyor:

"Sadece HÜDA PAR değil, bu ülkede birçok faktör kadınları bu noktaya çeken bilhassa mutfak ve yatak odası arasında bir yaşam alanı belirleyen bir gerçeklik içerisinde. Partinin geldiği anlayışın geleneğine baktığımızda, örnek veriyorum 'Kadınlar erkek doktora muayene olamasın, erkek personelden hizmet almasın,' aslında 'Kadın hasta olsun ölsün, dışarı çıkmasın, sosyal yaşam içinde herhangi bir erkekle temas içerisinde olmasın' mantığına eviriliyor."

Van'da erkek şiddeti ve kadın cinayetlerini sorduğumuzda Bor şunlara dikkat çekiyor:

"Kadına yönelik bir nefret suçu işleniyor. Biz buna artık sadece şiddet ve katliam diyemeyiz. Bu çok kurumsallaşan, örgütleşen, birbirini besleyen ve kollayan, kollamak derken 'bir kadını kollamak, kadın yaşam alanını sağlamaya çalışmak'tan bahsetmiyorum, erkeğin erkeği, devletin erkeği, dinin erkeği, nerdeyse tüm dünyanın erkeği koruduğu bir gerçeklik var."

Kadınları kısıtlamaya, dört duvar arasına, özel alana hapsetmeye çalışan bu mantıkla Van'da artan şiddet, cinayet ve şüpheli ölümlere ilişkin neler düşündüğünü ve bunlara karşı kadınların nasıl bir direniş ve mücadele yürütmesi gerektiğini soruyoruz:

"Van'da hem feodal kodlar çok güçlü, eğitim oranı düşük, hem de Van çatışmalı bölgede olmasından kaynaklı her türlü işgale, gaspa, mahrum bırakılmaya maruz kalmış bir pozisyon içindedir. Van’da özellikle artan kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri  ve kadına şiddet var, tüm bunları nereye oturtmak gerekiyor, bence en başlıca sebebi mevcut iktidarın cezasızlık politikası ile erkeğe sunduğu cüret üzerinden tanımlamak gerekir. Toplumlar, fikirler, yaklaşım ve algılar değişebilir ama bunun için tabii ki caydırıcı bir gücün, mekanizmanın olması gerekiyor.

Bugün Van'da kadına yönelik şiddet erkek eliyle gerçekleşirken aynı zamanda toplum eliyle de örtülmeye çalışılıyor. Kadın şiddetle karşılaştığında, bunun şikâyetini yaptığında bunun evin bir sorunu olduğu ve dışarıya yansımaması gerektiği gibi algılar var.

Van bir milyon yüz binin üzerinde bir nüfusa sahip, kentte tek bir tane sığınma evi var ve kapasitesi 48 kişilik. Van'da 52 tane kadın kurumu vardı, her ilçede bir kadın sığınma evi vardı. Ama kayyumlar kadın kurumlarını kapattı. Kadınlar birçok şeyden mahrum kalabiliyor, yeterince beslenemiyor ve kalacak yer bulamıyor. Bu kadınlar mobbing'e maruz kalıyor ve özellikle kolluk gücünün ısrarı ile evlerine, şiddet gördükleri yerlere geri dönmek zorunda kalıyorlar. Bu kadınlar kendilerini çok alternatifsiz hissediyorlar."

Rojbin Bor


Kadın örgütlerinin bu durumda neler yapabileceğini soruyoruz:

"Bunu Van özelinde ele aldığımızda, yıllardır kadın mücadelesi yürüten ve bu alanda çalışan biri olarak, özellikle Van’da kadın örgütleri çok farklı bir noktaya çekiliyor, yaptıkları her faaliyet örgüt üyeliği, örgüt propagandasına bağlanan bir yerde tutuluyor.

Artık kadın örgütlerinin doğrudan devlet üzerinde, mekanizmalar üzerinde bir etkisinden çok bahsedemiyoruz. Kadın örgütleri kadınlara gereken desteği ancak bireysel ilişkiler nezdinde geliştirebiliyorlar. Örneğin bir kadının sığınma ihtiyacı olduğunda bunu kendi aramızda denkleştirerek kalabileceği yer temin edebiliyoruz.

Ne yapmak gerekiyor? Gerçekten mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmemek gerekiyor, yani sonucu ne olursa olsun, bizi birbirimize, birbirimizi de kendi mücadelemize emanet etmek gerektiğine inanıyorum. Her şey geçecektir, ama ast olan kadının kendisidir.”

Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Uçan Süpürge'nın Muhabirler Ağı, toplumsal cinsiyet eşitliğini ana odağa alarak kadınların sesinden haberlere ulaştırır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

şiddet

katliam

HÜDA PAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Direniş Hikâyeleri

Uluslararası hukuktan sanata, Ankara'dan Van'a direniş hikâyeleri

31 May 2023

YAZARLAR

Nejla Kırbaş

Yazar @ Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Uçan Süpürge'nın Muhabirler Ağı, toplumsal cinsiyet eşitliğini ana odağa alarak kadınların sesinden haberlere ulaştırır.

İLGİLİ OKUMALAR

;