
Görsel: Kartal24
Çocukluğumdaki yemek figürlerinden biri Vedat Milor’du dersem, kimsenin şaşıracağını zannetmiyorum. NTV’deki tüm bölümleri kaçırmadan izler, yeri gelir ailecek ekrana kilitlenirdik program boyunca.
Milor’un “Menemen soğanlı mı olur, soğansız mı?” anketinden beridir ise sevenleri ikiye bölünmüş durumda. Kimisi karşı cephe alırken, kimisi yanında yer alıyor. Ancak bu cepheler soğanlı ya da soğansız yenilir diyenlerden ziyade, Milor’un geçirdiği değişim üzerinden alınıyor.
Bu iki ayrı karaktere/cepheye yazımda Milor ve Milör isimlerini verdim. Milor, Gastromondiale, Mizanplas ve Tadı Damağımda gibi ciddi işlere imza atmış kişi iken; Milör, görece eğlenceli içeriklere el atmaya çalışan kişi olacak.
Charlie Kaufman’ın 2002 senesinde senaristliğini yaptığı harika bir film var Adaptation (Tersyüz) adında. Filmi asıl ilginç kılan şey, filmi izlerken, filmin yapım sürecini görmeniz ve tüm bunları senarist Charlie Kaufman’ın gözünden izlemeniz.
Kaufman, yaratıcı, depresif, anksiyeteden nasibini almış, işini ciddiyetle yapan, yalnızca ciddi projelerde yer almak isteyen ve genele hitap eden işlerden uzak duran biri. Bu hem gerçek hayatta, hem de filmde böyle. Fakat gerçek hayattakinin aksine, filmde Charlie’nin Donald adında bir ikizi var.
Donald, Charlie’nin aksine son derece sosyal, rahat davranan, komik, kadınlarla arası iyi ve genele hitap edecek, saçma bile bulunabilecek bir senaryo yazan kişi olarak karşımıza çıkıyor.
Filmin finaline doğru yaklaştığımızda görüyoruz ki, Charlie Kaufman tüm kasıntılığını bir kenara bırakarak -elbet içindeki Donald’la da anlaşarak- tamamen karşı çıktığı şekilde bir şekilde bitiriyor filmi ve o güne kadar sinema dünyasında dalga geçtiği tüm klişeler, birden bire karşımıza çıkıyor: Uyuşturucu, kovalamaca, silah, seks, duygusal veda, timsah…
Okurken de fark etmiş olabileceğiniz gibi, Charlie Milor iken, Donald Milör. Milör dememin nedeniyse, gastronomi alanına vâkıf olmayan ortalama bir internet kullanıcısının kendisine Milör olarak seslenmesi.
Milor’un böyle bir değişim geçirmesine ben de tepki göstermiştim geçtiğimiz aylarda. “Nereye gidiyor bu gastronomi?” derken, düşünmeden saldırıya geçmiştim kendi kendime. Fakat özellikle bu filmden sonra daha iyi anlıyorum ki, bazen yeri gelir ve ciddi işler yapmayı kesmek istersin. Yeri gelir, yeterince yorulduğunu fark edip daha eğlenceli işlere kalkışırsın. Filmde, “Sevdiğin şeyi istersin, seni seven şeyi değil.” diye çok güzel bir replik vardı. Bu cümle bence buraya cuk oturuyor. Şarap, iyi yemekler ve ciddi bir gastronomik tavır Milor’u seviyor olabilir, ancak içindeki Milör ile anlaştıktan sonra bu ciddiyete karşı Milor aynı sevgiyi besliyor mu hesaba katmak gerek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

